T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/563 Esas
KARAR NO: 2025/374
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/08/2019
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 2005 yılından beri yetkili bayi olarak iş yaptığını, davacı yan ile -----tarafından verilen yetkiye dayanılarak ----- tarihinde ----- imzalandığını, sözleşmenin her yıl yenilendiğini ve davalı --- tarafından ---- aracılığıyla gönderilen ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, bir yıl bildirim öneli kullandırılarak sözleşmenin feshedileceğinin davacı yana ihtar edildiğini, davacı yanın haksız fesihten maddi ve manevi zarara uğradığını, haksız fesih nedeniyle davacı yanın yaklaşık 2.000.000 TL civarında olduğu öngörülen olumlu ve olumsuz zararlarının giderilmesi için görüşmenin talep edildiğini, fesih bildiriminin normal koşullarda en az 2 yıl önceden davacı yana yapılmasının gerektiğini, fakat yapılmadığını, davalı yanın ---- genelinde 40’a yakın servis kapattığını, davacı yanın ----- kapatılınca, ---- servisini de kapatmak zorunda kaldığını, bu sebeple zararının ikiye katlandığını, davacı yanın yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve yapılan denetimleri başarı ile geçtiğini, 2017 yılında davacı yanın sevisine çok yakın bir yerde, aynı bölgede ----adlı yetkili bayinin açıldığını ve bu bayiliğin davalılarca verildiğini, davacı yanın, davalılar tarafından ------- adlı işyeri açılana kadar oyalandığını ve o bölgedeki müşteri portföyünün başka bayilere dağılmasının engellendiğini, yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile, sözleşmenin erken feshi nedeniyle yoksun kalınan kâr için şimdilik 50.000,00 TL, elde kalan yedek parça stokunun değerlendirilememesi nedeniyle uğranılan zarar bakımından şimdilik 15.000,00 TL, işin gereği olarak yaptırılan özel alet ve ekipmanın davacının elinde kalmış olması ve servis kuruluş masrafları nedeniyle uğranılan zarar bakımından 15.000,00 TL, diğer zarar kalemleri bakımından şimdilik 10.000,00 TL, ayrıca davacı yanın ve yetkililerinin piyasalarında itibar kaybına nedeniyle uğradıkları manevi zarara bakımından 10.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL zararın fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalı -----------cevap dilekçesinde özetle, davalı ile ----------arasında 25.12.2006 tarihinde Dağıtım ve Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı yana kendi tali şebekesini kurma yetkisinin verildiğini, bu yetkilendirme kapsamında, davalı yan ile davacı arasında 01.11.2010 tarihinde Yetkili Servis Sözleşmesinin imzalandığını, bu şekilde davacı yanın Mais'in tali satış sonrası şebekesinin üyesi olarak, yetkili servis hizmetini vermeye başladığını, Dağıtım ve Yetkili Satıcılık Sözleşmesi’nin 29.5. maddesi ile Yetkili Servis Sözleşmesi’nin 26. maddesinde, Dağıtım ve Yetkili Satıcılık Sözleşmesi’nin sona ermesi halinde Yetkili Servis Sözleşmesi’nin de başkaca herhangi bir prosedüre gerek olmaksızın kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiğini, ---------- tarihinde davalı ve davacı yana gönderdiği ihtarname ile dağıtım sistemini yeniden yapılandırma kararını aldığını, bu kapsamda Dağıtım ve Yetkili Satıcılık Sözleşmesi’nin 29.1.2 maddesi uyarınca davalı yan ile arasındaki sözleşmeyi 1 yıllık ihbar süresine uyarak feshetme yoluna gittiğini, bu nedenle davalı yan ile davacı arasında imzalanan Yetkili Servis Sözleşmesi’nin de belirtilen ihbar süresi sonunda kendiliğinden sona ereceğinin bildirildiğini, böylelikle davalı yanın anılan ihtarnameyi tebliğ ettiği tarihten 1 yıl sonra -------- markalı araçlara yetkili servis hizmeti sunma hak ve yetkisini kaybettiğini, bu sebeple sözleşmenin de aynı tarih itibariyle sona erdiğini, Dağıtım ve Yetkili Satıcılık Sözleşmesinde, Madde 29-Sözleşmenin Feshi; "29.1 Sözleşmenin normal feshi aşağıdaki durumlarda vuku bulacaktır. İş bu sözleşmeye taraflardan biri ya da diğeri, her an, en az (2) iki yıl önceden iadeli taahhütlü mektup ile göndereceği fesih bildirimi ile son verebilecektir. Şirket, fesih kararıyla ilgili nedenlerini objektif ve net şekilde açıklayacaktır. " hükmünün bulunduğunu, fesih işlemlerinin doğrudan --------inisiyatifinde ve kararı ile gerçekleştirildiğini, bu sebeple davalı yanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava açılmadan önce davacı yan tarafından davalılara benzer talepleri içeren bir ihtarnamenin gönderildiğini, bahse konu ihtarnamede yer alan iddia ve taleplerin tamamının davalı yan tarafından reddedildiğini ve bir cevabi ihtarname keşide edildiğini, davacı yanın iddiasının ------ marka araçlarla ilgili verdiği servis hizmetini de sonlandırmak olduğunu, fakat davacı yanın------ marka araçlarla ilgili yetkili servis hizmetini sürdürebilecekken, tamamıyla kendi ticari kararı neticesinde bu araçlar yönünden verdiği hizmetleri sonlandırdığını, davacı yanın diğer bir iddiasının, servisine çok yakın bir bölgede rekabet yasağına aykırı olacak şekilde bir başka servis açılarak kendisinin zarara uğratıldığı yönünde olduğunu, bu iddiasının gerçek olmadığını, davacı yanın Yetkili Servis Sözleşmesini imzalarken kendisine herhangi bir münhasırlık tanınmadığının farkında olduğunu, arz ve izah olunan nedenler ile; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı ------- cevap dilekçesinde özetle, davacı