T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/212 Esas
KARAR NO: 2025/74
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 22/03/2022
Birleşen ----- esas sayılı dosyasında;
BİRLEŞEN DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 18/07/2022
KARAR TARİHİ: 29/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Müvekkili ------- davalı şirketin %20 pay oranına isabet eden 24.000 payına-hissesine sahip olup, Müvekkilinin, şirketin iştigal konuları olan bilişim, internet, ----- konularında uzman ve hissedarlıktan ayrı olarak uzman olduğu konular ile ilgili şirket nezdinde 2016 yılı Mayıs ayından 2021 yılı Ağustos ayına kadar iş akdi ile de çalışmış ve davalının haksız olarak işine son vermesi nedeni ile de işten ayrılmış olduğunu, Müvekkilinin şirketin yönetim(bir dönem dışında-2008 yılında) kademesinde çalışmamış, Yönetim kurulunda hiçbir şekilde görev almamış(2008 yılı hariç), kararlara da herhangi bir şekilde imza dahi atmamış olup, Şirketin yönetimi 2009’ dan beri tamamen diğer ortaklardan
-----(%36.5 hissedar) ve --- (%33,5 hissedar) tarafından yürütülmekte olduğunu, Müvekkilinin şirketin iştigal konularındaki faaliyetlerinden, iş hacmi ve mali konularından bilgi sahibi olmayıp, Bu bilgiler detaylı olarak istenilmesine karşın davalı yanca çok kısmi bilgiler verilmiş, bilançoların ve mali dökümlerin tamamının taraflarına iletilmemiş olduğunu, Buna ilişkin çekmiş bulunduklar----Numaralı ihtarnameye, ---- Y. Numaralı ihtarnamesi ile cevap vererek bu cevabi ihtarnamede bilgilerin verildiğini ifade etmiş olduklarını, Bilgilerin tamamı ve şirketin iş, mali durumu ile nakit akışlarının tamamı müvekkiline iletilmemiş olduğunu, Müvekkilinin 2016 yılından 2021 Ağustos ayına kadar şirkette çalışmasına ve daha önce çekmiş bulunduğu ihtarnameye rağmen----- Y. Numaralı ihtarname) hiçbir şekilde bu talepleri yerine getirilmemiş, Keza müvekkilinin bu taleplerini
sürekli şekilde şirket Yönetim Kurulu üyelerine şifahi olarak da iletmiş ancak bu taleplerinin de
sonuçsuz kalmış olduğunu, ---- Noterliğinden çekmiş bulundukları ihtarnameye rağmen şu ana kadar istedikleri bilgiler ve --- yıllarına ait hesap dökümleri, bilançoları(ayrıntıları ile), harcama ve gelirleri(kalem kalem), şirketin tüm banka hesapları, vergi dökümleri, kar-zarar hesapları, varsa kar payımız ve temettülerimizin miktarları, şirketin bütün bilgi ve belgeleri, ihtara rağmen taraflarına iletilmemiş olup, Hatta şirket ortak ve Yönetim Kurulu üyesi -----bir keresinde müvekkilime ve --- gönderdiği mailde, diğer
ortak ve Yönetim Kurulu üyesi --- şirket kayıtlarını vermediğini ifade etmiş, Burada açıkça diğer --- şirketi kötü yönetmekle ve --- görevini yerine getirmemekle suçlamakta olup, Sadece bu yazışmaların dahi
şirketin haklı nedenlerle feshi için bile yeterli neden olduğunu, Davalı şirket, Yönetim Kurulu üyesi ve hissedar ---- eşi ----çalıştığı veya uzaktan destek/danışmanlık verdiği firmadan ----alınmakta olup, Buna gerek olmadığını, çünkü danışmanlık alınabilecek konular zaten şirketin verdiği hizmetler olup, Görüldüğü gibi, her şey şirketin aleyhine yapılmış, Bu şekilde davalı şirket zarara uğratılmış ve karlılığının engellenmiş olduğunu, Davalı şirketin Yönetim Kurulu üyeleri ve hissedarlar-----Davalı şirket ile benzer konularda iştigal eden ve benzer işleri yapan ------ sahipleri ve yöneticisi olduklarını, Bu şirket davalı şirket ile aynı yerde faaliyet göstermekte, ----davalı şirkete danışmanlık hizmeti vermekte olduğunu, Öncesinde davalı şirkette istihdam edilen personeller ----- aktarılarak danışmanlık hizmeti adı altında fatura edilmekte, Oysa bu elemanlar -----eğil de davalı Şirkette istihdam edilse davalı şirkete maliyetleri daha az olacak ve ------ yüklü danışmanlık hizmeti alınmayacağını, Yanı sıra bu elemanlar, davalı ---- Nezdinde istihdam edilse aynı zamanda devlet teşviklerinden