T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/722 Esas
KARAR NO:2024/898
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/10/2021
KARAR TARİHİ: 30/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında yıllara dayanan ticari iş ilişkisi mevcut olup, çeşitli satış sözleşmeleri akdedildiği, müvekkil şirket tarafından karşı tarafa mal temin hizmeti sağlandığı, müvekkili şirket ile davalı --------arasında mevcut süregelen ticari iş ilişkisi ve sözleşme uyarınca; müvekkil şirketin yüklendiği edimi gereği gibi ifa etmiş olup, sunduğu hizmet ve temini sağlanan ürünlerde her hangi bir eksiklik / aksaklık bulunmadığı, davalının barcunu ödememesi üzerine hakkında icra takibi başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itraz, taraflarına hukuka uygun olarak tebliğ edilmemekle birlikte itirazın iptalini yasal süre içerisinde talep etme zorunluluğunun doğduğu, müvekkil şirket ile davalı arasındaki uyuşmazlığın çözümü için dava şartı olan ticari arabuluculuğa başvurulduğu, tarafından müvekkil şirketin hesabına belirli dönemlerde ----- şeklinde açıklamalarla ödemeler yapıldığı, bu durumun taraflar arasında ticari ilişkinin aralığının ispatı olduğu, her ne kadar karşı tarafça borca itiraz edilmiş olsa da, davalı tarafça borca itiraz edilmiş olsa da, davalı tarafından ---- ( Yukarıda adı geçen şirketten yurtdışı ihraç etmek üzere satın almış olduğumuz malzemelerin tüm detayları aşağıda sunulmuştur. ) şeklindeki beyanının dahi taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve müvekkilden mal ve hizmet aldığının ispatı olduğu, kaldı ki, müvekkil şirket ile karşı taraf arasında imzalanan --- tarihli ciro mutabakatı gereğince, ---- tarihi itibariyle 104.990,46 EUR bakiye borç için mutabık kalındığı taraflarca imza altına alırmış olup, söz konusu borca konu bakiyenin davalı tarafından faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, davalı yan her ne kadar ---- firmasından kendisine ödeme geldiğinde mezkur borcu kapatacağını taahhüt etmiş ise de, davalının iş bu taahhüdünün müvekkilinin haklı alacağının tahsilini cngellemeyeceği, anılar ----- mersis sisteminden kontrol edildiğinde açıkça anlaşılacağı üzere, ----kayıtlı olduğu, şirketin yetkilisi ve artağı olan -------, iş bu şahıs şirketinin de tek yetkilisi olduğu ve bu iki şirketin muamele ------ / faaliyet adresinin aynı adres olduğunun açıkça görüleceği, ek olarak---- tarihlerini kapsayan hesap özetinden de açıkça görüleceği üzere müvekkil şirkete yapılan ödemelerin, -----firması değil muhatap ---- tarafından, kendi nam ve hesabına gerçekleştirildiği, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın kabulü ile davalının, -------- dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, davaya konu takip kapsamında talep edilen 104.990,46 EURO'nun fiili ödeme günündeki TL karşılığının tüm yasal ferileri ile birlikte müvekkile ödenmesine ve takibin tüm ferilerinin devamına, takip konusu alacağın 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının asansör motoru ve sürücüsü gibi benzeri malzemelerin üreticisi ve yurt İçi -yurt dışı satıcısı olduğu, davacının ------ yıllarca sorunsuz ticaret yaptığı, bu ticaretin --- yılının sonlarına kadar devam ettiği, ---- dönem ortaklığında bulunduğu, davacının ------ üzerinden ihracat işlemleri yapıldığı için alıcı -------- firmasıymış gibi gösterme gayreti içerisinde olduğu, davacının malzemelerinin müvekkil firmalar üzerinden ------ihraç edildiği, tüm kayıt ve belgelerle sabit olduğu, malzemelerin ihracatının yapıldığı ( satın alan ) firmanın ----faaliyet gösteren ---- olmasının mümkün olmadığı, bu konuda------- kayıtlarının celbini talep ettikleri, ancak ---- hakkında ( kendisinin veya ale bireylerinden birisinin----vatandaşı olması sebebiyle )-----saruşturma başlatılması sebebiyle ------ şirket ile doğrudan ilişkide bulunmaktan kaçındığı, bu doğrultuda müvekkili ile bağlantı kuran ------- doğrudan iletişimi keserek, müvekkiline ait olan ---- şirketleri üzerinden------- ihracatına devam ettiği, sorunun ortaya çıkmasının başlangıcı ve kaynağının ise ----gönderilen malzemelerin ayıplı çıkması olduğu, ----- tarafından ayıpların müvekkile bilmesi ile, müvekkilinin sözlü olarak bilgilendirme yapıp, malzemelerdeki durumu gösteren video kaydı ile birlikte konu ile yetkili ------------- hesabından gönderip, durumu kendilerine izah ettiği, ayıplı çıkan malzemeler sebebiyle --------- 130.000,00 EUR'luk zararlarının olduğunu iddia edip, davacının ise yapılan görüşmelere rağmen ayıplı malzemelerin telafisini gerçekleştirmediği, mutabakat metnine şerh konularak 104.990,46 EUR bakiye üzerinden mutabık kalındığının belirtildiği, ayıplı malzemeler sebebiyle -----şirketin ödemeyi müvekkiline yapmadığı, ihracat işlemlerinin yapıldığı hasarh asansör motorları ile ilgili müvekkile -------tarafından ---- bedelli uluslararası ihracat faturası düzenlendiği, bu nedenle müvekkilinin de, hasarlı asansör motorlar yansıtma bedeli olarak ------- bedelli temel faturayı e - faturayı davacıya sistem uzerinden gönderdiği, bu nedenlerle; davacıya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddine, haksız icra takibinde bulunan davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE;Dava, itirazın iptali talebidir.
