T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/816 Esas
KARAR NO: 2025/354
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/11/2024
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, icra takibine konu borç davalı ----------- ile Müvekkil Şirket arasındaki Franchise Sözleşmesi'ne bağlı ticari ilişkiden doğan mal/hizmet faturalardan, Franchise Sözleşmesi'ne aykırılıktan ve Franchise Sözleşmesi'nin haksız feshinden doğan cezai şart alacağından ve royalty ile satış, kira gelirleri, kar kaybından doğan sözleşmeye dayalı alacaktan kaynaklandığını, söz konusu alacak tutarları cezai şart bedeli de faturalandırılmak suretiyle davalı ---------- cari hesabına işlenmiş olduğunu, davalının müvekkil şirkete olan ve geçmişten gelen borçları daha evvel davalı tarafa ---------- Noterliği'nin ----------- yevmiye numaralı ve 20.03.2024 tarihli ihtarnamesi (EK3) ile ihtar edilmesine karşın halihazırda ödenmediğini, franchise veren olarak müvekkil şirket ile davalı taraf, aralarında 01.09.2021 tarihinde Franchise Sözleşmesi düzenleyerek ticari ilişkilerini başlattığını, davalı tarafın Franchise Sözleşmesi'nden kaynaklanan ticari ilişkisi süresince mal/hizmet alım-satım gibi işlemlerinden kaynaklanan vadesi geçmiş 2.775,47 TL tutarında borç bakiyesi bulunduğunu, müvekkil şirketin, davalı ----------- Franchıse sözleşmesini ihlal etmesinden kaynaklanan toplamda 890.000 TL cezai şart alacağı bulunduğunu, davacı müvekkil şirket ile davalı taraf arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken davalı hiçbir sebep göstermeksizin, 12.01.2024 günü saat 12.09'da ticari işletmede son adisyonu keserek işletmedeki faaliyetleri durdurmuş ve satışa kapattığını, 13.01.2024 tarihinde ise işletmeyi satışa hiç açmamış ve 14.01.2024 tarihinde davalının bilgisi dahilinde olan planlı haftalık sevkıyatları teslim almadığını, davalının 27.01.2024 tarihinden itibaren ise işletmeyi haklı bir gerekçe olmaksızın 20 gün boyunca kapalı tuttuğunu, davalılar ----------- ve ---------- aleyhine --------- İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ----------E. sayılı icra dosyası ile taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan toplam 1.557.816,32 TL alacağın tahsilinin sağlanması amacıyla müvekkil şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, ancak davalılar herhangi geçerli bir gerekçe göstermeksizin söz konusu icra takibine konu borca itiraz ettiklerini, davalıların işbu itirazı hukuki mesnetten yoksun olup tamamen Müvekkil Şirket'in alacağına uluşmasını engellemeye yönelik olduğunu, davalıların borca itirazda bulunması üzerine müvekkil şirket adına ---------- Arabuluculuk Bürosu'na ---------- numaralı başvuru ile arabuluculuğa başvuru yapılmış olup 21.08.2024 tarihinde gerçekleştirilen son oturum ile arabuluculuk görüşmesi olumsuz sonuçlanmış, sulh olunamadığını, netice itibariyle işbu davanın açılması gereği doğduğunu, bu nedenle itirazın iptaline ve haksız yapılan itirazda davalıların kötü niyeti açıkça ortada olduğundan, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davalıların/borçluların haksız ve kötü niyetli olan itirazının iptaline, takibin devamına ve davalılar/borçlular aleyhine %20’den aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar/borçlular taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının alacak iddiasının dayanağı franchise sözleşmesi olduğunu, Franchise sözleşmesi sürekli borç ilişkisi içeren bir sözleşme olduğunu, HMK uyarınca genel yetkili mahkeme, dava/icra tarihinde borçlunun yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, eğer ki özel yetki kuralı uygulanacak ise HMK md.10 uyarınca sözleşmeden doğan davalarda davanın sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği gözetilmesi gerektiğini, Franchise sözleşmesinin konusu--------- ili --------- İlçesinde bulunan ----------- şubesi olduğunu, Sözleşmenin ifa yerinin---------- olması gerektiğini, sözleşmenin ifa yeri TBK md 89'da düzenlendiği şekilde olduğunu, tarafların açık iradesi, sözleşme hükümlerinin şubede, yani ---------- ifa edileceği yönünde olduğunu, sözleşme bütün olarak incelendiğinde, tarafların tüm yükümlülüklerinin ve bu yükümlülükleri yerine getirme yerinin sözleşme konusu şubenin bulunduğu yer olduğu anlaşıldığını, esas sorumluluk alanına ilişkin yükümlülük, --------- Mh. , ---------, ---------- adresi bakımından düzenlendiğini, tarafların yükümlülüklerinin tamamı şube içi ve şubeye temin edilecek şeyler hakkında olduğunu, yine sözleşme konusu esasen franchise alanın, franchise veren adına ürünü(pizza vs.) Frenchise verenin belirlediği şartlar dahilinde ve yalnızca Şube'nin bulunduğu mahalde üretip, dağıtması olduğunu, bu yükümlülük sözleşmeden kaynaklanmakta ve yerine getirilebileceği adres şubenin bulunduğu mahalle sınırlı olduğunu, ortada para borcu ve götürme borcu olarak tanımlanabilecek bir alacak da söz konusu olmadığını, sözleşmede açıkça anlaşıldığı üzere, franchise verenin tahsilatları doğrudan tahsilat yöntemiyle yapıldığını, yani Franchise verene götürülerek ödenen bir borç olmadığını, Franchise veren, Franchise alanın tahsilatları içinden doğrudan tahsilat yaptığını, davacı yanın haksız ve kötü niyetli