yararlanılabilir ve bu şekilde şirketin sermaye yapısı daha da güçlenebilir, Aksi davranışla şirket bu yönden de kayıp yaşamış, Davalı şirket yöneticilerinin bu ikinci şirketi kurarak haksız rekabete ve davalı şirketin zarara uğramasına bilerek neden olmuş olduklarını, görüldüğü üzere aynı yerde faaliyet gösteren bu şirketlerin yöneticileri de aynı kişiler olup, Bu nedenle de ortada haksız rekabet mevcut olup, davalı şirket bilerek zarara uğratılmakta ve müvekkilinin kar payının ortadan kaldırılmakta olduğunu, Bunun da şirketin feshi için haklı ve önemli bir neden olduğunu, Şirket kurulduğu tarihten bu yana ve "uzun süre kar dağıtımı yapılmaması" başka bir haklı neden olup, ------içtihatları uzun süre kar payı dağıtılmaması hatta uzun sayılabilecek 3-4 yıllık süre ve tam olmasa da düşük miktarda kar payı ve temettü dağıtılmamasının da yine haklı bir fesih nedeni olduğunu, Azınlık ile çoğunluk arasında kurulması gereken menfaat dengesi, çoğunluğun bu tür tavır ve davranışları ile kurulamamış olup, Bu durumda; müvekkilinin muhatap şirkette ortaklığını devam ettirmesi mümkün gözükmemekte olduğunu, Davalı ile yapılan -----numaralı dosyası dekte olup, Bu görüşmelerin Tam anlaşamama ile sonuçlanmış olduğunu belirterek, Davalı şirketin TTK 531. Madde uyarınca feshine, Fesih’ e karar verilmediği takdirde yine TTK 531. Madde uyarınca ortaklığın yürütülmesinin müvekkili açısından imkansız olduğu göz önünde bulundurularak, müvekkilinin hisselerinin, karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin hesaplanarak müvekkiline şirket ve/veya diğer ortaklar tarafından ödenerek müvekkilinin hisselerinin alınmasına, varsa müvekkilinin dağıtılmayan ve bildirilmeyen kar payı-temettülerinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesine, Yargılama giderleri ile ücreti
vekaletin de davalıya yüklenmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Huzurdaki davanın dayanağı şirketin hukuka aykırı yönetilmesi gibi görünse de gerçek
durumun tamamen farklı olduğunu, Dava dilekçesi incelendiğinde her fırsatta azlık pay sahiplerinin müdahil olamadığı noktalara ilişkin itirazlar olduğu görüleceğini, Kaldı ki dayanılan fesih nedenleri ispat edilmekten uzak, 'mahkemece araştırılarak gerçek ortaya konulmalı'' şeklinde delilsiz ve hukuk yargılamasında 'taraflarca getirilme ilkesine' aykırılık içeren özetle hukuki dayanaktan yoksun beyanlar olduğunu, Nitekim davacı vekili şirketin feshine ilişkin gerçeğe aykırı olaylar dışında hiçbir hukuki açıklamaya yer vermiş olmayıp, Davacı yanın dayandığı 'gerekçe' ; '' çoğunluğun sistematik baskısı' olarak ifade ettiği mesnetsiz ifadeler olduğunu, Davacı yanın hukuka aykırılık iddialarına tek tek verecekleri cevaplarla da davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğu görüleceğinin, Ayrıca davacı yanın tüm iddialarının şirketler hukukumuzda hakim olan ''feshin son çare olma ilkesi'' ------ ışığındadeğerlendirilmesinin gerektiğini, Davacı yanın haklı fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü sebeplerin ''müvekkil şirketin bilerek zarara uğratıldığı, denetimden uzak olduğu, şahsi menfaatler elde edildiği ve bu durumun yönetim kurulu üyesi ve şirketin iki büyük hissedar olan ------ hakimiyetinden kaynaklandığı'' noktasında toplandığının görülmekte olduğunu, Fakat davacı tarafın dava açmasının gerçekte tek bir sebebi vardır o da şirket payını rayicin üzerinde şirkete satmak istemesi olup, Şirketin zarar ettiği iddiasına gelince, şirketin ödenmiş sermayesi 120 Bin TL olup aradan geçen yıllara göre ödenmiş sermayeye ne katıldığı veyahut ödenmiş sermayenin ne kadar eksiltildiğine bakmak gerekmekte, Şirketler kanun gereği kar elde edilmek için kurulmak zorunda olsa da şirketler kuruluş yıllarında kar dağıtma değil büyüme odaklı hareket ettiklerini, Şirketlerde başarısızlık sermayenin korunamaması ve zarar etmek iken başarı ise