T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/934
KARAR NO : 2025/709
DAVA : Bankanın Taraf Olduğu Banka Teminat (Garanti) Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 15/11/2022
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Bankanın Taraf Olduğu Banka Teminat (Garanti) Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ----, davalı ----- Bankası tarafından ---- Banka Alacakları İcra Dairesinin------sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak olarak müvekkiline dosyanın asıl borçlusu ----- ile aralarında yapmış oldukları kefalet sözleşmesinin gösterildiğini ancak eş rızası alınmadan yapılan geçersiz kefalet sözleşmesine dayanarak yapılan ilgili icra dosyasında müvekkilinin borçlu sıfatına haiz olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin söz konusu davalı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığını, kefalet sözleşmesine dayanılarak icra dosyasına borçlu olarak eklenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu açıklanan nedenlerle davalı aleyhine açılan davanın kabulüyle, borçlu olmadıklarının tespitine, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, müvekkili aleyhine başlatılan olan icra takibinin önlenmesine, durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil banka kayıtları celp edildiğinde davacının iddialarının haksız olduğunun anlaşılacağını, davacının eş rızası olmaksızın kefaletinin alındığı düşünülse bile, davacı huzurdaki işbu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, kullandırılan kredi olağanüstü koşullarda kullandırıldığını, 27.04.2020 tarihi itibarıyla hayatın olağan akışı dışında müvekkil Kamu Bankası olarak kredi kullandırımı sağladığını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; kredi çerçeve sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için davalı - banka tarafından, davacı- kefil aleyhine başlatılan ilamsız icra takibi kapsamında borçlu olunmadığının tespitine yöneliktir.----- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ------ sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 23/06/2022 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz + gider vergisi+ masraf toplamı 42.472,00 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçlulara 04/07/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından itiraz dilekçesi sunulmadığı, davacının takipten sonra menfi tespit davasını açtığı görülmüştür.
Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi rapor içeriğine göre; TBK 584. Madde (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) ek fıkraya istinaden; 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler için eş rızasının aranmayacağı, iş bu fıkraya istinaden davacı yanın “eşin rızası alınmadığı için kefaletin geçersiz olduğu” iddialarının yerinde olmadığı / kefaletin geçerli olduğu, 27.04.2020 tarihinde % 4,5 yıllık başlangıç akdi faiz oranı üzerinden 36 ay vadeli 31.263,50 TL anapara tutarınd----- numaralı 5570 Sayılı kanun kapsamında esnaf destek kredi kullandırıldığı, ki; kredi ödeme dekontu muhasebe skontlarından, kredi kullandırım formundan ve ödeme planından iş bu kredinin 5570 Sayılı Kanun kapsamında olduğunun anlaşıldığı, kredi yıllık akdi faiz oranının 19.08.2022 tarihine kadar %14,75, 19.08.2022 tarihinde %13,75 ve 23.09.2022 tarihinde %12,75 olarak güncellendiği, krediye ait 19 adet taksidin ödendiği, ödenen en son taksit tarihi itibarı ile kalan anapara tutarının 29.874,62 TL olduğu, 29.03.2022 tarihinde bu tutarın yasal takip hesaplarına aktarıldığı, ancak; davacı kefil 23.06.2022 takip tarihi ile temerrüde düştüğü için; davalı bankanın takip tarihi olan 23.06.2022 tarihine kadar vadesi gelmiş taksitler talep edilebileceği; 23.06.2022 takip tarihi itibariyle davalı bankanın davacı kefilden; davalı bankanın davacıdan; esnaf destek kredisi asıl alacak tutarı 7.890,48 TL için; takip tarihinden 19.08.2022 tarihine kadar % 22,125 Temerrüt faizi ve faizin gider vergisini, 19.08.2022 ila 23.09.2022 tarihi arasında (%13,75 akdi faizin % 50 fazlası olan) %20,625 Temerrüt faizi ve faizin gider vergisini ve 23.09.2022 tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar (%12,75 akdi faizin % 50 fazlası olan) %19,125 Temerrüt faizi ve faizin gider vergisini isteyebileceği, davalı bankanın davacıdan; Kredi kartları asıl alacak toplam tutarı 6.604,74 TL için; takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar T.C. ------ Bankasınca 3 er aylık dönemler halinde yayınlanmakta olan gecikme faiz oranlarını aşmamak kaydıyla belirlediği nispetlerde temerrüt faizi ve faizin gider vergisini isteyebileceğini bildirmiştir.TBK'nın kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesinin ilk fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmü getirilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından şekli koşullar öngörülmüştür. Somut olayda; kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Kefalet kabul beyanı sözleşmenin zorunlu unsuru değildir. Bu itibarla, kefaletin şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği hususunda esas alınamaz.
TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.". Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşılmıştır.davacı kefalet sözleşmesinde eşinin rızasının ve imzasının bulunmadığını ileri sürmüş ise de; kullandırılan kredinin 5570 sayılı yasa kapsamında kullandırıldığının sabit olduğu, TBK 584. Madde (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) ek fıkraya istinaden; 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler için eş rızasının aranmayacağı, iş bu fıkraya istinaden davacı yanın eşin rızası alınmadığı için kefaletin geçersiz olduğu iddialarının yerinde olmadığı ve kefaletin geçerli olduğu anlaşılmakla esasın incelenmesine geçilmiştir.Yargılama sırasında davacı tarafça asıl borçlunun vefat ettiği, kredi çekilirken hayat sigortasının bulunması halinde davacı - kefilin sorumluluğunun kalmayacağı davacı vekilince bildirilmesi üzerine davalı bankaya bu husus sorulmuş, vekil tarafından ilgili kredi hakkında hayat sigortası bulunmadığı cevabı verilmiştir.
Davalı banka tarafından takip konusu borç ile ilgili ödemeler hususunda bilgi istenilmesi üzerine dosya avukatının takip borcunun kapatıldığını beyan ettiği, asıl borçlu ve kefile ihtarname gönderilmediği bildirilmiş, bunun üzerine dayanak icra takip dosyasının mevcut durumu sorulmuş, icra müdürlüğü dosyada borca itiraz talebinin bulunmadığı, 21/02/2024 tarihinde alacaklı vekilince haricen tahsil ile kapatıldığının görüldüğü bildirilmiştir. Davacı vekili 16/05/2025 tarihli beyan dilekçesi ile; takibin durmadığı, icra tehdidi altında dosya borcunu ödediğini, dekontların sunulduğunu bildirmiştir. Buna göre davacının 06/02/2024 tarihinde 65.000,00 TL olarak ödeme yaptığı, davalı banka vekilinin haricen tahsil bildiriminde bulunduğu ve icra takip dosyasının kapatıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; dava dışı ----- ile davacı banka arasında kredi çerçeve sözleşmesi akdedildiği, davalının müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiği, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, takip konusu borcun davalı tarafça yargılama sırasında ödendiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu takip tarihi itibariyle davacının 15.696,51 TL borçlu olduğu, 26.775,49 TL yönünden borçlu olmadığı (yargılama sırasında menfi tespite konu borcun ödenmesi durumunda davanın kendiliğinden yasa gereği istirdat davasına dönüştüğünün bilindiği fakat bu durumun sehven dikkatlerden kaçtığı ve menfi tespite dair kısa karar ihdas edildiğinin daha sonra karar yazım sırasında fark edildiği anlaşılmakla gerekçede belirtilmekle yetinilmiştir.) kabulü ile ayrıca kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; ------ Banka Alacakları İcra Dairesinin ------ esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının 26.775,49 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine,
3-Alınması gerekli karar harcı 1.829,03 TL’den peşin olarak yatırılan 725,32 TL'nin mahsubu ile 1.103,71 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 725,32 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 92,20 TL ilk dava masrafı, 2.000,00 TL bilirkişi, 340,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.432,20 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%63kabul) 1.532,16 TL' sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına,
6-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 26.775,49 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 15.696,58 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%63 kabul) 1.965,60 TL' sinin davalı taraftan, (%37 Ret) 1.154,40TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
10-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.