T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/307
KARAR NO: 2024/537
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 14/04/2022
KARAR TARİHİ: 29/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ------ maliki olduğunu, müvekkil ile eski kiracı ------arasında --- bulunan ---- Bodrum katta ---- nolu mecurun kiralanmasına ilişkin sözleşmenin akdedildiğini, kiracının depozito olarak ----- tarafından tanzim edilen 9.3.2017 tarihli ve 15.,533,10 Euro bedelli kesin teminat mektubu verdiğini, kiracı dava dışı ----- kira sözleşmesinden doğan borcunu ödememesi üzerine yazılı meblağın tahsil edilmesi amacı ile davalıya müracaat edildiğini, bu arada kiracı şirketin ---- ATM'nin ----sayılı dosyasından konkordato talep ettiğini ve şirket hakkındaki işlemlerin tedbiren durdurulduğunu, dava dışı şirketin konkordatosunun reddedilmesi ve hakkında iflas kararının verilmesi ile tekrar davalı bankaya müracaat edildiğini, ancak davalı bankanın 28.6.2019 tarihli kur üzerinden 15.533,10 Euro karşılığı 100.659,15 TL ödeme yaptığını, BK m.99 gereği alacaklı olarak müvekkilin kullandığı seçimlik hak gereğince borcu fiili ödeme tarihi olan 23.8.2021 günündeki 9.7861 TL üzerinden hesaplanarak 152.008,46 TL olarak ödenmesi gerektiğini, talep tarihindeki kur üzerinden ödenmesi kabul edilse dahi talep tarihi ile ödeme tarihi arasındaki geçen süreye ilişkin reeskont avans faizi ile birlikte ödeme yapılması gerekirken bu döneme ilişkin bir faiz ödemesinin de yapılmadığını, dolayısıyla bu yön itibari ile de zarara uğrandığını, öncelikle davalı bankaya müracaat tarihi olar 23.8.2021 tarihli kur üzerinden hesap edilerek müvekkilin bakiye alacağının karşılanması, mümkün değilse en azından arada geçen sürece ilişkin faizin ödenmesinin lazım geldiğini beyan ederek davanın kabulünü karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu teminat mektubunun lehtarı borçlu firma tarafından -----asliye ticaret mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasında açılan konkordato dava davası kapsamında teminat mektuplarının ödenmesinin tedbiren ödenmesinin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, davacının 8.3.2019 vadeli mektup için 7.2.2019 tarihinde tazmin talebinde bulunduğunu, söz konusu talebin yukarıda gösterilen mahkeme kararına istinaden yerine getirilemediğini, mektubun vadisinin 31.3.2019 tarihine uzatıldığını, lehtarın talebi üzerine 28.3.2019 tarihinde mektubun vadesinin 30.6.2019 tarihinde uzatıldığını, söz konusu teminat mektubunun tazmini için davacı firmanın 28.6.2019 tarihinde başvurduğunu yine aynı mahkemenin söz konusu kararına istinaden yerine bu talebin yerine getirilemeyeceğinin davacıya bildirildiğini, teminat mektubunun vadesinin uzatılmaması ve süresinde tazmin talebinin bulunulmuş olması nedeni ile teminat mektubunun tazmin talep tarihinde nakde dönüşmüş olduğu ve fakat tedbir kararı sebebiyle muhataba ödenemediğini, davacı firmanın 18.8.2021 tarihinde ------. asliye ticaret mahkemesi ne ---- esas sayılı dosyasında dava dışı lehtar hakkında tedbir kararlarının hüküm ile birlikte kaldırılması kararı verildiğini belirterek teminat mektuhu bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiğini, lehtar firmanın teminat mektuplarının tazminine ilişkin tedbir kararının kaldırılmış olması nedeni ile konusu teminat mektubunda yazılı tazmin talep tarihindeki bankamız cari döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığını ödeneceğinin belirtilmiş olması ve teminat mektubunun son vadesi olan 30.6.2019 tarihinden önce 28.6.2019 tarihinde tazmin talebinde bulunulmuş olması ve esasında bu tazminat talebi doğrultusunda teminat mektubunun tazmin edildiği nazara alınarak 28.6.2019 tarihli bankamız cari döviz alış kuru üzerinden TL karşılığında davacı firmaya ödendiğini, söz konusu davanın kısmi olarak açılmış olduğu dikkate alındığında bunun mümkün olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde teminat mektubunun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi gerektiğini iddia etmekte ise de takibe konu edilen teminat mektubunda yazılı tazmin talep tarihindeki bankamız cari döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının ödeneceğinin açıkça vurgulanmış olduğunu, davaya konu teminat mektubunda sonra de uzatımının 30.6.2019 olduğunu, bundan önce 28.6.2019 tarihinde muhatap tarafından tazmini talebinde bulunulduğunu, bu tazmin talebiyle birlikte teminat mektubunun nakite dönüştüğünü, fakat ödemenin konkordato mahkemesince verilmiş olan karar dolayısıyla yapılamamış olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER : Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, icra dosyası Uyap çıktıları, -----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dosyasının Uyap çıktıları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibariyle 09.03.2017 tarihli ----- numaralı teminat mektubunun 23.08.2021 tarihli cari döviz kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili için başlatılan takibe davalının itiraz etmesi üzerine kısmi dava olarak açılan itirazın iptali davasıdır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, davalının ---- İcra müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince itirazın iptali ile %20 icra inkar talebine ayrıca davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebine yönelik olduğu görüldü.Davanın İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, celp edilen -----. İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyasının incelenmesinde; Yine dosya kapsamından incelenmesinden davacının davalıya karşı icra dosyası üzerinden 52,008,46 TL asılacak ve 859,21 TL avans faizi talebi ile toplamda 52.867,67 TL ödenmesi talebiyle haciz yoluyla takibe girişmiş olduğu, davalı borçlunun takibe itiraz etmiş olduğu, yapmış oldukları itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyanın hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek, rapor tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; davacının davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacak hakkından söz edilemeyeceği mütalaa edilmektedir. Takdir tamamen sayın mahkemenindir şeklinde kanaatini bildirmiştir. Mahkememizin 27/09/2023 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca; dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.
Dosyada mübrez ek raporda özetle; Yukarıda açıklanan sebeplerle kök raporda varılan sonuçlardan dönmeye gerektirecek herhangi bir durumun mevcut olmadığını beyan etmiştir. Mahkememizin 13/03/2024 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca; 24/01/2024 tarihli duruşmanın --- ve ----- nolu ara kararlarından rücu edilmesine ve davacı vekiline talebi doğrultusunda HMK 176 maddesi gereğince ıslah dilekçesi sunması 1 haftalık kesin süre verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dosya kapsamının incelenmesinden, davacı ile dava dışı müflis ----- arasında kira akdinin tesis edilmiş olduğu, davalı ile davacı arasındaki 09.03.2017 tarihli teminat mektubunun süreli (geçerlik son tarih : 08.03.2018)ve kesin teminat mektubu olup, 15.533,10 Euro bedelli teminat mektubunun süresinin 30.04.2019 tarihine uzatıldığı, davalı bankanın 23.08.2021 tarihli yazısında “vade içinde yapılan tazmin talebi tarihindeki yani 28.06.2019 tarihteki bankamız cari döviz alış kuru ile yapılarak muhatabım talimatında belirttiği TL hesabına aktarılmıştır” bilgisine yer verildiği, yine dosya kapsamının incelenmesinden davacının davalıya karşı -----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası üzerinden 52,008,46 TL asıl alacak ve 859,21 TL avans faizi talebi ile toplamda 52.867,67 TL ödenmesi talebiyle haciz yoluyla takip başlatmış olduğu, davalı borçlunun takibe itiraz etmiş olduğu, davacının ise duran takibin devamı için eldeki itirazın iptali davasını kısmi dava olarak açtığı anlaşılmıştır.
