T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/911 Esas
KARAR NO: 2024/922
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/12/2023
KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I.DAVA: Davacı vekili; ilgili icra dosyasına davalı şirket vekili tarafından yapılan itiraz neticesinde takip durdurulmuş ve arabuluculuk süreci anlaşmama ile sonuçlandığından iş bu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, davalı tarafça yapılan itiraz içeriğinde, müvekkili şirkete herhangi bir borçları bulunmadığından bahisle itiraz edildiğini, yapılan itiraz hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz, borçtan kurtulmaya ve süre kazanmaya yönelik olarak kötü niyetle yapılmış olduğunu sunulan cari hesap ekstresi ve irsaliyeli faturalardan görüleceği üzere müvekkilinin davalı borçlu firmaya bir takım malzeme satımı gerçekleştirmiş ve faturalara konu olan ilgili ürünler davalı tarafça teslim alınmış olduğunu, davalı tarafça arada ki ticari ilişki inkar edilmemiş, söz konusu faturalar sistem üzerinden kabul edilmiş olup, iade prosedürünün işletilmemiş olduğunu, davalı tarafça borçlu olmadıkları beyan edildiğinden bu durumun gerçek olmadığı tarafların ticari defterleri ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, müvekkilinin kalan bakiyeyi sözlü olarak defalarca istemesine rağmen, davalı tarafça ödeme taleplerine karşılık verilmemiş, arabuluculuk sürecinde de ödeme taleplerine karşılık verilmemiş ve iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri eksiksiz bir biçimde yerine getirmiş ve fatura muhteviyatında ki ürünleri davalı borçlu tarafa teslim etmiş, tüm hususlara binaen sarih olan ilgili fatura bedellerinden kaynaklı cari borcun davalı firma tarafından ödenmediği ve icra takibine kötü niyetle itiraz edildiğini belirterek, kur farkı kaynaklı ek alacaklarını talep etme hakkı ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalı vekili; müvekkili şirketin, yurt içinde ve yurt dışında gemilere vana, bağlantı ekipmanları ve parça tedariki sağlayan, alanında uzman ve saygın bir şirket olup, denizcilik alanında tanınan, saygın bir şirketin, borcunu ödememesi gibi bir durum söz konusu olmayacağını, ancak, davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu faturaların cari hesabı kanıtlar bir niteliği bulunmayıp, zira, imzalı irsaliye de olmadığından takibe esas alınabilecek bir cari hesap ilişkisinin söz konusu olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan faturalar, müvekkili şirket tarafından imzalı olmadığından, herhangi bir borca ilişkin delil teşkil edecek mahiyette olmayıp, teslim alan imzalı bir irsaliye mevcut olmadığından, söz konusu malların taraflarına teslim edildiğine ilişkin bir sonuca da varılamayacağını, zira, herhangi birinin bu şekilde fatura düzenleyebileceği aşikar olup, herhangi birinin düzenleyebileceği bir faturaya dayanarak mal teslimi ve dolayısıyla da bir cari hesap ilişkisinin kanıtlandığı iddiasının, ------ tarihli kararından da görüleceği üzere gerçekçi değil ve davanın ret sebebi olduğunu, yine bu doğrultuda, herhangi bir alacak iddiasının dayanağı olarak sunulan bu faturalarda teslim alan imzası olmadığı için, söz konusu mal ve hizmetin müvekkili şirket tarafından teslim alındığını kanıtlayan imzalı teslim belgeleri olması gerekmekte olup, zira, davacı taraf bir teslim iddiasında bulunuyorsa, bunu müvekkil şirket imzalı teslim belgeleriyle de kanıtlaması gerektiğini, ------ kararının da bu haklı iddialarını destekler nitelikte olduğunu, herhangi bir kabul anlamına gelmemek şartıyla, davacı taraf, müvekkiliyle arasında bir cari hesap ilişkisi olduğunu öne sürmüş, buna dayanak olarak da teslim alanın imzasının bulunmadığı, müvekkili tarafından malların teslim alındığına dair herhangi bir teslim belgesi dahi olmayan faturaları göstermiş olup, ancak sayın mahkemece de malum olduğu üzere, taraflar arasında herhangi bir cari hesap ilişkisinin söz konusu olabilmesi için, bir cari hesap sözleşmesi imzalanması gerekmekte olduğunu, taraflar arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi söz konusu olmayıp, böyle bir sözleşme sunulmadıkça da aradaki sözde cari hesap in kanıtlanamayacağını belirterek, haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın gerek usulden gerekse de esastan ve her halükarda, icra inkar tazminatı dahil tümden reddine, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ----- Esas sayılı takip dosyasında "cari hesap" sebebine dayalı olarak 616.578,15 TL tahsili istemiyle 09.11.2023 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda borçlu yanın süresi içinde ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, ancak dilekçe ekinde tebligat masrafı verilmediğinden dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı, dolayısıyla davanın yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacının davalıdan fatura/cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davalı tarafın inceleme gününe katılmadığı ile defter ve belgelerini ibraz etmediğini, davacı yanın ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı lehine delil vasfı bulunduğu, davacı şirketin defterlerine göre davacının takip tarihi itibari ile davalı şirketten faturadan kaynaklı olarak 616.578,15 TL alacaklı olduğu, belirtilmiştir.Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;
4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK hükümlerine göre, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altındadır (HMK 190). Davacının, davalıya cari hesap konusu faturalara ilişkin hizmeti verdiğini/malı sattığını ispatlaması gerektiği, davacı vekili teslime dair bir vesika sunmamışsa da ticari defterler taraflar lehine delil olabileceği, zira uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olduğu yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirilmesi gereken bir işten doğmuş olduğu, davacının defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur.-------6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ---- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı, dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir. HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından, davacının takip tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre 616.578,15 TL asıl alacağı bulunduğu değerlendirilmekle, davanın kabulü ile davacının yaptığı takibe davalının itirazının iptaline karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. -----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-Davalının ------sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 42.118,45 TL karar ve ilam harcından 7.446,73 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 34.671,72 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 96.486,72 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 7.716,58 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 80,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.080,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ----- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/12/2024