T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/949 Esas
KARAR NO: 2025/842
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/12/2024
KARAR TARİHİ: 05/11/2025
Mahkememizde görülenTazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ------yakınlarında davacının torunu ---- sevk ve idaresinde iken tek taraflı kaza yaptığını, Müvekkilinin aracının----- başlangıç, ---- bitiş tarihli ---------davalı sigorta şirketi tarafından sigorta edildiğini, meydana gelen kazada aracın pert olduğnu, davalı sigorta şirketinin eksper raporu ile belirlendiğini, Davalı şirket eksperinin aracın pert olduğu yönündeki raporuna rağmen davalı şirket tarafından gerçekleşen riziko bedelinin ödenmesi yönündeki başvuru, davalı şirket tarafından açılan ---- sayılı hasar dosyasında yapılan değerlendirme neticesinde ------ sayılı yazı ile reddedildiğini, Davalı şirket tarafından başvurunun reddi üzerine davacı tarafından ---- nezdinde yapılan başvuru sonucunda------ sayılı karar ile davalı şirketin bahse konu kaza sebebiyle müvekkiline 70.000 TL bedel ödemesi gerektiğinin tespit edildiğini, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla taleple bağlılık gereği 1.000 TL bedelin davalı şirketten tahsili yönünde karar verildiğini, Davalı şirketin iş bu karara karşı ------ D.İş sayılı dosyadan yaptığı temyiz başvurusu üzerine uyuşmazlık ----- önüne gitmiş, yüksek mahkeme ekli karardaki gerekçe ile sigorta tahkim komisyonu kararını bozduğunu, yargılamanın genel mahkemelerde yapılması gerektiği sonucuna vardığını, Kaza sonrasında------ tarafından derhal soruşturma başlatılmış olduğunu, soruşturma kapsamında kaza tarihinde saat 15:50'de tutulan teslim tesellüm belgesi ile kazaya karışan --------araç içindeki eşyaları ile birlikte araç sürücü -------- teslimi gerçekleştirildiğini, Keza yaşanan kazaya dair her iki kazazedenin ifadeleri alınmış olduğunu, olayın oluşuna dair beyanları kayda geçtiğini, Tüm bu tutanaklarda araç sürücüsünün -------u olduğunu, Kaza tarihinde olay yerinde yapılan araştırmada kaza anını ve yerini gösteren herhangi bir kamera ve mobese kamerasının olmadığı da tutanak altına alındığını, Soruşturma dosyasında araç sürücüsünün------ olup olmadığı yönünde tereddüte mahal olabilecek hiçbir husus olmadığını, İddia edilenin aksine araç sürücüsün ehliyetinin bulunduğunu ve alkol muayenesinde alkollü şekilde araç kullanmadığı soruşturma evrakları ile sabit olduğunu, Sigorta şirketinin riziko gerçekleşmesine rağmen poliçede yazılı pert bedeline dair talebi karşılamaması yasa ve usule aykırı olduğunu, sigorta şirketinin başvuru üzerine soyut iddialarla pert bedelini ödemekten kaçınmasının haksız ve hukuka aykırı temyiz başvuru süreci ile birlikte davacının alacağına kavuşmasının gecikmiş olduğunu ve davacının mağduriyetinin katlandığını, son yıllarda Türk lirasında yaşanan yüksek değer kaybı ve enflasyonist ekonomik ortam 2020 yılında yaşanan pandemi ile birlikte büyük bir ivme kazanmış ve emtia fiyatları çok hızlı şekilde yükseldiğini, Bu sebeple temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin davacının gerçek zararını karşılamayacağı aşkın zararı da olduğunu, bu hususun gözetilerek esas taleplerinin yanı sıra 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 122. Maddesi uyarınca davacının aşkın zararına dair de talebinin olduğunu, Bu talebinin haklı ve hukuka uygun olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan davacıya ait --- plakalı aracın----- tarihli kazada pert olması sonucu gerçekleşen riziko sebebiyle fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL pert bedeline dair belirsiz alacağın ticari faizi ile birlikte ve fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla Türk Borçlar Kanunu 122.Maddesi kapsamında 5.000,00 aşkın zararın kaza tarihinden itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu trafik kazasına karışan ------- plakalı aracın kasko poliçesi tanzim edilmiş olduğunu, müvekkilinin maddi tazminat bakımından sorumluluğu zararın trafik sigortası teminatını aşması ile başlayacağını, kasko poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kaza meydana geldiği sırada sürücü değişikliği yapılmış olduğunu, talebin teminat dışı olması sebebiyle red edildiğini, haksız ve hukuka aykırı başvurunun reddinin gerekmekte olduğunu, davacının işbu dava konusu kazanın meydana geldiği sırada alkollü olduğunu, müvekkilinin huzurda görülen dava kapsamında kara araçları kasko sigortası genel şartları hükümleri uyarınca herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın kaza tarihinde ------bulunmamasına