T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/857
KARAR NO : 2024/815
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/02/2018
KARAR TARİHİ : 05/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili -----ünvanıyla davalı sigorta şirketinin ---- ilindeki yetkili acentesi olarak çalıştığını, taraflar arasında Sözleşme Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 3. Bendinde müvekkilin “---- Bölgesi dahilinde” faaliyet göstereceği belirtilmiş ise de, müvekkil şirket esas olarak ---- ilinde faaliyet göstermiş olup, ----- ilindeki tek yetkili acente olduğunu, müvekkili -----isimli firmanın sigorta danışmanı olup, bu şirketin araçlarının tüm sigorta işlemleri için yetkili acentesi olduğu davalı şirketin ---- Bölge Müdürlüğü nezdinde çalışmalar yaptığını, müvekkili, müşterisinin ihtiyaçlarına binaen saha çalışmasını yaptığını, belgeleri topladığını, rakip firmaların tekliflerini değerlendirdiğini, en uygun fiyatın belirlenmesi için de davalı şirkete elindeki tüm teklifleri paylaştığını, müşteri ve davalı ile yapılan tüm görüşmeler mail ortamında yapıldığını, davalı Bölge Müdürlüğünün yapmış olduğu poliçelerin toplam değeri 680.000,00 TL. olup, müvekkili tarafından bu poliçelerin kesilmesi halinde müvekkilin hakedeceği komisyon bedeli ise yaklaşık 100.000,00 TL. olduğunu, davalı şirket, Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla yetkili acente olan müvekkili devre dışı bırakarak poliçeyi kendisi onayladığını ve müvekkile bu komisyon bedelini ödemediğini, durumun müvekkilce öğrenilmesi üzerine -----Noterliğinin 21/08/2017 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, keşide edilen ihtarnamede kısaca olayın izah edildiğini ve neticeten komisyon bedelinin ödenmesi talep edildiğini, davalı şirket müvekkiline hitaben keşide ettiği-----Noterliğinin 27/09/2017 tarih ve ------ yevmiye sayılı ihtarnamesi ile özetle; sigorta poliçeleri düzenlenmesinden önce 08.12.2016 tarihli tek yetki yazısı ile sigorta teklifi verme, poliçeleştirme ve tahsilat işlemlerini yapma hususunda------Bölge Müdürlüğünü yetkili kıldığından bahisle itiraz ettiğini, poliçe düzenlenmesinde müvekkilin hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürdüğünü, ihtarname ekine ise ------ tarafından düzenlenmiş gözüken bir belge eklendiğini, yetki belgesinin tanzim şekli, şirket antetli olmaması, imla hataları, hitap tarzı vs. hususlardan işbu belgenin izah edildiği üzere müvekkili tarafından bu şirket ile kasko görüşmeleri yapıldığı tarihten önce alındığı hususunda şüpheler bulunduğunu, keza, müvekkil adına yine müşteri tarafından verilen 24.01.2018 tarihli belgede açıkça görüleceği üzere müşteri şirketin anteti ve açık ünvanı belli olup, yetki içeren hususlarda bu şekilde belge tanzim edildiğini, ayrıca başka bir hususunda nazara alınması gerektiğini, davalı şirketçe bu belgenin 08.12.2016 tarihinde verildiği iddia edilmekte olup, müvekkilinin de 14.12.2016 tarihi itibariyle ---- Bölge Müdürlüğü ile görüşmelere başladığını, dikkat edilmesi gereken hususun müvekkili, müşterisiyle yapmış olduğu görüşmeleri şirkete bildirirken ve tüm saha çalışmalarını yapmakta iken, davalı şirket bölge müdürlüğü tarafından “müşteri ile görüşme yapma, teklif verme, poliçeleştirme, tahsilat yapma” yetkilerinin kendilerinde olduğu, müşterinin kendilerine yetki verdiği hususlarında hiçbir bilgi verilmediğini, davalı şirket, 08.12.2016-14.12.2016 tarihleri arasında Müşteri ----- kendilerine verdiği yetki kapsamında hangi çalışmaları yaptığını, neden müvekkilini bu konuda uyarmadığını, müvekkilin neden aynı hususta çalışmasına, belge toplamasına, rakip firmaların tekliflerini iletmesine, en uygun fiyat teklifinin oluşturulması için çalışma yapmasına izin verdiğini izah etmesi gerektiğini ve bu hususları yazılı olarak kanıtlaması gerektiğini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde beyan ettiği müvekkil ile müşteri ----- arasında benzer hususlarda hiçbir çalışma olmadığı hususunun da doğru olmadığını, şöyle ki; müvekkil ----, 01.03.2014 tarihinden itibaren Hizmet Akdi ile ----- Sigorta konusunda danışmanı olarak çalışmaya başladığını, şirket nezdindeki “Sigorta Danışmanı” çalışması, 25.09.2017 tarihi itibariyle son bulduğunu, bir başka deyişle müvekkil, müşteri şirketin bir başka kuruluşu olan ----- hizmet akdi ile sigorta danışmanı olarak çalışmakta iken, grubun tüm şirketlerine ait araçların sigorta işlemlerini yürüttüğünü, dolayısıyla şirketin cevabi ihtarnamesinde belirtilen bu husus ta doğru olmadığını, ayrıca, müvekkil 2010 tarihinden itibaren müşterisi ----- şirketler grubuna muhtelif sigorta poliçeleri tanzim ettiğini, Sayın Mahkemeye bu hususta sunulacak geçmiş dönemlere ait sigorta poliçe örnekleri ve tramer kayıtları bu hususları kanıtlayacağını, üstelik bu poliçeler salt Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Kasko Sigortası vs. gibi matbu nitelikte poliçeler değil, Taşınan ürünlerin özelliklerine gore değişen klozlara sahip, nitelikli poliçeler olduğunu, bu tarz poliçelerin tanzimi için de müşteri ile yakın ilişki içersinde olunması gerektiği, detay bilgilere sahip olunması gerektiği, belge temini gerektiği, risk ve fiyat değerlemesinin ancak bu şekilde yapılabilineceği sektörde yer alan kişiler tarafından iyi bilindiğini, müvekkil tüm bu çalışmalar ve bilgi birikimi sayesinde davalı şirket tarafından kesilen poliçelerin ön hazırlarını yapabildiğini, rakip firmaların tekliflerini değerlendirdiğini ve davalı şirketin ----- Bölge Müdürlüğüne sunduğunu, davalı şirket ise müvekkilden elde edindiği bu bilgileri kötüniyetli olarak kendi lehine kullanarak, police tanziminde müvekkili devre dışı bıraktığını belirterek; taraflar arasında akdedilen Sözleşme ve 6102 Sayılı Yasanın 113. Maddesine gore, müvekkilin kesilen poliçelerden hak ettiği komisyon bedeline karşılık olmak üzere, gerçek dava değeri Sayın mahkememizce yapılacak olan inceleme ve bilirkişi incelemesi sonunda belirleneceğinden fazlaya ilişkin tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL. sinin müvekkilince şirkete keşide edilen ihtarnamede belirtilen sürenin sonundan itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasında akdedilen Sözleşme uyarınca, müvekkile ödenmesi gerekli Teşvik priminin, gerçek dava değeri Sayın mahkememizce yapılacak olan inceleme ve bilirkişi incelemesi sonunda belirleneceğinden fazlaya ilişkin tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL.sinin müvekkilce şirkete keşide edilen ihtarnamede belirtilen sürenin sonundan itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak feshinden kaynaklanan zararlara karşılık olmak üzere, fazlaya ilişkin tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL. sinin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, HMK’nın “Genel Yetkili Mahkeme” başlıklı 6. Maddesi gereği “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” olduğunu, müvekkil ----- ile davac---- arasında 27.12.2013 tarihinde imzalanan sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisine haiz acentelik sözleşmesinin 48.maddesi gereği; ''Bu sözleşmeden doğacak her türlü ihtilafta ----- Merkez Mahkemesi ve İcra Daireleri yetkilidir.'' hükümlerini içerdiğini, müvekkil şirketin ticaret merkezi ise ---- olması nedeniyle davaya konu ihtilafın çözümünde yetkili olmadığını, öncelikle yetki itirazının kabulü ile dava dosyasının yetkili ------. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, davacı tarafından, müvekkil sigorta şirketinin ----- Bölge Müdürlüğü’nün davacıyı devre dışı bırakarak, direkt ----ne teklif sunarak poliçeleri Bölge Müdürlüğü Partajından kesmek suretiyle davacıyı zarara uğrattığını ileri sürülerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik sözleşme ve TTK.'nun 113 maddesine göre davacının kesilen poliçelerden hak ettiği komisyon bedeli olarak 100.000,00.-TL, teşvik pirimi alacağı olarak şimdilik 1.000,00.-TL, sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı olarak feshinden kaynaklanan zararlar için şimdilik 1.000,00.-TL tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi talep edilmiş ise de, gerek davacı tarafın tazminat talepte hakkı bulunmaması gerekse hakkaniyet açısından davacının telafi edilecek bir zararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, şöyle ki; müvekkil -----. ile davacı --- arasında 27.12.2013 tarihinde imzalanan Sözleşme Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi'nin Genel Hükümler başlıklı 1.maddesine göre davacı; müvekkil şirketin ruhsat sahibi olduğu branşlar kapsamında teklif vermek ve/veya poliçe düzenlemek için Acente olarak tayin edildiğini, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca gerek kendisinin düzenlediği gerekse Şirket'çe tanzim edilerek kendisine gönderilen poliçelerle zeyilname ve tecritlerin ücret ve teferruatını şirket nam ve hesabına tahsil etmeğe yetkili kılındığını, aynı şekilde ----Noterliği'nin 27.12.2013 tarih ve ----- yevmiye no vekâletnamesi ile davacı acente, ilgili sigorta branşlarında müvekkil sigorta şirketi adına sözleşme yapma ve prim tahsil etme konularında yetkili kılındığını, acentelik sözleşmesi uyarınca davacı acente, 27.12.2013 