davasının reddini, davacı hakkında davaya konu edilen asıl alacağın %20’sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davalı ile arasındaki franchise sözleşmesinden kaynaklanan 1.557.816,32 TL alacağı olduğu iddiasıyla icra takibine geçmiş, davalılardan ---------- ise bu alacağın 400.000 TL'ye kadarki kısmının garantörü olduğunu iddia ettiğini,---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E. Sayılı dosyasında davalılarca borca, faize, ödeme emrine, fer'ilerine ve yetkiye açıkça itiraz edilmiş ve yetkili icra dairesi yine borçlularca gösterildiğini, her iki davalı yönünden de ilk itirazları huzurdaki davada yetki ve tahkim ilk itirazlarımızı açıkça ileri sürdüklerini, itirazın iptaline konu icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığını, borçlu/davalılar tarafından yetkiye itiraz edildiğini, alacaklı/davacı tarafından yetki itirazına karşı icra mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuru yapılmamış ve dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi de talep edilmediğini, yetkili yargı mercii, sözleşme ile açıkça anlaşıldığı üzere sözleşmenin ifa yeri olan---------, ---------- olduğunu, uyuşmazlık konusu tahkime elverişli olduğunu, sözleşmede de tahkim şartı öngörülmüş ve yine başkaca çözüm yolu öngörülmediğini, HMK md.413/1'deki " Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder." hüküm uyarınca tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddi gerekli olduğunu, davacı yanın haksız ve kötü niyetli davasının reddini, davacı hakkında davaya konu edilen asıl alacağın %20’sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; Franchise Sözleşmesi'nden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------- E. Sayılı dosyası celp edilip incelenmiştir.Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiştir.
Tahkim, sözleşme tarihi ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onbirinci kısmında 407 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Bir hak üzerinde uyuşmazlığa düşmüş olan iki tarafın anlaşarak, bu uyuşmazlığın çözümlenmesini özel kişi veya kişilere bırakmalarına ve uyuşmazlığın bu özel kişi veya kişiler tarafından incelenip karara bağlanmasına tahkim denir. Burada söz konusu olan ihtiyari tahkim, yani tarafların rızaları ile başvurabilecekleri tahkim yoludur. Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli HMK 412. maddede düzenlenmiş, yasa da tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşma olarak ifade edilmiştir. İkinci fıkrada, tahkim sözleşmesinin taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabileceğine yer verilmiştir. Tahkim itirazı ise aynı yasanın 413. maddesinde düzenlenmiş, tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa karşı tarafın ilk itirazda bulunabileceği ve tahkim sözleşmesi, hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız değilse mahkemenin tahkim itirazını kabul edeceği ve davayı usulden reddedeceği belirtilmiştir.Taraflar arasındaki 01/09/2021 tarihli Franchise Sözleşmesinin " Tahkim Şartı Ve Uygulanacak Hukuk" başlıklı 13. Maddesi;‘’Bu sözleşmeden kaynaklanan veya bu sözleşme ile ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar, ---------- Tahkim Merkezi Tahkim kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümlenecektir.....’’ hükmünü düzenlemektedir.Taraflar arasındaki yukarıda belirtilen sözleşme maddesine göre, davaya konu sözleşmelerden kaynaklanan aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülmesi konusunda anlaşmışlar ve yazılı olarak sözleşmeye geçirmişlerdir.Tahkim ile ilgili olarak HMK 413/1 maddesinde "Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder.’’ düzenlemesi yer almaktadır.Netice olarak yukarıda belirtilen sözleşme maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesi için tahkim düzenlemesi yapıldığı, mahkememizden davada talep edilen hususların da, incelenen bu sözleşme kapsamında tahkime bağlı olduğu, buna göre, tahkim sözleşmesinin geçerliliği için aranan temel unsurlardan geçerli bir tahkim iradesinin şüpheye ve karışıklığa yer vermeyecek şekilde açık ve kesin olarak bulunduğu, yazılı şekil şartına uyulduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu yani uyuşmazlığın iki tarafın iradesine bağlı işlerden olduğu, tahkim mercinin de net bir şekilde belirlenmiş olması karşısında taraflar arasındaki tahkim şartının geçerli ve uygulanabilir olduğu anlaşılmakla; davalıların tahkim ilk itirazının kabulü ile öncelikle tahkim yoluna başvurulması gerektiği anlaşılmakla, HMK.116/1-b, 413/1.maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının tahkim ilk itirazının kabulü ile uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerektiğinden 6100 Sayılı HMK'nın 413. maddesi ve HMK'nın 116/1-b. maddesi uyarınca açılan davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar harcından başlangıçta alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalılar davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Dava şartı arabuluculuk kapsamında Hazine tarafından ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6831 sayılı Kanun'a göre yargılama gideri olarak tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/05/2025