öz kaynakları yükseltmek ve kar etmek olup, Şirketin geçmiş dönem karları zararlarından oldukça çok olup son 3 yılda (2019,2020,2021) art arda kar elde etmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine, şirketin faaliyet gösterdiği bilişim, internet ve ----- konularında uzman olmadığını, Takdir edileceği üzere şirketin faaliyet alanı ciddi anlamda teknik bilgi ve bu yönde eğitim gerektirmekte iken davacı lise mezunu olup, işleri uzman seviyesinde bilmemekte,; henüz dava dilekçesinin girişinde iddia edilen bu hususun, basit bir eğitim araştırmasıyla tespit edilecek nitelikte olduğunu, Diğer yandan davacının 2008 yılı hariç şirketin yönetim kademesinde çalışmadığı, Yönetim Kurulunda hiçbir şekilde görev almadığı ve kararlara imza dahi atmadığı iddiası tamamıyla asılsız olup, Davalı Şirket bilgisayar programlama faaliyetleri ---------ve kablolu ağlar üzerinden internet erişiminin sağlanması hariç kablolu ----- faaliyetleri alanlarında hizmet ---------davalı ---- aksine sadece kablolu ağlar üzerinden internet erişiminin sağlanması yönünde hizmet vermekte olduğunu, Müvekkili şirket, bahsi geçen ---- iştigal konusu olan internet erişimi konusunda satış yapma lisansı sahibi olmadığı gibi BTK mevzuatı gereği ilgili lisans alma kriterlerine de sahip olmadığını, ------ tarihinde kurulmuş, Bu tarihte davalı müvekkili şirket ile bahse konu limited şirket arasında kira sözleşmesi yapılmış, Bu tarihten
itibaren müvekkili şirket kira bedelleri için düzenli olarak ---- fatura kesmeye başlamış, Kira sözleşmesi ---- tarihinde yenilenerek damga vergisi ödemesi de yapılmış, Ekte sunulu faturalardan da görüleceği üzere kira bedeli düzenli olarak her yıl artırılmış, Bu anlamda limited şirketin, müvekkili şirkete lojistik giderler anlamında yük olduğundanbahsedilemeyeceğini, Dava dilekçesinde ''Davalı şirketin denetimini------babaları ---- yapmaktadır ve bugüne kadar müvekkilime iletilmiş bir tane "denetim raporu" yoktur. '' şeklindeki ifadelere yer verilmiş olup, Davalı anonim şirketin
kuruluş yılı olan---- yılının denetçisi davacı yanın zikrettiği üzere ----- olduğunu, Şirket adına kiralanan bir aracın------ teslim edildiğine dair teslim tutanağı sunulmuş olup, Şirket adına kiralanan araçların şirketle ilgisi olmayan kişilere kullandırılarak şirketin
zarara uğratıldığı iddiaları gerçek dışı olduğunu,
Davacı yan, şirketin kurulduğu tarihten bu yana kar dağıtımı yapılmadığını ve bu durumun da
haklı sebeple feshe gerekçe olduğunu öne sürmüş olup, kar dağıtımı yapılamaması şirketin mali durumundan kaynaklanmakta olduğunu, çok defa hissedarların ortak kanaati sonucu kar dağıtımı yapılmamasına karar verilmiş, Buna karşılık şirket 2021 yılının sonu itibariyle 372.000,00 TL kar elde etmiş olduğunu, Son olarak, Yüksek mahkemenin genel kabul gören örnek kararlarında haklı sebeplerin varlığı hallerinde dahi feshin son çare olması ilkesine dikkat çekilmiş ve seçimlik diğer yetkilerin değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiş olup, oysa ki somut olayda haklı sebepler dahi bulunmamakta olduğunu belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen ------ esas sayılı dosyasında;
DAVA: müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirkette %10 oranında hisseye tekabül eden 12000 adet payı bulunduğunu, şirketin diğer ortakları----- %36,5, ----- %33,5 ve ----- %20 hissedar olduğunu, şirketin yaklaşık 15 yıldır diğer ortaklar ------ hakimiyetinde olduğunu, küçük hisse sahibi olanların tamamen yok kabul edildiğini, iki büyük hissedarın şirketin tüm maddi kaynaklarından kendileri faydalanarak aile bireylerini de dolaylı olarak şirketten maddi kazanç sağlar hale getirdiklerini, yönetim kurulu üyesi ve hissedarı---- eşi -------danışmanlık adı altında hizmet alındığını, bu işlem karşılığında ilgili firmaya ücret ödendiğini, şirketin böyle bir danışmanlık hizmetine ihtiyacının