T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/1958
KARAR NO : 2024/927
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/10/2014
KARAR TARİHİ : 05/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.03.2014 tarihli, 50.000-TL bedelli ---- Şubesine ait ----nolu çekin muhatap bankadan temin edilmiş olduğunu, çeklerin altında bulunan imzanın müvekkili şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı çıplak gözle dahi anlaşılabildiğini, dava konusu çeklerin, 24.10.2014 tarihinde bankaya ibraz edildiğini, muhatap bankanın çekin arkasına “İş bu çek üzerindeki keşideci imzası ile keşidecinin Bankamız kayıtlarındaki imzaları benzeşmediğinden herhangi bir işlem yapılamamıştır” kaydı düşerek , çek fotokopisini müvekkili şirkete gönderdiğini, çek fotokopisi incelendiğinde, çıplak gözle dahi imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşıldığını, davalıların elinde olduğu anlaşılan, toplamda 50.000-TL bedelli olarak doldurulmuş çeklerin, müvekkili şirketin rızası hilafına imzasız ve boş olarak kaybettiği/çaldırdığı çek koçanından olduğunu, başkaca çekler çıkması halinde dava açma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili şirketin yetkili temsilcisinin, çek keşide etmek de dâhil her türlü temsil ve ilzam yetkisinin münferiden, şirket Yönetim Kurulu Üyesi --- ait olduğunu, müvekkili şirkette, --- - dışında hiç kimsenin temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirket, turizm sektöründe maruf bir firma olduğunu, şirketin tanıtımına yönelik olarak yayınlanan kataloglarda, dergilerde vb. dokümanlarda müvekkil şirket yetkilisinin imzası çokça kullanıldığını, bu nedenle de kötü niyetli kişiler tarafından, temin ve taklit edilebilir durumda olduğunu, müvekkili şirketin davalılara herhangi bir borcu da bulunmadığını, müvekkili şirketin söz konusu çek koçanlarının kaybolduğunu fark ettiğini, muhatap bankaya gerekli başvuru yapıldığını, müvekkil şirketin bu çekler nedeniyle davalılara herhangi bir borcu da bulunmamasına rağmen, çeklerin ihtiyat-i haciz de dahil olmak üzere takip konusu yapılması ihtimali bulunduğundan yargılama sonuna kadar öncelikle HMK 208 vd. maddeleri uyarınca icra takibinin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, aksi halde, uygun görülecek teminat mukabilinde İİK 72/2. Maddesi gereğince icra takibinin önlenmesine yönelik ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek açıklanan nedenlerle; her türlü talep ve dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla: öncelikle, dava konusu çeklere ödeme yasağı konulması ve----- Şubesine bildirilmesine, müvekkili şirket aleyhine icra takibine geçilmesinin önüne geçmek için, öncelikle HMK 208 vd. maddeleri uyarınca takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, bu talebimiz kabul görmediği takdirde, İİK.m. 72/2 hükmü uyarınca yargılama sonuna kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, dava konusu 14.03.2014 tarihli, 50.000-TL bedelli ---- Şubesine ait ----- nolu çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının ve bu nedenle müvekkil şirketin herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile söz konusu çeklerin müvekkili şirket açısından iptaline; davalıların %20'den aşağı olmayan kötüniyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini müvekkili şirket adına vekâleten talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı ---- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin ---- ve ----- Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın imzaya itiraz yerine özellikle ve kasten menfi tespit davasını açmasının olası soruşturmada Cumhuriyet Savcısını yanıltmaya yönelik olduğunu, davacı ve diğer davalı ----- arasındaki sözleşme gereği çekin bizzat davacı tarafından anılan davalıya verildiğini, ---- tarafından aynı çekin müvekkili şirkete ciro edilerek verildiğini, ilgili sözleşmeyi davacı şirket adına ----- imzaladığını, bu sözleşme gibi beş adet daha sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmelerde yer alan aynı bankanın ön dört adet çekinin davacı tarafından ödendiğini belirterek açıklanan nedenlerle; yetkisizlik kararı verilerek dosyanın ----- Mahkemelerine gönderilmesine, davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Tasfiye Halinde -----Şirketinin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine (çek) dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı, dava konusu çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, anılan çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları incelenmiş, yargılama sırasında 28/02/2018 tarihinde kabul edilen 7101 sayılı kanunun 61. maddesi ile 6102 sayılı T.T.K.'nın 4. maddesinin 2. fıkrasının değiştirilmesi sebebiyle basit yargılama usulüne geçilmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ----- İcra Dairesinin ---- İflas sayılı dosyası, ---- İcra Hukuk Mahkemesinin --- Esas sayılı dosyası,----. Ağır Ceza Mahkemesinin --- Esas sayılı dosyası, ---- Asliye Ceza Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası, ---- Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, çek asılları celp edilmiş, ----- Ticaret Sicili Müdürlüğünden davacının ticari sicil kayıtları celp edilmiş ve dava sonuçlandırılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun aslında bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Ancak davalının alacağı kambiyo senedine dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. (Yargıtay----- Hukuk Dairesi'nin 20/03/2019 tarih -----. Sayılı kararı da bu yöndedir.)
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, HMK'nin 201.maddesinde düzenlenen miktardan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. (---- BAM ----- HD. ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı)Somut dosya bakımından değerlendirme yapıldığında; davacı/borçlu, davalı/alacaklı ile arasındaki borç ilişkisini ve çeklerdeki imzayı inkar etmektedir. Bu durumda davacının, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmesi gerekmektedir. İş bu davaya konu çekin ---Ağır Ceza Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasına da konu olduğu, çekler üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı, ----- uzmanlık numaralı raporda da çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ----- eli ürünü olduğunun tespit edildiği, UYAP üzerinden yapılan kontrollerde davacı şirketin aynı döneme ilişkin birden fazla imza inkarına yönelik menfi tespit davasının (savcılık, icra mahkemeleri ve asliye hukuk mahkemelerinde) bulunduğu ve mahkemelerde aynı evrak asıllarının imza incelmesi için delil olarak sunulduğu, mahkemelerce evrak asıllarının temini için sürekli ve uzun yıllar müzekkereler yazıldığı, davacı şirket yetkilisinin imza örneklerinin alındığı ve bu kapsamda istiktap tutanağının düzenlendiği, istinaf incelemesi ile kesinleşen benzer dosyalardaki (bknz; ---- BAM ----. HD. --- Esas ---- Karar sayılı ilamı ile kesinleşen---- ATM ----- Esas sayılı dosyası vb.) bilirkişi raporlarının aynı yönde olduğu anlaşılmakla tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu çekler yönünden imza inkarını ispat edemediği, dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ---- ait olduğu anlaşılmakla, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-İİK madde 72/4 gereğince mahkememizce verilen tedbir kararının derhal kaldırılmasına,
3-Alınması gerekli karar harcı 427,60-TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 853,90-TL harçtan mahsubu ile artan 426,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı -----Şirketi tarafından yapılan 50,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, hazır bulunan davacı vekili ile davalı İflas halinde ---- iflas idaresi vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.