T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/55
KARAR NO : 2026/281
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/02/2020
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/06/2020
KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 01/04/2016 tarihinde sözleşme imzalandığını sözleşmenin fesih maddesi doğrultusunda -----. Noterliğinin 01/04/2019 tarih ----- yevmiye ile sözleşmenin feshedildiğini ayrıca davalıdan uhdesinde bulunan malları müvekkiline iade etmesi için ihtarat yapıldığını ve malların müvekkiline teslim edildiğini akabinde sayım yapıldığını sayımda 1081 adet ürünün eksik olduğunun tespit edildiğini yapılan incelemede deponun davalının kontrolü altında olduğu dönemde alt katında hırsızlık meydana geldiğinin anlaşıldığını bu duruma ilişkin savcılık soruşturmasının devam ettiğini savcılığını soruşturma sırasında güvenlik kamera kayıtlarını istediğini ancak davalının kötü niyetli olarak sunmadığını davalının kendi döneminde gerçekleşen hırsızlık olayından sorumlu olduğunu beyan ederek şimdilik 50.000,00 TL maddi 50.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; devir işlemleri öncesine ilişkin olarak 19.09.2019 tarihinde karşılıklı olarak depoda bulunan ürünlerin stok sayımı yapılmak üzere Stok Sayım ve Devir Protokolü imzalanmış ve 21.09.2019 ile 25.09.2019 tarihleri arasında stok sayımı yapılması kararlaştırıldığını, (Ek:2 21.09.2019 tarihli Stok Sayım ve Devir Protokolü) Stok sayımı ve devir işlemleri 01.10.2019 tarihi itibariyle sonlandırıldığını ve akabinde 01.10.2019 tarihinde depo içerisindeki ürünlerin stok sayımları yapımına ilişkin oluşturulan tutanak her iki tarafın yetkililerince imza altına alınarak deponun tamamen ---- kullanımına bırakıldığını tutanakta hiçbir ürün eksikliğine rastlanılmadığını ve tutanağın her iki taraf yetkililerince imza altına alındığını davacı yanın dava dilekçesinde sürece ilişkin olayı çarpıtmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu stok sayımının davacının iddialarının aksine sadece ----- personeli tarafından değil --- ve --- personellerinden oluşturulan ikili üçlü ekipler halinde yapıldığını, stok sayımının uzunca bir süre sürdüğünü ve her koridordaki ürünlerin sayımında en az bir --- ve ----- personelinin beraber sayım işlemi yaptığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı birleşen davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/04/2016 tarihinde depolama ve taşıma hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin uzun yıllar davalıya ait ürünleri davacının kiraladığı ----- adresindeki depoda depolamakta iken 01/10/2019 tarihi itibariyle tarafların söz konusu 01/04/2016 tarihli sözleşmenin feshe ilişkin maddesine dayalı olarak sözleşmenin feshine karar verildiğini ve davalı tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmenin 01/10/2019 itibariyle feshedildiğinin bildirildiğini, esasında davacının kiracısı olduğu deponun kullanımının davalıya bırakılmış olduğunu; uzun yıllardır süre gelen ticari ilişki gereği verilen hizmetlere ilişkin faturalar ve diğer tüm resmi kayıtlara dayanan alacaklardan vadesi geçen toplam 1.059.365,00 TL bedelin ödenmesi için ----. Noterliği' nin 08/01/2020 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirimde bulunulduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine hizmete, vade farkına ve kıdem tazminatına ilişkin 14 adet faturaya dayalı olarak ---- İcra Müdürlüğü' nün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden 17/02/2020 tarihinde takibe geçildiğini, dava dilekçesinde dökümü yapılan söz konusu faturalardan kaynaklı ve muaccel hale gelmiş