bulunmadığını, şirketin yönetim kurulu üyesi ve hissedarları olan ----- davalı şirket ile benzer konularda iştigal eden------kurduklarını, bu şirketin de sahibi ve yöneticisi olduklarını, bu şirketin de aynı yerde faaliyet gösterdiğini, davalı şirket çalışanlarının ------Bünyesinde çalışıyor gösterildiğini, akabinde de danışmanlık hizmeti adı altında fatura tanzim edildiğini, davalı şirket yöneticilerinin ikinci bir şirket kurarak şirketin sermaye yapısını zayıflattıklarını, haksız rekabete ve şirketin zarar uğramasına sebep olduklarını, davalı şirket bünyesinde çalışan pazarlamacıların aynı zamanda -----n de hizmet verdiklerini, bu durumun davalı şirketin kazancını etkileyerek zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davalı şirket müşterilerine satılan internetin daha düşük bir internet paketi seçeneği ile ------ satın alındığını, internet ve danışmanlık hizmetleri ile birlikte üzerine kar konularak davalı şirkete fatura edildiğini, mevcut haksız rekabet nedeniyle şirketin bilerek zarara uğratıldığını, her iki şirket aynı adresteki aynı işyerini kullandığından yerin tüm giderleri, personel maliyetlerinin davalı şirkete yüklenildiğini, son genel kurul toplantısında özel denetçi ile şirket işleyişinin kontrol edilmesi istenmesine rağmen bu taleplerinin her iki ortağın oy çokluğu ile reddedildiğini, şirketin genel kurul toplantılarının üç yılda bir yapılarak şirketin denetlenmesinin engellendiğini ve keyfi bir çoğunluk baskısı oluşturulduğunu, her yıl yapılması gereken genel kurul toplantılarının sürekli ertelendiğini, --- tarihinde yapılan ---- şirket yönetim kurulu üyesi ve büyük hissedar ------ kendilerine ayrı ayrı toplam 90.000 TL aylık maaş bağladıklarını, azınlığın sahip olduğu hakların sürekli bir şekilde ihlal edilmesi ve bu ihlaller karşısında azınlıktan şirketi ilişkisine devam etmesinin beklenemeyeceğini, şirket çoğunluk hissesine sahip -------tarafından şirket şahsi menfaatler ve kişisel çıkarlarla yönetildiğini, şeffaflıktan uzak bireysel kaygılar ile hareket edilmesi nedeniyle şirket amacının ortadan kalktığını, şirketin elde ettiği gelirlerin maaş yoluyla iki büyük hissedar arasında pay edilerek kötüniyetin sürekli hale getirildiğini, bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde şirkete kayyım atanarak davanın devamının sağlanmasının elzem olduğunu, aksi halde şirketin bugüne kadar dağıtmadığı karların şirket çoğunluk hissedarlarına verilmesiyle geri dönüşü olmayan bir yola girileceğinin aşikar olduğunu, son yönetim kurulu toplantısında aceleyle maaş konusunda karar alınması dahi beyanlarını teyit eder mahiyette olduğunu, yargılamanın uzun süreci düşünülerek maaş hususunda tedbiren geriye dönük karar verilmesinin müvekkilinin mağdur edilmemesi açısından önemli olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; dava sonuçlanana kadar şirkete tedbiren kayyım atanmasını, 01.06.2022 tarihinde alınan kararla şirket yöneticilerinin kendilerine bağladığı maaşların şirket hak ve menfaatlerine halel getirmesi ve suistimal boyutunda olması sebebiyle dava sonuna kadar maaş ödenmesinin tedbiren durdurulmasını, davalı şirketin TTK. madde 531 gereğince feshini, şirketin feshine karar verildiği taktirde, TTK madde 531 gereği ortaklığın yürütülmesi müvekkil açısından imkansız olduğu için, müvekkile ait hisselerin karar tarihine en yakın zamandaki gerçek değerinin hesaplanarak, şirket veya diğer ortaklar tarafından ödenerek müvekkil hisselerinin alınmasını, bu hisse bedellerine aynı zamanda atabuluculuk başvuru tarihinden başlamak üzere ticari faiz işletilmesini, bugüne kadar dağıtılmayan ve bildirilmeyon kar payı ve temettülerin hesaplanarak dağıtılmadığı dönemden başlamak üzere ticari faiziyle müvekkile ödenmesini, her türlü yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücretinin karşı taraf üzerinden bırakılmasını talep etmiştir.