tarihinden 30.11.2017 tarihine kadar toplam 3 yıl 11 ay müvekkil şirketin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, davacının acentelik sözleşmesi TTK 121. maddesi ve acentelik sözleşmesinde yer alan feshe ilişkin hükümler doğrultusunda müvekkil şirket tarafından davacı acenteye ilk olarak gönderilen ----Noterliği’nin 25.05.2017 tarih ve ----- yevmiye no.lu ihtarnamesi ile 3 ay sonra feshedileceği ihtar olunmak suretiyle akabinde gönderilen -----Noterliği'nin 30.11.2017 tarih ve ----- yevmiye no'lu Fesihnamesi ile feshedildiğini, davacı tarafından, müvekkil sigorta şirketinin ----- Bölge Müdürlüğü’nün davacıyı devre dışı bırakarak, direkt müşteriye teklif sunarak poliçeleri bölge müdürlüğü partajından kesmek suretiyle davacıyı zarara uğrattığını ileri sürülerek davacının kesilen poliçelerden hak ettiği komisyon bedeli olarak müvekkil şirketten 100.000,00.-TL talep edilmesi haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup, somut gerçeklere aykırı soyut iddialara dayalı davacının bu talebinin reddi gerektiğini, davacı taraf ----- isimli firmanın sigorta danışmanı olduğunu, bu şirketin tüm araçlarının tüm sigorta işlemlerini yürüttüğünü ve bu işlemler için yetkili acente olduğunu iddia etmekte ise de; dosyaya sunulan davacı delilleri içerisinde davacının ne -----isimli firmanın sigorta danışmanı olduğuna, ne de bu şirketin tüm araçlarının tüm sigorta işlemleri için yetkili acente olduğuna ilişkin herhangi bir delil ve belge bulunmadığını, kaldı ki davacının danışmanı ve yetkili acentesi olduğunu iddia ederek talep ettiği 100.000,00.-TL’lik poliçe komisyon alacağına konu ----- Lojistiğin kasko filo portföyü için hiçbir zaman davacı acente tarafından poliçe kesilmediğini, bu portföy için poliçelerin 2013 yılında ---- aracılığıyla---- tarafından, 2014 yılında --- aracılığıyla -- ------. tarafından, 2015 ve 2016 yıllarında da yine -----. tarafından kesildiği anlaşılmakta olup, davacının kendisine ait olduğu ve müvekkil sigorta şirketine davacı tarafından kazandırıldığı iddia olunan portföye ilişkin olarak davacı acente aracılığıyla hiçbir zaman poliçe kesilmemiş olduğu da ortaya çıktığını, müvekkil sigorta şirketi ile davacı arasında acentelik ilişkisinin kurulduğu 2013 yılından bugüne kadar davacı tarafından sigorta danışmanı ve yetkili acentesi oluğu iddia edilerek 100.000,00.-TL’lik poliçe komisyon alacağına konu ---- kasko filo portföyü için hiçbir zaman müşteri---- tarafından davacı --- acenteliğini tercih edilmediği de görüldüğünü, tüm bu hususlar Sayın Mahkemece SBM (Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi), TRAMER ve----- yazılacak müzekkereler sonucu celp edilecek kayıtlarla da teyit edilerek ortaya çıkacağını, bunun yanı sıra davacı taraf dava dilekçesinin 3. sayfasında davacı tarafça ---- firması için tanzim edilen poliçelerin “Zorunlu Mali Mesuliyet, Kasko Sigortası vs. gibi maktu poliçeler olmadığı , taşınan ürünlerin özelliklerine göre değişen klozlara sahip, nitelikli poliçeler” olduğu belirtilerek 100.000,00.-TL’lik poliçe komisyon alacağı talebine konu---- kasko filo portföyü için hiçbir zaman poliçe kesmediğini, davacı tarafın daha çok işyeri, nakliyat sorumluluk ve emtia poliçelerini tanzim ettiğini de kabul ve ikrar ettiğini, yine davacı tarafça -----tüm sigorta işlemlerinde tek yetkili kişi olduğunu, ----- firmasının davacıya başvuru yaptığını ve bunun üzerine davacı acentenin müvekkil sigorta şirketinin ----- Bölge Müdürlüğü ile ortaklaşa bir çalışma yaptığını iddia etmekte ise de; bu iddiaların da gerçeği yansıtmadığını müşteri ----- firmasının delilleri arasında yer alan davacının taleplerine konu poliçelerin tanziminden önce 08.12.2016 tarihli tek yetki yazısı müvekkil sigorta şirketinin ----- Bölge Müdürlüğü’nü sigorta teklifi verme, poliçeleştirme ve tahsilat işlemlerini yapma konusunda doğrudan tek yetkili olarak atadığını, yapılan tüm işlem ve çalışmaların bu yetkilendirme uyarınca hukuka uygun bir şekilde müvekkil şirketin ----- Bölge Müdürlüğü tarafından yapılarak teklif sunulduğunu ve poliçelerin tanzim edildiğini Sayın Mahkemenin bilgisine sunduklarını, poliçe işlemlerinin yapılmasında davacı tarafın iddia ettiği gibi davacı acentenin hiçbir katkısı bulunmadığını, davacının 100.000,00.