T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/287 Esas
KARAR NO: 2025/703
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/08/2017
KARAR TARİHİ: 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/04/2017 günü davalı ---- yönetimindeki davalı -----plakalı aracın davacının yolcu olarak bulunduğu ---- plakalı araca çarptığını, kaza neticesinde ----- ağır derece yaralandığını, ------soruşturma numaralı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda davalı ------ asli kusurlu bulunduğunu, davacının beden gücü kayıp oranının tespiti için ------ rapor alınması gerektiğini, davacının kaza tarihinde kurumsal finansman danışmanlığı uzmanı olarak çalıştığını, davacının ---- tarihinden---- tarihine kadar tedavi gördüğünü, kaza nedeniyle davacının malvarlığı zararı oluştuğunu, prim kazancından mahrum kaldığını, davacının iç organlarında ciddi şekilde yaralanma olduğunu, yaşam kalitesinin düştüğünü belirtmiş, 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca maddi tazminat tutarının belirlenerek davalılara ödetilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın işleten ve sürücüye ödetilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, -------- plakalı aracın davalı nezdinde ------- poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçede belirtilen azami tutar ile sınırlı olduğunu, davacının davalı şirkete başvurması üzerine --------- hasar dosyasının açıldığını, eksik evrakın başvuru sonrası tamamlanmadığını, bu nedenle davanın dava şartı eksikliği sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, kaza ile zarar arasındaki illiyet bağının var olup olmadığının tespitinin zaruri olduğunu, kesin maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunun tespit edilmesi halinde kusur indirimi yapılacağını, davalının tedavi giderlerinden ve geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını, zararın asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı------- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri ile kaza arasında nedensellik bağı bulunmadığını, davacının kendi kusurunun bulunup bulunmadığının göz önüne alınması gerektiğini, davacının zararın artmasına müterafik kusuru ile yol açtığını, tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, ticari faiz talebinin haksız olduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin 06/10/2017 tarihli dilekçesinde Hmk. 124. maddesine göre davalı----- taraf olarak değiştirilmesini talep ettiği, mahkememizce--- tarihli ara karar ile ------ davalı olarak husumetin yöneltildiği anlaşılmıştır. Hmk'nın 124. maddesinin 4. fıkrasında hataya düşülen davalının davanın tarafı olmaktan çıkarılacağı ve lehine yargılama ücretine hükmedileceği düzenlenmiştir. Bu itibarla, --- taraf değişikliği ile yargılamadan çıkarılması nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir --------Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle işgöremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; --- tarihinde davacı ----yolcu olarak bulunduğu ---plakalı araç ile davalı--- idaresindeki davalı---- işleteni, davalı sigorta şirketinin ------ plakalı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen kaza nedeniyle davalıların kusuru bulunup bulunmadığı, kazanın oluşumunda varsa kusur oranlarının ne olduğu davacının bedensel zarara uğrayıp uğramadığı uğradıysa hangi miktarda maddi zararının oluştuğu ile manevi tazminatın şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, dava tarihinden önce davalı ------ başvuru yapıldığı halde sigorta şirketi tarafından başvuruya eksik belge temini yönünde cevap verildiği tarafların kabulündedir. Eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında, KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerekir. Bu itibarla, başvuruya ilişkin dava şartının davacı tarafından yerine getirildiği anlaşılmıştır.2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 Sayılı TCK'nun 66. maddesine göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası ------- tarihinde meydana gelmiş, davacı vekili tarafından ceza zamanaşımı süresi içinde ------ tarihinde işbu dava açılmıştır. Bu nedenle, zamanaşımı defi yönünden davalı savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Sigorta poliçesinin incelenmesinde; ---- başlangıç ve bitiş tarihleri arasında ----- nezdinde ---- sigortalı olduğu görülmüştür.