SAVUNMA: Dava dilekçesindeki iddiaların irdelenmesine geçmeden önce genel bir değerlendirme yapmak gerekmekte olduğunu, Huzurdaki davanın dayanağı şirketin hukuka aykırı yönetilmesi gibi görünse de gerçek durum tamamen farklı olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde her fırsatta azlık pay sahiplerinin müdahil olamadığı noktalara ilişkin itirazlar olduğu görüleceğini, Kaldı ki dayanılan fesih nedenleri ispat edilmekten uzak, '..duyumlarımız bulunmaktadır'' şeklinde muğlak söylemler barındıran, özetle hukuki dayanaktan yoksun beyanlar olduğunu, nitekim davacı vekili uzun uzadıya Ticaret Hukuku mevzuatındaki haklı fesih sebeplerine değinmiş ancak müvekkili şirkette bu sebeplerin gerçekleştiğine dair bir ifade kullanmamakta olduğunu, dilekçenin girişinde bahsedilen genel ve muğlak sebepler hukuki vasıflandırmadan sonra aynen tekrarlanmakla yetinilmiş olduğunu, ayrıca davacı yanın tüm iddialarının şirketler hukukumuzda hakim olan ''feshin son çare olma ilkesi'------ ışığında değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, Davacı yanın haklı fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü sebeplerin ''müvekkil şirketin uzun yıllardır kar etmediği, şirketin sürekli olarak zararda olduğu ve bu durumun yönetim kurulu üyesi ve şirketin iki büyük hissedar olan ---------- hakimiyetinden kaynaklandığı'' noktasında toplandığı görülmekte olduğunu, fakat davacı tarafın dava açmasının gerçekte tek bir sebebi vardır o da şirket payını rayicin üzerinde şirkete satmak istemesi olduğunu, davacı yan şirket değerini 15 Milyon TL belirleyerek kendi payını satmak istemiş, satın alınmaması durumunda şirkete karşı davalar açacağını açıkça beyan ettiğini, kendisine ticaret hukukuna hakim olan ilkeler gereği payını serbest piyasada satabileceği fakat şirketin kendi payını iktisap etmesi veyahut yöneticilerin payını alması gibi bir durumun mümkün olmadığı iletildiğini, şirketin zarar ettiği iddiasına gelince, şirketin ödenmiş sermayesi 120 Bin TL olup aradan geçen yıllara göre ödenmiş sermayeye ne katıldığı veyahut ödenmiş sermayenin ne kadar eksiltildiğine bakmak gerekmekte olduğunu, şirketler kanun gereği kar elde edilmek için kurulmak zorunda olsa da şirketler kuruluş yıllarında kar dağıtma değil büyüme odaklı hareket ettiklerini, şirketlerde başarısızlık sermayenin korunamaması ve zarar etmek iken başarı ise öz kaynakları yükseltmek ve kar etmek olduğunu, şirketin geçmiş dönem karları zararlarından oldukça çok olup son 3 yılda (2019,2020,2021) art arda kar elde ettiğini, Yönetim Kurulunun faaliyet raporları, kar dağıtım önerisi ve bilanço ortaklarca incelenmek üzere şirket merkezinde hazır bulundurulmuş olduğunu, dolayısıyla azlık pay sahiplerinin yok sayıldığı iddiası mesnetsiz olup şirket kayıtları her pay sahibinin bilgisine açık halde olduğunu, -Davacı yan fesih sebeplerinin devamında ''tüm maddi kaynakların kişisel olarak kullanıldığı, şirketin yüksek cirolarına rağmen kar ve temettü dağıtılmadığını'' iddia etmekte olduğunu, şirket Yönetim Kurulu üyeleri şirket nakdi kaynakları ve kredi kartları ile şahsi hiçbir harcama yapmamakta olduğunu, ancak yapılan harcamalar içerisinde şahsi gider olması halinde(şirket aracının şahsi kullanımı vesair durumlarda), harcamalar muhasebeye bildirilip cari hesaplarından düşülmekte olduğunu, bu hususun şirket cari hesaplarının incelenmesi sonucu açıklığa kavuşacağını, davalı müvekkili şirket------- davalı şirket ile benzer konularda iştigal eden ----------- sahipleri ve yöneticileri olduğunu, bu şirketin müvekkil şirketle aynı yerde faaliyet gösterdiğini, öncelikle davacı yanın da ''benzer konular'' şeklinde ifade ettiği üzere bahse konu şirketlerin alt faaliyet alanları birbirinden farklı olduğunu, müvekkili şirket, bahsi geçen------ iştigal konusu olan internet erişimi konusunda satış yapma lisansı sahibi olmadığı gibi BTK mevzuatı gereği ilgili lisans alma kriterlerine de sahip olmadığını, benzer şekilde ----- davalı şirketin iştigal konusuna giren konularda faaliyet göstermesi mevzuata aykırı olduğunu, ----------- veren