T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/626 Esas
KARAR NO: 2025/370
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 06/09/2023
KARAR TARİHİ: 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin yurtiçinde ve yurtdışında taşımacılık alanında hizmet veren, sektörün tanınmış ve öncü kuruluşlarından olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalıya ait emtiaların taşınma işi müvekkili şirket tarafından üstlenilmiş ve taşıma hizmeti gereği gibi yerine getirilmiş olduğunu, bu durumda yerine getirilen hizmete istinaden dilekçe ekinde yer alan; -------- bedelli navlun faturalarının tanzim edilmiş ve davalı tarafa iletilmiş olduklarını, müvekkili şirket tarafından verilen birden çok taşıma hizmetlerinden kaynaklı faturalardan toplam 17.226,40 USD ve 2.175,00EURO fatura alacağı bulunmakta olduğunu, müvekkili şirketin bu alacağının ödenmesi için davalı tarafa yazılı ve sözlü olarak defalarca kez müracaat edilmiş ise de herhangi bir olumlu netice elde edilememiş ve bunun üzerine davalı tarafa karşı -------- esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatılmış ve davalı tarafa ödeme emri gönderilmiş, ödeme emrine karşı davalı/borçlu tarafından borca ve fer' ilerine itiraz edilmiş, borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazları nedeniyle takip durdurulmuş olduğunu, işbu takibe itiraz edilmiş olması nedeniyle arabuluculuk süreci işletilmiş ancak tarafların anlaşamamış olduklarını, davalı borçlu tarafın borca, masrafa, faize ve tüm ferilerine itirazı haksız olduğunu, müvekkil şirketin alacağı, davalı/borçluya verilen hizmeti likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile; davalı/borçlunun -----esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli borca itirazın iptaline, takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil aleyhine icra takibi başlatan davacı yan, 17.226,40 USD tutarlı bakiye borç nedeniyle müvekkilinin davacıya borçlu olduğunu ileri sürdüğünü, öncelikle müvekkilinin davacı şirkete böyle bir borcu bulunmadığını, karşı yanın müvekkilinden haksız kazanç elde edecek şekilde fazladan alacak talep etmekte olduğundan, bu şekilde başlatılan icra takibinin kabulünün mümkün olmadığını,------esas sayılı dosyasında taraflarına tebliğ olunan ödeme emrinin içeriği incelendiğinde takip konusunun faturadan kaynaklı alacak olarak kaydedildiği taraflarınca görülmüş olduğunu, ----- üzerinden gerekli incelemeler yapılsa dahi icra dosyasına herhangi bir takibe dayanak belge dahi eklenmediğinden; dosya kapsamında alacaklı olduğunu iddia eden tarafın, alacağa ilişkin dayanağının taraflarınca anlaşılamamış olduğunu, sunulamayan fakat varlığı iddia olunan, taşımaya dair hizmetin mevcudiyetini ispat edecek evrakların dosya kapsamında bulunmamakta olduklarını, müvekkili şirketin, alacaklı olduğunu iddia eden karşı tarafa bahsedildiği gibi bir borcunun bulunmadığı alenen görülmekte olduğunu, borca esas teşkil eden teslim edildiği iddia edilen malların taşınmasına ilişkin ücretleri yapılacak bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı üzere dava değerinden çok daha düşük olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı tarafça dosyaya sunulmuş olunan ve hiçbir suretle hukuki geçerliliği bulunmayan belgeler hakkında, bir an için ilgili belgelerin hukuka uygun delil niteliğinde olduğu düşünülse dahi, içeriklerinde mevcut bulunan malların değerleri katiyen iddia edildiği gibi bir borcun meblağını karşılamamakta olduklarını, borcu ve varlığı dahi meçhul olan faturaları kabul anlamına gelmemekle beraber; edimini yerine getirdiğine yönelik ispat külfeti üzerinde bulunan karşı yan, söz konusu alacak-borç ilişkisinde kendi edimini yerine getirdiğini ispatlayacak nitelikte herhangi bir delil sunamamış olup, bu durumda ispat külfetinin davacı yan üzerinde olduğunu, örnek Yargıtay kararları esas alındığında, davacı tarafından borcun müvekkil şirket tarafından imzalanmış ve geçerliliği bulunan hangi taşıma sözleşmesinden kaynaklı olduğu anlaşılmamakta, tüm bunlarla beraber geçerliliği bulunmayan taşıma senetleri dayanak gösterilmek suretiyle işbu davanın ikame edilmesi karşı tarafın kötü niyetini gösterir nitelikte olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının %20 oranında icra inkar tazminatı talep etmesinin yasal olmayıp, her şeyden önce müvekkili şirketin karşı yana iddia edildiği gibi bir borcu bulunmamakta ve haksız ve hukuka aykırı olarak başlatılan icra takibinin ve işbu davanın kötü niyetli olduğu izahtan vareste olduğundan, karşı yan aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, borca esas teşkil ettiği iddia edilen hizmet müvekkili şirkete bahsedildiği gibi ifa edilmemiş olup bahse konu takip ve iş bu davanın dayanaktan yoksun olduğunu belirterek,------Sayılı dosyasından müvekkile karşı başlatılmış olan icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğundan yapmış oldukları haklı itirazları nedeniyle iş bu davanın reddine karar verilerek, icra takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere davacı şirket aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki ticari taşıma ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.