-------- soruşturma numaralı dosya içeriğine göre; dava konusu kazaya ilişkin bilirkişi raporu alındığı, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ---- asli kusurlu olduğu, kazanın ardından tanık ifadelerinin alındığı, delillerin toplandığı görülmüştür. ----- tarihli yazı cevabına göre; davacının sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapıldığı, buna ilişkin tutanağın dosya arasına alındığı görülmüştür.------ tarihli yazı cevabına göre; davalı ---- sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapıldığı, buna ilişkin tutanağın dosya arasına alındığı görülmüştür.----- tarihli yazı cevabına göre; dava konusu ---- plakalı aracın kaza tarihinde davalı ----adına kayıtlı olduğu görülmüştür.----- tarihli yazı cevabında davacıya herhangi bir aylık bağlanmadığı bildirilmiş, hizmet kaydı Mahkememiz dosyasına gönderilmiştir.----- nolu hasar dosyası içeriğine göre; davacının davalı şirkete ------tarihinde başvurduğu, heyet raporu ile gerçek zararın tespitine yarar belgelerin tamamlanmaması nedeniyle zararın tazmin edilmediği anlaşılmıştır.------ nolu hasar dosyası içeriğine göre; dava öncesi sigortacıya başvuru yapıldığı, başvuru neticesinde hasar dosyası oluşturulduğu, davacıya ödeme yapılmadığı, ----- plakalı aracın ----- nezdinde zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür.----- yazı cevabına göre; davacının epikriz formu ve konsültasyon raporu dahil tüm tedavi evrakının mahkememize gönderildiği görüldü------ tarihli rapora göre; davacı ------ tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle "Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde vücut fonksiyon kaybı oranının %0 olduğu, iş göremezlik süresinin (9) aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.Davacı vekili 01/07/2019 tarihli rapora itiraz dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporları kabul etmediğini belirtmiş, ---- çerçevesinde rapor düzenlenmesini talep etmiştir.
Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin kaza tarihinde (15.04.2017) yürürlükte olduğu anlaşıldığından, 26/09/2019 tarihli oturumda bu yöndeki itirazın reddine karar verilmiştir.09/10/2020 günlü ve 31269 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ------ karar sayılı ilamında; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 14/04/2016 tarihli ve 6704 sayılı Yasası'nın 3. maddesiyle değiştirilen 90. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda .." ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan "... ve genel şartlarda..." ibaresinin; aynı Kanunun 92'nci maddesine 6704 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen "i" bendinin; Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir. Davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ile Engelliler Yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmamıştır--------Somut olayda; davacı vekili 10/03/2021 tarihli beyan dilekçesi ile değinilen haklı sebeplere dayanarak ek rapor alınmasını talep etmiştir. Öte yandan,--------- Karar sayılı güncel ilamı uyarınca Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığı anlaşıldığından yeniden maluliyet raporu alınması talebinin reddine karar verilmiş, --- raporu hükme esas alınmıştır.Bilirkişi --------- tarafından düzenlenen 23/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; 15.04.2017 tarihinde meydana gelen kazada trafik kurallarını ihlal eden davalı ---- %100 oranında kusurlu olduğu, dava dışı---- herhangi bir kusurunun bulunmadığı, soruşturma dosyasında alınan rapor ile mübayenet oluşmadığı tespit edilmiş, denetime elverişli rapor hükme esas alınmıştır.Bilirkişi ------- tarafından düzenlenen ----- tarihli esas rapor ve --- tarihli ek rapor içeriğine göre; davacının sürekli iş göremezlik zararının oluşmadığı, geçici iş göremezlik zararının 11.526,93 TL olduğu mütalaa edilmiştir.Bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 09/11/2020 tarihli esas rapor ve 10/11/2021 tarihli ek rapor içeriğine göre; davacının başkasının desteğine ihtiyaç duyduğu sürenin kaza tarihinden itibaren 1,5 ay olduğu, bakıcı giderinin 2.666,25 TL olduğu, ulaşım ve diğer sosyal giderlerinin 500,00 TL olabileceği, 1.192,99 TL sağlık kurumlarındaki tetkik ve tedavi giderinin bulunduğu mütalaa