T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/322 Esas
KARAR NO: 2025/437
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/05/2024
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız---- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I.DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin araç lastik satım, tamir ve bakım hizmeti vermekte olup davalı borçlu şirkete çeşitli zamanlarda lastik satım, tamir ve bakım hizmeti vermiş ve hizmet karşılığı olarak müvekkili firma tarafından davalı şirkete fatura düzenlendiğini, tanzim edilen faturalara davalı şirket tarafından herhangi bir itiraz söz konusu olmamış, ancak fatura bedellerinin de müvekkili şirkete ödenmemiş olduğunu, müvekkili şirketin fatura bedellerine ilişkin alacağının davalı şirket tarafından ödenmemesi üzerine,----- Esas sayılı icra dosyası ile 25.322,80 TL asıl alacak üzerinden davalı-borçlu hakkında icra takibine geçilmiş, işbu icra takibine davalı-borçlu şirket tarafından haksız bir şekilde takip tarihi itibariyle borçlu olmadığını, icra takibine, ödeme emrine, borca faize ve her türlü ferilerine itiraz ettiğini beyanla icra takibine itiraz edilmiş ve takibin durmuş olduğunu, müvekkili tarafından verilen hizmete karşılık olarak davalı şirket hakkında tanzim edilen faturalar, hesap hareketleri, ticari defterler bilirkişi suretiyle incelendiğinde davalı borçlu şirket tarafından icra dosyasına yapılan itiraz haksız olup, davalı borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edilmiş olduğunu, davanın kabulü ile; davalı-borçlu hakkında başlatılan -----Esas sayılı icra dosyasına davalı-borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalı vekili; müvekkili şirket uluslararası alanda faaliyet gösteren, yaptığı işlerle hem Türkiye hem de dünya çapında son derece saygın konumda olan ticari bir kuruluş olup ticari şirketlerini de son derece titizlikle yürütmekte, davacının ileri sürdüğü tüm iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğundan, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından ------- Esas Sayılı dosyası ile müvekkili hakkında haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine girişilmiş ve takip dayanağı olarak da faturalar gösterilmiş, ancak haksız ve mesnetsiz takibe itiraz edilmiş ve itirazlar neticesinde takip durmuş olduğunu, her ne kadar davacı tarafça satılan mal veya hizmetin gerçekleştirildiği ve takibe konu edilen faturaların müvekkili şirkete tebliğ edildiği iddia edilmişse de; davacı tarafça dava konusu satılan malların teslim edildiği veya verilen hizmetin gereği gibi yapıldığı ve TTK ve VUK hükümleri kapsamında usulüne uygun faturaların tanzim edilerek müvekkiline tebliğ edildiği hususunu ispatla mükellef olup, Davacı yanca hangi adrese tebligat yapıldığı ve faturaların usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği hususunun ispatlanması gerekmekte olduğunu, nitekim Yargıtay kararlarında da taraflar arasındaki temel ilişkinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususunun araştırılması gerektiği ve bu konuda ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğu vurgulanmış olduğunu, emsal Yargıtay kararlarından da açıkça anlaşılacağı üzere faturaya süresinde itiraz edilmese dahi yine bu halde faturaya konu hizmetin eksiksiz ve ayıpsız verildiğinin davacı tarafa mutlak delillerle ispat edilmesi gerekmekte olup, icra takip dosyası ve huzurdaki dava kapsamında davacı tarafça bu hususları ispat etmeye yarayacak bilgi / belge sunulmadığından davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafından takibe konu edilen alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden, davacı şirketin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından icra takibine yapılan itiraz yerinde olduğunu, davanın ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının kötü niyetli ve haksız olması sebebiyle davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında,-------Esas sayılı takip dosyasında, "fatura alacağı" sebebine dayalı olarak 24.962,80 TL asıl alacak ve 2.945,58 TL işlemiş faiz alacağıyla birlikte toplam 27.908,38 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda borçlu yanın süresi içinde ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, ancak dilekçe ekinde tebligat masrafı verilmediğinden dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı, dolayısıyla davanın yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacının davalıdan fatura alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır. Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;Davacının, davalıya Fatura konusu araç tamir ve bakım hizmeti verdiğini ispatlaması gerektiği, davacı vekili teslime dair bir vesika sunmamışsa da ticari defterler taraflar lehine delil olabilecekitir, zira uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olduğu yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirilmesi gereken bir işten doğmuş olduğu, davacının defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır.
TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterlertacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur. ----- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. -----. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı, dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir. HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından, davacının takip tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre 22.122,00 TL ve 3.280,22 TL asıl alacağı bulunduğu değerlendirilmekle, davanın takip talebi ile bağlı olarak 24.962,80 TL asıl alacak yönünden kabulü ile davacının yaptığı takibe davalının itirazının iptaline karar verilmiştir.İşlemiş Faiz Talebi Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Her ne kadar takip dosyasında 2.945,58 TL işlemiş faiz talep edilmiş ise de ; Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği -----anlaşılmakla, anılan bu şartlargerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. -----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE;
1-Davalının ------- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile,
2-Takibin 24.962,80 TL asıl alacak, üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.705,21 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.277,61 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 24.962,80 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 2.945,58 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 855,20 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 5.702,00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 5.100,18 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın red (%10,55 ) ve kabul (%89,45 ) oranına göre hesaplanan 1.180,68 TL'sinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili, 139,32 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2025