T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/47
KARAR NO : 2025/721
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/07/2013
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirket ile davalı şirketin 30/11/2010 tarihinde davalı şirketin yabancı ortaklı olması sebebiyle - dilinde bir sözleşme düzenlenmiş olup taraflarca imza altına alındığını, sözleşmeyi imzalayanlardan ------ halen davalı şirkette yönetim kurulu başkanı olduğunu, sözleşmenin taraflarından üçüncü firma ------- firmasının davalı firmanın %62,5 oranında ortağı olduğunu, sözleşmenin konusunun "satıcı'nın (davacı firma yetkilisi) ortaklıktan ayrılması karşılığında şirkette hisselerini davalı şirkete satması ve ---, ---, Türkiye'deki yapı işlerinin sonuçlandırılması konusunda mutabakata varmak"şeklinde olduğunu, müvekkilinin ayrılması durumunda ise, 180.000 Euro bedel ve --- ili, ----- ilçesi, ----- Blok'unun müvekkil şirkete bırakılması hususunda tarafların anlaştıklarını, davacı firma yetkilisinin sözleşme gereği ortaklıktan ayrıldığını; sözleşme gereği davacı lehine tapu tescilinin yapılması gerektiğini; halen davacı şirkete vaad edilen tapu devrinin gerçekleşmediğini ileri sürerek dava konusu parselde bulunan dairelerin davalı şirket adına kayıtlı olanları üzerinde teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile davalarının kabulünü, dava konusu ----- Blok'unun tapularının müvekkil şirket adına tesciline, mümkün değil ise, 77 A Blok ve yanındaki parselde yer alan 445 A, B ve C bloklardan muadil dairelerin davacı şirket adına tesciline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dosyanın yetkili ticaret mahkemesine gönderilmesini, dava konusu yapılan uyuşmazlığın tahkim yolu çözülmesi gerektiğini, davacı şirket genel müdürü ...'na ait davalı şirket hisselerinin anılan şahıs tarafından dava dışı ----- şirketine devredileceğinden bu noktada davalı şirketin sadece hisseleri devredilen şirket konumunda olup devreden veya devralan olmadığından davanın husumetten reddinin gerektiğine şüphe olmadığını, yapılan ihtarnamelerden görüleceği üzere davacı şirketin muhtelif defalarda yapılan uyarılara kayıtsız kalmış ve sözleşmelerde yazılı olup ihtarnamelerde hatırlatılan yükümlülükleri yerine getirmekten imtina ederek temürrüde düştüğünü, davacının kendi yaptırdığı tespitler dahi aleyhine sonuçlandığını, davacının dilekçesinde öne sürdüğü gibi ortaklıktan ayrılması durumunda kendisine 180.000 Euro ve -bloktan daire verilmesinin sözkonusu dahi olmadığını, kaldı ki 180.000 Euro'luk ödemenin davacı şirkete yapıldığını, aksine davacı şirketin müvekkil şirketin bilinen ve güncel muhasebe kayıtlarına göre yaklaşık olarak ödenen 3.500,00 TL kadar davalının müvekkile borçlu olduğunu ileri sürerek açıklanan nedenlerle haksız, hukuka aykırı ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini; talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle: taraf şirketler arasında 30/11/2010 tarihinde davalı şirketin yabancı ortaklı olması nedeniyle - dilinde bir sözleşme düzenlendiğini ve imzalandığını, söz