rağmen kolluk kuvvetlerini çağırmadığını ve taraflarca geçersiz bir kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, işbu durumda açıkça davacı tarafın kaza anında alkollü olduğu yönündeki şüpheleri güçlendirdiğini, kazanın meydana gelmesi akabinde tutanağın kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenmesini ve aynı zamanda taraflara alkol muayenesi yapılmasının gerekmekte olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu trafik kazasının kara araçları kasko sigortası genel şartları uyarınca teminat kapsamı haricinde bulunduğuna ilişkin alanında uzman sigorta hukukçusu bilirkişi marifetiyle rapor tanzim ettirilmesi gerekmekte olduğunu, kasko sigortası genel şartları ve poliçe özel şartları uyarınca hasar tarihinde aracın piyasa rayiç değerinin uzman sigorta eksperince belirlenmesini, müvekkilinin faizden sorumluluğu sınırlı olduğunu, öncelikle, davanın başvuru şartı eksikliği ve açıklanan sair nedenlerle reddine karar verilmesini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sigortalı aracın müvekkili şirket nezdinde kasko poliçesi olması sebebiyle meydana gelen zararın ancak trafik sigortası teminatının aşan kısmı ile sorumlu olduğunun dikkate alınmasını ve zarar ----- teminat limitleri dahilinde kalıyorsa veya zorunlu trafik sigortacısı tarafından yapılan ödeme ile ödeme tarihinde zarar karşılanmışsa davanın müvekkili şirket bakımından reddini, davacı tarafça müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen delillerin tarafımıza tebliğe çıkartılmasını, müvekkili şirketin huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELLİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, hasar ve poliçe, tramer kaydı, trafik tescil kayıtları, ----- sayılı müzekkere cevabı, ---- odasından gelen müzekkere cevapları.
DELLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, 28.10.2020 tarihli tek taraflı trafik kazası nedeni ile meydana gelen hasarın ve munzam zararın davalı şirketten tanzimine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, davacıya ait -------- yakınlarında yaptığı tek taraflı trafik kazası nedeni ile meydana gelen hasarını davalı kasko şirketinden talep edip edemeyeceği, yine kasko şirketinden munzam zararın istenilip istenilmeyeceği noktasında toplandığı tespit edilmiştir.--------müzekkere yazılarak davalının esnaf kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuş, müzekkere cevaplarından davalının gerçek kişi olup tacir olmadığı görülmüştür.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüketici ise, 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Tüketici işlemi, 6502 sayılı yasanın 3/l. maddesinde; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Eldeki dava, taraflar arasında düzenlenen -----Kaynaklanan davacıya ait araçta meydana gelen hasarın tazmini ve munzam zararın istemine ilişkindir.------- Kanun kapsamında öncelikle görev açısından inceleme yapılmıştır. 6502 sayılı Kanunun 2. maddesi her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaların bu kanun kapsamında olduğu belirlendikten sonra, 3. maddesi ile buna yönelik tanımlar yapılmış olup, 3. maddenin I bendinde açıkça tüketici işlemi tanımlanmış olup, buna göre "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" tüketici işlemi olarak tanımladığı anlaşılmaktadır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflarından birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketi ile davacı arasında akdedilmiş, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi bulunduğu anlaşılmaktadır. 6502 sayılı TKHK'nın 3. maddesinin (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem Kanun kapsamına (m.2) alınmıştır. Somut olayda, davanın dayanağının taraflar arasında imzalanan -------kaynaklandığı, dava konusu aracın ruhsat bilgilerinde "Hususi Kullanım" amacıyla kullanıldığının belirtildiği ve poliçenin ruhsat bilgileri doğrultusunda düzenlendiği, aracın kamyonet tipi veya ticari tipte bir araç olmasının hususi kullanımı engellemeyeceği, nitekim mahkememizce yapılan araştırmada davacının tacir olmadığının anlaşıldığı, ticari araçların hususi-binek aracı olarak kullanılması durumunda maliklerinin tüketici olarak kabul edilmesi gerektiği ----- anlaşılmakla eldeki uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesinin bakması gerektiği kanaati ile görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli -------- Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere----Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde-------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 05/11/2025