alacakların ve fer'ilerinin davalı tarafça ödenmesinden imtina edildiği gibi takibe karşı haksız bir şekilde takas mahsup talebi öne sürülerek itiraz edildiğini, beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davacı birleşen dosya davalısı cevap dilekçesinde özetle; davalıya ait ürünlerin depodan çalındığını, çalınan ürünlerin bedeli tutarında davalının zarara uğradığını, ürünlerin çalınmış olması nedeniyle ticari itibarının zedelendiğini, ürünlerin satılacağı firmalara karşı süresinde edimini ifa edemediğini, çalınan ürünlerin tutarının fiilin gerçekleştiği tarihte yaklaşık 1.000.000,00 TL olduğunu, alınan ürünlerin tutarından başka zararların da söz konusu olduğunu, ürünlerin davacı uhdesinde iken çalınmış olması nedeniyle uğranılan tüm zararlardan davacının sorumlu olduğunu beyan ederek davanın reddine davacının %20’den az olamamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.-----. İcra Müdürlüğü' nün ----- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; birleşen dosya davacı yanın davalı borçlu aleyhine 1.089,136,37 TL bedelli ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 20.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 24.02.2020 tarihinde itiraz dilekçesi sunmuş olduğu, takibin durduğu belirlendi.--- Cumhuriyet Başsavcılığı ----- Esas sayılı soruşturma dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
-----. Asliye Ceza Mahkemesinin ---Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.---. Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
---- Cumhuriyet Başsavcılığı ----- Esas sayılı soruşturma dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
--- Asliye Ceza Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Tanık---- 16/11/2021 tarihli duruşmada; “en 14 yıldır ---- çalışıyorum görevim Lojistik Yöneticisidir. Biz davalı ile bir depolama sözleşmesi imzaladık ve ürettiğimiz malları davalının ----- deposunda saklıyorduk ve müşterilerimiz sipariş verdiklerinde malları buradan gönderiyorduk. Karşılıklı konuşarak sözleşmeyi 01/10/2019 tarihinde feshetme kararı aldık ve bu tarihten önceki 10 gün boyunca depoda sayım yapılması kararı aldık, bu 10 gün boyunca depoya her hangi bir mal giriş çıkışı bizim tarafımızdan olmamıştır aldığımız siparişleri dahi teslimatını bu sürenin sonuna bıraktık ben güvenlik amacıyla deponun kapı kilidini bizzat kendim değiştirdim anahtarlardan 2 kopya güvenliğe verdim 2 kopya da kendimize aldım. Güvenliği saat 18:00 'nen sonra depoya hiç kimsenin girmemesi yönünde tembihledim, sayım bittikten sonra bir müşterimiz bizden ---- zımba makinesinden sipariş verdi biz depoda bu malları aramak için gittiğimizde depodaki tutanak ile imza altına alınmış olan 1081 adet zımba makinesinin yerinde olmadığını gördük. Depoya giren çıkan tüm malların hepsi davalı kayıtlarında bulunmaktadır. Ben kamera kayıtlarını incelediğimde sayım süreci devam ederken saat 18:00 'den sonra deponun kilitli olmadığını güvenliğin yerinde bulunmadığını ve ----- çalışanlarından ---- olduğunu sonradan öğrendiğimiz şahsın bir forklift ile malları depodan çaldığını gördüm. Akabinde ---- bu çalışanının ifadesini aldığında çalışan suçunu kabul etti. Stok sayımına yaklaşık 20 kişilik bir ekiple yaptık, bu ekibin yarısı bizim şirketimizin yarısı davalının çalışanlarından oluşuyordu, tutanak imzalandığında herhangi bir eksik veya kaçak mal yoktu.