bir firma olduğundan 3 vardiya olacak şekilde minimum 6 teknik personel bulundurması zorunlu olduğunu, Davacı yan, somut delili bulunmayan kişisel harcamaların şirkete fatura edildiği duyumunu yineleyerek, şahsi banka hesap hareketleriyle bu durumun ispat edileceğini iddia ettiğini, hiçbir somut ifadesi ve tezahürünü ortaya koyamayan davacının şahsi hesapların incelenmesi talebi yersiz olup, şahısların milyonlarca satırlık kişisel verilerinin incelemeye konu edilmesi hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, bir diğer azınlık pay sahibi---------- de açtığı davada işbu konuyla ilgili bir kaç fatura sunmuş fakat sunduğu faturalar aralık ayında yılbaşı için şirketin satın aldığı sepet ve çikolatalar olduğu anlaşıldığını, bir çok şirket hizmet verdiği ticari işletmelere bu şekilde hediye göndermekte olup bunun dava konusu edilmesi abesle iştigal olduğunu, davacı yanın da bütün dilekçesinde olduğu gibi duyumlar üzerinden beyanda bulunmasının bir sonucu olduğunu, bu hususta delil bir yana delil başlangıcı dahi sunamayan davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, davacı yan müvekkili şirketteki diğer hissedarların hangi eylemlerinin davacının hangi hakkını ihlal ettiğini, bu ihlallin ne suretle süreklilik arz ettiğini açıklamakla mükellef olduğunu tüm bu nedenler ile her türlü hukuki mesnetten ve somut delilden uzak haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava; davalı anonim şirketin TTK 531.maddesi uyarınca haklı nedenle feshi veya davacının şirketteki güncel pay bedelinin ödenmesi suretiyle ortalıktan çıkartılması talebidir. Mahkememiz ile birleşen ------ esas sayılı dosyasındaki dava; davalı anonim şirketin TTK 531.maddesi uyarınca haklı nedenle feshi veya davacının şirketteki güncel pay bedelinin ödenmesi suretiyle ortalıktan çıkartılması talebidir.Dosya içerisine gelen--- kayıtlarının incelenmesi sonucu davalı ---- sözleşmesinin ----- tarihinde tescil edildiği, çalışma konusunun her türlü telefon,------------ haberleşme işlerini yürütme ve bunlar ile ilgili gerekli araç gereç---- diğer işler olduğu, yetkililerin ---- olduğu tespit edilmiştir. Uyuşmazlık; asıl ve birleşen dosyada davacı ortakların TTK'nın 531. Maddesi uyarınca haklı nedene dayalı olarak şirketin feshi şartlarının oluşup oluşmadığı, eğer şirketin feshi şartları mevcut ise bu durumda her bir ortağın karar tarihine en yakın tarihteki güncel pay bedellerinin ödenip ödenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.Dosya içerisine yargılamaya esas olmak üzere hükümde esas alınan 09.11.2023 tarihli rapor ile değer tespitine yönelik bila tarihli rapor ve ek raporlar dosya içerisine alınmıştır. Uyuşmazlığın vasfı gereği TTK 531.madde uyarınca şirketin feshi talebi için haklı neden olup olmadığına dair mahkememiz tarafından tanık beyanlarına başvurulmuş, tanıklar ----- ortak ve uyumlu beyanları ile tasfiyesi talep edilen şirketin bilişim sektöründe faaliyette bulunduğunu, ortaklardan ----şirketin kurucu ortağı olduğu, daha sonra hissesini ---- yılında ----- devrettiğini, herhangi bir fatura istemeksizin ödemelerin şahsı hesaba yapıldığı, müşterilerden gelen ödemelerin de yine -----şahsi hesaplarına yapıldığı, şirket içerisinde ortaklara mobbing yapıldığı, kar dağıtıma ilişkin anormal kararların alındığı, hiç kar payı ödemesinin yapılmadığı, yine ----adına şahsi kredi kartı borçlarının da şirket hesaplarından yapıldığı, evlerine alınan televizyondan kiralanan araçlara kadar bütün masrafların şirket hesaplarından karşılandığı şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Teknik bilirkişi heyeti tarafından davalı şirketin 2016-2021 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, kayıt nizamı bakımından VUK 215-219.maddeleri uyarınca ve Muhasebe Sisteme Uygulama Genel Tebliğine uygun olarak hazırlandığı bu haliyle şirket lehine delil kabiliyeti bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin 2016 yılında (-)71.786,82 TL, 2017 yılında (-)70.232,05 TL, 2018 yılında (-)108.057,58 TL zarar ettiği, bunun yanında 2019 yılında 13.074,73 TL kar elde ettiği, 2020 yılında 270.563,50 TL kar ettiği, 2021 yılında da 59.482,03 TL kar ettiği tespit edilmiştir. Yapılan yargılama sonucu; asıl ve birleşen davada şirket ortakları davalı şirketin TTK 531.maddesi uyarınca öncelikle şirketin haklı nedenle feshi mümkün olmaması durumunda da güncel pay bedellerinin ödenmesi yoluyla ortaklıktan çıkma talebinde bulunmuşlardır. 