T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/625 Esas
KARAR NO : 2025/925
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 06/09/2023
KARAR TARİHİ : 10/12/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ----------Ş'nin %2 hissedarı olduğunu; --------.Ş. ile müvekkili arasında akdedilen ve kefil sıfatıyla -------- tarafından da imzalanan Hisse Devir Sözleşmesi uyarınca “Devir Alan, iş bu devir sözleşmesindeki %1'lik pay ile birlikte toplamda %2'lik bir orana ulaşan hisselerin karşılığı olarak aylık net 3.000,00 TL ödeneceği; bunun dışında zarardan sorumlu olmadığı gibi elde edilen hiçbir kârdan da hak talep etmeyeceği; söz konusu aylık ödemelerin 25/09/2015 tarihinde başlayacağı ve her ayın 25'inde yatırılacağı; aylık ödenmesi kararlaştırılan bedelin 25.09.2016 tarihi itibariyle aylık 4.000,00 TL ödeneceği ve bu yılı müteakip artışlar her yılın ------ -------- ortalaması uyarınca belirleneceği; aylık ödenmesi gereken bedellerin 2 ay üst üste ödenmemesi halinde kalan tüm ayların muaccel hale geleceği ve hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın söz konusu bedellerin devir alana ödeneceği; bu hüküm ile taraflarca kararlaştırılmış olan muacceliyet şartının her yıl için gerçekleşmiş sayılacağı; devir eden devralana geciktiği günler karşılığı yasal faiz ödeyeceğinin” kararlaştırıldığını; davalının hem asıl alacak hem de tahakkuk eden faiz alacağını müvekkiline ödemediğinden bahisle şimdilik 300.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan mütesselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı şirket vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, özetle; davacı tarafından sunulan sözleşmenin hiçbir şekil ve usul şartlarını taşımadığını; sözleşmede tarih, müvekkili şirkete ait olduğu iddia edilen imza e imzanın kaşe bulunmadığı gibi, hiçbir süreye bağlanmaması gibi esaslı unsurların eksik olduğunu; davacının isteme dayanak yaptığı sözleşmeye göre 140.000,00 TL bedelle devir aldığı hisse için, müvekkili şirketten ömür boyunca aylık düzenli para alacağı -asla kabul anlamına gelmemekle birlikte ve müvekkil şirkette hissedar olma iddiasına rağmen, hiçbir zarardan sorumlu tutulmayacağı ve kar payı talep etmeyeceği şeklindeki düzenlenmeden hareketle, söz konusu ödemenin bir kâr payı olmadığının sabit olduğunu; yine aynı şekilde, müvekkili şirkete yüklenilen aylık 3.000,00 TL ödemenin "hisselerinin karşılığı olarak" belirtildiğini; oysa TTK.m.430/f.3 “deki “Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır.” düzenlemesi bulunduğunu; bir başka anlatımla, hisse payı ve sermaye olarak pay sahiplerinin ödediği bedellerin geri ödeme yasağına aykırı olduğunu düzenleme olduğunu; sermaye payını geri ödeme yasağının, şirket ana sermayesinden hissedarlara uygun olmayan kâr dağıtımları veya herhangi bir menfaat sağlanması yolu ile azaltılmasını önlemeyi amaçladığını; maddenin mana ve amacında koruma altına alınanın sadece hissedarların ödediği sermaye payları değil, aynı zamanda alacaklıların ve hissedarların menfaatleri gereği tüm şirket sermayesi olduğunun anlaşıldığını; bir başka anlatımla, bu düzenleme ile şirketin, hissedarlarına bilanço kâr veya kanunen istisna olarak izin verilen haller dışında herhangi bir menfaat sağlamasının yasaklandığından bahisle yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı -------- vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, özetle; davacının isteme dayanak yaptığı bilâ tarihli sözleşmede ücret alacağı olarak belirlendiğini, geriye dönük olarak 5 yıldan daha fazla zaman geçen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını; isteme dayanak sözleşme şekil şartlarını taşımadığını; sözleşmede diğer Davalı --------Ş.'nin imzası bulunmadığını; kefil sıfatıyla -------- ve --------- imzalarının bulunduğunu; belge altındaki müvekkiline ait imzaya itirazları saklı kaymak kaydıyla, söz konusu sözleşmenin eksik imzalar ve tarih olmadan düzenlenmesi nedeniyle şekil şartlarına haiz olmadığından sözleşmeyi kabul etmediklerini; öte yandan, kefilin, sorumlu olduğu azami miktar yazılmadığı gibi, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtme kefaletin geçersiz olduğunu; davacının edimlerini yerine getirdiğini ispatla yükümlü olduğunu, müvekkilinin 17.02.2016 tarihinde diğer davalı --------Ş'de bulunan tüm hisselerini devir ettiğini, şirketle ilgisi kalmadığından davalı şirketin bu sözleşmeye bağlı edimlerini yerine getirip getirmediğinin bilinmediğini; davacının delil listesinde sunduğu bedeli ve tarihi belirli olmayan ödeme makbuzunun, şirketi temsile yetkili kişilerce imza edilip edilmediğini, şirket kayıtlarında bulunup bulunmadığının bilinmediğinden bahisle yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesini, talebin zamanaşımına uğradığını; anılan dosyanın davacısı ---------- ile huzurdaki davacı arasında akrabalık bağının araştırılması gerektiğini; manevi tazminatın fahiş olduğunu; -------- hatır için taşındığını; ödeme yapılan dosyanın araştırılması gerektiğini; müvekkilinin sadece manevi tazminattan sorumlu olmasına göre ferilerin de oranlanması gerektiğinden bahisle yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava hukuki niteliği itibariyle, hisse devir sözleşmesinden kaynaklı davacı alacağının istemine ilişkindir. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; taraflar arasında bila tarihli hisse devir sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğradığı, sözleşmenin şekil şartlarına uygun yapılıp yapılmadığı, sözleşmedeki imzaların davalı-------- ait olup olmadığı, sözleşmenin şirketi bağlayıp bağlamayacağı, bağladığı takdirde sözleşmenin 4, 5 ve 6. maddelerindeki alacağın ne olduğu hususunda toplandığı anlaşılmıştır.
Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez 25/02/2025 tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi kök raporunda özetle; Sayın Mahkeme'nin görev tevdi eden ara kararı uyarınca dosya kapsamının yapılan incelemesi sonunda; raporda “Değerlendirme” başlığı altında (1) sayılı bentte tanıtılan uyuşmazlık konularının, bağlandığı “teorik sorunlar” (1) sayılı bentte gösterilmiş olup, somut olay özelinin (3) sayılı bentte yapılan incelemesinde açıklanan gerekçelerle, her iki davalıdan davacını talep koşullarının gerçekleşmediği; mahkememizce davalı --------- şekil şartına yönelik savunmasının hakkın kötüye kullanılması ya da sözleşme ile şahsi borç altına girdiğinin kabulü ihtimalinde, raporda “Değerlendirme” başlığı altında (4/A) sayılı bentte tanıtılan hesaplama ilkelerine göre asıl alacak tutarının 665.378,52 TL; talep bulunması halinde dava tarihe kadar biriken faiz alacağının 665.378,52 TL olduğu; tüm delillerin ve davadaki taleplerin takdiri ile hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere kanaatlerini bildirmiştir. Davanın alacak davası olarak açıldığı, uyuşmazlığın bila tarihli sözleşmenin ve kefaletin geçerli olup olmadığı, bu sözleşmeye dayalı olarak davacının davalılardan talepte bulunup bulunamayacağı, bulunacak ise miktarının ne oduğu noktasında toplandığı, Devir sözleşmesinde devredenin ---------ş. Olarak gösterildiği, ancak bir şirketin istisnalar dışında kendi hissesine sahip olamayacağı, hisse devir sözleşmesinin pay sahipleri arasında ya da pay sahibi ile üçüncü kişi arasında yapılması gerektiği, hisse devir sözlemesine şirketin taraf olması düşünülemeyeceği, sözleşme altında da şirketi temsilen imza bulunmadığı, Her ne kadar davalı --------- aynı zamanda şirketi temsilen ve ilzama yetkili olduğu ifade edilmiş ise de; esasen sözleşmeye taraf olamayacağı gibi şirket ünvanı altında da imza atmadığı, kefil sıfatıyla imzaladığının görüldüğü, nama yazılı hisselerin devrinin ciro yoluyla ve payı temsil eden hissenin teslimi suretiyle, davalı şirketin onayıyla şirkete karşı hüküm ifade edeceği, --------- incelenmesinde yönetim kurulu kararına göre devrin onaylandığı, yönetim kurulu kararı altında davalı --------- isim ve imzası bulunmasına göre devri onaylamasına nazaran, hisse devir bedelinin ödendiği, sözleşmede yer alan mali yükümlülüklerin, şirketin her ay 3.000,00 TL ödemeyi üstlenmesinin kanıtlanması gerektiği, devredilen hisse karşılığı ödeme anlatımının da sermaye payının iadesi ya da buna bağlı olarak ortağa yapılan ödeme anlamına geleceği, bununda mümkün olmadığı, kefalet sözleşmesinin kurulabilmesi için borçlunun alacaklıya karşı bir borcunun olması ve bu borcun da geçerli olarak varlığının devam ettirmesi gerektiği, kefalet sözleşmesi asıl borca bağlı feri bir alacak niteliği taşıdığı için de varlık ve geçerilik asıl alacağa bağlı olmayan bir kişisel teminat sözleşmesi, kefalet sözleşmesi niteliği kazanamayacağından, TBK 581/1 göre, yazılı şekilde, ayrıca sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmasına bağlı olduğu, adi kefalette kefilin sorumluluğu asıl borçlu aleyhine girişilecek takibin sonuçsuz kalması koşuluna bağlı olduğu sunulan sözleşmenin kefaletin bu unsurları taşımadığı, davacının taleplerini davalılardan isteyemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 5.123,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.507,85 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.200,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
4-Davacı tarafça yapılmış yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Hüküm tarihindeki tarife uyarınca reddedilen dava yönünden 48.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden ilgili tarafa iadesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda açıkça okunup anlatıldı.10/12/2025