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık---- 16/11/2021 tarihli duruşmada; “ben ---- deposunda Lojistik Sevkiyat şefi olarak çalışmaktayım, bizler davaya konu olayın yaşandığı sırada depodaki malların sayımını yapıyorduk. Ve zımba tabancalarını sayım esnasında depoda olduğunu tutanak altına aldık ancak bu süreçte siparişler gelmeye başladı ve bizde depoya malları almaya daha sayım süreci bitmemişken gittik, ancak mallar yerinde yoktu sonrasında kamera kayıtlarını inceledik davalı çalışanı olduğunu öğrendiğimiz ---- forklift ile paleti çaldığını gördük, bu hırsızlık sayım süreci devam ederken gerçekleşti. Çalınan mallar --- marka zımba makinesi idi, stokta 1087 adet görünüyordu sonrasında 6 tanesini biz farklı bir yerde bulduk ama 1081 tanesini bulamadık. Sayımı yaklaşık 20 kişi gerçekleştirdik ve hem ----- hem ---- makine çalışanları karışıktık o dönemde ben SGK kayıtlarına göre ----- çalışanı idim siparişler sayım aşamasında gelmeye devam etti ama o dönem hiçbir mal çıkışı yapılmamıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ---- 16/11/2021 tarihli duruşmada; “Ben ---- firmasında 2019 mart ayı itibariyle e-ticaret depolama ve dağıtım direktörü olarak çalışmaktayım. ----- Mart ayında bize sözleşmeyi fesh etmek istediğini bildirdi 6 ay sonrasına denk gelen Ekim ayı itibariyle depoyu biz teslim almış olacaktık ve buna bağlı olarak Eylül ayının son 10 günü sayım yapıldı. Sayım yaklaşık 10 gün sürdü. Sayımı müşteri ile birlikte bizim çalışanlarımız ortaklaşa yaptı hatta sayımı yapan kişileri bir müşteri çalışın bir bizim çalışanımız olacak şekilde ekiplere böldük, sayım öncesinde deponun anahtarını müşteriye teslim ettik onlar deponun kilidini değiştirdiler. Deponun güvenliğini biz sağlıyorduk ve sayım esnasında herhangi bir eksik yada kaçak mal tespit edilmedi. Ekim ayının sonlarına doğru müşteri bir kısım mallarının kaybolduğunu söyledi bizde bunun üzerine kamera kayıtlarını inceleyip kolluk kuvvetlerine teslim ettik, sonrasında bizde kamera kayıtlarını inceledik ve şirketimiz çalışanı olan ---- bir fortlift yardımı ile yaklaşık boyutları 60-70 cm olan bir paleti depodan dışarıya çıkardığını gördük. Davacı tarafın iddia ettiği miktardaki malın boyut itibari ile bu kadar olması mümkün değildir, daha büyük bir hacmi olacaktır. Sonrasında biz çalışanımızın savunmasını aldık, ben bu savunma esnasında hazır bulunmadığım ve savunma tutanağını bizzat okumadım ancak aldığım bilgiye göre çalışan kendi özel eşyalarını depodan çıkardığını söylemiş. Depolarda çalışanların yedek kıyafet ve ayakkabıları hariç başka bir özel eşyaların bulunması söz konusu değildir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ---- 16/11/2021 tarihli duruşmada; “Ben ----- firmasında depo operasyon yönetici olarak 2010 yılından beri çalışmaktayım ,depoyu davacı şirket boşaltacaktı ve 20 Eylül 2019 tarihinde sayıma başlandı, sayımın hem bizim çalışanlarımız hem müşterimizin çalışanları birlikte yaptılar. Sayım Yaklaşık 7-10 gün civarı sürdü, sayım ---- Makine deponun kilidini değiştirdi ve anahtarlarını teslim aldı ve sayım tahminen 28-29 Eylül gibi bitti. Sonrasında davacı taraf ile mutabakat imzaladık, ve hiçbir eksik kaçak mal tespit edilmedi akabinde Ekim ayında kolluk bizden kamera kayıtlarını istedi biz gönderdik ve kendimiz de izledik. Sonrasında çalışanımız ----- depodan bir palet mal çıkardığını gördük ama görüntü çok karanlık olduğu için tam olarak ne taşıdığını seçemedik. ---- savunmasını bizzat benim içinde bulunduğum bir heyet ile aldık, önce boş karton taşıdığını söyleyip inkar ettiği fakat sonradan bir palet mal çıkardığını kabul etti. ---- bu fiili akşam saat 8 civarında gerçekleştiği ama saat 18:00 den sonra mesai biter ve hiçbir çalışan depoda kalmaz. Deponun güvenliğini biz sağlıyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.Taraf defter ve kayıtların incelemek