-TL’lik poliçe komisyon alacağı talebine konu ---- kasko filo poliçelerine ilişkin müvekkil şirketin müşteri ----- şirketi ile irtibatını sağlayan davacı --- - acenteliği olmayıp, 2015 – 2016 yıllarında ------ çalıştığı dönemde davacının talebine dayanak gösterdiği poliçelerin 2015 ve 2016 yıllarında ---- adına kesilmesinde aracı olan ve daha sonra şirket bünyesinde satış temsilcisi olarak çalışmaya başlayarak müşteri ---- şirketinin müvekkil sigorta şirketi ile irtibatını sağlayarak anılan poliçelerin şirketleri tarafından yazılmasını sağlayan ---- olduğunu, ---- ’in----- çalıştığı 2015-2016 dönemlerinde ---- tarafından kesilen poliçelerin 2017 yenileme dönemi için müvekkil şirket bünyesinde satış temsilcisi olarak çalışan---- ile iş ilişkisi nedeniyle müvekkil sigorta şirketine tek yetki vererek teklif istediğini, bu hususa ilişkin mailer ve şirket içi yazışmalar da delilleri arasında yer almakta olup, açıklanan nedenlerle müvekkil şirket çalışanlarının tamamen geçmiş iş bağlantıları ve kendi çabalarıyla irtibat kurarak ve müşteri ----- şirketinden 08.12.2016 tarihinde aldığı tek yetki yazısı uyarınca hukuka uygun işlemler neticesinde tanzim olunan poliçelerle ilgili olarak davacı ----- Acenteliğinin hiçbir ücret ve komisyon alacağı bulunmadığını, sonuç olarak, olayların gelişimi ve yukarıdaki açıklamalar nazara alındığında davacının müvekkil sigorta şirketinin ---- Bölge Müdürlüğü’nün davacıyı devre dışı bırakarak, direkt ----- teklif sunarak poliçeleri Bölge Müdürlüğü Partajından kesmek suretiyle davacıyı zarara uğrattığı iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik sözleşme ve TTK.'nun 113 maddesine göre kesilen poliçelerden hak ettiğini iddia ettiği komisyon bedeli olarak 100.000,00.-TL’lik talebinin hukuki mesnedi bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, acentelik sözleşmesi haklı ve usulüne uygun şekilde feshedilmiş olup davacı tarafın herhangi bir tazminat talep hakkı bulunmadığını, yargılamaya konu davada davacı taraf haksız fesih nedeniyle zarara uğradığını ileri sürdüğüne göre öncelikle bu iddiasını B.K.50.maddesi uyarınca ispatlamakla mükellef olduğunu, yargılamaya konu ihtilafta her iki taraf da tacir olduğunu, buna göre, davacı tarafın öncelikle haksız fesih nedeniyle uğramış olduğu zararını kanuna uygun olarak tuttuğu ticari defterleriyle ortaya koyması gerektiğini, kaldı ki davacı acentenin müvekkil şirketin yanı sıra 5 ayrı sigorta şirketinin daha -----) acenteliğini yaptığı öğrenilmiş olup, yenileyemediği ya da yarım kaldığını iddia ettiği tüm poliçeleri anılan şirketlerle olan acentelik ilişkisi sayesinde yenileyebileceği de aşikar olduğunu, görüleceği üzere yukarıda arz olunan TTK’nun 121 maddesinde, acenteye fesihten sonra her durumda tazminat verilmesini değil, sadece fesihten önce acentenin belirli projelere başlaması, bu hususta harcamalar yapması, ancak şirketin fesih kararı alması sonucu başladığı bu işleri tamamlamaya fırsat bulamamasına özgü bir durum olduğunu, yargılamaya konu ihtilafta ise davacının böyle bir iddiası bulunmadığını, global bir açıklama haksız fesih iddiasıyla uğranılan zarardan dolayı tazminat talep edildiğini, şayet bu madde kapsamında davacının bir talebi mevcut ise davacının bu talebini ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın teşvik primi adı altında da müvekkil şirketten talep edebileceği bir alacağı bulunmadığını, dava dilekçesinde taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacıya teşvik primi ödenmesi gerektiği iddia olunarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00.-TL teşvik primi alacağının da davacı tarafa keşide edilen ihtarnamede belirtilen sürenin sonundan itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili talep olunmakta ise, davacının müvekkil sigorta şirketinden teşvik primi adı altında da bir alacağı bulunmadığını, şöyle ki; davacı ile müvekkil şirket arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesi'nin 22. ve 43.maddeleri; madde 22- Teşvik Komisyonu ödenmesi şirketin takdirindedir. şirket yıl sonlarında teşvik komisyonu ödeyip ödememekte serbesttir. madde 43- Her ne sebeple olursa olsun bu sözleşme feshedilir veya sona ererse acente şirketten herhangi bir istemde bulunmaya hakkı olmayacağını; tazminat, kar kaybı, manevi zarar v.b. adı altında herhangi bir istemde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. şeklinde olduğunu belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava; acentelik sözleşmesinden kaynaklı tazminat, komisyon alacağı ve teşvik prim alacağı istemine ilişkindir.
Eldeki dava -----. Asliye Hukuk Mahkemesi( Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) ----- esas sırasına kaydedildikten sonra Mahkemenin ----karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine Mahkememizin işbu esas sırasına kaydedilmiştir.
Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiştir.
