T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/539 Esas
KARAR NO:2024/134
DAVA:Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 28/07/2023
KARAR TARİHİ:07/02/2024
Mahkememizde görülen Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu -------- alacağı bedelini ödememesinden dolayı işbu alacak davasını açma zorunluluklarının hasıl olduğunu, davalı tarafın icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının hakkında mezkur ---- alacağı bedelini ödememesinden dolayı ---------- sayılı icra takibi açıldığını,Davalı/ borçlu borcunu süresinde ödemediği gibi işbu bedellerin tahsili için başlatılan yasal takibe de itiraz ederek durmasına neden olduğunu, borçlunun haksız itirazı sonucu iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davanın kabulünü, itirazın iptaline ve takibin devamını, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının sıfatı ile dava açan kurumun vekili dosyası ----- açtığını ve itirazın iptali davasını -------- Adliyesinde açıldığını, ancak dava dilekçesinde sunduğu sözleşmenin -------- yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkili mahkemenin --------Adliyesinin olduğunu açık olarak belirtildiğini, sözleşmede açık olarak belirtilmesine rağmen ve icra dosyasında yetki itirazında bulunmamıza karşın dosyanın yetkili icra dairesine yönlendirilmeden itirazın iptali açıldığını, Davacı vekili tarafından dosyaya------- tarihli Arabuluculuk son tutanağında yer alan ifadeler-------- hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunun 4. Maddesinde yer alan Gizlilik Başlığına aykırı olarak son tutanağa eklendiğini, ayrıca kanuna aykırı olarak tutanağa yazılan hususların mesnetsiz ve gerçeği aykırı beyanlar olduğunu, bu hususta -----numaralı --------arabulucu hakkında , ----- ilgili şikayetler yapıldığını, söz konusu durumun ----------yetkisinde olmadığı için burada dosya hakkında detay verilmediğini, bu duruma ek olarak daha önce davacı olan kurum ile aralarında menfi tespit sürecinin olduğunu, Arabuluculuk görüşmeleri tamamlanmış ve dava aşamasına geçilmeden önce kurum yetkilileri tarafından aranarak bir orta yol bulunacağının bildirildiğini, davacı kuruma ait olan bankanın ------kullanmakta olduğunu, Bu ------ cihazındaki arızalar 17 ay boyunca devam ettiğini ve çeşitli defalar yapılan aramalar, servis kayıtları ve bankaya fiziki başvurulardan sonuç alınamadığını, bu süre içerisinde işletmem bu ----- arızasından dolayı maddi kayba uğradığını, aynı zamanda bankaya olan ödemeler farklı bir hesaptan yapıldığını, ek olarak bankaya ilgili ödemelerin yapıldığını, banka bunların bir kısmını sistemine işlemediğini, icra dosyasında alacaklı görünen ve davacı sıfatı ile dava açan kurumun harcamalar ve borç ile ilgili olarak dava dosyasına hiçbir delil ve belge eklemediğini, dava dilekçesine eklenen tüm delilleri imzasız ve matbu olarak sisteme yüklediğini, HMK uyarınca hukuki dayanaktan yoksun belgeler olduğunu, davacı vekili tarafından açılan dosyada hiçbir bilgi ve belge olmaması göz önünde bulundurularak davanın ön inceleme duruşmasında esastan reddini talep etmiştir.
DELLİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, icra dosyası ----- çıktıları, ---- yazılan müzekkere cevabı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davacı alacaklı şirket tarafından, davalı borçlu aleyhine açılan ve İİK. 67.maddesine dayanan itirazın iptali davasıdır. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Tüketici ise, 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Tüketici işlemi, 6502 sayılı yasanın 3/l. maddesinde; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin vasıflandırılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki tüketici işlemi mahiyetindedir. Nitekim, davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte-------sunmuştur. Kredi sözleşmesinin içeriği ve davalının sıfatı dikkate alındığında davanın görülmesinde mahkememizin görevli olmadığı anlaşışmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1- k maddesindeki tanıma göre "tüketici", ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-l maddesine göre ise “tüketici işlemi”, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade edilmiştir. Yine anılan yasanın 73/1 maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun göreve ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hükme bağlandığından, davalının tacir olmamasının yanında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin niteliği dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli --------- Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere --------- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ------- Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere -------- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------------ Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 07/02/2024