yan ile ---------tarihinde Yetkili Servis Sözleşmesinin imzalandığını ve davacı yanın, davalı yanın tali satış sonrası şebekesinin üyesi olarak yetkili servis hizmeti vermeye başladığını, Sözleşmenin 29,1.2. maddesi ile hüküm altına alınan bir yıllık bildirim süresine uygun şekilde feshetme yoluna gidildiğini ve bu fesih bildirimini davacı yana ve ---- tarihinde noter kanalıyla tebliğ edildiğini, bu doğrultuda ---- fesih bildirimini tebellüğ ettiği tarihten bir yıl sonra,----- yetkili servis hizmeti sunma hakkını kaybettiğini ve sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, söz konusu fesih bildiriminin tebliğinden yaklaşık 14 ay sonra davacı yanın, feshin haksız olduğunu ve bu nedenle telafisi güç maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederek zararının karşılanması talebiyle davalı yana ve ---------tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, davalı yanın 29.04.2019 tarihli ihtarname ile davacı yana karşı yanıtlarını ilettiğini, davacı yanın fesih işlemi hakkındaki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı yan tarafından gerçekleştirilen feshin hukuka uygun olduğunu, belirsiz süreli sözleşmelerin iki yıl fesih ihbar süresi verilerek feshedilebildiğini, çeşitli durumlarda ise fesih ihbar süresinin bir yıl olarak belirlendiğini, fesih için uygun bir tazminat ödeme zorunluluğunun bulunmasının söz konusu olmadığını, davalı yanın-------- markalı araçlar bakımından niteliksel seçici dağıtım sisteminden nicel seçici dağıtım sistemine geçiş çerçevesinde, bir başka ifade ile bütünü ile yeni bir dağıtım sistemine geçmek amacıyla organizasyon gerçekleştirdiğini ve sözleşmede açıkça belirtildiği kapsamda bir yıl süreli fesih ihbar süreli fesih bildiriminde bulunulduğunu, davacı yanın, sözleşmenin feshine ilişkin fesih şartlarını, sözleşmeye aykırı ve dayanaksız bir şekilde değerlendirdiğini, davalı yanın satış sonrası ağını yeniden düzenleme kararı alması ve bu çerçevede bir yıl önceden fesih ihbarında bulunarak yetkili servis sözleşmelerini feshetme hakkını kullanabilmesi için --------- izin almak yönünde herhangi bir hukuki yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı yanın ------yetkili servisi olması yönünde herhangi bir hukuki engelinin bulunmadığını, davacı yanın tek başına -------- yetkili servisi olmak islememesi tamamen kendi ticari kararı olduğunu ve bu sebepten ötürü ortaya çıktığını iddia ettiği zararın da kendi ticari kararının sonucu olduğunu, davalı yanın bu yetkiyi davacı yandan almadığını açıkça ifade ettiğini, bu sebeple davalı yanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sözleşmede rekabet yasağına ilişkin bir hükmün bulunmadığını, davacı yanın iddiasının davalıların aynı bölgede yetkili bayi açtığı yönünde olduğunu, davacı yan ile -------- arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında davalı yan tarafından bu şirketler lehine herhangi bir münhasırlık yetkisinin tanınmadığını ve herhangi bir bölge atamasının yapılmadığını, bu sebeple ------- birden fazla tali servis atayabileceğinin mümkün olduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, haksız fesih iddiasına dayalı uğranılan maddi ve manevi zararların tazminine yönelik açılan tazminat davasıdır.Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri toplanılmış ve konunun çözümü uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinin ------- tarihli rapor içeriğine göre; davacı tarafından incelemeye sunulan 2012-2013-2014-2016-2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı tarafından incelemeye sunulan 2010-2011 ve 2015 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu (yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmadığı), taraflarınca incelenen davacı yanın kurumlar vergisi beyannameleri ve ticari defterlerinde, 2010-2019 dönemi ortalaması dikkate alındığında kar elde edilmediği (2018 ve 2019 yılı fesih yılı olarak dikkate alınsa bile, yani hesaplamaya dahil edilmese bile, davacı yanın karının en az 3 katı kadar zarar elde ettiği,) bu noktada davacı yanın mahrum kalınan karından bahsedilemeyeceği, inceleme esnasında taraflarına sunulan işe giriş ve işten çıkış bildirgeleri üzerinde yapılan incelemede, davacı yan tarafından 11 işçinin 28.02.2019 tarihinde işten çıkartıldığı, çıkartılan işçilere ödenecek kıdem tazminatının toplam 159.721,11 TL olduğu, incelenen davacı yanın ticari defterlerinde kaydî olarak 31.12.2019 tarihi itibarıyla 1.825.000,00 TL tutarında stok (ticari mal) (195.000,00 TL tutarında yedek parça, (+) 1.440.000,00 TL tutarında sarf malzeme, (+) 190.000,00 TL tutarında yağ), 35.585,26 TL tutarında demirbaş bulunduğunun görüldüğünü, Hukuki Yönden: davalılardan Mais'in, 01.02.2018 tarihli ihtarname ile dağıtım ağını yeniden organize etme gerekçesine dayanarak hem diğer davalı --------- hem de davacı ile olan sözleşmesini feshettiği, 2017/3 no’lu Tebliğ m. 5/4-b uyarınca, dağıtım ağının yeniden organizasyonu amacıyla sağlayıcının sözleşmeyi 1 yıllık fesih ihbar süresine uyarak feshedebileceğinin düzenlenebileceği, bu durumda -diğer koşulların da sağlanması kaydıyla- Tebliğ'in sağladığı grup muafiyetinden faydalanılabileceği, dava konusu ihtilafa konu sözleşmelerde de -------- Tebliğ m. 5/4-b hükmüne uygun olarak 1 yıllık feshi ihbar süresine yer verildiği, davalı ---- nitel seçici dağıtım