konusu sözleşmenin tarafları ----- Şirketi, alıcı -----olarak düzenlendiğini, ---- firması davalı firmanın %62,50 ortağı olduğunu, sözleşmenin "Background" başlıklı bölümün (d) bendinden de anlaşılacağı üzere sözleşmenin konusu, satıcının (davacı firma yetkilisi) ortaklıktan ayrılması karşılığında şirketteki hisselerini davalı şirkete satması ve -----, Türkiye'deki yapı işlerinin sonuçlandırılması konusunda mutabakata varmak şeklinde olduğunu, sözleşmeye göre davacı şirketin yetkilisi ------ ortaklıktan ayrılması karşılığında 180.000,00 EURO ve --- ilçesi --- - 445 parsel üzerine yapılan inşaatın - bloğunun davacı şirkete bırakılması konusunda tarafların anlaştığını, ancak, bu işlemlerin tamamlanması ve davacının ortaklıktan ayrılması süreci tamamlanana kadar inşaata devam edildiğini ve davacının 30/11/2010 tarihinden, 21/03/2011 tarihine kadar inşaatı yapmaya devam ettiğini, bu sürece ait alacağın tahsili için işbu davanın ikamesi zorunluluğunun doğduğunu; sözleşme kapsamında, 30/11/2010 [21/03/2011] tarihine kadar olan sürece ait alacaklara ilişkin ----. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- esasında kayıtlı dosyası ile tapu tescil talepli dava açıldığını; ancak, 30/11/2010 tarihinde inşaatın teslim edildiği; 21/03/2011 tarihine kadar geçen süreçte yapılan imalatlara ilişkin alacağının da sözleşmeye göre gayrimenkul olarak ödenmesi şart olduğundan alacağın tespiti ve 445 parsel B bloktan daire tescili yapılmasının gerekli bulunduğunu; anılan inşaat halen devam etmekte olduğundan talep edilen kısımın alacak bedelinin belirlenmesi için firmanın o tarihteki proje sorumlusu ve davalı şirket imza yetkilisi ---- tarafından mail olarak 11/05/2011 tarihinde gönderilmiş bulunan inşaat durum raporu ve yin---- mail olarak gelen eksik listesinin işbu davada delil olarak kullanılmasını talep ettiklerini; davalı şirket yetkililerinden aynı zamanda şirket muhasebesini tutmakta olan ------ davacı şirketin, davalı şirketten alacaklı olduğunu gösterir belgeyi bizzat şahsi e-posta adresinden kendisi mail yolu ile davacı şirkete gönderdiğini bu nedenlerle, davanın kabulü ile 30/11/2010-21/03/2011 tarihleri arasında inşaata yapılan imalat bedellerinden kaynaklı davacı şirketin alacağının tespiti ile davacı şirketin faizi ile birlikte nakden veya sözleşmeye göre daire tescili ile ödenmesine, ---- parsel üzerinde yapılmakta olan inşaatın --- bloğunun tapularının davacı şirket adına tesciline, ----- blok tapularının tescili mümkün değil ise aynı alan içerisinde bulunan ----- blok ve yanındaki parselde yer alan----- bloklardan muadil dairelerin davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava , taraflar arasında düzenlenen 30/11/2010 tarihli sözleşme uyarınca davacı şirket yetkilisinin ortaklıktan ayrıldığında sözleşmede yazılı dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise; taraflar arasında düzenlenen 30/11/2010 tarihli sözleşmeden sonra davacının, 30/11/2010-21/03/2011 tarihine kadarki süreçte inşaatta imalat yapılmaya devam edilmesi sebebiyle alacak istemine ilişkindir.
