T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/429 Esas
KARAR NO: 2025/453
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/06/2023
KARAR TARİHİ: 03/06/2025
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kauçuk zemin kaplama alanında faaliyet gösterdiğini, kendisine ait olan İzmit’teki fabrikayı yılında kapattıktan sonra ------ yılında davalı şirket ile anlaştığını, anlaşmaya göre; müvekkili şirketin kendisine ait olan patentli kalıpları davalı şirkete verecek ve üretim için gerekli olan hammaddeyi tedarik edeceğini, davalının ise müvekkili şirkete gelen iş ve müşteriler için müvekkilinin sağladığı kalıplar ve hammaddeyi kullanarak üretim yaparak müşteriye satacağını, yapılan satıştan müvekkilinin komisyon alacağını, davalı şirketin ise yaptığı üretim için müvekkili firmaya fatura keseceğini, tarafların bu şekilde uzun yıllar çalıştığını, bu doğrultuda 3. Kişi ----- gelen sipariş üzerine davalı firmanın üretim yapıp ürünleri teslim ettiğini ve---- bedelli faturayı düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini ancak ----ürün üretimi söz konusu olmadığını, ---- ürünü, iki katı olarak --- şeklinde faturaya yansıttığını bunun üzerine müvekkilinin -----sıra nolu faturayı düzenleyerek sehven iki kat olarak --- miktarıyla faturalandırılan ürünün ---- karşılık gelen, yarı bedeli ------ davalı şirkete fatura ettiğini, faturadaki açıklama kısmında bu durumun yazıldığını, aynı faturaya o sırada yapılmış olan bir başka satıştan doğan 6.750,00-TL tutarındaki komisyon alacağını ve kendisine ait olup davalı şirkete teslim ettiği elektrik panosunun bedeli olan 23.500,00-TL’yi de ayrı kalemler olarak eklediğini, davalının işbu faturayı ödememesi üzerine müvekkilinin davalı aleyhine ----sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafın usulüne uygun davaya dahil edildiği ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.------- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 01.01.2022 tarihinde 95.568,00 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrini borçlunun 09.03.2022 tarihinde öğrendiği, süresinde 14.03.2022 tarihinde itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.İlgili vergi dairelerine yazı yazılarak tarafların --- formları istenilerek dosyamız arasına alınmıştır.Tarafların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapmak üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi -------hazırlamış olduğu raporda özetle; tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, sahibi lehine delil mahiyetinde olduğunu, davacının defterlerine göre; davacı tarafından --- seri no.lu irsaliyeli ------ tutarlı faturanın davalının hesabına borç kaydı yapıldığını, davacının ---- tarihi itibariyle davacının ---- tarihi itibariyle bulunduğunu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 128.537,40 TL tutarlı faturanın mahsubu sonucunda davacının davalıdan 95.468,95 TL 28.537,40 TL alacağının kaldığını, faturanın davalı tarafa teslim edildiğine dair herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığını, davalının defter ve kayıtlarına göre; takip konusu faturanın kayıtlı olmadığını, 01.01.2015 açılış tarihi itibariyle davalının davacıya 8.723,12 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiğini belirtmiştir.Dava, faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı yanın hatalı fatura düzenleyip düzenlemediği; bu kapsamda davacı tarafından düzenlenen faturanın haklı olup olmadığı davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı var ise ne kadar olduğu bu itibarla-----sayılı dosyasına yapılan itirazın yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". ---------Yukarıda belirtilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraf defterleri arasında çelişki ulunduğu tespit edilmiş davalı defter kayıtları ile davacı 8.723,12 TL alacaklı olduğunu ispat etmekle birlikte bakiye alacağı ispatlayamamıştır. Zira alacağın davacı defterlerinde kayıtlı olması tek başına yeterli olmayıp davacının ayrıca fatura konusu malın teslim edildiğini ispatla yükümlüdür. Somut olayda teslime ilişkin delil sunulmadığı anlaşılmıştır.Yemin deliline dayanan davacı vekiline yemin delili hatırlatılmış olup sunmuş olduğu yemin metni davalıya tebliğ edilmiştir.Davalı asil ---- tarihli duruşmada; “Davacı şirket ile şirketimiz arasındaki iş gereğince 3. Kişi ------- gelen sipariş üzerine 2860 m² ürün üretip davacı şirkete fiili olarak 2860 m² ürün teslim ettiğimize, --- seri nolu faturayı teslim edilen gerçek ürün miktarına uygun olarak düzenlendiğimize, sehven veya kasten yanlış miktar ve bedel yazmadığımıza, faturada yazılı ürün miktar ve bedelinin gerçeğe uygun olduğuna, davacı şirketin düzenlediği ve sehven fazla yazıldığını iddia ettiği ürün bedelini içeren------ sıra nolu faturayı teslim almadığımıza, davacı şirketin söz konusu faturada yer verdiği bir başka satıştan doğan 6.750,00-TL tutarındaki komisyon alacağının bulunmadığına, davacı şirketin kendi malı olan bir elektrik panosunu tarafımıza teslim etmediğine, davacı şirketin icra takibine koyduğu alacağın gerçekte mevcut olmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim.” şeklinde yemin etmiştir.Tüm açıklamalar ışığında ispatlanan 8.723,12 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen KABULÜ ile;
1-Davalının -------- sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile, takibin 8.723,12 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Hükmedilen alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.154,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 538,83 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 8.723,12 TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı ve 1.154,23 TL peşin harç toplamı: 1.334,13 TL ile 5.020,00 TL yargılama giderinden davanın red %90,87 ve kabul %9,13 oranına göre hesaplanan 458,33 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya Hazine tarafından ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 142,43 TL'sinin davalıdan, 1.417,57 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 6831 sayılı Kanuna göre yargılama gideri olarak tahsili için Hazine'ye müzekkere yazılmasına,
Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/06/2025