edilmiştir.Davalı----- tarihli, davalı ----- tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde özetle; tedavi masrafları ve bakıcı giderinden davalının sorumlu olmadığını, hesaplanan kalemlerin teminat kapsamında bulunmadığını, zarardan ------- sorumlu olduğunu belirtmiştir.6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile KTK 98. maddesinde yapılan değişiklik ve geçici 1. maddesi gereği, trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerinden ---- sorumludur. Ancak, -----açıklanan madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden ve Kanun kapsamında olmayan tedavi giderlerinden ------ sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. Bu itibarla, belgesiz tedavi giderlerine ilişkin denetime elverişli bilirkişi raporuna mahkememizce iştirak edilmiş, rapor hükme esas alınmıştır.Bilirkişi --- tarafından düzenlenen 04/03/2021 tarihli rapor içeriğine göre; davacının sürekli iş göremezlik zararının oluşmadığı, geçici iş göremezlik dönemi boyunca mahrum kaldığı prim gelirlerinin 3.868,06 Euro olduğu tespit edilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup kazanç kaybı da tazmini gereken zararlardandır. Anılan yasal düzenleme ile, sadece çalışma gücündeki sürekli ve kalıcı kayıp halinde değil, belirli süreli kayıp halinde oluşan zararın da tazmininin gerektiği açıkça kabul edilmiştir. Dosya içerisindeki maaş bordrosu ve ödeme belgelerinden, davacının kazadan önce elde ettiği halde kazadan sonra elde edemediği ve görevine gelemeyen davacının mahrum kaldığı prim alacağı tutarının ise 3.868,06 Euro olduğu anlaşılmaktadır. Davacı işvereni olan bankanın cevabı gereği; davacı, kazada oluşan yaralanması nedeniyle tedavi ve iyileşme süresinin devam ettiği süreçte çalışmasına devam edememiş olsa dahi, çalıştığı dönemde elde ettiği gelirlerden sadece 3.868,06 Euro'luk prim alacağından mahrum kaldığından, geçici işgöremezlik zararının kapsamını da yaralanma sonucu çalışılamaması nedeniyle mahrum kalınan gelirler oluşturduğundan, davacının mahrum kaldığı 3.868,06 Euro'luk bedelin geçici işgöremezlik tazminatı olarak kabulü suretiyle hüküm tesisi gerekir ------------Bu itibarla, denetime elverişli bilirkişi raporuna mahkememizce iştirak edilmiş, rapor hükme esas alınmıştır.Davacı vekilince verilen harcı da yatırılan 30/03/2021 havale tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 20.566,24 TL'ye yükseltildiği, talep arttırım dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği görüldü.Davalı ---- tarihli, davalı ------- 09/06/2021 tarihli talep arttırım itiraz dilekçesinde özetle; ıslah edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, geçici iş göremezlik zararından davalıların sorumlu olmadığını savunmuştur. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi, bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden bu yöndeki savunmaya mahkememizce itibar edilmemiştir.Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme ------------sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.--------- sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Yukarıda açıklandığı üzere, geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri talepleri yönünden sigorta şirketinin ve davalının sorumluluğu devam ettiğinden bu yöndeki savunmaya mahkememizce itibar edilmemiştir --------Davalı ------ vekili cevap dilekçesi ve aşamalarda sunduğu beyan dilekçesi ile davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle hesaplanan zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur.Kaza tespit tutanağında, davacı için emniyet kemeri belirlemesi yapılmadığı ve davacının emniyet kemeri takmadığına dair dosyada delil bulunmadığı gözetildiğinde, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması mümkün değildir -------------- Kaldı ki, davacının arka koltukta seyahat etmesi, kazanın meydana geliş şekli ve aracın kaza sonrasındaki haline ilişkin dosya içerisinde yer alan fotoğraflar bir bütün halinde gözetildiğinde emniyet kemerinin takılmamış olmasının zararın artmasına yol açmadığının kabulü gerekir. Tüm dosya kapsamındaki delil durumu ve alınan denetime elverişli bilirkişi raporları uyarınca davacının toplam 20.566,24 TL maddi zararının oluştuğu, davalıların zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, hesaplanan zarardan indirim yapılmasını gerektirir bir halin bulunmadığı anlaşılmıştır.Manevi tazminat talebi yönünden yapılan yargılama neticesinde, tazminat miktarının belirlenmesinde gözetilen hususların açıklanması gerekir: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2. maddesi gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. ------------ gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat, bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K'nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir ----------
