T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/698 Esas
KARAR NO: 2025/720
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 03/10/2023
KARAR TARİHİ: 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketlerden cenaze hizmetleri kapsamında hizmet aldığını, bu hizmet çerçevesinde davalılara ait işçinin açmış olduğu kıdem tazminatı talepli dava neticesinde müvekkilinin ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalıların müvekkilinin ödediği tazminatın tamamından sorumlu olduğunu beyan ederek 36.688,83 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Müflis-------- vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl işverenin davacı şirket olduğunu, işçilerin çalışma şartları, işe alınıp çıkarılmaları ve denetim gözetiminin davacı firma tarafından yapıldığını, bu nedenle işçi alacaklarından da davacı firmanın sorumlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı----Vekili cevap dilekçesinde özetle; işçinin davacı yanın gerçek işçisi olduğunu, tazminat taleplerinden davacının sorumlu olduğunu, müvekkiline husumet yöneltemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.--------sayılı dosyası ---- sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.---- dosyası ---- sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.-------dosyası --- sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.Davalı Müflis ----dosya tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmiştir.Dosya rapor tanzim etmek üzere iş mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye ve mali müşavir bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; davacının davalılardan ----rücu edebileceği bir alacak bulunmadığını, davalılardan ------- dava dışı işçiyi kendi çalıştırdığı dönem ve kendi çalıştırdığı dönemdeki ücreti ile sınırlı şekilde sorumluluğunun davacı ile birlikte yarı oranda olduğunu, buna göre kıdem tazminatı hesaplandığında,---- sorumluluğunun 1.315,74 TL net kıdem tazminatı olduğunu belirtmişlerdir.Dava işçilik alacağından kaynaklanan rücuen tazminat davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının asıl işveren olarak iş mahkemesi kararı gereğince işçiye ödediği tazminattan taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sözleşmede tazminata ilişkin kararlaştırma yapılıp yapılmadığı, davalıların sorumluluğu var ise sorumlu olunan miktarın ne olduğu ve ödeme tarihinden itibaren davalıdan faiz istenip istenemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun gereğince işçilerin kıdem tazminatını ödeyen İdarelerin diğer idarelere karşı rücu hakkı ile ilgili olarak 6552 sayılı Kanunda hüküm bulunmasına karşılık ihaleyi alan alt işverenlere karşı rücu haklarıyla ilgili doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle rücu ilişkisi ile ilgili olarak genel hükümlere başvurma zorunluluğu doğduğundan müteselsil sorumluluk kurumunun irdelenmesi gereklidir. Türk Borçlar Kanunun 162. maddesinde: “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” hükmüne yer verilmek suretiyle müteselsil borçluluğun ya taraf iradelerinden ya da kanundan doğacağını hükme bağlamıştır. --------maddelerinde ifadesini bulan “ Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.“ hükmündeki birlikte sorumluluk hali Kanundan doğan birlikte sorumluluk hallerinin uygulamada en çok karşılaşılan örneklerinden birini teşkil etmektedir. Kanunda “birlikte” ibaresi ile tanımlanan bu sorumluluk Borçlar Kanununda ifadesini bulan kanundan doğan müteselsil sorumluluk olup bu husus öğreti ve uygulamada da çoğunlukla kabul görmektedir.Türk Borçlar Kanunu'nun 62 nci maddesinde, “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” hükmüne yer verilmiştir.Türk Borçlar Kanunun 167. maddesinde ise “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” ifadelerine yer verilmiştir. “Aksi kararlaştırılmadıkça” ibaresi bize işçilik alacaklarına ilişkin ödemeyi gerçekleştiren kamu işverenleri ile hizmet satın alınan firmalar arasındaki iç ilişkinin tespiti bakımından taraflar arasında kanunda öngörülen yarı yarıya sorumluluk hükmü yerine başka bir hüküm konulup konulmadığının araştırılmasını gerektiğini göstermektedir.Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilecektir. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Taraflar arasındaki şartname veya sözleşmelerde işçilerin İş Hukuku kaynaklı alacaklarından ihaleyi alan firmanın sorumlu olacağına dair bir hükmün, yahut idarenin işçiye ödediği tutarı ihaleyi alan firmalardan rücuen isteyebileceğine ilişkin bir hükmün mevcut olması halinde ve ihaleyi alan firma işçinin son çalıştığı firma ise kamu işverenleri işçilere yaptıkları ödemenin tamamı bakımından iç ilişkide ihaleyi alan firmaya rücu edebilmekte; bu yönde bir hüküm yok ise ödediği miktarın yarısı oranında rücu hakkına sahip olabilmektedirler.Somut dosyada, davacı Kurum'un cenaze hizmetlerinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında, davalı şirketler ------ aldığı dosyada bulunan imzalı hizmet alım sözleşmeleri ile sabittir. Davacı ----davalı ---arasında akdedilen ---- tarihleri arası döneme ait ve---- tarihleri arası döneme ait sözleşmeler ile davacı ---- davalı ------tarihleri arası döneme ait sözleşmeler incelenmiş ve sözleşmelerin tamamında yer alan 22.1. maddesinde “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin 6. Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür” şeklinde düzenlemeye ver verildiği tespit edilmiştir.Maddede bahsi geçen Kamu İhale Kurumu Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 6. Maddesi aynen şu şekildedir: “Yüklenici, işleri gereken özen ve ihtimamı göstererek planlayacak, projelendirecek (sözleşmede öngörüldüğü şekilde), yürütecek, tamamlayacak ve işlerde olabilecek kusurları sözleşme hükümlerine uygun olarak giderecektir. Yüklenici, bu sorumluluklarının yerine getirilmesi için, ister kalıcı, ister geçici nitelikte olsun, gereken bütün denetim, muayene ve testleri yaptıracak ve işçilik, malzeme, tesis, ekipman vb. temin edecektir. Yüklenici, işin görülmesi sırasında ilgili mevzuatın izin vermediği insan ve çevre sağlığına zarar verici nitelikte malzeme kullanamaz veya yöntem uygulayamaz. İlgili mevzuatın izin verdiği malzeme ve yöntemler ise, öngörülmüş tedbirler alınarak ve usulüne uygun şekilde kullanılabilir. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde yüklenici, idarenin ve üçüncü şahısların tüm zararlarını karşılamak zorundadır. Yüklenici, bu Genel Şartnamede öngörülen yükümlülük ve yasakları ihlâl ederek idareye veya üçüncü kişilere verdiği zarardan dolayı bizzat sorumludur.” Görüldüğü üzere, ilgili şartnamede, işçilerle ilgili sorumluluğa dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Davacı tarafından ---- bellek içerisinde sunulan evraklar incelendiğinde ise, davalı şirketler tarafından imzalanmış Teknik Şartnameler bulunduğu görülmekle, Teknik Şartnamelerin 5. Maddesinin 4. Bendinde, “Yüklenici, İş Hukuku, Sosyal Sigorta Mevzuatı ve diğer kanun ve yönetmeliklerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekte İdare ile beraber mükelleftir.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği tespit edilmiştir.Bu tespitler ışığında, kıdem tazminatı davacı Kurum tarafından ödenen işçi her ne kadar davalılar nezdinde çalışmış ise de, ihale ücretine işçinin sosyal haklarının dahil olmaması, teknik şartnamede yüklenicinin sorumluluğunun İdare ile (davacı Kurum) beraber olduğunun düzenlenmiş olması hususları nazara alındığında, davacının, ödediği bedeli ve ferilerini davalı şirketlerden yarı oranda rücu edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Davalılardan ---- tarihleri arasında, davalılardan ------- tarihleri arasında alt işveren oldukları tespit edilmiştir. Bu durumda, işçinin 31.10.2016 tarihinde işten ayrıldığı tespit edildiğinden, davalı şirketlerin işçinin çalıştığı son alt işvereni olmadığı anlaşıldığından, davalı şirketler kıdem tazminatının tamamından değil, sadece kendi çalıştırdıkları sürelerle sorumludur. İşçinin 26.08.2011 tarihinde işe girişinin yapıldığı dosya kapsamında sabit olup, bu durumda davalılardan------- tarihleri arasında 4 ay 5 gün olduğundan ve işçi 1 yıllık kıdemini bu işveren nezdinde doldurmadığından, davalı ----- kıdem tazminatından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşçinin davalı ------- tarihleri arasında 1 yıl olup mahkememizce hüküm kurmaya elverişli kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı ----- sorumluluğunun 1.315,74 TL olduğu, davacı yanın icra dosyasına yaptığı feriler dikkate alındığında---- 2.253,41 TL rücu edebileceğini tespit etmişlerdir.Tüm açıklamalar ışığında davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı -------yönünden davanın esastan reddine
2- Davalı ----- Yönünden davanın kısmen kabulü ile; 2.253,41 TL tazminatın ödeme tarihi olan 22.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, aşan istemin reddine
Sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine,
3-Alınması gerekli 153,93 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 626,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 472,62 TL'nin davacıya iadesine,
5-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre Davalı -------- takdir olunan 2.253,41 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Davalı ---------- iadesine,
6-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 2.253,41 TL vekalet ücretinin davalı Davalı----------alınarak davacıya verilmesine,
7-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 2.253,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı------ verilmesine,
7-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 626,56 TL harcın davalı Davalı-----------alınarak davacıya verilmesine,
8-Davadan önce gidilen arabulucuklukta devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.238,95 TL'sinin davacıdan, kalan tutarın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
8-Davacı tarafından sarfedilen 12.894,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 791,94 TL'nin davalı davalı------alınarak davacıya verilmesine, kalan 12.102,06 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2025