T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1003 Esas
KARAR NO : 2025/375
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak)
DAVA TARİHİ : 01/12/2022
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ----------Ş.'de % 3,50 oranında, davalı ---------Ş'de A grubu hisselerde 300 hisse karşılığı 0,003 oranında hissedar olduğunu, kendisinin bu hisseleri diğer hissedarlardan devir yolu ile edindiğini, müvekkilinin hissedarı bulunduğu bu şirketlerin ticari amaçları doğrultusunda --------Ş. ile --------- Bankası ---------- Şubesi arasında 24.05.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ise bu genel kredi sözleşmesine bankanın talebi nedeniyle müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla 4.500.000,00 TL limit ile imza koyduğunu, yine bu kapsamda -----------Ş. ve -----------Ş ile ----------- Bankası arasında da genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve müvekkilinin ise bu genel kredi sözleşmesine bankanın talebi nedeniyle müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imza koyduğunu, kredi kullandıran ----------- Bankasınca ayrıca kredi sözleşmesi teminatı olmak üzere 08.12.2016 tanzim, 20.09.2016 vade tarihli ve 12.000.000,00 USD bedelli bir teminat bonosu da alındığını, müvekkilinin de bu bonoya aval veren olarak imza attığını, davalı şirketlerin krediyi kullanmalarından sonraki aşamada davalı şirketlerden ----------Ş.'ye----------- D. İş no.lu kararı ve------------Ş.'ye ise ------------ D. ş sayılı kararıyla 674 sayılı KHK'nın 13 ve 19. maddesi uyarınca ve CMKnın 133/1 maddesi gereğince yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere ----------- kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, halen bu şirketler ---------- kayyımlığı ile idare edildiğini, şirketlere ------------ kayyım olarak atanmasından sonra alınan kredi borçlarının ödenmediğini, --------- yönetiminin de banka borçlarını ödemediğini, adı geçen bankaların da kredileri kat ederek, temerrüt nedeniyle asıl borçlu ile kefiller hakkında hukuki işlemlere başladığını, anılan kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan müvekkili hakkında da ihtiyati haciz kararları alındığını, icra takibi başlatıldığını ve birçok taşınır ve taşınmazına haciz konulduğunu, müvekkiline ait bir kısım taşınmazların da icra yolu ile satıldığını, başlatılan hukuki işlemler nedeniyle müvekkilinin çok zor duruma düştüğünü ve alacaklı bankalarla anlaşma yapmak için harekete geçmek zorunda kaldığını, adı geçen bankalar ile yapılan görüşmeler sonunda müvekkili ile ------------ Bank arasında 28.03.2019 tarihli, yine müvekkil ile ---------- Bankası arasında ise 28.09.2018 tarihli protokoller düzenlendiğini, bu protokoller gereğince müvekkilinin söz konusu şirketlerdeki hisse oranları da dikkate alınarak 550.000,00 TL ödenmesi halinde -------Ş.'de mevcut kredi sözleşmelerinden kaynaklanan sorumluluğunun sona ereceğinin her iki tarafça da kabul edildiğini, müvekkilinin bu protokol gereğince alacaklı bankaya ödemeyi yükümlendiği 550.000,00 TLyi protokolle belirtilen vadeye uygun olarak 15.04.2019 tarihinde ödediğini, müvekkili ile ------------ Bankası arasındaki 28.09.2019 tarihli protokol ile de müvekkilin söz konusu şirketlerdeki hisse oranları da dikkate alınarak toplam 2.335.351 USD'nin belirlenen taksitlerle ödenmesi halinde kredi sözleşmelerinden doğan sorumluluğunun sona ereceğinin her iki tarafça kabul edildiğini, müvekkilinin bu protokol ve icra takipleri kapsamında satılan taşınmazlarının bedelinden gelen paralar ile banka hesaplarından aktarılan ve nakit olarak yapılan ödemeler de dahil olmak üzere kredi sözleşmesine ve protokole istinaden alacaklı bu bankaya 2.241.000,00 USD ödediğini, halen bu protokol kapsamında ödenmemiş 110.000,00 USD borç kaldığını, vadeleri geldikçe müvekkili tarafından ilgili alacaklı bankaya peyder pey ödenmeye devam edildiğini, kefaletinden doğan bu borçları ödemek için ekonomik yönden çok güçlükler çektiğini, bir çok