sistemine son vererek nicel dağıtım sistemine geçmek amacıyla, yani dağıtım ağını yeniden organize etmek için, diğer davalı ------- olan sözleşmesini feshettiği, feshin sözleşmenin m. 29.1.2 hükmüne uygun olarak yapıldığı, kanuna ve sözleşmeye uygun olduğu, haksız rekabet teşkil etmediği, bununla birlikte, feshin dayanağı olan "dağıtım sisteminin reorganizasyonunun gerekliliği" konusunun uzmanlık alanının dışında kalması sebebiyle heyetçe incelenmediği, takdirin tamamen Sayın Mahkeme'de olduğu, davalı ------- davacı arasındaki sözleşmenin m. 26 hükmü uyarınca, ------ürünlerinin ------ distrübütörlük hakkını kaybetmesi halinde sözleşmenin kendiliğinden münfesih olacağı, diğer davalı ---- davalı---- olan sözleşmesini feshetmesi sebebiyle, anılan m. 26 uyarınca davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmenin de kendiliğinden sona erdiği, bu sonucun ortaya çıkmasında ----atfedilecek bir kusurun veya bu davalının haksız bir eyleminin bulunmadığı bildirilmiş, aynı heyetin düzenlediği 18/04/2022 tarihli ek raporda kök rapordaki kanaati aynen muhafaza ettikleri bildirilmiştir.Makine mühendisi bilirkişisinin 15/10/2023 tarihli raporunda özetle; Rekabet Kurumunun 2017/3 sayılı tebliğinin Genel Koşullar başlıklı 5/4. Maddesine göre muafiyet sağlayıcı ile dağıtıcı arasında yapılan anlaşmanın feshini“ ..belirsiz bir süre için yapılması halinde feshi ihbar süresinin her iki taraf için de en az 2 yıl olması ancak bu sürenin, sağlayıcının anlaşmaya son vermesi durumunda kanundan veya anlaşmadan dolayı uygun bir tazminat ödemek zorunda olduğu veya dağıtım sisteminin önemli bir kısmını veya tamamını yeniden düzenlemesinin zorunlu olması nedeniyle sağlayıcının anlaşmayı sona erdirmesi hallerinde en az 1 yıla indirmesi...” koşuluna bağladığı, davalı şirketlerce dosyaya sunulan dilekçelerin ve ekleri belgelerin incelenmesinden, davalı ------ şirketinin davacı şirketle olan yetkili servis sözleşmesini feshiyle ilgili olarak teknik yönden herhangi bir belge görülemediğini, davalı şirket ---- yukarıda belirtilen -------sayılı tebliğin 5/4. Maddesinde belirtildiği şekilde feshin zorunlu olması ile ilgili olarak dosyaya herhangi bir teknik gerekçe sunmadığı, ayrıca dosya içeriğinde davacı şirket ile davalı şirket arasında 2010-2018 yılları arasında 8 yıllık yetkili servis anlaşması süresince davalı şirketin davacı şirketten talep edip de davacı şirketin yerine getirmediği herhangi bir teknolojik yenilik, yatırım, personel eğitimi vb. talebinin olmadığı, yine davalı şirketçe davacı şirketle sözleşmesini feshetmesine neden olan gerekçeleri uygun şekilde yerine getirdiği için sözleşmesi yenilenen örneğin davacı şirkete çok yakın lokasyonda faaliyetine izin verilen ---- şirketi gibi dava dışı şirketlerle ilgili herhangi bir örnek uygulama da gösterilmediği, aynı işi yapan ----- şirketi ile davacı -------- arasındaki teknik farklılık ta açıklanmadığı, bu durumda davalı şirketin davacı şirketle olan yetkili servis sözleşmesini feshetme gerekçesinin teknik nedenlere dayanmadığı, dolayısıyla sözleşme feshinin teknik açıdan haklı bir nedene dayandığının söylenemeyeceği kanaatine varıldığı, yukarıda açıklandığı üzere dosyada mevcut belgeler çerçevesinde yapılan incelemeye göre; davalı ---- davacı şirket ile olan yetkili servis sözleşmesini feshetmesinin teknik açıdan haklı bir nedene dayanmadığı bildirilmiştir.Bilirkişi heyetinin 17/07/2024 tarihli heyet rapor içeriğine göre; teknik inceleme neticesinde: davacı ile davalı --- arasında imzalanan 01/11/2010 tarihli yetkili servis sözleşmesinin davalı --- tarafından haksız şekilde feshedilip feshedilmediği hususunda dosyada mevcut belgelerçerçevesinde yapılan inceleme ve değerlendirmeye göredavalı -----davacı-------- olan yetkili servis sözleşmesini feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığı kanaatine varıldığı; 15.10.2023 tarihli teknik bilirkişi raporunda da davalı ------- sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayanmadığı yönünde kanaate varıldığı, Ticaret ve Rekabet mevzuatı yönünden inceleme neticesinde: davacı tarafça davalıların sözleşmeyi feshetmelerinin hem TBK m. 57, hem de TTK m. 54, 55, 56 ve de RKHK m. 4, 6, 2017/2 sayılı Tebliğ m. 5, ilgili muafiyet kararlarına aykırı olduğu iddia edilmiş olup, davacı ------------ rekabeti bozan ve engelleyen uygulamaları olduğundan bahisle idari para cezasının verilmesi ve zararının karşılanması talebiyle -------- başvuru yapıldığı; ancak ------------ kapsamında bir işlem yapılmasına imkân olmadığına karar verildiği; bunun üzerine davacı ----- tarafından dava neticesinde -----------Tarihli kararında kurul kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; sonrasında davacı --- tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde de ---------Tarihli kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, yapılan işlemin Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun'a aykırılık teşkil edip etmediği hususunda: Davalı -------- dağıtım sisteminin yeniden organize etmesinin şirketin iç bünyesinden veya dış etkenlerden kaynaklanan objektif ve ekonomik sebeplere dayandığının kabul edilmesi halinde, RKHK ve 2017/3 no'lu Tebliğ bakımından herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılacağı; öte yandan, Mais'in nitel dağıtıcı sistemden nicel dağıtıcı sisteme