T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/934 Esas
KARAR NO : 2025/868
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2023
KARAR TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında müvekkil şirket tarafından üretimi yapılmakta olan alüminyum ürünlerine ilişkin ticari alim-satım ilişkisi mevcut olduğunu, müvekkil şirket tarafından üretilip davalı şirkete satımı gerçekleştirilen mallara ilişkin ödemeler davalı şirket tarafından vadesinde gerçekleştirilmediğini, bakiye borç kapatılmamış ve yalnızca kısmi ödemeler gerçekleştirdiğini, bu nedenle müvekkil şirketin asıl alacağının yanında vade farkını da tahsil edebilmek adına davalı şirkete 09.11.2023 tarihli --------- Fatura No'lu ve 24.594,19TL bedelli temel fatura niteliğinde vade fark faturası kesildiğini, aynı tarihte davalı şirkete elektronik posta aracılığı ile iletildiğini, davalı şirket tarafından ise müvekkile 23.11.2023 tarihli -------- Fatura No'lu ve--------- 24.594,19 TL iade fatura kesildiğini, müvekil şirket tarafından kesilen 09.11.2023 tarihde kesilen faturanın davalı şirkete-------- sisteminden iletildiği 10.11.2023 tarihinde okunduğu varsayıldığında 8 günlük itiraz süresi en geç 20.11.2023 tarihinde itiraz edilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından 23.11.2023 tarihinde usulsüz bir şekilde iade faturası kesilmek suretiyle itiraz edildiğini, işbu itirazın süresi içerisinde yapılmadığını, aynı zamanda 09.11.2023 tarihli -------- fatura no.lu 24.594,19 TL bedeli faturanın temel fatura niteliğinde olduğu, e-faturayı alanın onayı aranmadığından ret butonu bulunmadığını, bu sebeple kağıt faturlarda olduğu gibi harici yöntemlerle itiraz edilebileceğini TTK m. 18/3 sınırlı olarak sayıldığını, davalı şirketin 09.11.2023 tarihli --------- fatura no.lu 24.594,19 TL bedeli faturanın mevcut bir karşılığının bulunmadığını ileri sürerek 23.11.2023 tarihli --------- fatura no.lu iade kestiğini bu faturaya yasal süresinde itiraz ettiklerini, ayrıca söz konusu faturaya 24.11.2023 tarihinde ---------Noterliğinin --------- yevmiye numaralı ihtarnamesi aracılığı ile itiraz edildiğini, bu sebeple iade faturası kesilmediğini, bu fatura iadesinin kabul edilmediğini bu faturaya ilişkin ihtarname usul ve yasaya aykırı bir şekilde düzenlendiğinde ötürü dikkate alınmadığını, fatura alacağı ile vade farkı fatura alacağının 46.410,09 TL bedeli alacağın tahsili amacıyla ---------İcra Müdürlüğü'nün ---------- E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirkete tebliğ edildiği davalı şirket tarafından 24.11.2023 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiğini, izah edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı davanın kabulü ile ---------İcra Müdürlüğünün--------esas sayılı dosyanın yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, 46.410,09 TL üzerinden asil alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz oranının işletilmesine, davalı tarafın hâksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilin davacıya takip konusu yapılan faturalar ve açılan dava bedeli uyarınca borcu olmadığı ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme neticesinde tanzim edilecek bilirkişi raporu ile sabit olacağını, müvekkil şirket ile davacı taraf arasindaki ticari iliski neticesinde müvekkile vade farkı açıklamasıyla 09.11.2023 Tarih --------- numaralı 24.594,19.-TL bedelli tanzim edilen fatura müvekkile tebliğ edilir edilmez 23.11.2023 tarihli ---------- seri numaralı ve 24.594,19.-TL bedelli vade fark iadesi amacıyla fatura tanzim edilerek davacı tarafa gönderildiğini, her ne kadar davacı tarafça -------- Noterliği 24.11.2023 tarih -------- yevmiye numaralı ihtarname ile faturaya itiraz edilmişse de müvekkil tarafından tanzim edilen faturanın TKK ve VUK hükümleri gereğince usul ve yasaya uygun olduğu da taraflarınca -------- Noterliği 27.11.2023 tarih -------- yevmiye numaralı ihtarname ile ihtar edildiğini, davacı tarafın, müvekkil şirket aleyhine tanzim edilmiş ve fakat müvekkil tarafından iadesi kesilerek davacıya tebliğ edilen vade fark faturasının ise hukuki dayanağını müvekkil şirkete göndermiş oldukları faturanın üzerinde "vadesinde ödenmeyen faturalar için %4 vade farki ödenir," ibaresinin bulunmasıyla açıklandığını, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlandığını, 6102 sayılı TTK'nin 21. Maddesinde ise faturanın içeriğinde bulunması gereken asgari unsurlar; "faturayı düzenleyen tacirin ticaret unvanı ve imzası, faturayı alan tacirin ticaret unvanı, tanzim tarihi, satilan veya üretilen malin veya yapilan isin yahut saülanan menfaatin nevi, miktarı, fiyati ve tutari talep halinde bedelin ödendiği kaydı" olarak sayılmış olmakla vade farkin faturada yer alan olağan unsurlardan olmadığının görüldüğü, vade farkı talep edilebilmesi için ya