Davalı tanığı ----;" ben davacı ----- tanırım, daha önce çalıştığım şirketin acentesiydi, ben de söz konusu dönemde ----- Bölge Müdürlüğünde çalışıyordum, davacı da bizim acentemizdi, bahsedilen konular 6 yıl öncesine dayalıdır, 2016-2017 dönemidir, ben yanılmıyorsam üretim yetersizliği sebebiyle üretim gerçekleştirmemiş olabilir, talep edilen prim ve komisyon ücretlerinin talep edilebilir hale gelebilmesi için satış yapılan bir müşteri grubu ya da müşterilerin bulunması bunun da bu şekilde ispatı gerekir, bilgim görgüm bundan ibarettir, ben davacı yanın komisyon alacağı ya da prim alacağı olup olmadığı ya da karşı taraftan tahsil edip etmediği konusunda bilgi sahibi değilim, ayrıca davacı şu anda davalı şirktein de iş ortağıdır, bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ---- " Ben ----- Lojistik Hizmetlerinde muhasebeci olarak çalışmaktayım, yılda 1 defa kasko yaptırıyoruz. Biz teklifleri yani listelerimizi acentalara gönderiyoruz, onlar fiyat tekliflerini gönderiyorlar, bizde aralarından bir tanesini seçiyoruz, ----yetkili acentası olan ----- da teklif gönderdik, görüşmeler yaptık, bize onlarda bize karşı teklifte bulundular, anlaşma safhasına geldiğimizde ----- Bölge Müdürlüğü tarafından şirkete teklif verildi, teklif önce ----- teklifi ile aynı idi, ihale aşamasına gelince miktarı düşürdüler ve biz de fiyat düşük olduğu için Bölge Müdürlüğü ile anlaşmamızı yaptık, ---- ile şirket arasındaki sözleşme yada mailleşmelerden bizim haberimiz olmamaktadır, Bölge Müdürlüğünün vermiş olduğu teklif yazısında acentanın herhangi bir ismi yoktu, zaten bu tekliften sonra da acenta olarak bölge müdürlüğü ile devam ettik, bu aşamadan sonra kasko için ----- ile görüşmelerimiz olmadı, ---- Bölge Müdürlüğü şirkete teklif verene kadar görüşmelerimiz ----- ile sürdü, o aşama ile Bölge müdürlüğü ile hiçbir görüşmemiz olmadı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ----- "ben de sigorta sektöründe görev yapıyorum. Be nedenle davacıyı tanırım. Ben o dönemde----- bölge yöneticisiydim. Davacı ----- ile birlikte dava dışı ---- firmasına ben de ---- adına filo kasko poliçesi teklifi sunmuştum. ---- hanım ----- sigortanın temsilcisi olarak onun adına teklif vermişti. İhale sonrasında şirketin filo kasko poliçelerini ---- sigorta' dan yaptırtığını öğrendik. ----- Hanımı aradığımda da kendi teklifinin değil kendisi dışında ----' nin ----- Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla ayrıca daha düşük bir teklif vermek suretiyle işi aldığını söyledi. Biz de mesela ----- Bölgede görevli olmamıza rağmen teklifimizi---- Şubesi üzerinden verdik. Eğer bizim teklifimiz kabul edilseydi primden ve komisyondan ----- şube faydalanacaktı. Uygulamada bölge acentası vasıtasıyla verdiği teklifin altında acentasını ekarde etmek suretiyle başka bir teklif vermez. Zaten acenta bağlı olduğu bölgeyi temsil etmektedir. Bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Uyuşmazlığın çözümü uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, 05/06/2020 havale tarihli davacı ticari kayıtlarının incelenmesine yönelik aldırılan bilirkişi raporunda özetle; davacı ---- 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defter kayıtlarına göre davalı-----Şirketi' nden 31.12.2017 tarihi itibariyle 288,99 TL alacaklı göründüğü, davacı -----2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defter kayıtlarında davaya konu edilen poliçeye ilişkin herhangi bir ödeme tespit edilemediği, davacı ----- poliçelerden elde ettiği gelirleri acentesi olduğu sigorta şirketlerine yansıttığından 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları ticari defter kayıtlarında dava dışı ----- Grubuna ait hesap tespit edilemediği, davacı ----- davalı --- Şirketi'nden Aralık 2013 dönemi 6,75 TL, Ocak 2014 dönemi 1.704,77 TL, Nisan 2014 dönemi 2.587,88 TL, Mayıs 2014 dönemi 3.497,67 TL, Haziran 2014 dönemi 1.747,14 TL, Temmuz 2014 dönemi 2.121,51 TL, Ağustos 2014 dönemi 2.427,90 TL, Eylül 2014 dönemi 7.173,01 TL, Kasım 2014 dönemi 1.107,12 TL, Aralık 2014 dönemi 1.451,80 TL, Ocak 2015 dönemi 1.402,94 TL, Şubat 2015 dönemi 744,07 TL, Mart 2015 dönemi 1.661,67 TL, Nisan 2015 dönemi 2.401,17 TL, Mayıs 2015 dönemi 1.482,77 TL, Temmuz 2015 dönemi 1.352,61 TL, Eylül 2015 dönemi 185,36 TL, Kasım 2015 dönemi 61,09 TL, Aralık 2015 dönemi 21,22 TL, Ocak 2016 dönemi 760,91 TL, Şubat 2016 dönemi 717,84 TL, Mart 2016 dönemi 9.632,70 TL, Nisan 2016 dönemi 1.521,22 TL, Mayis 2016 dönemi 817,39 TL, Haziran 2016 dönemi 733,02 TL, Temmuz 2016 dönemi 520,80 TL, Eylül 2016 dönemi 450,58 TL, Ekim 2016 dönemi 356,97 TL, Kasım 2016 dönemi 1.034,17 TL, Aralık 2016 dönemi 113,88 TL, Ocak 2017 dönemi 563,77 TL, Şubat 2017 dönemi 1.104,46 TL, Mart 2017 dönemi 1.777,15 TL, Nisan 2017 dönemi 921,61 TL, Mayıs 2017 dönemi 1.316,79 TL, Haziran 2017 dönemi 214,13 TL, Temmuz 2017 dönemi 254,13 TL, (EK-2) komisyon kazancı olduğu hesaplandığı, davacı --- davalı ----- Şirketi'nden 2013 yılında 6,75 TL, 2014 yılında 23.818,80 TL, 2015 yılında 9.312,90 TL 2016 yılında 16.659,48 TL ve 2017 yılı temmuz ayına kadar 6.152,04 TL(EK-2) komisyon kazancı olduğu, davacı ---- alınan poliçe dökümüne istinaden dava dışı ----- Grubu ile arasında 03/01/2014 tarihinden 26/12/2017 tarihine kadar 964.586,91 TL tutarlı poliçe düzenlediği bildirilmiştir.