geçmesinin yeniden düzenlenmenin zorunlu olmadığı kanaatine varılması halinde ise --------- hükmündeki istisnai fesih ihbar süresinin uygulanması bakımından gerekli şartları sağlamayacağı ve dolayısıyla uygulanan fesih ihbar süresinin bu düzenlemeye aykırı olduğu kanaatine varılacağı; bu husustaki tespitin uzmanlık alanı dışında olması sebebiyle takdirin Mahkememiz'de olduğu, haksız rekabet bakımından yapılan inceleme neticesinde ise herhangi bir hukuka aykırılık gerekçesinin tespit edilemediği, bu hususta takdirin Mahkememizde olduğu, borçlar mevzuatı yönünden inceleme neticesinde: davacı ile davalı ------------ arasında 01.11.2020 tarihinde imzalanmış ------------ akdedildiği; sözleşmede yer alan irade beyanlarına göre davacının yetkili servis olarak --------- marka otomobillerin ve yedek parçalarının dağıtımı, onarımı, bakım. hizmetleri vs. hususunda anlaşmaya varıldığı, davalı --------tarafından davacıya----------- yevmiye numaralı ihtarname ile ----- verimliliğini arttırmak üzere reorganizasyon ve ----------sayılı Tebliğ'in kabulünün sonrasında öngörülen değişiklikler ve ticari gereklilikler sebebiyle davacı ile davalı ------- arasında kurulan sözleşmenin 26. maddesine göre işbu ihtarnamenin tebliğ alınmasından itibaren bir yıl sonrasında sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği; işbu ihtarnamenin tebliğ şerhine rastlanmadığı, ancak hem dava dilekçesinde hem de davacı tarafından davalılara ------- tarihinde gönderilen ----------yevmiye numaralı ihtarnamede fesih ihtarnamesinin davacıya tebliğ edildiğinin beyan edildiği, sözleşmenin feshinin düzenlendiği 25.2 maddesinde (her ne kadar sözleşme tarafi olmasa da) davalılardan -------dağıtım ağının bir kısmının veya tamamının yeniden organizasyonunun gerekmesi durumunda bir yıl önceden ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceği hususunun kararlaştırıldığı; sözleşme özgürlüğünce sözleşme tarafı olan davacı ve davalı -------- tarafından bunun açıkça kabul edildiği ve sözleşmeyi fesih yetkisinin, davalılardan -----tarafından belirleneceğinin beyan edildiği, ilgili düzenlemelere göre “fesih bildiriminin süresinde hususunda davalı -------------tarafından davacıya ----- tarihinde gönderilen ihtarname ile ------- verimliliğini arttırmak üzere reorganizasyon ve ----- Tebliğ'in kabulünün sonrasında öngörülen değişiklikler ve ticari gereklilikler sebebiyle işbu ihtarnamenin tebliğ alınmasından itibaren bir yıl sonrasında sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği görülmekle taraflar arasında kurulmuş 01.11.2020 tarihli sözleşmenin 25.2 maddesine göre sözleşmenin bu hükmüne uygun olarak belirlenen “bir yıllık süre öncesinde” sözleşmeyi feshetme yönündeki bildirimin süresinde yapıldığı kanaatine varıldığı; ancak elbette sözleşmenin 25.2 maddesinde belirtildiği gibi davalı --------- fesih ihtarnamesinde gösterdiği “reorganizasyon” sebebinin haklılığını tespitin uzmanlık alanında olmadığı; hem yukarıdaki teknik inceleme neticesinde hem de 15.10.2023 tarihli teknik bilirkişi raporunda davalı ------- sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığı kanaatine varıldığı görülmekle eğer bu tespit kabul edilecek olur ise bu halde davalı ----------tarafından sözleşmenin 25.2 hükmüne göre süresinde olsa bile haklı gerekçeye dayanmaksızın feshedildiği kanaatine varılacağını, manevi tazminat talebi hakkında: davacı tarafından sözleşmenin erken feshi, itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat talep edilmiş olup davacı, davalılar tarafından manevi zarara uğradığını iddia etmiş olup belirtmek gerekir ki borcun gereği gibi ifa edilmemesi, sözleşmenin ihlal edilmesi halinde manevi tazminat talebine ilişkin TBK m. 114/2 ''Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.” hükmünce bu halde kusurun derecesinin önemli olmadığı; bu hükmün atfi dolayısıyla “kıyasen” uygulama alanı bulacak düzenlemenin TBK m. 58/1 hükmü olduğu; hükmün ise “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde olduğu; manevi zararın talep edilebilmesi için bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz (saldırı) bulunması gerektiği; açık kanun hükmü bulunmadıkça kişilik hakkı tecavüze uğrayan ile zarar görenin aynı kişi olması gerektiği (yansıma yoluyla zarar olmamalıdır); bir manevi zararın bulunması gerektiği; kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle manevi zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği; davalının sorumlu olmasını gerektiren kusurlu veya kusursuz sorumluluk halinin mevcut olması gerektiği; dolayısıyla bir sözleşmede üstlenilen borcun ifa edilememesi/sözleşmeye aykırılık/sözleşmeyi ihlal halinde TBK m. 114/11 hükmünün TBK m. 58/1 hükmüne atfi dolayısıyla manevi zararın tazmininin talep edilebileceği; ancak Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere bu hallerin, manevi tazminatı gerektirebilmesi için “kişilik hakkının ihlali sonucunda” oluşması gerektiği; üzüntü, acı, ızdırap, vb. duyguların kişilik hakkının ihlali sonucu değil, “malvarlığı hakkının ihlali sonucu” doğması sebebiyle TBK m. 58/1 hükmünde sayılan manevi tazminat koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi gerektiği; manevi tazminatın talep edilebilmesi kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki tecavüzden duyulan acı, elem ve ızdırap