ve rapor tanzim etmek üzere mali müşavir bilirkişi ve güvenlik uzmanı bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; davacının usulüne uygun olarak yasal süresi içinde noter açılış tasdikleri ve e-beratları oluşturulduğu ve HMK 222. Md. Göre ticari defterlerinin lehine delil teşkil eden kayıtlarına göre; dava tarihi itibariyle davacının davalıya 845.195,96 TL borcu bulunduğunu, davalının usulüne uygun olarak yasal süresi içinde noter açılış tasdikleri ve e-beratları oluşturulduğu ve HMK 222. Md. Göre ticari defterlerinin lehine delil teşkil eden kayıtlarına göre; dava tarihi itibariyle davacıdan 1.064.101,37 TL alacağı bulunduğunu, defterler arasında 218.905,41 TL fark bulunduğunu, aradaki farkın 23.11.2019 tarih ve ------ seri no.lu “---- NUMARALI- 18.11.2019 TARİHLİ FT.İADE” açıklamalı 153.672,83 TL ve 30.11.2019 tarih ve ----- seri no.lu “----- NUMARALI FT.İADESİ” açıklamalı 61.662,34 TL Tutarlı faturaların davalı tarafından davacının ------adresine açıklamalı ihtarname ile iade etmesinden kaynaklandığını, meydana gelen hırsızlık olayında davalının kusurlu olduğunu, hırsızlık olayının yaşandığı 22/09/2019 tarihi itibariyle çalınan 1081 adet ----- ürün kodlu zımba tabancasının değerinin 1.081 adet x (74,20 +76,40=75,30 Euro ortalama birim fiyatı) 75,30 Euro=81.399,30 Euro olduğunu 25.02.2020 Dava tarihi itibariyle çalınan 1081 adet ------ ürün kodlu zımba tabancasının değerinin 1.081 adet x 77,91 Euro=84.220,71 Euro olduğunu belirtmiştir.
İtirazlar üzerine dosya mali müşavir bilirkişi, sözleşme hukuku alanında uzman bilirkişi, depo stok yönetiminde uzman bilirkişi ve güvenlik uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; davacı ile davalı arasında, 01.04.2016 tarihli Depolama ve Taşıma Hizmetleri Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşme ile davalının, davacıya ait mallar için Depolama ve Taşıma Hizmeti vermeyi borçlanmış olduğunu, davacının da bu hizmetlerin bedelini ödemeyi borçlandığını, sözleşmenin 5 yıl süreyle akdedildiğini, ancak tarafların her birine, 3.yıldan sonra 180 gün önceden fesih bildiriminde bulunmak suretiyle sözleşmeyi sebepsiz olarak feshetme hakkı tanındığını, davalının bu hakkını kullanmak suretiyle 3.yıldan sonra davacıya 180 gün öncesinden fesih bildiriminde bulunduğunu, ve sözleşmeyi 01.10.2019 tarihi itibariyle geçerli olmak üzere feshettiğini, davalının fesih bildiriminde bulunmasından sonraki 180 günlük fesih bildirim süresi içinde, davalının kullanımında olan depoda davacıya ait malların sayımının yapıldığını, sayımın yapılmasından sonra, henüz 180 günlük fesih bildirim süresi dolmadan ve sözleşme sona ermeden önce, depoda bulunan davacıya ait malların bir kısmının davalının kusurundan (güvenlik hizmetini gereği gibi vermemesinden) dolayı çalındığını, davalının malın çalınmasından doğan zararı gerek sözleşmenin 10.1 nolu maddesi hükmü uyarınca, gerekse BK.md.112 hükmü uyarınca tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, sözleşmenin 10.1 nolu maddesinde, malların depoda zayi olması sebebiyle davacının hak kazanacağı tazminatın tutarının (miktarının) nasıl hesaplanacağına ilişkin “özel bir hüküm (tazminat hesaplama yöntemi)” yer aldığını, bu yöntemle yapılan hesaplama neticesinde davacının zararının 48.839,58 Euro olarak tespit edildiğini, birleşen davada ise, davacı/ ---’nin takip tarihi itibariyle davalı----- Şirketi’nden, 848.766,20 TL asıl alacağı ve talebi gibi 25.035,00 TL tutarlı işlemiş temerrüt faizi alacağı bulunduğunu, asıl alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi (yıllık %13,75) ile birlikte tahsili gerektiğini belirtmişlerdir.