Mahkememiz ilk kararında :Mahkemece, "...esas davada taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen 30/11/2010 tarihli sözleşme uyarınca davacı şirket yetkilisinin ortaklıktan ayrıldığında sözleşmede yazılı dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmekte davacının haklı bulunup bulunmadığı; noktalarında toplanmaktadır. Birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen 30/11/2010 tarihli sözleşmeden sonra davacının, 30/11/2010-21/03/2011 tarihine kadarki süreçte inşaatta imalat yapmaya devam edip etmediği; davacı tarafından inşaatta yapılan imalat varsa tutarının ne olduğu ile davacının, bu tutarın kendisine ödenmesini talep etmekte haklı bulunup bulunmadığı ile dava konusu taşınmazların, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına kayıt ve tescilini talep etmekte haklı bulunup bulunmadıkları; noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; esas ve birleşen davanın her iki yanının da Türkiye Cumhuriyeti Tabiyetinde bulunan şirketler olduğu; aralarındaki varlığı çekişmesiz olan 30/11/2010 tarihli sözleşmenin ifa yerinin, Türkiye dâhilinde olduğu gözetildiğinde; 805 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca, Türkçe olması zorunlu iken - düzenlendiği dikkate alındığında; aynı yasanın (4). maddesindeki müeyyide uyarınca sözleşmenin, Türkçe düzenlenmesi konusundaki gerekliliğe uyulmadığından geçersiz bulunduğu; ayrıca, TMK.nun. 706. ve 818. sayılı BK.nun. 213/2. maddesi ile Tapu Kanunun 26. maddesi ve Noterlik Kanununun 60/3.maddelesi birlikte dikkate alındığında; taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmesinin gerektiği; bu resmi şeklin geçerlilik şartı olduğu; sözleşmede bu geçerlilik şartına da uyulmadığından sözleşmenin bu yönü ile de geçersiz bulunduğu; bu kapsamda, sözleşmedeki tahkim şartının geçerli bulunmadığı gibi taşınmaz mülkiyetinin nakline ilişkin koşulların da geçerli bulunmadığı görülmekle; davacının, bu sözleşmeye dayalı olarak davalıdan dava konusu taşınmazların mülkiyetini talep etme hakkının doğmadığı " gerekçesiyle esas davanın reddine karar verilmiştir.
---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesinin --- Esas, ------ Karar sayılı ilamı ile ; Davaya konu 30/11/2010 tarihli sözleşmede tahkim şartı düzenlediğinden öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması ve mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin doğru olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
4686 sayılı MTK'nın 5. maddesinde, tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta dava mahkemede açılmışsa karşı tarafın tahkim itirazında bulunabileceği, tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilikin uyuşmazlıkların çözülmesinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tabi olduğu, tahkim itirazının kabulü halinde mahkemenin davayı usulden reddedeceği düzenlenmiş; HMK'nın 413. maddesinde de benzer düzenleme yer almıştır.805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun’un 1.maddesi gereğince Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseselerin her nevi işlem, sözleşme, yazışma, hesap ve defterlerinin Türkçe tutulması zorunluluğu bulunmaktadır. Aynı yasanın 4. maddesinde sözleşmelerin Türkçe düzenlenmesi konusundaki gerekliliğe uyulmamasının müeyyidesi yer almaktadır.
Her ne kadar mahkemece sözleşmenin tarafı olan şirketlerin Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şirketler olduğundan bahisle her iki davaya konu sözleşmenin yabancı dilde düzenlenmiş olmasını geçersizlik sebebi olarak kabul etmiş ise de, dayanak sözleşmenin taraflarından olan dava dışı ------ kişisinin dosya kapsamına göre yabancı olduğunun anlaşılmasına göre , sözleşmede taraflardan birisinin yabancı olması halinde sözleşmenin yabancı dilde düzenlenmesinde 805 sayılı yasanın 1. Maddesi ve mevzuata göre aykırılık teşkil etmeyeceği, bu nedenle sözleşmenin geçerli olduğu anlaşılmakla davalı tarafın iş bu sözleşmeye atıfla tahkim şartı bulunduğuna ilişkin savunması araştırılıp tahkim konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sözleşmenin geçersizliğinden bahisle verilen karar eksik olduğundan kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar Dairemizin 07/07/2021 tarihli kararı ile ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyasının incelenmesi ve temini için geri çevirme kararı verilmiş ise de, ilgili dosyanın incelenmesinde bu davaya konu sözleşmenin ilgili dosya ile bağlantısı bulunmadığı ,dava konusu ile ilgilisi olmadığı anlaşılmakla dosyanın mahkemesine iade edilmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, tarafların sair itirazları incelenmeksizin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Dosya Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılarak, yargılamaya devam olunmuştur.