vs.) arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği; hal böyle olmakla HMK m. 194(1) ve TMK m. 6 hükümlerince manevi zarara uğradığını iddia eden davacının, manevi zarara uğrayıp uğramadığını somutlaştırıp somutlaştırmadığı; dosya kapsamına sunulan deliller uyarınca davacının manevi zarara uğrayıp uğramadığı, TBK m. 114/2, TBK m. 58/1 hükümleri uyarınca aranan şartların uyuşmazlıkta oluşup oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin, TMK m. 4 hükmü gereğince münhasıran Mahkememize ait olduğu”; ayrıca belirtmek gerekir ki davacı ile sadece davalı -------tarihinde imzalanmış ---- Sözleşmesi'nin akdedildiği görülmekle sözleşmenin nisbiliği ilkesine göre sözleşmenin sadece tarafları bağlayacağı; manevi tazminat talebine hükmedilecekse bile davacının uğradığı manevi zararın, HMK m. 194(1) hükmü gereğince davacı tarafça ispatı halinde, sözleşme tarafı olan davalı ---------- istenebileceği kanaatine varıldığı, takdirin Mahkememize ait olduğu, müteselsil borçluluk yönünden: her ne kadar davacı tarafından davalılar arasında müteselsil sorumluluğun olduğu ileri sürülmüş ise de “müteselsil borçluluk” kurumunun düzenlendiği TBK m. 162 hükmünün “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” şeklinde olduğu; ancak dosya kapsamı incelendiğinde davalılar tarafından davacıya karşı müteselsil borçlu olduklarına dair bir irade açıklamasının bulunduğuna rastlanmadığı; davalıların davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduklarını gösteren bir hükmün kararlaştırıldığının tespit edilemediği; hal böyle olmakla müteselsil borçluluğun doğumuna ilişkin TBK m. 162 hükmüne göre davalılar arasında kanundan veya sözleşmeden doğan müteselsil borçluluğun söz konusu olmadığı; eğer davacı tarafça zararın ispatlandığı kabul edilir ise bu halde sadece sözleşme tarafı olan davalı ---- bunun talep edilebileceği kanaatine varıldığını beyan etmişlerdir.Bilirkişi heyetinin 06/08/2024 tarihli rapor içeriğine göre; ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlığı çözümleyen taraf iddia ve savunmalarını karşılar, önceki bilirkişi raporlarını ve---------------dosyasını irdeleyen” rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi görevlendirmesi kapsamında tüm dosya incelendiğinde takdir, Mahkeme'ye ait olmak üzere; teknik inceleme neticesinde: “davacı ile davalı ----------- imzalanan 01/11/2010 tarihli yetkili servis sözleşmesinin davalı ----------- tarafından haksız şekilde feshedilip feshedilmediği” hususunda dosyada mevcut belgeler çerçevesinde yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre davalı ------ davacı ----------------- ile olan yetkili servis sözleşmesini feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığı kanaatine varıldığı 15.10.2023 tarihli teknik bilirkişi raporunda da davalı -------------- sözleşmeyi feshetmesinin teknik açıdan haklı nedene dayanmadığı yönünde kanaate varıldığı, Ticaret ve rekabet mevzuatı yönünden inceleme neticesinde: Davacı tarafça davalıların sözleşmeyi feshetmelerinin hem TBK m. 57, hem de TTK m. 54, 55, 56 ve de RKHK m. 4,6, 2017/2 sayılı Tebliğ m. 5, ilgili muafiyet kararlarına aykırı olduğu iddia edilmiş olup davacı ----- tarafından ------- rekabeti bozan ve engelleyen uygulamaları olduğundan bahisle idari para cezasının verilmesi ve zararının karşılanması talebiyle Rekabet Kurumu'na başvuru yapıldığı; ancak Rekabet Kurulu tarafından RKHK kapsamında bir işlem yapılmasına imkân olmadığına karar verildiği; bunun üzerine davacı ------------ tarafından dava neticesinde --------------kararında kurul kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; sonrasında davacı --------- tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde de ------------ kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği işlemin Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun'a aykırılık teşkil edip etmediği” hususunda: Davalı Mais'in dağıtım sisteminin yeniden organize etmesinin şirketin iç bünyesinden veya dış etkenlerden kaynaklanan objektif ve ekonomik sebeplere dayandığının kabul edilmesi halinde, ----------------- bakımından herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılacağı; öte yandan,------------ nitel dağıtıcı sistemden nicel dağıtıcı sisteme geçmesinin yeniden düzenlenmenin zorunlu olmadığı kanaatine varılması halinde ise -----------hükmündeki istisnai fesih ihbar süresinin uygulanması bakımından gerekli olduğunu, şartları sağlamayacağı ve dolayısıyla uygulanan fesih ihbar süresinin bu düzenlemeye aykırı olduğu kanaatine varılacağı; bu husustaki tespitin uzmanlık alanı dışında olması sebebiyle takdirin Mahkeme'de olduğu, haksız rekabet bakımından yapılan inceleme neticesinde ise herhangi bir hukuka aykırılık gerekçesinin tespit edilemediği, bu hususta takdirin Mahkeme'de olduğu, borçlar mevzuatı yönünden inceleme neticesinde: davacı ile davalı .