Dosya itirazlar üzerine aynı heyete tevdi edilerek ek rapor düzenlenmesi istenilmiş olup heyet hazırlamış olduğu ek raporda özetle; itirazları değerlendiren bilirkişi heyeti kök raporda değişikliğe gitmemiştir.
Esas dava yönünden yapılan incelemede;Esas dava haksız fiilden doğan tazminat davasıdır.
Uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacıya ait emtiaların davalıya ait depodan çalınıp çalınmadığı ile çalındı ise bu kapsamda davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve ne miktarda olduğu noktalarında toplanmıştır.
----- ile ----) arasında 01.03.2026 tarihli Depolama ve Taşıma Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin süresinin 5 yıl olarak belirlendiği, 3.yıldan sonra her halükarda taraflardan biri diğerine 180 gün önceden noter kanalı ile yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla diğer tarafa karşı herhangi bir tazminat sorumluluğu olmaksızın sözleşmeyi feshedilebileceğinin belirlendiği görüldü.
01.10.2019 tarihi itibariyle sözleşmenin 13.maddesine göre, ihtarname ile taraflar arasında sözleşmenin fesih edildiği, davalının deposunda bulunan malların davacıya tesliminin talep edildiği, tarafların yetkilendirdiği şahıslarla depoda sayım işlemi yapıldığı, düzenlenen tutanakta depoda 1087 adet ----- ürün kodlu zımba tabancası bulunması gerekirken, ancak bu ürünlerden sadece 6 adetinin davalının deposunda bulunduğu, 1081 adetinin ise eksik olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine depoda kontroller yapıldığı, yapılan kontrolde alt katın hırsızlık alarm enerjisi davalı şirket personeli tarafından sökülerek hırsızlık alarmının iptal edildiği ve personel tarafından hırsızlık yapıldığının tespiti üzerine ----- Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, ------ Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili yapılan soruşturma (kamera görüntüleri ve diğer delilerin incelenmesi) sonucu davalı -/---forklift operatörü olarak çalışan ----- ile aynı deponun koruma ve güvenlik hizmetinde çalışan özel güvenlik görevlisi ----- birlikte hırsızlık olayını gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, ”Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan şüpheliler --- hakkında hazırlanan 09.10.2020 tarihli ve Soruşturma no: ---- sayılı iddianame ile dava açıldığı, ----Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu; sanıklar --- ve----- “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan sanıkların “2 ŞER YIL 6 ŞAR AY HAPİS VE 125 GÜN KARŞILIĞI 2.500’ER TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA” kararının verildiği anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile hırsızlığın meydana gelmesinde davalının kontrol ve saklama sorumluluklarını eksik yerine getirmesi nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu, feri müdahilin de koruma ve güvenliğin sağlanamaması ve depoda kontrol ve gözetim sorumluluklarını eksik yerine getirmesi nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporu ile davacı yanın zararı 81.399,30 EURO tespit edilmiş olup taraflar arasında imzalanan sözleşmenin; “Madde 10-Sorumluluk: 10.1 Depolama Hizmetleri: -----, yapmış olduğu yükleme, boşaltma ve depolama hizmetleri sırasında oluşacak hasar, zarar, ziyan ve kayıplardan kusuru oranında sorumlu olacaktır. Sorumluluk limitleri en fazla depolanan malın mal değeri (mal değeri, ürün liste fiyatından %40 indirim yapılarak hesaplanacaktır) ile sınırlı olacaktır. Hasarlı mallar mal sahibi firmaya bırakıldığı takdirde malın bedeli üzerinden sovtaj değeri mahsup edilecektir. Ayrıca hasar tutarının hesaplanmasındaki esas değer malların depoda bulunduğu andaki maliyet değerleri olacaktır (üzerinde kar payı v.s. olmadan)” şeklindeki düzenlemesi doğrultusunda belirlenen bedel üzerinden %40 indirim yapılmış olup davalının 48.839,58 Euro zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir. İşbu bedel üzerinden davacı yan TL cinsinden talepte bulunduğu anlaşılmakla dava tarihindeki TL karşılığı olan 317.457,27 TL bedeli talep edebileceği kabul edilmiştir.
