T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/253 Esas
KARAR NO: 2024/892
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/04/2017
KARAR TARİHİ: 23/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesine özetle; Davacının elektrikli ev aletleri ile elektronik eşyaları ------ ile imal, ithal edip iç piyasaya satan firma olduğunu, davalının da bu malları satın alan cari hesap müşterisi olduğunu, davalı ile yapılan sözleşmeler uyarınca davacı tarafından ithal ya da imal edilen malların davalıya satılıp bedellerininde kararlaştırılan dönemlerde ödendiğini, davalı ile bu şekilde ticarete devam edilirken ülkemizde devlete, hükümete ve millete karşı ------- ve gecesi isyan ve darbe girişiminin yapıldığını, yapılanmanın deşifre edilip bağlantılarının ve üyelerinin ülke sathında gözaltına alınmaya başlandığını, irtibatlı olanların kamuoyu tarafından öğrenildiğini ve bu arada--- günü davalı şirketin hakim hisselerinin sahibi ve yönetim kurulu başkanı ---------üyesi olma suçu sebebiyle gözaltına alındığını, bu gözaltı işleminin davacı için şok etkisi yarattığını, terör ile irtibatı olan müşteriden dolayı üzüntü duyulduğunu, olası terör bağlantısı ve finansmanında adı geçen şirket ile bu iddia devam ederken ticari bağlantı ve çalışmanın sürmesinin imkânsızlığı nedeniyle aynı gün gönderilen elektronik posta ile davalının kusuru neticesi meydana gelen mücbir sebep dolayısıyla yapılan özel hukuk sözleşmelerinin, şirket sahibi hakkında terörle bağlantısının bulunmadığına dair adli belge (kovuşturmaya yer olmadığına dair savcılık soruşturma sonucu) gelene kadar askıya alındığını ve ticari olarak kullanılabilecek malların iadesinin kabul edileceğini, ayrıca cari hesap bakiyesinin de ödenmesinin bildirildiğini, bu ihbarın davalı şirkete ulaşarak "okundu" bilgilerinin elektronik posta yolu ile davacı yanın haberdar olduğunu, bunun üzerine resmi cevap vermeyen davalı yana sözleşmelerde yer alan ürün tesliminde temerrüt sebebiyle "cezai şart" uygulanacağının bildirildiğini, davalı şirketin elektronik posta ile cezai şartın kabul edilmeyeceği ve mal iadelerinde de iade edilecek malların düzenli şekilde bildirilmesinin talep edildiğini, sözleşmelerin davalı tarafça feshedilmesi üzerine stokların yığıldığını ve bu stok mallar nedeni ile davacı müvekkilinin zarara uğradığını, neticede davalı ile karşılıklı yazışmalar sonuç vermeyince davalı tarafından davacı şirkete hitaben düzenlenen cezai şart, hammaliye vs ile aynı zamanda mal iade faturaları hususunda ihtarnameler düzenlenerek davalıya noter kanalı ile iade edildiğini ve bu ihtarnamelere davalı yanın cevap vermediğini, 08/02/2017 tarihi itibari ile iade edilen malların bedelleri düşüldükten sonra kalan 450.502,24 TL alacağın ödenmesi için davalıya tekrar mail yoluyla bildirimde bulunulduğunu, ancak davalı tarafından iade edilen emtiaların bir kısmının da hasarlı olmasına rağmen ihtilafın sonlandırılması adına kabul edilerek bedelleri kullanılmamış eşya gibi davalı borçlu hesabından düşüldüğünü, bahsi geçen bedelin ödenmemesi üzerine davacı yanca ----------sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı yanın alacağın 6.879,07 TL kısmını kabul ederek dosyaya yatırdığını ve kalan kısma itiraz ettiğini, ihtilaf konusunun cezai şart ve hammaliye vs kalemleri olduğunu belirterek, davalarının kabulü ile davalının itirazının kaldırılarak takibin devamına ve icra takibine itirazın haksız olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsilinin gecikmesine sebebiyet verdiğini, müvekkilinin davalıya sattığı emtiaların büyük kısmını ithalat yoluyla tam mamul olarak tedarik ettiğini bir kısım da parçalarını ve hammaddelerini yine dövize endeksli olarak ithal ettiğini veya ithalatçıdan sağladığını, davalının haksız ve kötüniyetle düzenlediği faturaları gerekçe göstererek borcunu ödememesinden dolayı 2017 yılı başında yaşanan devalüasyon ve döviz kurundaki artmada göz önüne alınarak davalı borçlunun, itiraz ettiği kısmın asgari %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmistir.
SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davalı şirketin ----- markası ile halen ----aşkın satış mağazası ile faaliyet gösterdiğini, --- çalışanının ve----- yıllarında en çok istihdam sağladığını, kamuoyunda tanınan, bilinen ve kendi sektöründe ülkenin tamamına hizmet götüren tek firma olduğunu, --------- saldırısına dair yürütülen soruşturmalardan birisinin---- karşı gerçekleştirildiğini, söz konusu şirket nedeniyle müvekkilinin bir takım küçük hissedarları yönünden inceleme başlatıldığını ve müvekkil şirket hissedarlarının da savcılık tarafından bilgisinin alındığını, ancak davalı şirkete dair herhangi bir tedbir kararının uygulanmadığını, ticari faaliyetini devam ettirdiğini, bu nedenle davacı yanın iddiasını kabul etmediklerini, taraflar arasında düzenlenen sözleşme yükümlülüklerinin açık ve net olduğunu, bu hususta dayanak sözleşmeye İlişkin davacının haksız ve mesnetsiz iddialar ileri sürerek davalı yan aleyhine icra takibi başlattığını ve ilgili takibin bir kısmı hariç kalan kısmın tümüne fer'ileri ile birlikte borca itiraz ettiklerini, buna rağmen takibin devamı talebiyle açılan iş bu huzurdaki davanın reddi yönünde karar verilmesi ile davacı şirketin kötü niyetli talepleri nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE;Dava, itirazın iptali talebidir. Taraflar arasında 2016 yılında Çerçeve Sözleşme akdedildiği, bu sözleşme ile davacının satıcı olarak davalının alıcı olarak bir kısım malların satılarak teslim edildiği, faturalarının düzenlendiği, taraflar arasında "açık cari hesap" ilişkisinin bulunduğu, ---- darbe girişiminden sonra davalı şirketin ------ bağlantılı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatılmasından dolayı, davacı şirket tarafından davalı firmaya gönderilen 16.08.2016 tarihli e mail ile taraflar arasında var olan sözleşmenin "mücbir sebep" kapsamında kaldığı gerekçesiyle feshedildiği, faturaların düzenlenen ve teslim edilen toplam ürün bedelinin 3.908.201,59 TL olduğu, belirlenen bedelin 7 gün içerisinde davacı şirkete nakden ödenmesi gerektiğine ilişkin e mail gönderildiği, davalı firma tarafından e mailin kısa bir süre sonra "okundu" ibaresi uyarınca görüldüğünün anlaşıldığı, davalının cari hesap borcunu ödediği, kalan malları da iade ettiği ve bu malların bedellerinin mahsuplaşma yoluyla ödendiği, uyuşmazlığın ise davacı tarafından mail yoluyla sözleşmenin feshedilmesinden sonra taraflar arasında akdedilen Çerçeve Sözleşmesinin "cezai şart" maddesi uyarınca fatura düzenlendiği, cari hesap ödemesi yapılırken davalı şirket tarafından düzenlenen "haksız fesih gerekçesiyle düzenlenen cezai şart faturalarının" asıl alacaktan mahsup edilerek ödeme yapılmasından kaynaklı olarak davacı firma tarafından kendilerine eksik ödeme yapıldığı gerekçesiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebidir. Uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan 2016 tarihli Çerçeve Sözleşmesinin davacı firma tarafından 16.08.2016 tarihli mail yoluyla davalı firma yetkililerinin 15.07.2016 tarihli darbe girişimi nedeniyle haklarında----- soruşturma başlatılmasından kaynaklı olarak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı olup olmadığı, davalı firma tarafından sözleşmede yer alan haksız fesih maddesi uyarınca toplamda 412.285,46 TL "cezai şart faturası" düzenlenerek taraflar arasındaki açık cari hesap sonucu toplam 3.908.201,59 TL'lik borçtan bu kısmın mahsup edilmesinin haklı olup olmadığı, eğer davacı tarafın mail yoluyla tek taraflı fesih bildirimi haklı ise bu kısmın ödeme sırasında davalı firma tarafından mahsup edilmesi nedeniyle başlatılan takibin haklı olup olmadığı hususlarıdır. Mahkememiz tarafından ------tarihli ilamı ile; "Açılan davanın kısmen kabulü ile ---- dosyasına davalı yanca yapılan kısmi itirazın 408.344,11 TL yönünden iptaline, takibin kabul edilen asıl alacak miktarı yönünden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,-Kabul edilen alacak miktarı likit olduğundan itiraz haksız bulunduğundan kabul edilen alacağın %20 oranında hesaplanan 81.668,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.----------tarihli ilamı ile; "Bu durumda mahkemece, davalı tarafından davacıya gönderilen maillerin okunaklı şekilde dosyaya ibrazının sağlanarak içerisinde perakende sektöründe uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilerek tarafların ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle ve bilirkişi raporuna yönelik davalı vekilinin verdiği beyan dilekçelerindeki itirazları da karşılar nitelikte denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile mahkeme tarafından verilen ilam kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiştir.İstinaf Kararı sonucu dosya içerisine hükme esas alınan 24.09.2024 tarihli teknik bilirkişi heyeti raporu alınmıştır.