taşınmazı icra yolu ile satıldığını, başka yerlerden borç bulmak suretiyle adı geçen bu ödemeleri yapmak zorunda bırakıldığını, bu nedenle maddi ve manevi zararlara uğradığını, iş bu davayı da yatırılması gereken harç miktarlarının ekonomik gücünü çok büyük oranda aşması nedeniyle kısmi dava olarak açmak zorunda kaldığını, müvekkilinin kefaleti nedeniyle yaptığı bu ödemeleri asıl borçlu şirketlerden, yasadan kaynaklanan yasal halefiyet gereğince rücuen talep etme hakkı bulunduğunu, bir borca kefil olan kişi, kefaleti nedeniyle ödemek zorunda kaldığı miktarı TBK 596. maddesi gereğince asıl borçludan tamamen, TBK 587. maddesi gereğince de payını aşan kısmını payı oranında ödeme yapmayan diğer müteselsil kefillerden yasal halefiyet gereğince rücuen kendisine ödenmesini talep edebileceğini, müvekkili tarafından kefil sıfatıyla yapılan bu ödemeleri rücuen ödenmesi hususunda davalı şirketlere ---------- Noterliğinin 23.06.2022 gün ve------------ yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek gönderilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, cevap dahi verilmediğini, gelinen bu aşamada ----------- Şirketi ile -----------Ş.'nin borçlarının ödenebilmesi için 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 ve 20'nci maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134'üncü maddesi ve ---------- Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde belirtilen kayıt ve şartlarla --------- ----------satışa çıkarıldığını, buna ilişkin ilanın --------- Başkanlığı tarafından 18.06.2022 tarihli ve ----------- sayılı ---------- yayımlandığını, belirlenen tarihte en yüksek fiyatı verene ihale edildiğini, ancak anılan tarihte yapılan ihalesi -------- tarafından onaylanmadığından ihalenin iptal edildiğini, iktisadi bütünlüğün ne zaman tekrar satışa çıkarılacağı konusunda müvekkilinin herhangi bir bilgisinin olmadığını, müvekkilinin davalı şirketlerden olan rücu alacağının Geçmiş Dönem Borcu niteliğinde olmadığını, davalı şirketlere 2016 yılında kayyım atandığını, müvekkilinin davalı şirketlerin aldığı kredileri ödememesi nedeniyle müteselsil kefil sıfatıyla ödeme yapmış olduğunu, ödeme yaptığı tarihler gözetildiğinde ödemelerin, davalı şirketlerin kayyım tarafından idare edilip yönetildiği tarihten sonraki tarihte yapıldığını, dolayısı ile müvekkilinin davalı şirketlerden rücuen alacaklı hale geldiği tarih gözetildiğinde, alacağın doğum tarihi kayyımlar döneminde olduğunu ve bu alacağın kayyım idaresindeki şirketlerce herhangi bir koşula tabi tutulmadan ödenmesi gerektiğini, ancak ----------- yazılı yapılan başvurulardan hiçbir sonuç alınamadığını, kendisine iş bu davada bu nedenle husumet yöneltilmek zorunda kalınıldığını iddia ederek, müvekkilinin davalı şirketlerden şimdilik dava ve talep konusu miktarda alacağının bulunduğu ve gerekirse davalı şirketlerin ----------- Başkanlığı tarafından yapılacak ihalesinde elde edilecek satış bedelinden ödenmesi gerektiğinin tespiti ile; müvekkilinin müteselsil kefaletine istinaden dava dışı ---------- Banka yaptığı ödeme nedeniyle davalı ----------- idaresindeki -----------Ş.'den olan 550.000,00 TL alacağının TBK 596. maddesi gereğince ödeme tarihi olan 15.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, müvekkilinin müteselsil kefaletine istinaden -----------Ş.'ye yaptığı ödemeler nedeniyle-----------Şirketi ile-----------Ş.'den olan 2.241.000,00 USD alacağından fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 USD'lik kısmının TBK 596. maddesi gereğince yukarıda belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek aynı cins(USD) bir yıl vadeli mevduata kamu bankalarınca uygulanan faiz oranında faiziyle birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine, gerektiğinde ve tahsilde mükerrer olmamak üzere ----------- Başkanlığı tarafından yapılacak ihalesinde elde edilecek satış bedelinden ödenmesi suretiyle tahsili ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin müteselsil kefaletine istinaden ----------Ş.'ye yaptığı ve yapacağı ödemeler nedeniyle ------------ Şirketi ile ------------Ş.'den olan fazlaya ilişkin USD alacağı ile ilgili olarak ıslah ve diğer tüm fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına arar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----------- firması ile ------------ Firması vekilinin 06.01.2023tarihli cevap dilekçesinde; özetle;Müvekkili ------------ firmasına ---------- Dİş sayılı kararı, ---------- Firmasına ----------- D.