---------- tarihinde imzalanmış ------------ akdedildiği; sözleşmede yer alan irade beyanlarına göre davacının yetkili servis olarak ----------- marka otomobillerin ve yedek parçalarının dağıtımı, onarımı, bakım hizmetleri vs. Hususunda anlaşmaya varıldığı, davalı --------- tarafından davacıya --------------- yevmiye numaralı ihtarname ile --------- verimliliğini arttırmak üzere reorganizasyon ve ----------- sonrasında öngörülen değişiklikler ve ticari gereklilikler sebebiyle davacı ile davalı -------------arasında kurulan sözleşmenin 26. maddesine göre işbu ihtarnamenin tebliğ alınmasından itibaren bir yıl sonrasında sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği; işbu ihtarnamenin tebliğ şerhine rastlanmadığı, ancak hem dava dilekçesinde hem de davacı tarafından davalılara --------------- yevmiye numaralı ihtarnamede fesih ihtarnamesinin davacıya tebliğ edildiğinin beyan edildiği (ve haksız fesih dolayısıyla zararın tazmininin talep edildiği), Sözleşmenin feshinin düzenlendiği 25.2 maddesinde (her ne kadar sözleşme tarafı olmasa da) davalılardan ------------- dağıtım ağının bir kısmının veya tamamının yeniden organizasyonunun gerekmesi durumunda bir yıl önceden ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceği hususunun kararlaştırıldığı; sözleşme özgürlüğünce sözleşme tarafı olan davacı ve davalı ------------ tarafından bunun açıkça kabul edildiği ve sözleşmeyi fesih yetkisinin, davalılardan ------- tarafından belirleneceğinin beyan edildiği, ilgili düzenlemelere göre “fesih bildiriminin süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda davalı -------- tarafından davacıya 01.02.2018 tarihinde gönderilen ihtarname ile -------- verimliliğini arttırmak üzere reorganizasyon ve ----------- Tebliğ'in kabulünün sonrasında öngörülen değişiklikler ve ticari gereklilikler sebebiyle işbu ihtarnamenin tebliğ alınmasından itibaren bir yıl sonrasında sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği görülmekle taraflar arasında kurulmuş 01.11.2020 tarihli sözleşmenin 25.2 maddesine göre sözleşmenin bu hükmüne uygun olarak belirlenen “bir yıllık süre öncesinde” sözleşmeyi feshetme yönündeki bildirimin süresinde yapıldığı kanaatine varıldığını, sözleşmenin 25.2 maddesinde belirtildiği gibi davalı ------------ fesih ihtarnamesinde gösterdiği “reorganizasyon” sebebinin haklılığını tespitin uzmanlık alanında olmadığı; hem yukarıdaki teknik inceleme neticesinde hem de 15.10.2023 tarihli teknik bilirkişi raporunda davalı --------- sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığı kanaatine varıldığı görülmekle eğer bu tespit kabul edilecek olur ise bu halde davalı --------------- tarafından sözleşmenin 25.2 hükmüne göre süresinde olsa bile haklı gerekçeye dayanmaksızın feshedildiği kanaatine varılacağı; takdirin elbette Mahkeme'ye ait olduğu, manevi tazminat talebi hakkında: Davacı tarafından sözleşmenin erken feshi, itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat talep edilmiş olup davacı, davalılar tarafından manevi zarara uğradığını iddia etmiş olup belirtmek gerekir ki borcun gereği gibi ifa edilmemesi, sözleşmenin ihlal edilmesi halinde manevi tazminat talebine ilişkin TBK m. 114/11 “Haksız fil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.” hükmünce bu halde kusurun derecesinin önemli olmadığı; bu hükmün atfı dolayısıyla “kıyasen” uygulama alanı bulacak düzenlemenin TBK m. 58/1 hükmü olduğu; hükmün ise “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde olduğu; manevi zararın talep edilebilmesi için bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz (saldırı) bulunması gerektiği; açık kanun hükmü bulunmadıkça kişilik hakkı tecavüze uğrayan ile zarar görenin aynı kişi olması gerektiği (yansıma yoluyla zarar olmamalıdır), bir manevi zararın bulunması gerektiği; kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle manevi zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği; davalının sorumlu olmasını gerektiren kusurlu veya kusursuz sorumluluk halinin mevcut olması gerektiği; dolayısıyla bir sözleşmede üstlenilen borcun ifa edilememesi/sözleşmeye aykırılık/sözleşmeyi ihlal halinde TBK m. 114/TI hükmünün TBK m. 58/1 hükmüne atfı dolayısıyla manevi zararın tazmininin talep edilebileceği; ancak Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere bu hallerin, manevi tazminatı gerektirebilmesi için “kişilik hakkının ihlali sonucunda” oluşması gerektiği; üzüntü, acı, ızdırap, vb. duyguların kişilik hakkının ihlali sonucu değil, “malvarlığı hakkının ihlali sonucu” doğması sebebiyle TBK m. 58/1 hükmünde sayılan manevi tazminat koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmesi gerektiği; manevi tazminatın talep edilebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki tecavüzden duyulan acı, elem ve ızdırap vs.) arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği; hal böyle olmakla HMK m. 194(1) ve TMK m. 6 hükümlerince manevi zarara uğradığını iddia eden davacının, manevi zarara uğrayıp uğramadığını somutlaştırıp somutlaştırmadığı; dosya kapsamına sunulan deliller uyarınca davacının manevi zarara uğrayıp uğramadığı, TBK m. 114/11, TBK m. 58/1 hükümleri uyarınca aranan şartların uyuşmazlıkta oluşup oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin, TMK m. 4 hükmü gereğince münhasıran Mahkeme'ye ait olduğunu, davacı ile sadece davalı --------------- tarihinde imzalanmış------------------ akdedildiği görülmekle sözleşmenin nisbiliği ilkesine göre sözleşmenin sadece tarafları bağlayacağı; manevi tazminat talebine hükmedilecekse bile davacının uğradığı manevi zararın, HMK m. 194(1) hükmü gereğince davacı tarafça ispatı halinde, sözleşme tarafı olan davalı -------------istenebileceği kanaatine varıldığı, takdirin Mahkeme'ye ait olduğu, Müteselsil borçluluk yönünden: Her ne kadar