6100 Sayılı TTK'nın 531. Maddesi; "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmi de birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." 6102 sayılı TTK 531. Maddesinde yer alan 'haklı sebep ' konusunda herhangi bir açıklama gösterilmemiştir. TTK 245/1 maddesinde 'haklı sebepler ' tarif edilmiş ve nelerin haklı sebep olabileceği bildirilmiştir. ------ uygulamalarına göre "uzun zamandır ciddi bir faaliyetinin bulunmaması","Anonim Şirketin kötü yönetilmesi ","genel kurul toplantılarının yapılmaması ,toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirketin fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılmaması","ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması ",ortaklar arasında ciddi anlaşmazların olması "," uzun süre pay sahiplerine kar payının dağıtılmaması " gibi sebepler sayılmış ve "haklı nedenlerin her somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından takdir edileceği belirtilmiştir".-----Somut olayda; asıl dosyada davacının davalı şirkette hisse payının %20 olduğu, birleşen dosyada da davacının şirketteki hisse payının %10 olduğu ve dava şartının gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. TTK 531.maddesinde şirketin feshine karar verebilmek için haklı nedenler tek tek açıklanmamıştır. Yerleşik Yargıtay İçtihatları gereği şirketin kötü yönetilmesi, organların karar alabilme fonksiyonlarını yitirmesi, şirketin amacının elde edilmesinin güçleşmesi, sermayenin karşılıksız kalması, pay sahiplerinin haklarının kullanılmasının engellenmesi vb. şeklinde haklı nedenler belirtilmiştir. Somut olayda davacı ortakların kendi beyanları ve duruşmada dinlenen tanık anlatımları ile şirkette kar elde edilmesine rağmen düzenli kar payı dağıtımı yapılmaması, dava dışı ortaklar----- şahsi harcamaları olan kredi kartı harcamalarının, eve televizyon alınmasına ilişkin harcamaların, araç kiralanmasına ilişkin ödemelerin, şahsi araçlarının benzin harcamalarının, dava dışı ortaklar tarafından diğer ortaklara mobbing uygulaması yapıldığı, müşterilerden gelen ödemelerin şirket hesabına aktarılması gerekirken şahsi hesaplara aktarıldığı bu haliyle şirkette güven duygusunun zedelendiği, şirketin işleyişi konusunda dava dilekçesinde belirtilen taleplere ve gönderilen------- tarihli ihtarnameler ile şirketten mali durumuna ilişkin bilgi talep edilmesine rağmen gerekli ve yeterli bilgilerin verilmediği yani bilanço ve mali tablolardan davacı ortakların haberdar olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında TTK'nın 409.maddesi uyarınca "Olağan toplantı, her faaliyet dönemi sonundan itibaren 3 ay içerisinde yapılır." hükmüne aykırı olarak davalı şirketin ------- 3 yılda bir yapıldığı ve bu durumun TTK 409.maddesine aykırılık oluşturduğu ve bunun sonucu olarak da davacı ortakların ----- edinecekleri bilgi alma hakları ile mali tabloların ve bilançoların oluşturulmaması nedeniyle inceleme haklarının ellerinden alındığı kanaati oluşmuştur. Teknik heyetin incelemesi sonucu usulsüzlüklerden bir tanesinin de davalı şirkete borçlu konumunda bulunan dava dışı -------- cari borcu için davalı ---- kurulu üyesi------ adına düzenlenen senetlerin şirketin muavin hesap defterinde kayıtlı olmadığı yani alacaklı sıfatıyla cari hesaptan kaynaklı kambiyo senetlerinin şirket adına düzenlenmesi gerekirken dava dışı borçlu şirket ------ tarafından davalı --------- yönetim kurulu üyesi adına düzenlenmesi de başka bir usulsüzlük olarak tespit edilmiştir. Yapılan tüm bu incelemeler sonucu dava dışı yönetim kurulu üyelerinin kendi eylemleri sonucu kendi lehlerine şirketi zarara uğratıcı eylemlerde bulundukları, şahsi harcamaların şirket hesabından yapıldığı, yine dava dışı borçlulardan şirket