İş sayılı kararı uyarınca olağan üstü hal kapsamında ------------ yetkililerinin kayyım olarak atandığı, anılan davalı şirketlerin yöneticileri hakkındaki davaların halen devam ettiği, davacı kefilin müvekkil şirketlere bildirim şartını yerine getirmeden yaptığı ödemeleri döviz cinsinden talep etmesinin hukuka aykırı olduğu, çünkü, alacak bankalar TL cinsinden hesabı kesip kat ettiği için davacı döviz cinsinden alacak talep edemeyeceği, ----------- bankası seçimlik hakkını kullanarak ödeme planını TL cinsinden düzenlediği, buna mukabil ödeme planı Döviz üzerinden düzenlenmiş olduğu, anılan bu protokolün davalı asıl borçlulara ihbar edilmediği, dolayısıyla kefil asıl borçluyu bağlamayan bir bor için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkını kaybettiği, davacı kefil borcu TL'sı cinsinden bildiği halde, davalı asıl borçluya haber vermeden döviz üzerinden ödeme yaptığı, davacının ihbar etme yükümlülüğünü yerine getirmeden ----------- Banka ödeme yapmış olmasının da hukuka aykırı olduğu, davacı TBK'nun 583 m. uyarınca kefalet sözleşmesinde aranan şartların teşekkül etmediği için kefalet sözleşmesinin bağlayıcı olmadığı, davacı, bankalar ile yaptığı protokolleri şirketlerdeki hisse oranlarına göre belirlenmiş olduğu için müteselsil kefaletten doğan borcun dikkate alınmadığı, bu sebeple kefalet hükümlerine göre rücu talebinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE DELİLLER:Dava, hukuki niteliği itibari ile davacının müteselsil kefalet ilişkisine istinaden davacıdan tahsil edilen banka alacaklarının tahsili için davacı tarafından yapılan ödemelerin rücuen tahsiline ilişkin alacak davasıdır. Mahkememizce alınan 26/01/2024 tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle; Dava dışı ---------Ş. ---------Ş. ile davalı kredi lehtarı (asıl borçlular) ----------Ş. ile ----------Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi/leri akdedildiği, işbu imzalanan sözleşmelerde davacı/kefilin 4.500.000,00 TL ile 28.000.000,00 USD Kefalet limiti kapsamında müteselsil kefil sıfatıyla kefaleten sorumluluğu bulunmaktadır. Diğer yandan davacı/kefil işbu kefalet sözleşmesi kapsamında kendi payına düşen kredi borcunu peyderpey ödeyip kreditör dava dışı bankaların halefi durumuna geçmiş olduğu söylenebilir. Davacı/kefil, başta TBK'nun 596 m. ve bu yöndeki emsal içtihat kararları uyarınca, kefaletten doğan sorumluluğu kapsamında bankalara ödediği kredi borcundan dolayı bankanın halefi durumuna geçmiştir. Bu nedenle davalı kredi lehtarı şirketler ile --------- borcun tamamı üzerinden müteselsilen RÜCU Hakkının doğmuş bulunduğu kanaati edinildiği, dolayısıyla davacı kefilin 550.000,00 TL ile 2.241.178,27 USD'dan dolayı davalılara RÜCU hakkımım doğmuş bulunduğu düşünülmektedir. Davacı/Kefilin dava tarihi İtibariyle Alacakları -----------Ş'ne kefaleten yapılan ödemeler bakımından Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, ödeme tarihinden (15.04.2019) itibaren asıl alacak tutarı 550.000,00 TL'nın 3095 sayılı faiz K'nun 2/2 m. uyarınca yıllık 419,50 ve değişen oranlarda basit usulde işleyecek nitelikli ticari avans faizi ile birlikte davalılardan sebepsiz zenginleşme kuralları içinde alacağın tamamının istenilebileceği, -----------Ş'ne kefaleten yapılan ödemeler bakımından Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, ödeme tarihlerinden itibaren asıl alacak tutarı 2.241.178,27 USD” nın 3095 sayılı faiz K'nun 4/a m. hükmü uyarınca kamu bankalarının 1 yıl vadeli USD cinsi