T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/349
KARAR NO : 2025/803
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/05/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2025
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında geçmiş dönemde ticari ilişkinin bulunduğunu, davacının davalı şirket ile süt alışverişi yaptığını, 14/04/2022 tarihi ile 14/07/2022 tarihleri arasında taraflar arasındaki süt alışverişi için aynı tarihleri ihtiva bedeli malen ahzolunmuştur ibareli senet düzenlendiğini, davacı senet karşılığı davalı şirketten süt ve süt ürünleri aldığını, bunun karşılığında ise borcun bir kısmını davalı şirkete ve bir kısmını ise şirket ortağı ----- adına ödendiğini, davacı şirket ile davalı arasında süt alışverişinin haricinde herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı senet üzerinde de senet karşılığında mal alındığı şerhi açıkça yazılı olduğunu, davacı 14/04/2022 tarihi sonrasında;19/04/2022 tarihinde 90,000 TL davalı şirket hesabına, 26/04/2022 tarihinde 25,000 TL davalı şirket hesabına, toplamda 115,000 TL ödeme yapıldığını, yine şirket ortağı ----- hesabına -----.
Borcu açıklaması ile; 15/04/2022 tarihinde 48,000 TL, 18/04/2022 tarihinde 70,000 TL, 21/04/2022
tarihinde 30,000 TL, 22/04/2022 tarihinde 13,000 TL, 25/04/2022 tarihinde 50,000 TL, 26/04/2022
tarihinde 100,000 TL, 27/04/2022 tarihinde 38,500 TL, 29/04/2022 tarihinde 53,000 TL, 29/04/2022
tarihinde 12,000 TL, 05/05/2022 tarihinde 36,000 TL olmak üzere toplamda 450.500 TL ödeme
yapıldığını, toplam yapılan ödeme 565,500 TL, dava konusu senedin bedeli ise 500,000 TL' olduğunu, davacı her ne kadar yapılan ödemelere senet bedeli olarak bir açıklama girmemiş olsa da; taraflar arasında başkaca bir ticari ilişkinin bulunmayışı ve senette malen şerhinin işlenmiş olması göz önüne alındığında yapılan ödemelerin taraflara arasındaki tek ticari ilişki olan süt alışverişi için olduğunu ve dava konusu edilen senet borcu olduğu son derece açık olduğunu, davacının şirkete değil de şirket ortağına yaptığı ödemelerde ise davalı açıkça ödemenin şirkete ait borç olduğunu açıklama kısımlarına belirtmiş olduğunu, şirket ortağı olan ------ aldığı ödemeleri şirkete aktarmamış olabileceğini, ancak davacı üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek borçlarını zamanından önce ödediğini, davalı şirket tarafından ödemeler
tamamen ya da en kötü ihtimalde kısmen alınmasına rağmen ----- İcra Müdürlüğü
------ esas numaralı icra takibi ile davacı hakkında icra takibine girişilmiş olduğunu ve bazı banka
hesaplarına blokeler konulduğunu, davanın
kabulü yönünde karar verilerek; öncelikle ----. İcra Müdürlüğü -----. Sayılı
dosyanın teminatsız ya da teminatlı olarak durdurulmasını, davacının davalı alacaklıya tamamen borçlu
olmadığının tespitini, bilirkişi incelemesi neticesinde aksi bir tespit olması halinde davacı şirketin davalı
alacaklıya kısmen borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde
bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER : Dava dilekçesi, ----- İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyasının UYAP çıktıları, BA-BS kayıtları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İİK 72 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, ----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına konu takip miktarı nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplandığı, eldeki davanın itirazın iptali davası olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların delilleri toplanarak, davacı şirketin defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: davacı------ yasal ticari defterleri raporun 4.a. bölümünde usul
yönünden incelendiğinde; 2022 yılı GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratları ile
fiziki ortamda tutulan Envanter defterinin noter onayının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin
T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter
kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür.
Davalı ----- huzurdaki davaya katılmadığı, cevap dilekçesi sunmadığı, 08.12.2023 tarihinde Sayın Mahkeme kaleminde yapılan incelemeye katılmadığı, ticari defterlerini ibraz etmediğinden ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır.
Davacının Menfi Tespit Talebi Yönünden: Davacı aleyhine davalı tarafından ---- İcra Dairesinin -----, sayılı dosyasında 14/04/2022 tanzim, 14/07/2022 vade tarihli senet”
açıklaması ile takip 500.000,00 TL tutarında asıl alacak talebine ilişkin dosya kapsamında ve
davacı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davacı şirketin kendi
defter kayıtlarında davalı açık hesabında 2022 yılı sonu itibariyle 1.302.681,66 TL tutarında
alacaklı gözüktüğü, takip dayanağı 500.000,00 TL tutarlı senede ilişkin davacı defterlerinde
davalı açık hesabına herhangi bir borç, alacak kaydının bulunmadığı görülmüştür. Sayın Mahkemenin talebiyle dosya kapsamınca celp edilen ve raporun 4.c.1 bölümünde
karşılaştırmalı olarak incelenen BA/BS formlarında davacı ----- 2022 yılında 7 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 3.200.218,78 TL tutarında
davalı ------ “alım” davalı şirketinde aynı
tutarda davacı şirkete “satış” gerçekleştirdiğine ilişkin bağlı bulunduğu vergi dairesi
müdürlüğüne bildirimde bulunduğu, tarafların BA/BS bildirimlerinin uyumlu ve bu bildirimlerin
davacının incelenen defterlerinde davalı lehine alacak kaydettiği faturalardan ibaret olduğu tespit
Edilmiştir. Davacının dava dilekçesinde iddia ettiği dava dışı ----- hesabına yapılan ödemeler
raporun 4.c.2 bölümünde incelenen davacının ----- bankası hesap hareketlerinden “----Adına cari ödemesi” açıklaması 450.500,00 TL ve ------. hesabına 115.000,00 TL olmak
üzere toplamda 565.500,00 TL tutarındaki ödeme hareketlerinin tespit edildiği, tüm bu
ödemelerin davacının raporun 4.a. bölümünde incelenen defterlerinde davalı aleyhine borç kaydetmiş olduğu işlemler olduğu görülmüştür.