Yapılan yargılama sonucu; taraflar arasında yapılan 2016 tarihli "Çerçeve Sözleşmesi" akdedildiği, sözleşmenin konusunun alım satım olduğu, davacının satıcı davalının alıcı sıfatına sahip olduğu, bir kısım elektrikli ev aletleri ile elektronik eşyaların imal edilip davalıya satıldığı, taraflar arasında "açık cari hesap" ilişkisinin olduğu ve bu haliyle ticari ilişkinin uzun yıllar devam ettiği tespit edilmiştir. 15.07.2016 tarihli darbe girişiminden sonra davalı şirket yöneticileri ile ilgili terör örgütüne katıldıkları gerekçesiyle soruşturma başlatılması akabinde davacı satıcı firma tarafından 16.08.2016 tarihli mail ile sözleşmenin tek taraflı olarak "mücbir sebep" gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki açık cari hesap ilişkisi sonucu faturaası düzenlenen malların toplamının ve teslim edilmiş malların toplamının 3.908.201,59 TL olduğu, davalı firma tarafından ödemelerin yapıldığı, elinde kalan malların iade edilmek suretiyle mahsuplaşıldığı, ancak uyuşmazlık konusunun bunların dışında davalı firma tarafından sözleşmede yer alan "haksız fesih" maddesi dikkate alınarak toplamda 412.285,46 TL'lik "cezai şart faturası" düzenlenerek yekünde ödeme yapılırken bu miktarın mahsup edildiği yani sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle cezai şart faturaları düzenlenerek toplam borç miktarı yönünden eksik ödeme yapıldığı, davacı firma tarafından da sözleşmenin davalı şirket yetkililerinin ----terör örgütüyle bağlantılı olmaları gerekçesiyle haklı olarak feshedildiği, eksik ödeme yapıldığı cezai şart fatura bedeli olan 412.285,46 TL için ilamsız takip başlatılmıştır.Öncelikle çözümlenmesi gereken husus taraflar arasındaki Çerçeve Niteliğindeki Sözleşmenin mail yoluyla davacı firma tarafından "tek taraflı" feshinin haklı olup olmadığı hususudur. Taraflar arasında akdedilen sözleşme "Çerçeve Sözleşme" olup, "sürekli edimli" bir sözleşme olduğu ve kanunda yer almadığı tespit edilmiştir. Belirsiz süreli olan Çerçeve Sözleşmesini taraflardan biri haklı bir gerekçe göstererek kendisi için "çekilmez hale" gelmesi durumunda tek taraflı olarak feshedebilir. Eğer sözleşmenin feshinde karşı tarafın "kusuru" yoksa sözleşmeyi fesheden taraf diğer tarafı bu fesihten dolayı tazminat ödemeye veya cezai şart talep etmeye hakkı olmaz. TTK 121/1 ve TBK 639/7 maddelerinde yer alan belirsiz süreli sözleşmelerin taraflardan biri tarafından "haklı sebep" gösterilmesi yoluyla her zaman feshi mümkündür. Davacı firma tarafından da taraflar arasındaki sürekli edimli sözleşme, davalı şirket yetkililerinin ---- terör örgütü ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle haklarında soruşturma başlatılmasından kaynaklı olarak feshedilmiş olup davacının feshi "haklı fesih" olarak görülmüştür. Hiç kimse adı ------ terör örgütü ile bağlantılı bir şirket ile çalışmaya zorlanamaz. Ancak davalı firma mail yoluyla gönderilen fesih bildirimini "haksız fesih" olarak kabul edip, sözleşmede yer alan cezai şart maddesi uyarınca fatura düzenleyip eksik ödeme yapmıştır. Halbu ki davacı tarafından yapılan fesih bildirimi haklı bir fesih olduğundan borcun tamamını ödemek zorundadır. Cezai şart faturalarının miktarı 412.285,46 TL olup, bu miktar üzerinden eksik ödeme yapılması nedeniyle davacı satıcı firma tarafından ilamsız takipte bulunulmuştur, takip sonucu 6.879,07 TL'lik bir ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Yapılan ödemenin mahsubu ile davacı firma tarafından feshin haklı olduğu anlaşılmakla, cezai şart faturaları nedeniyle eksik yapılan ödemeden kaynaklı olarak başlatılan takibin devamına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Hüküm; gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE,
---------- Esas numaralı takip dosyası üzerindne 405.406,39TL yönünden takibin devamına,
2-Alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacak miktarı yönünden %20 İcra İnkar Tazminatının KABULÜNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Alınması gerekli karar harcı 27.693,31 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.321,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.371,79 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 5.321,52 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 338,90 TL tebligat ve müzekkere gideri, 11.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.370,30 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 10.390,78 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 54,50 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 4,70 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalan tutarın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 64.810,96 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/10/2024