03/02/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davacının acentelik ilişkisi devam ettiği sırada, davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğü patrajından davacının görüşmelerini yürüttüğü ve teklif verdiği dışı firmaya düzenlenen filo kasko poliçe nedeniyle komisyon kaybına uğradığının söylenebileceği, ancak tahakkuk edebilecek komisyon oranını belirleyebilecek yeterli verinin dosyada mevcut olmadığı, davacının talebi olan teşvik priminin sözleşme ile davalının inisiyatifine bırakıldığı, davacının davalıdan daha önce bu ad altında bir prim aldığına dair bir delilin mevcut olmadığı, Sayın Mahkeme tarafından bu yönde bir hüküm kurulursa, davalı tarafından teşvik primi uygulama esasları ve oranları hakkında ve daha önceki uygulamalarla ilgili verilerin dosyaya celbi ile ancak bunun hesap edilebileceği, davacının haksız fesih iddiasının yukarıda detaylı olarak irdelenen şekliyle nihai değerlendirmesinin sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Sayın mahkemenin bu yönde hüküm kurması durumunda, yukarıda teknik değerlendirme kısmında detaylı olarak izah edildiği üzere, davacının TTK 122 madde gereği talep edebileceği portföy tazminatının hesaplanabilmesi için yeterli verinin dosya kapsamında mevcut olmadığı, eksikliği tespit edilen verilerin sağlanması ile ancak bu hesaplamanın yapılabileceği bildirilmiştir.21/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacının haklı bulunması halinde 2017 yılında tanzim olunan poliçelere ilişkin isteyebileceği komisyonların, kasko poliçeleri ile | adet “yem nakliyat poliçesi” prim toplamının %10'u olmakla 63.484,32TL olduğu, TTK 122/1 maddesine göre “denkleştirme istemlerinde” acentelik ilişkisi 5 yıldan az sürmüşse dahi acentelik faaliyetin devamı sırasındaki komisyon ve diğer ödemelerin ortalamasının dikkate alınarak uygun bir tazminata hükmedileceğinin kabul edildiği, davalı ----- fesih öncesi sadece 2017 yılında poliçe tanzim ettiğinden Davacının denkleştirme tazminatı talebinin kabulü halinde uygun tazminat için dikkate alınacak komisyon bedelinin 63.484,32TL olduğu, tarafların itirazlarına ilişkin diğer hususların değerlendirilmesinin Saygıdeğer Mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti 06/01/2023 tarihli raporunda; taraflar arasındaki ilişkinin acentelik sözleşmesinden kaynaklanmakla portföy tazminatına ilişkin olduğu, buna göre TTK m. 122 vd. hükümlerinde “Denkleştirme İstemi” başlığı altında düzenlenmiş olan davaya konu hususun, huzurdaki uyuşmazlığa yönelik hükümler bağlamında açıklanmasının faydalı olacağı, zira portföy tazminatı/denkleştirme istemi tacir ile acente arasındaki acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, a) Müvekkilin (tacirin), acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, b) Acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşmesi şartlarının varlığı halinde acente lehine doğan bir hak olarak TTK m. 122/1’de düzenlenmiş olup; aynı maddenin nispi emredici olduğu anlaşılan 4. fıkrasının 1. cümlesinde de işbu tazminattan acentenin önceden vazgeçemeyeceği, diğer bir ifade ile bu yöndeki sözleşme hükümlerin geçersiz olacağı açık bir şekilde düzenleme altına alındığı, ayrıca huzurdaki davada dikkate alınması gereken bir diğer husus ise aynı maddenin 2. fıkrasınon 1. cümlesinde yer alan “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz.” hükmü ile özellikle 5. fıkrasında yer alan “Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.” şeklindeki düzenlemeler olduğu, bu düzenlemelerden hareketle Yüce Mahkeme’ce taraflarından tespiti istenen hususlardan birisi olan davacının davalıdan talebi mümkün tazminat alacağı olup olmadığı hususunu tetkik etmek gerekirse; hemen yukarıda verilen konuya yönelik hükümlerde de açık bir şekilde düzenleme altına alındığı üzere, söz konusu tazminatın hesabında son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması dikkate alınacağını, ancak bunun için davacı ile davalı arasındaki ilişkinin son beş yılı; hukuki ilişkinin 5 yıldan az sürmesi halinde ise toplam sürenin ortalaması alınmak suretiyle bir hesaplama yapmak gerekeceği, bu kapsamda dosyada mevcut kök ve ek raporda; dosyadaki bilgi ve belgelerden hareketle işbu miktar 63.484,32 TL olarak hesaplandığı, bununla birlikte davalı taraf ise bu hesaplamaya 2018 yılı da dikkate alınarak terditli bir hesaplama yapılmasını talep ettiği, ancak taraflar arasındaki ilişkinin 