davacıyla müvekkil arasında bu hususta mutlaka sözleşme bulunması, sözleşmede açık hüküm bulunması ya da yine taraflar arasında sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir unsuru olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketle davacı arasında vade farkına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı gibi taraflar arasında alışıla gelmis bir uygulamanın bulunmadığı da sabit olduğunu, müvekkil şirketin uzun yıllardır mevcut iş kolunda çalışmakta olup ticari ilişki içerisinde bulunduğu diğer tacirlerle de vade farkına ilişkin hiçbir sözleşme yahut çalması da bulunmadığını, davacı alacaklı tarafa herhangi borcun bulunmaması sebebiyle tarafımızca borca, faize ve tüm ferilerine yapmış olduğu itirazın hâklı olması sebebiyle açılan isbu davanın reddi gerektiğini, davacının hâksiz ve mesnetsiz davasının reddini, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki alım- satım ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.--------- İcra Müdürlüğü'nün -------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 21/11/2023 tarihinde asıl alacak 46.410,09 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 28/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından 24/11/2023 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi kök rapor içeriğine göre; davacı şirketin, rapor muhteviyatındaki açıklamalar ışığında davacının davalıdan açık cari hesap ilişkisinden hareketle 46.410,09 TL kadar alacaklı gözüktüğü, davalı şirketine davacı şirkette açık cari hesap ilişkisinden hareketle 21.815,90 TL bakiye borcu gözüktüğünü, taraflar arası 46.410,0TL-21.815,90 TL =24.591,19 TL tutarında cari hesap farkı bulunduğunu, nedenin ise; davacı şirketçe tanzim edilen 09.11.2023 tarih --------- no.lu 24.594,19 TL bedeli “vade farklı” açıklamalı 1 adet faturadan kaynaklandığını beyan etmiştir.
Bilirkişi ek rapor içeriğine göre; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2023 yılında başladığını, davacı şirketin davalıdan açık cari hesap ilişkisinden hareketle 46.410,09 TL kadar alacaklı, davalı şirketine davacı şirkette açık cari hesap ilişkisinden hareketle 21.815,90 TL bakiye borcu bulunduğunu, taraflar arası 46.410,0TL-21.815,90 TL= 24.591,19 TL tutarında cari hesap farkı bulunduğunu, nedenin ise; davacı şirketçe tanzim edilen 09.11.2023 tarih ----------- no.lu 24.594,19 TL bedeli “vade farklı” açıklamalı 1 adet faturadan kaynaklandığını, dosya kapsamında taraflar vade farkı ödeneceğine dair sözleşme olmadığını, olmamasına rağmen davacı yanca davalı adına düzenlen fatura ön orta bölümünde * Vadesinde Ödenmeyen Faturalar İçin %4 Vade Farkı Kesilir* ibaresinin bulunduğunu, vade farkı isteğine ilişkin faturanın karşı tarafa tebliği edildiğini, TTK 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde bu faturaya itiraz edildiğini gösterir bir belgeye dosya içeresinde rastlanmadığını beyan etmiştir.Davacı, davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir. Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı ve davacının vade farkı faturası talep hakkının bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacı kayıtlarına göre davalıdan46.410,09 TL alacaklı göründüğü, davalının kayıtlarına göre davacıya 21.815,90 TL borçlu göründüğü, uyuşmazlığın 09.11.2023 tarih ---------- no.lu 24.594,19 TL bedeli vade farklı açıklamalı 1 adet faturadan kaynaklandığı, vade farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında bu yönde bir anlaşma veya teamül bulunması gerektiği, somut olayda anlaşma ve teamül bulunmadığı, ayrıca dayanak faturalarda "Vadesinde Ödenmeyen Faturalar İçin %4 Vade Farkı Kesilir" ibaresinin bulunsa da fatura üzerinde vade tarihinin yazılı olmadığı, bu itibarla davacının 21.815,90 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile; --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı takibine davalı/ borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle 21.815,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, aşan istemin reddine,
Hükmolunan alacağın %20 si icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 1.490,24 TL’den peşin olarak yatırılan 560,52 TL'nin mahsubu ile 929,72 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 560,52 TL peşin harç/harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 308,25 TL ilk dava masrafı, 6.500,00 TL bilirkişi, 170,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 6.978,25 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%47kabul) 3.279,77 TL' sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 21.815,90 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 24.594,19 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%47kabul) 1.466,40 TL' sinin davalı taraftan, (%53 Ret) 1.653,60TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025