davacı tarafından davalılar arasında Müteselsil sorumluluğun olduğu ileri sürülmüş ise de “müteselsil borçluluk” kurumunun düzenlendiği TBK m. 162 hükmünün “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” şeklinde olduğu; ancak dosya kapsamı incelendiğinde davalılar tarafından davacıya karşı müteselsil borçlu olduklarına dair bir irade açıklamasının bulunduğuna rastlanmadığı; davalıların davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduklarını gösteren bir hükmün kararlaştırıldığının tespit edilemediği; hal böyle olmakla müteselsil borçluluğun doğumuna ilişkin TBK m. 162 hükmüne göre davalılar arasında kanundan veya sözleşmeden doğan müteselsil borçluluğun söz konusu olmadığı; eğer davacı tarafça zararın ispatlandığı kabul edilir ise bu halde sadece sözleşme tarafı olan davalı -------bunun talep edilebileceği kanaatine varıldığı, takdirin elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Mali inceleme neticesinde: Davacının sözleşmenin erken feshi nedeniyle yoksun kalınan kar için şimdilik 50.000TL. elde kalan yedek parça stokunun değerlendirilememesi nedeniyle uğranılan zarar bakımından şimdilik 15.000TL, işin gereği olarak yaptırılan özel alet ve ekipmanın davacının elinde kalmış olması ve servis kuruluş masrafları nedeniyle uğranılan zarar bakımından 15.000TL, diğer zarar kalemleri bakımından şimdilik 10.000TL, talep ettiği; her bir maddi zarar kalemi yönünden değerlendirme yapıldığında şirketin mahrum kalınan karın bulunmadığı, 1.825.000,00 TL yedek parça ve stok mal zararı, 35.585,26 TL demirbaş ve 159.721,11 TL ödenmek zorunda kalınan kıdem tazminat zararı bulunduğu yönündeki kanaatlerini bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli olup hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriklerine göre; davacı ile davalı-----tarihinde----- imzalandığı, davalı ------ tarafından ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, bir yıl bildirim öneli kullandırılarak sözleşmenin feshedileceğinin davacı yana ihtar edildiği, ihtarnamede; ----- verimliliğini artırmak üzere reorganizasyon ve -------- Tebliğ'in kabulünün sonrasında öngörülen değişiklikler ve ticari gereklilikler sebebiyle davacı ile davalı Mais arasında kurulan sözleşmenin 26. maddesine göre işbu ihtarnamenin tebliğ alınmasından itibaren bir yıl sonrasında sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği, davacı tarafça fesih ihtarnamesine karşı davalılara --------- yevmiye numaralı ihtarname gönderildiği, ihtarname ile haksız fesih dolayısıyla uğranılan zararların tahsilinin talep edildiği, davacı tarafça ayrıca davalıların sözleşmeyi feshetmelerinin hem TBK m. 57, hem de TTK m. 54, 55, 56 ve de RKHK m. 4,6, 2017/2 sayılı Tebliğ m. 5, ilgili muafiyet kararlarına aykırı olduğu iddiası ile davacının davalı ------ rekabeti bozan ve engelleyen uygulamaları olduğundan bahisle idari para cezasının verilmesi ve zararının karşılanması talebiyle ----- başvuru yapıldığı, ancak --------- kapsamında bir işlem yapılmasına imkân olmadığına karar verildiği, bunun üzerine davacı ----- tarafından dava neticesinde --------Tarihli kararında kurul kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, sonrasında davacı ----tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde ------ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, davalının fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü reorganizasyon ve ------- Tebliğ'in kabulünün sonrasında öngörülen değişiklikler ve ticari gereklilikler kapsamında feshin haklı olup olmadığı değerlendirildiğinde; uzman bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin davacı şirketle olan yetkili servis sözleşmesini feshetme gerekçesinin teknik nedenlere dayanmadığı, dolayısıyla sözleşme feshinin teknik açıdan haklı bir nedene dayandığının söylenemeyeceği, dosyada mevcut belgeler çerçevesinde yapılan incelemeye göre; davalı ------davacı şirket ile olan yetkili servis sözleşmesini feshetmesinin teknik açıdan haklı bir nedene dayanmadığının tespit edildiği ve Mahkememizce de bu görüşe iştirak edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin düzenlendiği 25.2 maddesinde davalılardan ---- dağıtım ağının bir kısmının veya tamamının yeniden organizasyonunun gerekmesi durumunda bir yıl önceden ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi feshedebileceği hususunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin tarafı olan davacı ve davalı ---- bunun açıkça kabul edildiği ve sözleşmeyi fesih yetkisinin, davalılardan ------- belirleneceğinin beyan edildiği, ilgili düzenlemelere göre fesih bildiriminin süresinde hususunda davalı ----- tarafından davacıya 01/02/2018 tarihinde gönderilen ihtarname ile ---- verimliliğini arttırmak üzere reorganizasyon ve ------- sonrasında öngörülen değişiklikler ve ticari gereklilikler sebebiyle işbu ihtarnamenin tebliğ alınmasından itibaren bir yıl sonrasında sözleşmenin feshedilmiş olacağının bildirildiği görülmekle taraflar arasında kurulmuş 01/11/2010 tarihli sözleşmenin 25.2 maddesine göre sözleşmenin bu hükmüne uygun olarak belirlenen “bir yıllık süre öncesinde” sözleşmeyi feshetme yönündeki bildirimin süresinde yapıldığı ancak elbette sözleşmenin 25.2 maddesinde belirtildiği gibi davalı------ ihtarnamesinde gösterdiği reorganizasyon sebebinin haklı olmadığının 15/10/2023 