T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/209 Esas
KARAR NO:2024/536
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 21/03/2023
KARAR TARİHİ: 29/05/2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 03.11.2021 tarihinde müvekkil şirkete ---- ile sigortalı ----- plakalı araca, maliki davalı ----numaralı-----hasar vermesi ile maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Ekspertiz raporunda hasara konu olayın trafik kazası tespit tutanağında belirtilen şekilde meydana geldiği 58.000 TL hasar oluştuğu tespit edilmiş olup söz konusu hasar nedeniyle yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda müvekkili şirket tarafından sigortalıya 57.999,61-TL hasar tazminatının ödendiğini, davalı----- 19.333,00 TL müvekkil şirkete ödenmiş olsa da bakiye kısmı talep etme zorunluluğumuz devam ettiğini, ----- aracın sahibinden ve ---- sigortalı olduğu-----halefiyet ilkesi gereğince sigortalımıza yapılan ödemeyi talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, İzah edilen ve mahkemenizce re'sen dikkate alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile davamızın kabulü ile 38.666,61 TL’nin davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sigorta şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; sigortalısına ait ehliyet, ruhsat ve beyan ibraz edilmediğinden tarafımıza usulüne uygun başvuru yapılmadığını, usulüne uygun temerrüte düşürülmediğini, kazada rücu nedeni söz konusu olduğundan ilgili ödeme sigortalısının sorumluluğunda olduğunu, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanmasının gerektiğini müvekkili şirketin sorumluluğu, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar müvekkil şirketin KDV'den sorumlu olmadığını, mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddini, ilgili kazada sigortalısının kusuru olmadığından davanın esastan reddini, sigortalı araç sürücüsü olay yerini haklı neden olmaksızın terk etmiş olduğundan aleyhine hüküm kurulmamasını, kasko poliçesi ile ------ genel ve özel şartları yönünden farklılıklar söz konusu olduğundan eşdeğer ve ömrünü tamamlamış parça mevzuatının uygulanarak, eğer araç müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu bir tamirhanede onarılmış olsa idi uygulanacak iskonto ve yedek parça tedarik iskontolarının uygulanmasını, davacı tarafın tacir olduğunu, KDV tutarlarını defterlerine işlemek sureti ile gider göstermiş olduğundan, KDV hariç bir hesaplama yapılmasını, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin dava aleyhimize sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmamız nedeniyle karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı -------- tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle, şayet böyle bir rücu davasının tarafı olacaksa, ilgili kazanın tespit tutanağının tarafına tebliğ edilmesinin gerektiğini, kaza tutanağından haberinin olmadığını, aracın olay yerini terketmesi temelli yazılmış dava dilekçesi hukuki noksanlıklar içerdiğini, aracın kaza yerini terkinin aracın kusur oranını etkileyemeyeceğini, dava dilekçesi eklerinde kaza tespit tutanaklarının tarafına incelendiğinde davacı şirket araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu ve park yasak olan yerde yol kenarına park edip sonrasında da geçit hakkı olan aracın önüne kırmak suretiyle yön kurallarına uymadığını, yine ilgili kaza adeta bir oldu bittiye getirildiğini, kazadan haberinin olmadığı gibi davacı şirket aracımın sigorta şirketine de hiç bir surette bildirim yapmamış kendi kaskosu aracılığıyla onarım işini halletme yönüne gittiğini, mahkemenin takdirinde ortalama bir maliyet harici şahsın kendi parça tercihleri tarafımı yahut maliki olduğum aracın sigorta şirketini bağlamayacağını, İşbu dava dosyasının bu süreci aydınlatması gerektiği ortada olduğunu, kazaya konu olayın hiç bir surette tarafına tebliğ edilmediğini, maliki olduğu aracın sigorta şirketine yazılı bildirip yapılmadığını, sigorta şirketinin tarafından da bir bildirim gelmediğini, davanın öncesi sigorta şirketine dolayısı ile sigortalı olarak tarafına hiç bir yazılı başvuruda bulunulmadığını, Davanın noksanlıklar içerdiğini, Yine davaya konu kazadaki araç davacı tarafın da araç kiralama filosu olması,bu filo tarzı şirketlerde bu gibi kazaların anlaşmalı tamir servisleriyle yapılarak araç giderlerinin yüksek gösterilmesi ve kazada kusurlu tarafa oldukça yüklü meblağların rücu edilmesi durumlarının ne yazık ki ülkemiz şartlarında oldukça yaygın olduğu görülecektir.Tarafımın malik olduğu bir aracın karıştığı iddia edilen bir kazada davacı şirketin hiç bir suretle tarafıma bilgilendirme yapmaması,olaya haiz aracı kimin sürdüğü ve aracın kime tahsis edilip edilmediğinin araştırılması,sadece olay günü tutanağa yansıyan kusur oranlarıyla onarım yapılması ve tutanağa itiraz ve savunma hakkımızın davacı tarafça bilerek ve istenerek atlanmaya çalışılması durumları gözetildiğinde davacı yanın iyi niyetli olmadığı açıkça görüleceğini, dava dilekçesi ekinde belirtilen tutanak incelendiğinde davacı şirket aracının sürücüsünün asli kusurlu olduğunu yeni alınacak raporlarla görüleceğini, Yine ilgili davanın tarafı şahsı olmadığını, dosyada hiçbir kusurunun bulunmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin dava aleyhine sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmadığından karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Dava dilekçesi,cevap dilekçesi, araç tescil belgelerinin ve tramer kayıtları, hasar dosyası ve bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 