T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/814 Esas
KARAR NO: 2025/846
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 31/10/2024
KARAR TARİHİ: 25/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili banka ile -------- Şirketi, --------- ve davalı müteselsil kefil --------- arasında -------- nolu krediler için sözleşme imzalandığını, --------- Şirketi lehine müvekkil banka tarafından kredi tesis edildiğini ve kullandırıldığını, --------- ise işbu krediler karşılığında gayrimenkulünü müvekkil bankaya ipotek göstererek borcun sorumluluğunu üstlendiğini, davalı --------- ise sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatını taşıdığından borçtan sorumlu bulunduğunu, anılan kredilerin borçlular tarafından sözleşmeye aykırı kullanımı üzerine banka tarafından borçlulara 04.08.2021 tarihinde hesap kat edilerek ihtarname gönderildiğini, yasal takibe geçileceği ve borcun 1 gün içinde ödenmesi gerektiği kendisine bildirildiğini, davalılar tarafından borcun kendilerine verilen sürede ödenmediğini, yapılan icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyanla; borçlunun asıl alacağa ve ferilerine yönelik haksız itirazın iptali ile duran takibin devamına ve davalı borçlu aleyhine %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın sunduğu iddiaların, somut olayın gerçekleriyle uyuşmadığı gibi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu talebin, bankanın ağırlaştırılmış özen yükümlülüğüne aykırı hareketi sonucu, --------- Şubesi’ne iade edilen teminat mektubunun kaybolmasından kaynaklanan zararın tazmini amacıyla kaybolan teminat mektubuna bağlı kredi hesabına yazılan masraf ve komisyonlara ilişkin olduğunu, kayıp, tamamen bankanın kendi ağır kusurundan kaynaklandığını, davacı tarafça dosya kapsamına geçerli bir kefalet sözleşmesi sunulamadığını, bu kapsamda somutlaştırılamayan soyut iddiaların reddedilmesi gerektiğini, davacı banka tarafından açılan işbu davanın, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında düzenlenen bir teminat mektubundan doğan komisyon ve akdi faiz alacağına ilişkin olduğunu, dava konusu teminat mektubunun, dava dışı şirket (lehtar) tarafından talep edilmiş ve davacı banka tarafından düzenlendiğini, ihalenin tamamlanmasını müteakip, teminat mektubu herhangi bir bozma işlemi gerçekleştirilmeden ve süresi içerisinde, Ocak 2019 tarihinde, dava dışı şirket tarafından bankaya iade edildiğini, iade tarihine kadar teminat mektubuna ilişkin tüm masraf ve komisyon ödemeleri eksiksiz olarak yapıldığını, taraflar arasındaki kredi ilişkisi çerçevesinde geçmişte de birçok defa teminat mektubu düzenlendiğini ve süresi içinde iade edilmiş olduğundan önceki işlemler sırasında herhangi bir ihtilaf yaşanmadığını, davacı taraf dosyaya geçerli bir kefalet sözleşmesi ibraz etmediğini, davalı imzasını taşıyan genel kredi sözleşmesi nüshaları ise, Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi uyarınca geçerli bir kefalet sözleşmesinde aranan yazılı şekil şartını, kefaletin türü ile azami sorumluluk tutarının açıkça belirtilmesi gerekliliğini karşılamadığı gibi, bazı nüshalarda iki farklı kaşe bulunması nedeniyle ibraz edilen belgelerin bütünlüğü ve devamlılığı hususunda ciddi şüpheler doğurduğunu, ayrıca, banka tarafından sunulan kefil kabul beyanı da, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi açıkça belirtilmediğinden ve kefilin, sorumluluk miktarını, kefalet tarihini ve müteselsil kefalet sıfatını (veya bu anlama gelen bir ifadeyi) kendi el yazısıyla belirtme şartlarını taşımadığından, Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi gereği kesin hükümsüz olduğunu, davacı tarafın müvekkil kefile yönelttiği talepler, hem şekil yönünden geçersiz hem de maddi vakıalara dayanmayan nitelikte olduğunu, davacı tarafın ileri sürdüğü soyut ve hukuki dayanaktan yoksun iddiaların reddedilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını, davacı aleyhine haksız açılan dava nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.-------- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün --------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 11/10/2023 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz + gider vergisi+ masraf toplamı 30.944,39 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 21/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 27/10/2023 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür.
Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup raporda özetle; dava dışı asıl borçlu firma ---------Şti. İle davacı banka arasında 24.04.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) imzalandığı, sözleşme kapsamında firmaya 5.000.000,00 TL Limit tanımlandığı, davalı --------- firma ile banka arasında imzalanan sözleşme kefalet hükmü ekini, 24.04.2018 tarihinde 2.500.000 TL azami miktar, müteselsil kefil olarak el yazısı ile doldurarak imzaladığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmelere istinaden, Banka tarafından dava dışı asıl borçlu firma adına teminat mektupları tahsis edildiği, davalı vekili tarafından takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesi ve Mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde ''2018 yılı Mayıs ayında müvekkilin yetkilisi olduğu şirket lehine Jandarma Komutanlığına verilen 160.000,00- TL tutarında teminat mektubu 2019 yılı Ocak ayında alacaklı bankanın --------- Şubesine teslim edildiği halde hesaptan düşülmemesi sebebiyle komisyon masrafına istinaden işbu takip başlatılmıştır.'' şeklinde belirtildiğini, dava konusu olan takipte talep edilen komisyon alacağının --------, ---------, ---------, ---------,-------- Nolu itiraz edilen mektup dışında olan 5 adet teminat mektubu kaynaklı oluştuğunu, davacı bankanın, davalı kefil --------- --------- Banka Alacakları İcra Dairesi --------- E. sayılı dosyası ile başlattığı takipte talebi ve yapılan hesaplamalar aşağıdaki tabloda konsolide edildiğini, ¸Davacı bankanın, davalı kefil borçlu firmadan takip talebi ile bağlı olarak; 17.929,86,00 TL anapara (talep ile aynı) 11.758,34 TL işleyen faiz (talep ile aynı) 587,90 TL %5 BSMVolmak üzere toplam 30.276,10 TL alacaklı olduğunu beyan etmiştir. TBK'nın kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesinin ilk fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmü getirilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından şekli koşullar öngörülmüştür. Somut olayda; kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Kefalet kabul beyanı sözleşmenin zorunlu unsuru değildir. Bu itibarla, kefaletin şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği hususunda esas alınamaz.TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.". Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; dava dışı asıl borçlu firma ---------- Şti. ile davacı banka arasında 24.04.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi (GKS) imzalandığı, sözleşme kapsamında firmaya 5.000.000,00 TL limit tanımlandığı, davalının ise müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiği, kefaletin yasal koşullarının oluştuğu, davacı banka tarafından dava dışı firmaya beş adet teminat mektubu tahsis edildiği, hepsi için banka riskinin sona erdiği, takip konusu alacağın bu teminat mektupları için öngörülen komisyon bedelinden kaynaklandığı, borcun borçlular/ davalı tarafından ödenmediği, davacı bankanın bakiye alacağının denetime elverişli bilirkişi raporu ile toplam 30.276,10 TL olarak tespit edildiği, aynı alacaklar hakkında ipotek teminatı olduğu iddiası ileri sürülmüş ise de ipoteğin sadece asıl borçlunun borcuna yönelik verildiği, kefilin sorumluluğunu kapsamadığı anlaşılmış, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, icra inkar tazminatı talep koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, açıklanan gerekçeler ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalı aleyhine açtığı davasının kısmen kabulü ile; --------- Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 29,90 oranında faiz işletilmek suretiyle, 17.929,86 TL asıl alacak, 11.758,34 TL işlemiş faizi, 587,90 TL BSMV üzerinden devamına, aşan istemin reddine,
Hükmolunan alacağın %20 si icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 2.068,16 TL’'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 7.000,00 TL bilirkişi, 248,50 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 7.248,50 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%97,84 kabul) 7.091,93 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.276,10 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 668,29 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%97,84kabul) 3.052,60 TL'sinin davalı taraftan, (%2,16Ret) 67,40 TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/11/2025