mevduata 1'er yıllık periyodlar halinde uyguladığı faiz ile birlikte davalılardan sebepsizzenginleşme kuralları içinde alacağın tamamının istenilebileceği, ancak davacı kefil şimdilik açıklamasıyla USD cinsi alacak bakımından 20.000,00 USD talep etmiş olduğu, görüş ve kanaatini bildirmiştir.Mahkememizce alınan 06/11/2024 tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle; Davalı ---------- sorumluluğu bakımından: Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler göz önünde bulundurularak yapılan değerlendirmede anılan kurumun tüzel kişiliğinin borçtan sorumlu olmadığı, sadece kayyımlık görevinin yüklediği sorumluluk kapsamında davalı şirketlerin ticari faaliyet gelirlerinden ya da taşınmaz ve/veya menkul satışlarından elde edilebilecek hasılatın davacıya ödenmesi bakımından sorumlu tutulabilecekleri değerlendirilmektedir. Esasen kök raporda ifade edilen müteselsil sorumluluğun da bu minvalde olduğu aşikardır. Sadece bu sorumluluk silsilesi istenilen açıklıkta yapılmamış olduğundan, bu kez daha anlaşılır ve bariz bir şekilde konu ele alındığında ---------- tüzel kişiliğinin malen değil, sadece davalı şirketlerin ticari faaliyet gelirlerinin davacıya ödenmesinden dolayı sorumlu olabileceği değerlendirilmektedir. Davalı --------- ve ---------- firmalarının sorumluluğu bakımından: Anılan davalılar asıl borçlu sıfatıyla kreditör bankadan kredi kullanmış oldukları için davacı kefilin bu şirketlere rücu edebileceği ve bu şirketlerin sorumlu oldukları miktar bakımından kök raporda herhangi bir revizyon yapılamamış olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.Mahkeme huzurunda yapılan sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının, aralarındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığı ya da şüpheli bir durumu sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda karşılıklı fedakarlıkta bulunmak suretiyle gerçekleştirmiş oldukları bir işlemdir. Mahkeme dışında yapılan sulh sözleşmesi, mahkemeye verilmek ve onun tarafından, duruşma tutanağına geçirilmekle, mahkeme huzurunda yapılan sulhe dönüşür. Mahkeme huzurunda yapılan sulh davayı kendiliginden sona erdirir, mahkemenin, bu sonucun elde edilebilmesi için, sulhten sonra onu esas alarak aynca bir hüküm vermesine gerek yoktur. Mahkeme, sadece davanın konusuz kaldıgım tespit ve tevsik etmekle yetinecektir. HMK.nun. 313. maddesine göre "Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.". Ancak mahkeme dışı sulh de hukukumuzda kabul edilmiş ve davayı sona erdiren taraf işlemlerinden sayılmıştır. HMK.nun. 315. maddesinde "Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir." denilmekle sulhun neticesi düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu, davacı ile davalılar ---------ş ve ---------Ş mahkeme haricinde sulh olmaları nedeniyle HMK 315 madde kapsamında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalı ------------ yönünden ise davacı ve davalıların sulh olması nedeniyle tespiti ilişkin konu kalmadığından karar verilmesine ------------ yönünden de karar verilmesine yer olmadığına davacı tarafın dava açmakta haklı olduğu tespit edildiğinden ------------ lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı yönünde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ile davalı şirketler ----------ş ve ----------- A.Ş arasında dava dışı sulh nedeniyle HMK 315 madde gereğince karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davacı tarafından davalı ------------- aleyhine açılan davada davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 15.773,13 TL harcın mahsubu ile kalan bakiye 15.157,73 TL nin davacıya iadesine,
5------------ bütçesinden karşılanan 3.200 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Tarafların karşılıklı vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri masrafı yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, Davacı Vekilinin ve Davalılar Vekilinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.28/05/2025