T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/479 Esas
KARAR NO: 2024/484
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)), İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 14/07/2021
BİRLEŞTİRİLEN ----- KARAR SAYILI DOSYASI:
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 07/04/2022
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
Mahkememizde görülen İtirazın İptali ve Menfi Tespit davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
BİRLEŞEN DAVADA DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ----sayılı dosyası ile ------ aleyhine icra takibi başlatıldığını, düzenlenen ödeme emrinin Senet ve tarihi ve senet yoksa borcun sebebi başlıklı 4.maddesinde; “Müvekkil sigorta şirketi nezdinde sigortalı ----plakalı aracın -------araca kusurlu olarak çarpması neticesinde oluşan 37.725,00 TL hasar bedelinin, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 03.01.2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili talebidir” denildiğini, iş bu ödeme emri müvekkilime 30/03/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin, işlerinin yoğunluğu sebebiyle aleyhinde haksız olarak başlatılan icra takibine itiraz edememiş ve takip kesinleştiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesinde ; “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” denilmektedir. Aleyhinde başlatılan icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle icrai haciz tehlikesiyle karşı karşıya kalan müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için iş bu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, davalı-----. tarafından başlatılan icra takibinde talep edilen hasar bedeli 30/11/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde oluştuğunu, müvekkilinin iş bu trafik kazasında hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin, aleyhinde başlatılan icra takibindeki borçtan sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, ---- sevk ve idaresindeki ---- tarihinde saat 21:30 sıralarında ------- plakalı aracın çarpması sonucu iki araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkilinin kusurlu olmadığını beyanda davacının icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının arabuluculuğa başvurmadan eldeki davayı açtığını, kaza tespit tutanağında davacının kusurlu olduğunun belirlendiğini, kaza tespit tutanakları aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan ve aksinin aynı derecede delil ile ispatlanması gerekli olan belgelerden olduğunu savunarak müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ---- aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından ------ poliçesi ile sigortalandığını, aracın ile davalının aracının kazaya karıştığını, kazada davalının aracının sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunu, dava dışı aracın hasarının müvekkil sigorta şirketine ihbar edildiği, müvekkil şirket nezdinde hasar dosyasının açıldığı, hasar nedeniyle alınan ekspertiz raporunda hasar onarımının mümkün olmayacağının ve aracın pert olduğunun bildirildiği, buna ilişkin bedelin dava dışı---- şirketine ödendiğini, trafik poliçesi istinaden müvekkilinin rucü ettiğini, bunun üzerine------ sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davadan önce Arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, bu nedenlerle, ---- araç ile davalı adına kayıtlı diğer menkul ve gayrimenkul kayıtlarına, dava konuna kadar kötü niyetli devirlerin önlenmesi amacıyla trafik kaydına ihtiyati tedbir konulması ve takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı --------- aleyhinde icra takibi başlattığını, müvekkili aleyhinde başlatılan haksız takibe karşı süresi içerisinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı tarafından talep edilen hasar bedelinin 30/11/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde oluştuğunu, iş bu trafik kazasında müvekkili adına kayıtlı----- plakalı aracın sürücüsü ---- hiçbir kusuru bulunmadığını, icra dosyasındaki borçtan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili ---- sevk ve idaresindeki --- tarihinde saat 21:05 sıralarında ------ plakalı aracın çarpması sonucu iki araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası tespit tutanağında sürücü -------- kusurlarının kaz yeri incelemelerinde tespit edildiğini, iş bu kazada müvekkiline ait aracın sürücüsü --------- kusurunun olmadığını ancak trafik polislerinin eksik ve hatalı inceleme yaparak kusur isnat ettiklerini, kusuru aleyhine başlatılan icra takibinde talep edilen borçtan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığının beyanı ile müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,-----dosya aslı, --- Dairesi ve---- gelen müzekkere cevapları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Asıl dava; trafik kazası nedeni ile ödenen hasar bedelinen davacının borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası, birleşen dava ise kasko sigortacısı tarafından sigortalısının haklarına halef olarak araç maliki aleyhine açılan; hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.TTK'nın 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. -----
Açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;
Mahkememizin ---- tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında --- sevk ve idaresindeki -------aracın çarpışması nedeni ile ---- plakalı araçta hasar meydana geldiği, aracın davalı ---- şirketinde genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olduğu, kasko şirketinin kendi sigortalısına ödediği bedeli ---- plakalı araç sürücüsü ve araç malikine rücu ederek-----takip dosyası ile takip başlattığı, başlatılan takibe araç maliki olan ve ----davada davalı olan araç malikinin itiraz ettiği, itiraz üzerine ---- tarafından itirazın iptali davasının açıldığı, davanın hukuki ve fiili irtibat gerekçe gösterilerek mahkememizin işbu dosyası ile birleştirildiği, mahkememizde görülmekte olan asıl davanın ise araç sürücüsü tarafından takibe itiraz süresinin kaçırılması nedeni ile menfi tespit davası olarak açılığı anlaşılmıştır.Eldeki davada üzerinde durulması gereken görev hususudur. Her iki davanın tarafı da kasko sigorta şirketidir. Asıl dava davacısının tacir olup olmadığına ilişkin olarak mahkememizce inceleme yapılması için gerekli kurumlara müzekkere yazılmıştır.TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.---------yazılan yazıya verilen cevapta ise; Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristinde Yapılan incelemede yazınızda kimlik bilgisi verilen------ gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı hususunda cevap verilmiştir.Vergi dairesine yazılan yazılan verilen cevapta ise; mükellefi ----- bilgisayar kayıtlarının tetkikinde; mükellefin 01.01.2012 tarihi itibariyle---- mükellefi olduğu, faaliyetine devam ettiği görülmüş olup, mükellef herhangi bir ticari deftere tabi olmadığı şeklinde cevap verilmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte --------Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Buna göre sigorta ettiren hangi mahkemeye başvurabilecek ise ona halefen sigorta şirketi de aynı mahkemede dava açabilecektir.Somut olayda; sigorta şirketi vekilinin, müvekkili nezdinde kasko poliçesiyle sigortalı dava dışı şirkete ait aracın meydana gelen trafik kazasında hasar görmesi nedeni ile sigortalısına ödediği bedelin tahsili için-----araç sürücüsü ve maliki aleyhine takip başlattığı, asıl davanın araç sürücüsü tarafından açılan menfi tespit, birleşen davanın ise kasko şirketi tarafından açılan itirazın iptali davvası olduğu, halefiyet ilkesi gereği başlatılan takip sonrası açılan her iki davada da sigorta şirketinin kendi sigortalısının yerine geçtiğinin kabul edilerek görevli mahkemenin belirlenmesinin gerektiği, kasko şirketinin sigortalısı her ne kadar tacir ise de ------- plakalı araç sürücüsü ve malikinin gerçek kişi olup tacir olmadığı, uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin görev alınına girmesi için davanın taraflarının her ikisinin de tacir ve uyuşmazlık konusunun ticari işletmeleri ile ilgi olmasının gerektiği, davalı-birleşen dava davacısı sigorta şirketinin eldeki davalarda sigortalısına halef olarak bulunduğu, bununla birlikte sigortalı ile araç maliki-sürücüsü arasında haksız fiil ilişkisi olduğu açıktır. Buna göre TTK 4. maddesine göre her iki tarafından ticari işlerinden kaynaklanan nispi ticari davadan da bahsedilemeyecektir. Haksız fiilden kaynaklanan eldeki davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olup davanın görevle ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, birleşen dava dosyasına asliye hukuk mahkemesi sıfatı ile bakıldığından bu dosya için ayrıca görevsizlik kararı verilmeyerek her iki dosyanın da görevli mahkemeye birlikte gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-ASIL DAVANIN, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ----Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ------ Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, Dosya içerisinde birleşen dava dosyasında kararla birlikte gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, davacı vekilinin ve davalı -------- yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 22/05/2024