T.C.
İstanbul Anadolu
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/182 Esas
KARAR NO : 2025/971
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 13/03/2022
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız-------- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I.DAVA: Davacı vekili; müvekkili ------- küçük -------- annesi olduğunu, gebelik takiplerini dava dışı------- T.C. Kimlik No'lu --------- tarafından yapıldığını, dava dışı ------- 11/08/2020-11/08/2021 tarihlerinde geçerli olmak üzere Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı --------Şirketi tarafından düzenlendiğini, davacı ------- gebelik takiplerini düzenli yaptırdığını, düzenli olarak muayene ve kontrole gittiğini, ancak davacı, davalının sigortalısı --------- tüm gebeliği boyunca defalarca muayene edilmiş olmasına rağmen, müşterek çocuk -------- down sendromlu olup olmadığının tespit edilmesi ve tespiti halinde istenmeyen gebeliği sonlandırabilmek mümkün iken bu imkândan davalının sigortalısı -------- tıbbı özen eksikliği nedeniyle yararlanılmadığını, arz edilen nedenlerle ve mahkemece resen göz önüne alınacak sebeplerden dolayı, hekimin mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak, fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat kalemleri yönünden belirsiz olacak şekilde şimdilik müvekkili küçük -------- için, 500,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatı ve 500,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 1.000,00 TL belirsiz nitelikli maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminat, Anne --------- için 25.000,00 TL manevi tazminat, Baba ---------- için 15.000,00 TL manevi tazminat, olmak üzere şimdilik toplamda 81.000,00 TL tazminatın doğumun tarihten itibaren işleyecek avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP: Davalı --------- ŞİRKETİ vekili; davanın usûl ve esas bakımından reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, tıbbi kötü uygulamadan kaynaklı sigorta şirketine karşı açılan tazminat davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Davacı -------- gebelik takibinde dava dışı Doktor-------- bu davacıya down sendromu, bu sendromun tespiti ve teşhisine ilişkin tanı yöntemleri, bunların risk ve sonuçları yönünden usulünce aydınlatıp aydınlatmadığı, davacı --------- maluliyet oranı ve buna bağlı olarak maluliyet zararı ile davalının sorumluluğunun olup olmadığı var ise miktarı hususundadır.
Çocukta meydana gelen maluliyetin tespiti için ATK'dan rapor aldırılmıştır.------- Kurulunun 10/01/2024 tarih ---------- sayılı raporunda; " Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 7. İhtisas Kurulunun 10/05/2023 tarih -------- sayılı mütalaasında Kişinin 19.09.2014-14.04.2015 tarihleri arasında --------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde gebelik takiplerinin yapıldığı, 20.04.2015 tarihinde ---------- Hastanesi’nde mükerrer sezaryen öyküsü olan kişiye sezaryen ameliyatı ile doğum yaptırıldığı, bebekte down sendromu stigmaları bulunduğu, 29.06.2015 tarihli --------- Üniversitesinin sitogenetik analiz raporunda yapılan genetik test sonucu trizomi 21 kromozom anomalisi tespit edildiği anlaşılmakla, Genel tıbbi bilgiye göre, vücut hücrelerindeki kromozom sayısındaki fazlalıktan kaynaklanan genetik bir anormallik olan down sendromunda tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, risk değerlendirmesi yapılan bu testler ile doğacak bebekte down sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre sonografik görüntüleme sonuçları göz önüne alınarak bir risk oranı belirlendiği, test sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka down sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte down sendromu görülebileceğinin bilindiği, test sonucunun söz konusu hastalığın kaç gebenin birinde karşılaşılabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniyosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri girişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski bulunduğu, bebekte doğumdan sonra tespit edilen down sendromunun intrauterin rutin yapılan obstetrik ve/veya ilgili uzmanlar tarafından yapılabilen ikinci düzey ultrasonografi tetkiklerinde de tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği, Kişinin gebelik takiplerinin ---------- Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı --------- tarafından uygun aralıklarla yapıldığı, ancak kişiye uygun gebelik haftasında kromozom anomalisi tarama testleri önerilip önerilmediğinin dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılamadığı, bu hususun adli tahkikatla aydınlatılması gerektiği, dolayısıyla sorulan hususlar hakkında değerlendirme yapılamadığı cihetle -------- oğlu/kızı --------- doğumlu --------- dava konusu olaya bağlı 03.08.2013 tarih -------- sayılı------- yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikte yer almayan Ek-2, Ek-3 bölümleri için 11.10.2008 tarih ve -------- sayılı -------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu oy birliği ile mütalaa olunur. " şeklinde görüş vermiştir.
Davacı çocuk --------- yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağı şüphesizdir. Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkındaki taleplerin reddine karar verilmiştir.
Diğer davacılar yönünden; Somut olayda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususu somut olay özelinde hastanın eğitimi, yaşı, kültürel seviyesi ve hekim veya hastane tarafından tutulan kayıtlar serbestçe değerlendirilerek tespit edilmelidir. Bu kapsamda davacılara down sendromu konusunda sözlü olarak bilgilendirme yapıldığına ilişkin kayıtların aksinin davacı tarafından ispatlanması gerekmekte olup bu yönde davacılar tarafından dosyaya delil sunulmamıştır. Kaldı ki her ne kadar ispatlanmamış olsa dahi bir an için doktorun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilse dahi, sigorta poliçesi yalnızca hekimin kötü tıbbi uygulamaları sonucunda oluşan zararları teminat altına almaktadır, Down sendromun tıbbi uygulama hatasından değil, genetik anomaliden kaynaklandığı, erken teşhis halinde bile tedavisinin mümkün bulunmadığı, hekimin aydınlatma görevini zamanında yapması halinde bile çocuğun anne karnında iken tahliyesi (öldürülmesi) dışında bir seçenek bırakmaması nedeniyle hekimin eylemi (ihmali) ile poliçenin teminat altına aldığı zarar arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında bu davacılar yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 746,66 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 131,26 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine,
3-Davalı --------- ŞİRKETİ davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı --------- ŞİRKETİ tarafından yapılan 96,00 TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde --------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2025