T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/358 Esas
KARAR NO:2025/718
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 22/04/2025
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ---- lehine, davalı- borçlu --- aleyhine ------- esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla yapılan icra takibine davalı-borçlu kötü niyetli ve haksız olarak itiraz ettiğini, Müvekkil- davacı ---- tarafından, davalı- borçlu ----aleyhine trafik kazasında yaralanmadan kaynaklı maluliyet ile ilgili ----------- sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, %8 maluliyet ve %100 davalı kusuruna göre ---- hükmettiği tazminat, taraflarınca -------- sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, Davalı-borçlu sigorta şirketinin hükmü tehiri icra talepli temyiz etmesi üzerine Yargıtay kararı kusur ve maluliyet yönünden bozduğunu, Yargıtay bozma kararı neticesinden sonra yeniden alınan bilirkişi raporları sonucu, davalı kusur oranı %75 ve müvekkili maluliyet oranı %15 olduğunu, Artan maluliyet oranından ötürü bakiye tazminat alacağımız mevcut olduğunu, Davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmesi nedeni ile takibin durduğunu, duran takibe devam edilebilmesi için itirazın iptali davası açılmak zorunda kalındığını, Ayrıca davalı haksız ve kötü niyetli itiraz ettiği için, %20 icra-inkâr tazminatına da hükmedilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının maluliyet talepli başvurduğu ----- sayılı dosyası kapsamında kesin karar verilmiş olduğundan huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafından takibin dayanağı olarak gösterilen ilama karşı temyiz kanun yoluna başvurulmamış olduğunu, kararın kesinleştiğini, müvekkili şirket tarafından hükmedilen tutarlar -----Sayılı dosyasına eksiksiz ödenmiş olduğunu, işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddinin gerekmekte olduğunu, huzurdaki davanın trafik kazası nedeniyle kusura dayalı ------ kaynaklanan tazminat davası olduğunu, Dava konusu tazminattan sorumluluğun ve tazminatın miktarının, ancak kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının ve zarar tutarının teknik bir inceleme sonucunda belirlenmesi ile tespit edilebileceği izahtan vareste olduğunu, ayrıca dayanılan poliçenin, bir meblağ sigortası olmayıp gerçek zararı karşılamaya yönelik bir sigorta türü olduğu nazara alındığında, sigorta tazminatının önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığından da söz edilemeyeceğini, Dolayısıyla talep edilen tazminatın türü, mahiyeti gereği yargılamayı gerektirmekte olduğunu, müvekkili sigorta şirketi aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olacağını, davacı tarafından taleplerine konu alacak ispat edilememiş olduğunu, işbu davanın ikame edilmesine müvekkili şirket sebebiyet vermediğini, Böyle bir durumda, alacağın muaccel olamayacağı ve dolayısıyla müvekkili şirketin temerrüde düşmediği izahtan vareste olduğunu, Dolayısıyla müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alındığında yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, aleyhe bozma yasağı sebebiyle işbu haksız davanın reddini, Her halde icra inkâr tazminatının reddini, Yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ----- Esas sayılı dosyasının ---- çıktıları, -----dosyasının ---çıktıları, ---- Esas sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle, davacı tarafından davalı aleyhine icra müdürlüğünde başlatılan icra takibine, İİK 67. maddesi uyarınca davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.HMK'nın 303. maddesine göre kesin hüküm "1-Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. 2-Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder,..." denilerek, tanımlandığı gibi şartları düzenlemiştir. İlgili düzenleme ile şekli anlamda kesinlik, maddi anlamda kesinliğin ön şartı olarak kabul edilmiş, maddenin devamında ise; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesini, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve son olarak dava konularının aynı olması şeklinde belirlenen üç şarta bağlamıştır. Kesin hüküm, öncelikle hükmü veren mahkeme de dâhil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Bir hüküm maddi anlamda kesinleştikten ve hangi tarafın ne yönde haklı olduğu tespiti yapıldıktan sonra artık tüm mahkemeler, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak, aynı dava konusu hakkında verilmiş bulunan kesin hüküm ile bağlıdırlar. Bunun sonucunda; aynı dava yeniden incelenemeyeceği (kesin hüküm itirazı) gibi, aynı konuya ilişkin yeni dava, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdır(kesin delil).--------Somut olayda; davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle uğradığı maluliyetin tazminine yönelik olarak ------ başvurulması üzerine, ------ sayılı dosyası ile davacının %8 maluliyeti olduğu ve kazada davalı sigortalısının %100 kusurlu olduğu kabul edilerek karar verildiği, sigorta şirketinin verilen hükmü temyiz etmesi üzerine ------ kusur ve maluliyet oranı yönünden bozduğu, tahkim dosyası ile yapılan yargılama sonucuna yaşanan trafik kazasında davalı sigortalısının %75 kusurlu olduğu, davacının ise %15 malul kaldığının tespit edildiği, ancak ilk karara karşı temyiz yoluna davalı sigorta şirketinin başvurmuş olması nedeni ile davalı lehine usuli kazanılmış hak gözetilerek karar verildiği, davacının maluliyet durumundaki değişiklik nedeni ile davacının davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine ile davacının eldeki itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açtığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta üzerinde durulması gereken husus; usuli kazanılmış hak gözetilmek sureti ile verilen tahkim kararının mahkememizde görülen dava için kesin hüküm oluşturup oluşturmadığıdır. Nitekim davacı taraf bozma sonrası değişen maluliyet oranını gerekçe göstererek davalı aleyhine icra takibi başlatmıştır. Ancak, -------tarafından yapılan inceleme sonucu verilen kararı davacı taraf temyiz etmemiştir. Karar incelendiğinde davacının artan maluliyeti nedeni ile değil kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre hesap yapılmaması nedeni ile maluliyet oranının değiştiği anlaşılmaktadır. Davacının artan maluliyet olduğu iddiasının da bulunmadığı, tahkim kararına karşı yasa yoluna başvurmadığı, davalının usuli kazanılmış hakkının olduğu birlikte değerlendirildiğinde; ----- sayılı kararının eldeki davada davalı sigorta şirketi yönünden kesin hüküm teşkil ettiği mahkememizce kabul edilmiş -------açıklanan nedenlerle davacının davalıdan tazminat talep edemeyeceği gerekçeleri ile davanın kesin hüküm nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın kesin hüküm nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 1.012,67 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 397,27 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 4.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -----------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 08/10/2025