tarihli teknik bilirkişi raporunda davalı ----sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığı kanaatine varıldığı görülmekle davalı ----------tarafından sözleşmenin 25.2 hükmüne göre süresinde olsa bile haklı gerekçeye dayanmaksızın feshedildiği kanaatine varıldığı, bu nedenle --- m. 5/4 hükmündeki istisnai fesih ihbar süresinin uygulanması bakımından gerekli şartların sağlanmadığı ve dolayısıyla uygulanan fesih ihbar süresinin bu düzenlemeye aykırı olduğu anlaşılmakla feshin erken ve haksız olduğu kabulü ile; davacının yoksun kaldığı karın olmadığı, 1.825.000,00 TL yedek parça ve stok mal zararı, 35.585,26 TL demirbaş ve 159.721,11 TL ödenmek zorunda kalınan kıdem tazminat zararı bulunduğu anlaşılmış, erken ve haksız fesih eylemini gerçekleştiren davalı -----olduğundan talep edilen zarar kalemlerinden bu davalının sorumlu olduğu kabul edilerek ve dava öncesi temerrüt oluşmadığından davacının dava dilekçesinde talepleri ile bağlı kalınarak davacının davalı -------- açtığı davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; yoksun kalınan kar talebine ilişkin davanın reddine, elde kalan yedek parça stoğunun değerlendirilememesi nedeniyle uğranılan zarar bakımından 15.000,00TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işin gereği olarak yaptırılan özel alet ve ekipman davacının elinde kalmış olması ve servis kuruluş masrafları nedeniyle uğranılan zarar bakımından talebin reddine, diğer zarar kalemi adı altında(kıdem tazminatı vs.) 10.000,00TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşan istemlerin reddine dair karar vermek gerekmiştir.Davacının diğer davalı ----- açtığı dava yönünden yapılan değerlendirmeye göre; davalılar arasında müteselsil sorumluluğu gerektiren anlaşma ve yasa maddesinin bulunmadığı, her ne kadar sözleşmenin tarafı davalı -----, fesih konusunda aradaki sözleşme gereği yetkili olan ve ispatlandığı kabul edilen zarara sebebiyet veren haksız fesih eylemini gerçekleştiren davalı ----sorumlu olduğu, davalı ----- sorumlu olmadığı değerlendirilmekle davacının ------- karşı açtığı davasının reddine dair karar vermek gerekmiştir.Manevi tazminat davası yönünden yapılan değerlendirmeye göre; TBK m. 114/2 atfı dolayısıyla kıyasen uygulama alanı bulacak düzenlemenin TBK m. 58/1 hükmü olduğu, hükmün ise “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde olduğu, manevi zararın talep edilebilmesi için bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz (saldırı) bulunması gerektiği, açık kanun hükmü bulunmadıkça kişilik hakkı tecavüze uğrayan ile zarar görenin aynı kişi olması gerektiği, bir manevi zararın bulunması gerektiği, kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle manevi zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği, davalının sorumlu olmasını gerektiren kusurlu veya kusursuz sorumluluk halinin mevcut olması gerektiği, dolayısıyla bir sözleşmede üstlenilen borcun ifa edilememesi/sözleşmeye aykırılık/sözleşmeyi ihlal halinde TBK m. 114/2 hükmünün TBK m. 58/1 hükmüne atfı dolayısıyla manevi zararın tazmininin talep edilebileceği ancak tek başına sözleşmeye aykırılığın manevi zarara sebebiyet vermeyeceği, kişilik haklarının ihlali ve ticari itibarın zarar gördüğünün ispatlanması gerektiği fakat dosyada bu yönde delil bulunmadığı anlaşılmakla davacının manevi tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalı .---- karşı açtığı davasının reddine,
2-Davacının Davalı ------ açtığı davasının kısmen kabul kısmen reddi ile;
A)Yoksun kalınan kar talebine ilişkin davanın reddine,
B) Elde kalan yedek parça stoğunun değerlendirilememesi nedeniyle uğranılan zarar bakımından 15.000,00TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C)İşin gereği olarak yaptırılan özel alet ve ekipman davacının elinde kalmış olması ve servis kuruluş masrafları nedeniyle uğranılan zarar bakımından talebin reddine,
D) Diğer zarar kalemi adı altında(kıdem tazminatı vs.) 10.000,00TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşan istemlerin reddine,
3-Davacının manevi tazminat isteminin reddine,
4-Alınması gerekli karar harcı 1.707,75.TL dava açılırken peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 1.707,75 TL peşin harcın davalı -------- tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 50,80 TL ilk dava masrafı 15.000,00. TL bilirkişi, 303,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam, 15.353,80 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%25 kabul) 3.838,45 TL' sinin davalı ------- tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına,
5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Maddi tazminat talebi yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ----- alınarak davacıya verilmesine,
7-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı ---- kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/3 maddesi uyarınca hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı --- verilmesine,
8-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı ----- vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/3 maddesi uyarınca hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---------- verilmesine,
9-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.000,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, ----- Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025