T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/188 Esas
KARAR NO: 2025/950
DAVA: İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/03/2025
KARAR TARİHİ: 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde müvekkili tarafından davalı tarafa 31/08/2024 tarihli ve fatura numaralı -------, 126.129,37 TL faturaya karşılık olarak davalı tarafından 17/10/2024 tarihinde 74.000,00 TL karşılığına çek teslim edildiğini ancak bakiye kalan 52.129,31 TL alacağın ödemesinin yapılmadığını, müvekkilinin alacağın tahsili için davalı aleyhine --------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- Esas sayılı dosyası takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müşterilerine ait ürünlerin nakliye, dağıtım ve depolanması faaliyetleri ile iştigal etmekte olduğunu, müşteri firmaların lojistik hizmet talepleri doğrultusunda alt nakliyeci ve tedarikçi firmalar ile anlaşma yapılarak nakliye konusu yükümlülükler yerine getirildiğini, davacı taraf ile müvekkilinin cari hesap ile çalışmakta olduğunu, müvekkilinin lojistik hizmetini üstlendiği müşterisi ----------- firmasının ---------- firmasına satışını gerçekleştirdiği 20 adet-------- emtiasının fiili taşımasının davacıya devredildiğini, taşımanın davacının sorumluluğunda, sürücü --------- sevk ve idaresinde, ---------- plakalı araç ile gerçekleştirildiğini, taşıma sırasında 5 emtianın hasarlandığını, sürücünün de imzasının bulunduğu hasar tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin davacı yana borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.--------- İcra Müdürlüğü’nün -------- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 52.129,31 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 07.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 10.01.2025 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.
Mahkememizce davacının tacir olup olmadığı hususu araştırılmış olup vergi dairesinden gelen yazı cevabından bilanço esasına göre defter tuttuğu görülmekle, davacının tacir olduğu, mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiştir.Dosya taraf defter ve kayıtlarını incelemek ve rapor düzenlemek üzere mali müşavir bilirkişiye ve taşıma hukuku alanında uzman bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, sahibi lehine delil teşkil ettiğini, 31/08/2024 tarih -------- no.lu KDV dahil 126.129,31 TL tutarlı faturanın davacının defterlerinde davalı aleyhine borç olarak kaydedildiğini, davalının davacı adına düzenlediği 10/09/2024 tarih 62.714,71 TL tutarlı yansıtma faturasının da bu kez davalı lehine alacak kaydedildiğini, davalının kendi defter ve kayıtlarında 84.310,46 TL tutarında davacı tarafa borçlu gözüktüğünü, taraf defterleri arasında uyuşmazlığın davalının kendi defterlerinde davacı lehine alacak kaydettiği faturaların davacının kendi defterlerinde davalı adına düzenlemiş olduğu faturaların davalının da incelenen defterlerinde kabulünde olduğu anlaşılan olduğu faturaları davacının açık hesap yerine kapalı fatura mahiyetinde kaydetmiş olmasından kaynaklandığını, tarafların BA-BS formlarının birbirileri ile uyumlu olduğunu, öte yandan araç sürücüsü ve ava dışı alıcının” 21.06.2024 - S:16,25`de imzaladıkları tutanakta kayıt altına alınan “Ürünler yüklemeden kaynaklı hasarlıdır. Ürün - S:16,25`de imzaladıkları tutanakta kayıt altına alınan “Ürünler yüklemeden kaynaklı hasarlıdır. Ürün altındaki paletler ürün ölçülerine göre küçük olduğundan hasar görmüştür.” şeklindeki tespitten hareketle somut olayda fiili taşıcı olarak davacının taşıma işini aldığı davalı ve/veya gönderen ya da alıcı karşısında teslim sırasında saptanan nedene bağlı hasarın tazmininden davacının sorumlu olmadığını belirtmiştir.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirip getirmediği, davacının işbu ilişkiden doğan alacağının bulunup bulunmadığı bu kapsamda davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır".
Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosyaya sunulan faturalar ve vergi dairesine yapılan bildirimlerden taraflar arasında ticari ilişki olduğu sabittir. Davalının davaya konu faturaları defterlerine kaydettiği anlaşılmakla faturaya konu malın teslim edilmediğini yahut ayıplı veya eksik teslim edildiğini, ispat yükü yapmış olduğu bildirimin aksini iddia eden davalı tarafta olup davalı taraf, taşınan emtianın hasara uğradığından bahisle ödeme yapılmadığını iddia etmiştir. Ancak yapılan incelemede davalının dayandığı hasar tespit tutanağından emtianın taşıma sırasında hasar görmediği, yüklemeden kaynaklı hasar gördüğü anlaşılmakla davacının işbu hasardan sorumlu olmadığı, fatura konusu hizmeti yerine getirdiği kabul edilmiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın KABULÜ İLE, davalının --------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının İPTALİ ile, takibin 52.129,31 TL asıl alacak, üzerinden DEVAMINA,
2-Hükmolunan alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 3.560,95 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 629,59 TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 2.931,36 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 1.244,99 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarfedilen 14.110,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025