hesabına gelmesi gereken ödemelerin yönetim kurulu üyelerinin kendi adlarına düzenlenen kambiyo senetleri ile şahıslarına ödeme yapıldığı hususlarının tamamı TTK'nın 531.maddesi uyarınca şirketin feshi için haklı sebepler olarak tespit edilmiştir. Davalı---- ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu ----- yıllarında zarar ettiği ancak 2019 yılından itibaren şirketin kar elde etmeye başladığı, kar elde eden yani borca batık olmayan bir şirketinde fesih ve tasfiyesi ülke ekonomisi ve şirket ortakları için adaletli bir çözüm olarak öngörülmediğinden aynı madde uyarınca haklı nedenler ile şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortakların karar tarihine en yakın tarihteki güncel pay bedellerinin ödenmesinin daha hakkaniyetli olduğu tespit edilmiştir. Buna ilişkin olarak dosya içerisine davalı şirketin iştigal ettiği iş kolu gereği teknik bilirkişilerden her bir davacının güncel pay bedelinin tespitine yönelik hükme esas alınan bila tarihli rapor ve--- teslim tarihi olan --- tarihli ek rapor alınmıştır. Buna göre asıl dosyada davacı -----güncel pay bedeli olduğunun tespit edildiği, bunun yanında şirkete 8.721,27 TL borcunun olduğu, birleşen dosyada davacı ----- güncel pay bedeli alacağının olduğu tespit edilmiştir. Ancak her ne kadar teknik bilirkişi heyeti güncel pay bedellerinin tespitini USD üzerinden yapmış ise de davacıların böyle bir taleplerinin olmadığı tespit edilmiştir. Bundan dolayı mahkememiz tarafından ek raporun alındığı tarih olan ---- tarihi itibariyle ------kur değerleri göz önüne alınarak TL cinsinden karar tarihine en yakın tarih itibariyle hesaplamalar yapılmış olup açılan davanın bedel artırım dilekçeleri doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl Dava İçin
Açılan davanın KABULÜ İLE
1-Davalı şirketin Fesih Talebinin TTK 531.maddesi gereği REDDİNE
2-Davacıya karar tarihindeki en yakın tarih itibariyle güncel pay bedeli olan 3.235.651,33 TL 'nin davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine
3-Davacı ortağın pay bedelinin ödenmesi sonucu Ortaklıktan Çıkarılmasına
4-Karar kesinleştiğinde-------- gönderilmesine
Birleşen--------- Dosyası İçin
Açılan davanın KABULÜ İLE
1-Davalı şirketin Fesih Talebinin TTK 531.maddesi gereği REDDİNE
2-Davacıya karar tarihindeki en yakın tarih itibariyle güncel pay bedeli olan 1.620.801,00 TL 'nin davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine
3-Davacı ortağın pay bedelinin ödenmesi sonucu Ortaklıktan Çıkarılmasına
4-Karar kesinleştiğinde ----------- Müdürlüğü'ne gönderilmesine
a-) Asıl dava yönünden;
1-Alınması gerekli karar harcı 221.027,34-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL peşin harç ile 57.605,00-TL tamamlama harcı toplamı 57.685,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 163.341,64-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
2-Davacı tarafça yatırılan 57.685,70 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 11,50-TL vekalet harcı, 553,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.645,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 402.852,11-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.560,00-TL arabuluculuk ücreti davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
b-) Birleşen ----------- sayılı dosyası yönünden;
1-Alınması gerekli karar harcı 110.716,91-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL peşin harç ile 27.888,00-TL tamamlama harcı toplamı 138.604,91-TL'nin mahsubu ile fazladan yatırılan 27.888,00-TL'nin talebi halinde ve karar kesinleştiğinde davacı ----- iadesine,
2-Davacı tarafça yatırılan 138.604,91 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 11,50-TL vekalet harcı, 22,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.114,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 238.288,11-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.560,00-TL arabuluculuk ücreti davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
c-) Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde---- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/01/2025