03.11.2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeni ile rücuen tazmin istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, davacı kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ----- plakalı aracın davalı---- maliki davalı sigortalı şirketinde sigortalı bulunan----- aracın karışmış olduğu kaza nedeniyle davacı şirket tarafından kendi sigortalısına ödendiği iddia olunan hasar bedelinin davalılardan rücu ile tazmin edip edemeyeceğine yönelik olduğu anlaşıldı.Tarafların delilleri toplanarak, kusur ve hasara yönelik rapor alınmak üzere makina mühendisi ve sigortacı bilirkişilere tevdine karar verilmiştir. Dosyada mübrez heyet bilirkişi raporunda özetle; Dosya muhteviyatında bulunan bilgi ve belgeler birlikte nazara alındığında, kaza yerinin konumu ve mahal şartlarla dikkate alınarak olay değerlendirilip, yukarıdaki hususlar muvacehesinde 03.11.2021 tarihinde meydana gelen Maddi Hasarlı Trafik Kazasında: -------aracın Sürücüsü: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin ilgili bentlerinde açıklanan hükümler gereği, trafik kurallarını ihlal
ettiğinden kazanın oluşumunda etkenlik arz ettiği için: 8/8 ORANINDA % 100 KUSURLU OLDUĞU,) Sürücü ---- sevk ve idaresinde bulunan --- plakalı aracı ile: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı yönetmelikte Yönetmeliğin ilgili bentlerinde açıklanan hükümler gereği, trafik kazasının oluşmasında alabilecek herhangi bir tedbirinin bulunmadığı, kendisine kusur izafe edilmesinin uygun olmadığı için: ATFI KABİL KUSURUNUN
BULUNMADIĞI, 03.11.2021 tarihinde meydana gelen kaza da Trafik kazası tespit tutanağındaki bilgiler ve dosya içeriğinde bulunan hasar bilgilerinin, --- plakalı araç üzerinde oluşan hasarlı parçalar ile uyumlu olduğu,Ayrıntıları belirlenmiş bilgiler dâhilinde --------araçta oluşan Hasar bedeli için, derdest davaya konu ettiği ve davalıların tazmin etmesini istediği toplam zararının, “ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle: HASAR BEDELİ: 58.000,02 TL (KDV dahil) olarak belirlendiği, Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı kasko sigortalı bulunan ---- vasıtaya ilişkin olarak 51.015,91 TL tutarlı ödeme belgesi ve listesi ibraz edildiği, Dava dilekçesinde davalı ----tarafından 19.333,00 TL ödeme yapıldığı beyan edilmiş olmakla, davacının 51.015,91 TL - 19.333,00 TL = 31.682,91 TL yi davalılara rücu edebileceği, Davalı sigorta şirketinin ---- plakalı vasıtanın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu, dava tarihi itibari ile temerrüde düştüğü değerlendirmesi yapıldığı ve davacının davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren, diğer davalı yönünden 20.01.2022 ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceği, Düşünce ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ----plakalı araç ile davalı ---- maliki olduğu, davalı sigortalı şirketinde sigortalı bulunan ---- plakalı aracın 03.11.2021 tarihinde karışmış olduğu kaza nedeniyle davacı şirket tarafından kendi sigortalısına ödenen bakiye hasar bedelinin davalılardan rücu talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile; kazanın meydana gelmesinde----- plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu ve-----araçta 58.000,02 TL (KDV dahil) olarak tespit edilmiştir. Davalı ----- tarafından 19.333,00 TL ödeme yapıldığı, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı kasko sigortalı bulunan ---- vasıtaya ilişkin olarak 51.015,91 TL tutarlı ödeme belgesinin sunulduğu ve bakiye 31.682,91 TL için davacının davalılara rücu edebileceği raporda tespit edilmiş ise de, davacı tarafın yaptığı ödemeyi KDV tevkifatını düşerek yaptığı ve anlaşmalı servislere yapılan ödemelerin bulunduğu davacı tarafça sunulan delil ve müzekkere cevaplarından anlaşılmış olup, davacının 57.999,61 TL ödediği mahkememizce kabul edilerek bakiye hasar miktarını davacının talep edebileceği kabul edilmiş, rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalılar temerrüde düşürüldüğünden davalılardan ödeme tarihinden itibaren alınmasına hükmedilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.Ne var ki somut olayda, davalı sigorta şirketi ile birlikte haksız fiil sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı gerçek kişilere yönelik olarak birlikte açılan böyle bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilir olması, davacı ile davalı gerçek kişiler arasındaki davayı kendiliğinden ticari bir dava haline getirmeyeceğinden "dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını" dava şartı halinde getiren ve 19.12.2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 06.12.2018 tarih 7155 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesindeki düzenlemenin davalı gerçek kişiler bakımından uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu sebeple arabuluculuk ücretinden sadece davalı taraf sorumlu tutularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ İLE, 38.666,61 TL hasar tazminatının 20.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 2.641,32 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 660,33 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.980,99 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 179,90 TL başvurma harcı ve 660,33 TL peşin harcın toplamı olan 840,23 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 426,25 TL posta/müzekkere masraflarının toplamı olan 3.426,25 TL yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanacak olan 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra HMK'nun 333.maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 29/05/2024