Yapılan yargılama neticesinde taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı yer aldığından esas ve birleşen dava yönünden tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiş, ---- Bam ------. HD tarafından esastan başvurunun reddine karar verilmiş , dosya Yargıtay --- Hukuk dairesine gönderilmiş, ---- Hukuk dairesi tarafından MTK 20. Maddesine göre bu kanun Türkiye'de taşınmaz mallar üzerinde ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tabi olmayan uyuşmazlıklarda uygulanmaz. Bu yasal düzenleme gereği taşınmazın aynine ilişkin taleplerinin Tahkimde görülmesi mümkün değildir. Bu nedenle yargılamanın yapılarak esasa ilişkin bir karar verilmesi yönünde dosya bozulmuş ve yeni bir esasa kaydı yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 30/11/2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, tarafların ----Olarak düzenlendiği, 30/11/2011 tarihli sözleşmeye göre davalı ...'nun ortaklıktan ayrılması karşılığında 180.000.000-EURO bedel, ---- parsel üzerinde yapılan inşaatın-- blokun davacı şirkete bırakılması hususunda anlaştıkları , davacı taraf sözleşmenin ilgili hükümlerine göre asıl ve birleşen davada öncelikle belirli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescil talebinde bulunmuş olup, MTK 1. Maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin asıl ve birleşen davalarda tahkim şartının geçerli olmayacağı bu nedenle tahkim itirazları yerinde görülmediğinden davanın esasına yönelik inceleme yapılmış ve mahkememizde daha önce aldırılan bilirkişi raporu da değerlendirilmek suretiyle esas ve birleşen davanın her iki yanının da Türkiye Cumhuriyeti Tabiyetinde bulunan şirketler olduğu; aralarındaki varlığı çekişmesiz olan 30/11/2010 tarihli sözleşmenin ifa yerinin, Türkiye dâhilinde olduğu gözetildiğinde; 805 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca, Türkçe olması zorunlu iken - düzenlendiği dikkate alındığında; aynı yasanın (4). maddesindeki müeyyide uyarınca sözleşmenin, Türkçe düzenlenmesi konusundaki gerekliliğe uyulmadığından geçersiz bulunduğu; ayrıca, TMK.nun. 706. ve 818. sayılı BK.nun. 213/2. maddesi ile Tapu Kanunun 26. maddesi ve Noterlik Kanununun 60/3.maddelesi birlikte dikkate alındığında; taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmesinin gerektiği; bu resmi şeklin geçerlilik şartı olduğu; sözleşmede bu geçerlilik şartına da uyulmadığından sözleşmenin bu yönü ile de geçersiz bulunduğu; bu kapsamda, sözleşmedeki tahkim şartının geçerli bulunmadığı gibi taşınmaz mülkiyetinin nakline ilişkin koşulların da geçerli bulunmadığı görülmekle; davacının, bu sözleşmeye dayalı olarak davalıdan dava konusu taşınmazların mülkiyetini talep etme hakkının doğmadığı; bu nedenlerle, esas davanın sübut bulmadığından reddine; karar vermek gerekmiştir.Birleşen davanın ----. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas); taraf şirketlerin 2010 yılı sonu itibariyle ticari defterlerin bakiyesinin aynı olduğu; diğer bir ifade ile 31/12/2010 tarihi itibariyle ticari defter kayıtlarına göre mutabık bulunduklarının görüldüğü; teknik bilirkişilerin yapmış olduğu hesaplama sonucunda; davacı şirketin yapmış olduğu işlerin toplam bedeli (13.428.725,87 USD x 1,9573 TL =) 26.284.045,14 TL + [3065 sayılı KDV Kanunu'nun 26. maddesi gereği bedelin döviz ile hesaplanması halinde döviz vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihteki cari kur üzerinden TL'ye çevrilerek "TL" cinsinden hesaplanması gerektiği dikkate alınarak] kdv= 31.015.173,26 TL olarak hesaplandığı; davacı şirketin, davalı şirket adına düzenlenen (8) adet fatura toplamı: 