Mahkememiz 29/09/2020 tarihli oturumunun (6) numaralı ara kararı ile davacı vekiline ----- gerekçesinde açıklanan takdir olunacak manevi tazminat tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar ile tanık dahil tüm delillerini bildirmek üzere süre verilmiş, bildirilen tanıklar mahkememizce dinlenilmiştir.Tanık ------ beyanında; davacı kızının------yanına gelirken kaza yaptığını, telefonda kızının yoğun bakımda olduğunun bildirildiğini, anne olarak zor zamanlar geçirdiğini, davacının 5 gün boyunca yoğun bakımda kaldığını, bu süreçte yemek yiyemediğini, çok ağrıları olduğunu, kırıkların ağrı yapmasına rağmen davacıya ağrı kesici verilemediğini, davacının yoğun bakımın ardından 1 ay kadar hastanede kaldığını, 2 ay süreyle de evde tedavi gördüğünü, kaza nedeniyle davacının 3 ay çalışamadığını belirtmiştir.Tanık ------ beyanında; kaza günü davacının kendisinde olmadığını, davacıya kan nakli yapıldığını, davacının dalağında parçalanma olduğunu, kaza nedeniyle kaburgasında ve çeşitli kemiklerinde kırıklar meydana geldiğini, davacının 5 gün yoğun bakımda kaldığını, solunum yolu problemleri çektiğini belirtmiştir.Davalı sürücü ----- tarihli oturumda, kazanın meydana gelmesi nedeniyle davacıdan özür dilediğini, bu nedenle üzgün olduğunu beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamındaki delil durumu nazara alınarak manevi tazminatın takdir edilmesi gerekir. Alınan maluliyet ve kusur raporu, tedaviye ilişkin belgeler, kaza fotoğrafları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu gibi somut ölçütlerin yanında, davacının duruşmadaki hâl ve tavırları ile tanık beyanları mahkememizce manevi tazminatın tayininde gözetilmiştir. Davacının duyduğu acı ve elemin maddi bir karşılığı olmamakla birlikte, belirlenecek tutarın davalının ekonomik yönden yıkımına da yol açmaması gerekir. Açıklanan nedenlerle, hak ve nesafete göre karar verilmiştir.Haksız fiilden doğan tazminat alacaklarında kural olarak faiz başlangıcı olay tarihidir. Zarar gören, tazminat alacağına zararın doğduğu an hak kazanır. Haksız fiillerde olayın vuku tarihinde alacağın muaccel olduğu ve dolayısıyla borçlunun temerrüde düştüğü kabul edilmekte haksız fiil failinin temerrüdü için ayrıca alacağı istemeye yönelik ihtar keşide edilmesine gerek bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak da temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Somut olayda; davalı sigorta şirketine 05/10/2017 tarihinde başvurulmuş, davada taraf değişikliğine ise --- tarihinde karar verilmiştir ----- Açıklanan nedenlerle, davalılar işleten ve sürücü için olay tarihi, sigorta şirketi için başvuru tarihine göre temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekir. Zarara neden olan araç ticari araç olup ticari faaliyet sırasında zarara neden olmuştur. Bu itibarla, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekmiştir.Tüm açıklamalar ışığında mahkememizin ----Karar sayılı kararı ile; “Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne; Davacı ---- uğramış olduğu bedensel zararlar için hesaplanan 16.207,00 TL geçici iş göremezlik zararı, 4.359,24 TL bakıcı/tedavi gideri olmak üzere 20.566,24 TL toplam maddi tazminatın davalılar ----kaza tarihinden itibaren, davalı ----- tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine, Davacı tarafından, davalılar ---- aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 20.000,00 TL manevi tazminatın 15/04/2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine,” şeklinde karar verilmiştir.Dosya taraf vekillerince istinaf edilmiş olup ----- Karar sayılı ilamı ile; “Mahkemenin hükme esas aldığı ---- raporunda mahkemece talep edilmesine rağmen bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. Hükme esas alınan aktüerya uzman raporunda da (9) aylık