Taraflar arasında geçmişe dayalı ticari iş ilişkisi olduğu, davacı firma tarafından edimlerin yerine getirildiği, mal ve hizmet ediminin sağlandığı, davalı firmanın da tanzim edilen faturaların tutarını ödemeyi taahhüt etmesine rağmen faturaların ödenmediği gerekçesiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.------- sayılı takip dosyasının incelenmesi sonucu; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 10.06.2021 tarihli cari hesap alacağına dayalı 104.990,46 Euro için ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki olup olmadığı, davalı tarafın niteliğinin TBK'nun 532.maddesinde yer alan "Alım Veya Satım Komiyonculuğu" mu olduğu yoksa, TTK'nun 102.maddesinde düzenlenen "Acentelik" mi olduğu ve başlatılan takibin haklı olup olmadığı hususlarıdır.
Uyuşmazlığın çözümü için dosya içerisinde teknik bilirkişi heyeti tarafından rapor ve ek raporlar alınmıştır. Yapılan yargılama sonucu; taraflar arasında geçmişe dayalı bir ticari ilişki olduğu gerekçesiyle cari hesaba dayalı ilamsız takip başlatılmıştır. Uyuşmazlığın çözüme kavuşabilmesi için öncelikle davalı tarafın vasfının TBK 532.maddesinde yer alan komisyonculuk mu olduğu veya TTK 102.maddesinde yer alan acentelik mi olduğunun tespiti gerekmiştir.
TTK'nun 103/1-(a) "Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar
(b) -------- bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar" olarak tanımlanmış olup, ------ içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirlerin ad ve hesabına ülkede işlem yapılması durumunda "acentelik" hükümlerinin uygulanacağı tespit edilmiştir.
Acente, müvekkili adına ve hesabına hareket etmesi sebebiyle doğrudan temsilci durumundadır. Acente doğrudan temsilci olmasının sonucu olarak "müvekkili izafeten" dava açmak yerine doğrudan acenteye dava açılması mümkün değildir. TTK'nun 105/-(2) "Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hüküme aykırı şartlar geçersizdir.
(3) Acentelerin ad ve hesaplarına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanmaz."Acentenin adına ve hesabına hareket ettiği kişiye "izafeten" acenteye dava açılsa dahi ilamın acenteye karşı uygulanamayacağı, icraya konulamayacağı TTK'nun 105.maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayın incelenmesi sonucu, davalı ile dava dışı ------kisinin olduğu tespit edilmiş olup, aynı kanunun 103/1-a bendi uyarınca taraflar arasında "dolaylı temsilcilik" ilişkisi mevcuttur. Dava dilekçesinin incelenmesi sonucu, davalı olarak-------- karşı dava açıldığı tespit edilmiş olup, davanın konumu "acentelik" olduğunda TTK'nun 103.maddesi uyarınca acenteye karşı doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığı, "müvekkile izafeten" dava açılabileceği, ancak müvekkile izafeten dava açılması durumunda da TTK'nun 105.maddesi uyarınca verilen dava sonunda alınan kararların acentelere karşı uygulanamayacak olması nedeniyle doğrudan acentenin kendisne dava açılması mümkün olmadığından açılan davanın taraf sıfatı dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b bendi uyarınca taraf sıfatı dava şartı yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 427,60 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 13.949,08 TL harcın mahsubu ile artan 13.521,48 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 125,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/10/2024