Öncelikle, davalı taraf her ne kadar eldeki davanın kısmi dava olarak açılmayacağı savunmasını yapmış ise de, takibe konu alacağın kaynağı dikkate alındığında yerleşik yargı içtihatları gereği davanın kısmi dava olarak açılmasında engel bir hal bulunmamaktadır.Somut olayda, mektubun vadesinin 30.6.2019 tarihinde uzatıldığı, söz konusu teminat mektubunun tazmini için davacı firmanın 28.6.2019 tarihinde başvurduğu, teminat mektubunda ise açıkça “bu teminat mektubunun tazmini halinde yazılı tazmin talep tarihindeki bankamız cari döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı ödenecektir” ifadesine yer verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla vade tarihinden önce muhatap davacı tarafından tazmin talebinde bulunulduğunda teminat mektubunda sözü edilen açıklamanın devreye gireceği ve yazılı talep tarihindeki davalı banka cari döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davacıya ödeneceğinden şüphe duymamak gerekir. Kaldı ki, söz konusu teminat mektubu incelendiğinde süreli olduğu da dikkate alındığında, davacının herhalde vade bitim (30.6.2019) tarihinden önce davacıya yazılı taleple müracaat etmesi gerektiği açıktır. Nitekim davacı 30.6.2019 tarihi olan vade bitiş tarihinden önce yazılı tazmin talebinde bulunduğu, bu haliyle söz konusu teminat mektubunun nakite dönmüş olduğu görülmektedir. Nakite dönmüş olan bu teminat mektubu bedelinin davacıya ödenememesinin tek sebebinin dava dışı lehtarın müracaat etmiş olduğu konkordato süreç içinde elde etmiş olduğu tedbir kararı olduğu da görülmektedir. Yine bilirkişi raporunda da, somut olayın incelenmesinden “bu teminat mektubunun tazmini halinde yazılı tazmin talep tarihindeki bankamız cari döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı ödenecektir” ifadesi de bir kenara bırakılsa bile davacının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılması biçiminde bir seçimlik hak kullanmış olduğu da dosyadan anlaşılamadığı, bu seçimlik hakkın kullanılması söz konusu olsa bile bunun teminat mektubu içinde geçen “bu teminat mektubunun tazmini halinde yazılı tazmin talep tarihindeki bankamız cari döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı ödenecektir” ifadesi karşısında hukuki bir değerinden söz edilemeyeceği mütalaa edilmektedir. Somut olay bakımından aksi halin kabulü konkordatoya bakan mahkemenin vermiş olduğu tedbir kararı çerçevesinde ödeme yapmak imkanını kaybetmiş olan davalının cezalandırılması anlamına da getebilecektir.Belirtmek gerekir ki, teminat mektubu, muhatabın olası bir riske karşı kendisini korumak için lehtar ile girişmiş olduğu bir maddi hukuk ilişkisinin sonucu olarak karşımıza çıkar. Örneğin, bir taahhüt işi yapan yüklenicinin akde aykırılık sebebi ile iş sahibine zarar vermesi ihtimaline binaen teminat mektubu düzenlenmektedir.Teminat mektubunda üçlü bir yapı söz konusudur. Temel ilişkide birbirlerine karşı yükümlülükleri olan iki taraf (yüklenici ve iş sahibi) ve temel ilişkide borç altına giren tarafın borcunu üstlenen üçüncü bir kişi olan banka vardır. Teminat mektubu bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin alacaklısı aynı zamatıda temel ilişkinin de alacaklısıdır. Borçlusu ise bankadır. Banka ile garanti alan (muhatap) arasında akdedilen, bankanın genellikle müşterisinin (lehtar) talebi üzerine, muhatabın kabulü ile onur muhataba karşı asıl sözleşmede yükümlü olduğu edimi ifa etmemesi veya metinde düzenlenen başka bir riskin gerçekleşmesi durumunda belirli bir meblağa kadar ödemede bulunmayı taahhüt ettiği, bankaya bağımsız bir borç yükleyen sözleşmedir. Teminat mektupları ile olası bir riske karşı muhatap korunduğuna göre, bu risk gerçekleşmediği, ya da kesin bir teminat mektubundan söz edilmekte ise muhatap tarafından yazılı taleple bedelin ödenmesi istenmedikçe teminat mektubunun paraya çevrilmesinden söz etmekte mümkün olamayacaktır.Bu açıklamalardan sonra; mektubun vadesinin 30.06.2019 tarihinde uzatıldığı, söz konusu teminat mektubunun tazmini için davacı firmanın 28.06.2019 tarihinde başvurduğu, ancak davalı bankanın ------.Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyasındaki tedbir nedeni ile davacıya deme yapamadığı, ödemenin yapılamamasının davalı bankaya yükletilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Dava açılırken harç alınmadığı anlaşılmakla; karar tarihi itibari ile alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 1.560,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa iadesine,Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar nedeni ile kesin olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.