16.061.530,89 TL (11.694.334,08 USD x 1,9573 TL =22.889.320,08 TL) olduğu; tamamının davalı şirketin muavin defterlerinde kayıtlı bulunduğu; aradaki farkın, dava tarihi itibariyle ----- Türk Lirası karşılığının TL olarak hesaplandığı; toplam bedeli 1.994.553,52 TL olan (12) adet çek, 2010 yılı içinde ----- isimli 3. şahıs tarafından düzenlendiği ve davalıya ciro edildiğini; davalının da bu çekleri ciro ederek davacıya verdiği; bu söz konusu çeklerin de tarafların 2010 yılı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu; davalının usulüne uygun tutmuş olduğu ve lehine kesin delil gücüne sahip olan ticari defterlerine göre; davalının, dava tarihi itibariyle davacıdan 3.529.831,25 TL alacaklı göründüğü; her iki tarafın da 2010 yılı ticari defter ve kayıtlarında yer alan (12) adet çekin toplam tutarı olan 1.994.553,52 TL'nin davalının ticari defterlerindeki alacak tutarı olan 3.529.831,25 TL'den düşülmemesi gerektiği; bu durumda, davalı şirketin dava tarihi itibariyle davacı şirketten (3.529.831,25 TL -1.994.553,52 TL =) 1.535.277,73 TL alacaklı bulunduğu; bu durumda, davalı şirketin bakiye alacağının teknik bilirkişi raporunda tesbit edilen davacı alacağı olan 8.125.853,18 TL'den düşüldüğünde ([31.015.173,26 TL- 22.889.320,10 TL=] 8.125.853,18 TL- 1.535.277,73 TL=) 6.590.575,45 TL davacı alacağının bulunduğu; birleşen dosya davacısı şirketin bu alacağını tahsili için dava açmakta haklı ve hukuki yararının bulunduğu; ancak, birleşen dosya davacısı şirketin, davalıdan öncelikle sözleşmeye dayalı olarak davalı şirket uhdesindeki taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescili talebinin ise yukarıda esas davada ayrıntı olarak gösterilen nedenlerle yerinde bulunmadığı; bu nedenlerle; davacı tarafından davalı aleyhine açılan birleşen davanın sübut bulduğundan kabulü ile 100.000,00 TL'nin, birleşen dosya kural olarak, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine; karar vermek gerekmiş olmakla; her ne kadar davacı taraf ıslah dilekçesi mahkememize sunmuş ise de ıslah dilekçesi ile neticeyi talebini arttırmak istemiş ise de, 6100 sayılı HMK 177 maddesine göre ıslahın ancak tahkikat sonlanıncaya kadar yapılabileceği yasanın amir hükmü olduğundan sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra mahkememize ıslah dilekçesi sunulduğu görülmekle, ıslah talebi yerinde görülmemiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda yazılacağı üzere;
Asıl dava bakımından davanın reddine,
Birleşen dava bakımından tapu tesciline ilişkin talebin reddine,
100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 24,30- TL, 10.247,00-TL tamamlama harcı, 208.000,00-TL Islah harcı olmak üzere toplam 218.271,30-TL üzerinden fazla yatan 217.655,90- TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça sarfedilen 118,25-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
B-) BİRLEŞEN DAVADA;
1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.707,75- TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.092,35- TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine,
2- Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Kabul edilen 100.000,00-TL yönünden davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının birleşen dosyada yapılan masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
7-Esas ve birleşen davada taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmının HMK 333. Maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, Dair, Davacı Vekilinin ve Davalı Vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 15 gün süre içinde Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.