--------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 20/05/2022 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz toplamı 17.347,22 USD ve 2.16,44EURO TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 05/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından verilen 7 günlük süre içerisinde itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi-----------rapor içeriğine göre; takibe konu edilen fatura içeriği taşıma hizmetinin davalı yana verilip verilmediği hususu dosya incelemesinden anlaşılmamakla beraber muhasebe kayıtlarından sadece 742.388,82 TL.'lık navlun faturasının red edildiği, diğer navlun faturalarının iade edilmediğinin anlaşıldığını, davalının takip konusu faturalardan kaynaklı davacıya borcunun bulunup bulunmadığı hususu ile ilgili, davalının ekte sunulan cari hesap ekstrelerinden de anlaşılacağı üzere 2022 yılı sonu itibariyle 265.669,22 TL. borçlu olduğu, yapılan kur değerlemeleri neticesinde bu borcun 2023 yılı sonu itibariyle 412.134,80 TL. ve 2024 yılı Haziran ayı itibariyle de 459.566,80 TL. olduğunun anlaşıldığını, davalının ödeme yapıp yapmadığı hususu ile ilgili; davalının kendi muhasebe kayıtlarına göre 2021,2022,2023 ve 2024 yıllarında davacıya hiçbir ödeme yapmadığı anlaşıldığını, fatura bedelinin taraflar arası anlaşmaya aykırı olup olmadığı hususu ile ilgili; dosya incelemesinden taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığından fatura bedelinin anlaşmaya aykırı olup olmadığının anlaşılamadığını, davacı avukatı ile de konu telefonda görüşülmüş o da yazılı bir anlaşma olmadığını teyit ettiğini, takibe itirazın ve icra inkar tazminatı taleplerinin haklı olup olmadığı hususu ile ilgili; ------ Esas sayılı dosyası ve davalının ticari kayıtları dikkate alındığında ve takdiri de mahkemenizde olmak üzere davalının takibe itirazının yerinde olmadığı sonucuna varıldığını beyan etmiştir.Bilirkişi heyetinin rapor içeriğine göre; davacı Şirketin Usul ve Yasaya Uygun tutulmuş olduğu tespit olunan ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları ile talimat bilirkişi raporu üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde, 6100 sayılı HMK” nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, icra tazminatı talepleri ve taleple bağlılığın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin 17.226,40 USD + 2.175,00 EURO asıl alacak talebi üzerinden, (526.386,15 TL) harçlandırmak suretiyle, itirazın iptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler muvacehesinde, davacı şirketin davalı şirketten, takip/dava tarihi itibarıyla navlun faturalarına dayalı açık C/H” tan kaynaklanan talebi gibi 17.226,40 USD + 2.175,00 EURO asıl alacağı bulunduğu, davacı taşıma şirketi tarafından dava dosyasına sunulan taşıma senetleri ve taşınan yüklere ait belgeler incelendiğinde davaya konu 6 adet taşımacılığın gerçekleştiği ve faturalara konu hizmetlerin verilmiş olduğunu beyan etmişlerdir. Davacı, davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.
6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.
Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir. Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 17.226,40 USD + 2.175,00 EURO asıl alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıya 2022 yılı sonu itibariyle 265.669,22 TL. borçlu olduğu, yapılan kur değerlemeleri neticesinde bu borcun 2023 yılı sonu itibariyle 412.134,80 TL. ve 2024 yılı Haziran ayı itibariyle de 459.566,80 TL. olduğunun anlaşıldığı, takip konusu faturaların davalı ticari kayıtlarına işlendiği, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılı itibariyle davalının ödeme yapmadığı, 1 adet iade faturası bulunsa da iade gerekçesine dair delil bulunmadığı, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği -------- davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı, bu itibarla davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 17.226,40 USD + 2.175,00 EURO alacaklı olduğunun sabit olduğu, İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1)Davacının davasının KABULÜ ile
a)---------- sayılı takibine yapılan itirazın; Euro cinsi alacak yönünden 2.175,00 Euro üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına,
Davacı lehine hükmedilen tutara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği değişen oranlarda ------ Euro cinsi para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranın uygulanmasına,
b) ------ esas sayılı takibine yapılan itirazın; USD cinsi alacak yönünden 17.226,40 USD üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına,
Davacı lehine hükmedilen tutara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği değişen oranlarda -------USD cinsi para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranın uygulanmasına,
2)Davacı lehine hükmedilen tutarın takip tarihindeki efektif satış kurunun (Euro/TL 16,9040 / 1 TL ve USD/TL 15,9775/1 TL ) karşılığı olan 312.001,00 TL üzerinden % 20 si oranında 62.400,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3)Alınması gerekli karar harcı 35.889,12 TL’den peşin olarak yatırılan 7.403,21 TL'nin mahsubu ile 28.485,91 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4)Davacı tarafça yatırılan 7.403,21 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5)Davacı tarafından yapılan 308,25 TL ilk dava masrafı, 10.500,00 TL bilirkişi, 478,50 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 11.286,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6)Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7)Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 82.807,92TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8)Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9)Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, --------Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/05/2025