geçici iş göremezlik süresi aynı zamanda bakıcıya ihtiyaç duyduğu süre olarak kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak, davacının geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda---- ek rapor alınması, bakıcı ihtiyacı tespitinin yapılması halinde, aktüerya uzmanından ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle geçici bakıcı ihtiyacı konusunda değerlendirme içermeyen maluliyet raporunda belirlenen 9 ay olan geçici iş göremezlik süresinin tamamı için hesaplanan geçici bakıcı giderine hükmedilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur ------- Davacının geçici iş göremezlik süresi içinde yoksun kaldığı prim ödemelerine ilişkin talebi yönünden mahkemece davacının çalıştığı iş yerinden kaza tarihinden önceki bir yılı içerir tüm prim ve yan ödemeleri gösterir, yine davacının kazadan sonra fiilen işe başlama tarihinin tespiti için kaza sonrasına ait ödeme kayıtlarını içerir işyeri özlük dosyası celp edilmeden, davacının kaza sonrası fiilen işe başladığı tarih ve aldığı prim tespit edilip değerlendirilmeden bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.” Gerekçesi ile mahkememiz kararı ortadan kaldırılmıştır.Dosya mahkememizin -----Esasına kaydedilerek açık yargılamaya devam olundu.Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak; dava konusu kazaya ilişkin başvuru evraklarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacının ---tarihinde sigorta şirketine başvuru yapmış olduğu anlaşıldı---- kararı doğrultusunda dosya--- gönderilmiş olup----hazırlamış olduğu raporda özetle; --------tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğini, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğini belirtmiştirDosya rapor tanzim etmek üzere aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu raporda özetle; davacının geçici iş göremezlik dönemi boyunca mahrum kaldığı prim gelirlerinin 3.858,06 Euro olduğunu, davacının hesaplanan geçici bakıcı gideri zararının 5.332,50 TL olduğunu belirtmiştir.Tüm dosya kapsamı, yasal deliler, raporlar ve kaldırma kararı hep birlikte değerlendirildiğinde; 20/04/2017 tarihinde sigorta şirketine başvuran davacı yanın sigortaya başvuru şartını yerine getirdiği, alınan --- raporu doğrultusunda davacının 3 ay süreyle bakıcı ihtiyacı bulunduğu anlaşılmış olup bu doğrultuda alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak davacı yanın maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.Kaldırma kararı öncesi yapılan inceleme ve açıklamalar ışığında manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne; davacı -------- uğramış olduğu bedensel zararlar için hesaplanan 16.207,00 TL geçici iş göremezlik zararı, 4.359,24 TL bakıcı/tedavi gideri olmak üzere 20.566,24 TL toplam maddi tazminatın davalılar ---- kaza tarihinden itibaren, davalı ------tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine,
2-Davacı tarafından, davalılar ------- aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 20.000,00 TL manevi tazminatın 15/04/2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Alınması gerekli 2.771.08 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 905,11 TL harc ve 300,00 TL tamamlama harcın mahsubu ile eksik bakiye 1.565,97 TL nin davalılardan --------------- müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre maddi tazminat yönünden davacı vekili takdir olunan 20.566,24 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre manevi tazminat yönünden davacı için takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ----- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı----- aleyhine açılan manevi tazminat yönünden takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ------ verilmesine,
6-Davalı ------ davada kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 941,11 TL harc ve 300,00 TL tamamlama harcı üzere toplam 1.241,11 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ,
5-Davalı--------- tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafından sarfedilen 10.900,00 TL bilirkişi gideri , 2.034,00 TLposta gideri olmak üzere toplam 12.968,00 TL yargılama giderlerinin haklılık oranına göre hesaplanan 7.455,30 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yasa yolu açık olduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/10/2025