Esas davada davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede; kişilik haklarına saldırı söz konusu olmadığından talebinin reddine karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden yapılan incelemede;
Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı bu kapsamda davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay ----.H.D.---- Esas, ---- Karar sayılı kararı)
Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; takibe konusu faturalardan, 18.11.2019 tarihli ----- no.lu 153.672,83 TL tutarlı “vade farkı” açıklamalı fatura ile 30.11.2019 tarihli - no.lu 61.662,34 TL tutarlı “sözleşme gereği ----- adlı personelin kıdem tazminatı yükü açıklamalı” faturalar (toplam 215.335,17 TL tutarlı faturalar) dışındaki 12 adet toplam 848.766,20 TL tutarlı faturaların tarafların her iki tarafından ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu ve dolayısıyla ihtilafsız olduğu, ihtilaflı olan iki faturaya karşılık davalı/----- Şirketi tarafından süresinde iade faturası düzenlendiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen Depolama ve Taşıma Hizmetleri Sözleşmesinin “Ödeme” başlıklı 9 nolu maddesinde; “---- vermiş olduğu depolama hizmetine ilişkin faturayı, her ayın son günü düzenleyerek --- gönderecektir. ---- fatura bedelini fatura tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde ----- bildireceği banka hesabına veya faturayı takip eden ay içinde, fatura tarihinden itibaren 60 günlük çekle yapabilir. Fatura bedelinin vadesinde ödenmemesi halinde ---, fatura bedelinin aylık %3’ü oranında vade farkını --- ödeyecektir” hükmüne yer verilmiştir. Ancak dosyaya sunulan belgeler ile davacı yan %3 vade farkını talep edebileceğini ispatlayamadığından davalı defterlerinde de kayıtlı olmayan işbu 18.11.2019 tarihli ----- no.lu 153.672,83 TL tutarlı “vade farkı” açıklamalı fatura yönünden takibin haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı yan davalı şirketin çalışmasını talep ettiği personel arasında bulunan ---- yapılan ödemeleri davacı davalıdan isteyebilecektir. Ancak davacı taraf dava dışı üçüncü kişiye ödeme yaptığına ilişkin belge sunmadığından 30.11.2019 tarihli ----- no.lu 61.662,34 TL tutarlı “sözleşme gereği ----- adlı personelin kıdem tazminatı yükü açıklamalı” fatura yönünden takibin haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Her iki tarafında defterlerinde kayıtlı olan 12 adet fatura kapsamında davacı yanın 848.766,20 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının 26.315,95 TL işlemiş temerrüt faiz talep edebileceği, davacının daha azını talep ettiği tespit edilmiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay----
Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Tüm açıklamalar ışığında esas ve birleşen davada davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Esas dava yönünden;
Davanın kısmen kabulü ile;
1-317.457,27 TL maddi tazminatın 22.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, aşan istemin reddine,
2-Manevi tazminat talebinin reddine
Birleşen -------. Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası yönünden;
3-Davanın kısmen KABULÜ İLE, davalının ----. İcra Müdürlüğü' nün ----- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının kısmen İPTALİ ile, takibin 848.766,20 TL asıl alacak, 25.035,00 TL olmak üzere 873.801,20 TL üzerinden devamına
4-Hükmolunan alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Esas davada maddi tazminat yönünden alınması gerekli 21.685,51 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL ile yargılama esnasında yatırılan 10.241,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.736,33 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
6-Maddi tazminat yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 50.793,16 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Manevi tazminat yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Maddi tazminat yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 53.159,26 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 23.809,88 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Esas davada davacı tarafından sarfedilen 12.045,10 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 5.885,47 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 6.159,63 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Esas davada davalı tarafından sarfedilen 8.000,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 4.091,05 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan 3.908,95 TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına,
12-Birleşen davada alınması gerekli 59.689,36 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 13.154,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 46.535,31 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
13-Birleşen dosya yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 137.070,18 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
14-Birleşen dosya yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
15-Birleşen davada davacı tarafından sarfedilen 150,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 120,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 29,66 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına
16-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..
Full & Egal Universal Law Academy