2017 yılında sona erdiği dikkate alındığında TTK m. 122'de yer alan hüküm kapsamında, dikkate alınacak en son yıl da 2017 yılı olacağı, bu münasebetle, davalının 2018 yılını da kapsayacak şekilde bir hesaplama yapılması talebi, bahse konu hüküm uyarınca mümkün olmadığı, tarafların kök ve ek rapora yönelik itirazları hemen hemen aynı olduğu, itirazların hemen tamamı da her iki raporda ayrı ayrı irdelenmiş ve değerlendirildiği; taraflar arasındaki ilişkinin acentelik sözleşmesinden kaynaklanmakla portföy tazminatına ilişkin olduğu, bu kapsamda taraflar arasındaki ilişkinin son beş yılı; hukuki ilişkinin 5 yıldan az sürmesi halinde ise toplam sürenin ortalaması alınmak suretiyle bir hesaplama yapmak gerekeceği, dosyada mevcut kök ve ek raporda; dosyadaki bilgi ve belgelerden hareketle işbu miktar 63.484,32 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasındaki ilişkinin 2017 yılında sona erdiği dikkate alındığında TTK m. 122'de yer alan hüküm kapsamında, dikkate alınacak en son yıl da 2017 yılı olacağını, davalının 2018 yılını da kapsayacak şekilde bir hesaplama yapılması talebi, bahse konu hüküm uyarınca mümkün olmayacağı bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 11/03/2024 tarihli raporunun içeriğine göre; davalı şirket tarafından davacıya teşvik primi ödemesi yapılıp yapılmadığı yönünden; Sayın Mahkemenin talebi doğrultusunda, davalı şirket kayıtlarının incelenmesinde, davalı şirket tarafından, davacı şirkete yapılan herhangi bir teşvik prim ödemesi kaydına rastlanmadığı, davalı şirketin kayıtlarının incelenmesinde, diğer acentelere uygulanan komisyon oranının, Kasko branşında %15, Nakliyat-Emtea branşında %22,5 olduğu, hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının haklı bulunması halinde tanzim olunan poliçelere ilişkin isteyebileceği acentelik komisyonu, 21.04.2022 tarihli bilirkişi 2.ek raporda tespit edildiği gibi; kasko poliçeleri toplamı 539.842,83 TL'nin 15'i oranı dikkate alındığında 80.976,42 TL olduğu, 1 adet yem nakliyat poliçesi 95.000,45 TL'nin %22,5'i oranı dikkate alındığında 21.375,10 TL olduğu, netice itibariyle, kasko poliçeleri ile 1 adet yem nakliyat poliçesi net prim toplamının 102.351,52 TL(80.976,42421.375,10) olabileceği, ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı yönünden; davacı şirketin ticari defterlerinin talimat mahkemesince incelendiğini, davalı sigorta şirketinin defterlerinin 03.02.2021 tarihli kök raporda incelendiği, ayrıca işbu raporun Mahkemece verilen görev doğrultusunda yeniden incelendiği, davalı şirketin ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu bildirilmiştir.Davacı vekili 25/06/2024 tarihli beyan dilekçesi ile; komisyon alacağı talebi yönünden 100.000 TL'nin müvekkili tarafından davalı şirkete gönderilen 21.08.2017 keşide tarihli ve 25.08.2017 tebliğ tarihli ihtarnamede belirtilen 7 günlük sürenin sonunu olan 02.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, teşvik primi alacağı talebi yönünden 1.000 TL'nin müvekkili tarafından davalı şirkete gönderilen 21.08.2017 keşide tarihli ve 25.08.2017 tebliğ tarihli ihtarnamede belirtilen 7 günlük sürenin sonunu olan 02.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminat talebi yönünden 1.000 TL'nin sözleşmenin fesih tarihi olan 30.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair karar verilmesini talep etmiştir.
TTK madde 113 "(1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz.
(2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır.
(3) Acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente;
a) İşleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre içinde kurulmuşsa,
b) Birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa ücret isteyebilir. Bu ücretin, hâl ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise, sonraki acente de uygun bir pay alır.
(4) Acente, ayrıca, müvekkilinin talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için de tahsil komisyonu isteyebilir."
TTK madde 121" (1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.
(2) Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.
(3) Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır.
(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.
(5) Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede yazılı hâllere göre onun yerine geçenlere verilir."TTK madde 122 "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.
" hükümlerine amirdir.
Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriklerine göre; taraflar arasında, 27/12/2013 tarihinde Sözleşme Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmenin -----.Noterliği’nin 25.05.2017 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 3 ay sonra feshedileceği ihtar olunmak suretiyle akabinde gönderilen ----Noterliği'nin 30.11.2017 tarih ve ----- yevmiye numaralı fesihnamesi ile feshedildiği hususu çekişmesizdir. Davacı acente sözleşme kapsamında teşvik prim alacağı talebinde bulunmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin 22. Maddesinde, teşvik komisyonu ödenmesi hususunun davalı şirketin takdirinde olduğu, şirketin yıl sonlarında teşvik komisyonu ödeyip ödememekte serbest olduğunun düzenlendiği, davalı sigorta şirketinin ticari kayıtlarının incelenmesinde davacı acenteye hiçbir zaman teşvik prim ödemesi yapılmadığının tespit edildiği, bu haliyle aradaki sözleşme (22 ve 43. Maddeler) ile ticari ilişkideki uygulamalar gözetildiğinde davacının bu alacak kaleminin yerinde olmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir. Davacının diğer alacak kalemi olan komisyon alacağı ile ilgili yapılan değerlendirmede; eldeki dava ile davacı vekilince, davacının ---- ilindeki tek yetkili acente olduğu, -----isimli firmanın sigorta danışmanı olup, bu şirketin araçlarının tüm sigorta işlemleri için yetkili acentesi olduğu davalı şirketin ---- Bölge Müdürlüğü nezdinde çalışmalar yaptığı, müvekkilinin müşterisinin ihtiyaçlarına binaen saha çalışmasını yaptığı, belgeleri topladığı, rakip firmaların tekliflerini değerlendirdiği, en uygun fiyatın belirlenmesi için de davalı şirkete elindeki tüm teklifleri paylaştığı, müşteri ve davalı ile yapılan tüm görüşmelerin mail ortamında yapıldığı, davalı bölge müdürlüğünün yapmış olduğu poliçelerin toplam değerinin 680.000,00 TL olduğu, müvekkili tarafından bu poliçelerin kesilmesi halinde müvekkilinin hakkedeceği komisyon bedelinin yaklaşık 100.000,00 TL olduğu, davalı şirketin bölge müdürlüğü vasıtasıyla yetkili acente olan müvekkilinin devre dışı bırakarak poliçeyi kendisinin onayladığı ve müvekkiline bu komisyon bedelini ödemediği, durumun müvekkilince öğrenilmesi üzerine, ----Noterliğinin 21.08.2017 tarih ve ---- yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiği, bu nedenlerle taraflar arasında akdedilen sözleşme ve 6102 sayılı yasanın 113.maddesine göre, müvekkilinin kesilen poliçelerden hak ettiği komisyon bedeline karşılık olmak üzere 100.000,00 TL komisyon alacağı talebinde bulunulduğu, dosyaya 3. Kişi firma -----.... tarafından gönderilen evraklar, davacının SGK kayıtları, mail yazışmaları, tanık anlatımları gözetildiğinde; davalı, ----- Bölge Müdürlüğü’nü sigorta teklifi verme, poliçeleştirme ve tahsilat işlemlerini yapma konusunda doğrudan tek yetkili olarak atadığını savunmakta ise de davacının 2016-2017 yılları--- firmasına yönelik çalışma yaptığı, sonrasında davalı ----- Bölge Müdürlüğü ile işlemlerin tamamlandığı, davacının acentelik sözleşmesi yükümlülükleri kapsamında ----- firması için teklifleri, bilgi- belge- dökümanları davalıya ilettiği, ihale aşamasına kadar yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı ---- Bölge Müdürlüğü çalışanlarının 3. Kişi firma ile bağlantısının olmadığı anlaşılmakla davalı şirketin ----- Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla yetkili acentesi davacının zararına olacak şekilde dava dışı -----firmasına partajından poliçe kestiği kanaati oluştuğu, TTK 113. Madde kapsamında şartların oluşması nedeniyle davacının talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, davalı sigorta şirketinin diğer acentelere branşlara göre uyguladığı komisyon oranları ve 3. Kişi firma -----....firmasından gelen belgelere göre yapılan hesaplamaya göre davacının talebi ile bağlı kalınarak 100.000,00 TL komisyon alacağının 02/09/2017 ( davacının ihtarnamesinin tebliğ tarihi 25/08/2017- 7 gün içinde ödeme ihtarı bulunmakla) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Davacının bir diğer talebi ise, haksız fesih nedeniyle TTK 122'nci madde gereği portföy tazminatıdır. TTK 121/2. Madde kapsamında aradaki sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, aynı maddenin 1. Fıkrası kapsamında belirsiz süreli sözleşmenin üç aylık süreye uyularak feshedilebileceği, davalının usulen bu kurallara uyarak sözleşmeyi feshettiği ancak TTK 122/1-c bendinde somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acentenin müvekkilden uygun bir tazminat isteyebileceğinin düzenlendiği, davalının davacı acentenin komisyon ücreti almasını engellemeye yönelik eylemleri ve sonucu fesih yapıldığından bu bent kapsamında davacının fesih nedeniyle tazminat talebinin yerinde olduğu kanaatine varıldığı, her ne kadar aradaki sözleşmenin 43. Maddesine göre, her ne sebeple olursa olsun sözleşme feshedilir veya sona ererse acentenin şirketten herhangi bir istemde bulunmaya hakkı olmayacağını; tazminat, kar kaybı, manevi zarar v.b. adı altında herhangi bir istemde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder düzenlemesi yapılmış ise de, TTK 122/4. Maddesine göre denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, tazminatın miktarı hususunda TTK 122/2. Maddesinde düzenleme yapıldığı, buna göre, tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı, sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınacağı dosya kapsamına göre tespit edilen komisyon tutarı miktarı gözetildiğinde davacının talebi olan 1.000,00 TL tazminatın makul olduğu anlaşılmakla 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleycek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1)Davacının davasının kısmen kabulü ile;
100.000,00 TL komisyon alacağı 02/09/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleycek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının teşvik prim alacağının subut bulmadığından reddine,
2)Alınması gerekli karar harcı 6.899,31 TL’den peşin olarak yatırılan 1.741,91 TL'nin mahsubu ile 5.157,40 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3)Davacı tarafça yatırılan 1.741,91 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4)Davacı tarafından yapılan 41,10 TL ilk dava masrafı, 11.300,00 TL bilirkişi, 389,50 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 11.730,60 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%99 kabul) 11.613,29 TL' sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına,
5)Davalı tarafından yapılan 345,40 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (% 1 ret) 34,54 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, arta kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
6)Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7)Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8)Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.