Tüm bu tespit ve incelemeler çerçevesinde; davacı şirketin incelenen kendi defter kayıtlarında
davalı açık hesabından 1.302.681,66 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, takip dayanağı
500.000,00 TL tutarlı senede ilişkin ise davacı defterlerinde davalı açık hesabına herhangi bir
borç, alacak kaydı yada “500.000,00 TL tutarlı 14/07/2022 vade tarihli senet” açıklamasını içeren
bir kayıt bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda davacının menfi tespit
talebine ilişkin nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu
görülmüştür.Yukarıda yapmış bulunduğum açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK’ nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatini bildirmiştir.
Davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmıştır. ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nce talimat ile alınan davalı şirketin defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, davalının ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada Talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasında görülmekte olan Menfi Tespit davasında, ticari davalı -----Şirketi’ nin ticari defterlerinin usulüne uygun
tutulmuş olup olmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava ve icra takibinin dayanağı olan
senedin ticari defterlere kaydedilip kaydedilmediği ve taraflar arasındaki alacak borç durumlarının
tespiti açısından, dava dosyasında mevcut belgeler ile davalı şirket tarafından dava dosyasına ibraz
edilen ticari defterler üzerinde inceleme yapılmıştır.
Davalı------ ticari defter ve kayıtlarının
incelenmesi:
Davalı tarafından dava dosyasına ibraz edilen 2022 yıllarına ilişkin ticari defterler incelenmiş olup,
V.U.K. ve T.T.K. nun ilgili yasa hükümleri uyarınca ticari defterlerin açılış tasdikleri ile kapanış
tasdikinin yasal sürelerde yapıldığının, kayıt nizamının V.U.K. ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel
Tebliğleri hükümlerine istinaden usulüne uygun olduğunun ve defterlerin birbirini teyit ettiğinin
görülmüş olması nedeni ile takdiri Mahkemeye ait olmak üzere HUMK 222.maddesinde belirtilen
diğer şartların da gerçekleşmiş olması halinde, ticari defterlerin davalı lehine delil teşkil ettiği sonuç ve
kanaatine varılmıştır.
Borç – Alacak Tespiti:
Dava ve takip konusu olan tarafların beyanlarında bahse konu senet dosyada görülmemiş
davalının ticari defterlerine kayıt edilmemiştir.
7 adet toplam 3.370.888,93.- TL tutarlı Satış faturasının ----. hesabına borç kaydedilmiştir.
Davacı -----. 484,943,42.- TL Alacaklı olduğu
görülmüştür.Takdir Mahkemenize ait olmak üzere yukarıda açıklanmaya çalışılan konular, ------ Esas nolu
dava dosyasında mevcut belgeler ile dava dosyasına ibraz edilen ticari defter kayıtları üzerinde yapılan
inceleme sonucunda tespit edildiğini bildirmiştir.
"...Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ----Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça; 14/04/2022 tarihi ile 14/07/2022 tarihleri arasında taraflar arasında süt alışverişi için aynı tarihi ihtiva eden bedeli malen ahzolunmuştur ibareli senelerin düzenlendiği, davacı şirketin davalı şirketten süt ve süt ürünleri aldığı, borcun bir kısmının davalı şirkete bir kısmının ise davalı şirket ortağına ödendiği, davalı şirkete borcunun kalmamasına rağmen davalı tarafça aleyhlerine ----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı iddiası ile eldeki menfi tespit davasını açtığı, davalı tarafın dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. Borçlu, borcu olmadığı veya borcun itfa veya ihmal edildiğini yalnız resmî veya imzası (alacaklı tarafından) ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edebilir (İİK m. l69/a-1, c.2). Borcun itfa edildiği itirazı, ödeme, ibra, her çeşit af terkin ve takas gibi sebeplere dayanır. Borçlu, borcu ödediğini banka havale makbuzu veya dekontu ile de ispat edebilir (----).İcra ve İflas Kanunu’nun “İtirazın incelenmesi” başlıklı 169/a maddesinin 1. fıkrası “İcra mahkemesi hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hakimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.” hükmünü içermektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2019 tarihli ve ------sayılı kararlarında da benimsendiği üzere İİK’nın 169/a maddesi uyarınca ödeme belgesinde senedin vade, tanzim tarihi ve miktarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır.Somut olayda; davalı alacaklı tarafından 14/04/2022 tanzim, 14/07/2022 vade tarihli ve 500.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak borçlu aleyhine -----. İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı görülmüştür. Eldeki davada, davacı borçlu banka dekontlarını sunarak takibe konu senet bedelini ödediğini, bu sebeple senedin bedelsiz kaldığını ve senet nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürmüştür. Sunulan dekontların incelenmesinde; dekontlarda davacı şirketin "------ adına cari ödemesi" açıklamasının bulunduğu görülmektedir.
İİK’nın 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
Dekontlardaki açıklamalarda sadece davalı şirket adı ve cari hesap ödemesi belirtilmiş, takip konusu senedin vade veya tanzim tarihlerine bir atıf bulunmadığı gibi dosyada yer alan banka kayıtlarından taraflar arasında birden fazla havalenin yer aldığı, davacı tarafça davalıya para havale edildiği, bir diğer ifadeyle taraflar arasındaki tek ilişkinin dava konusu senet olmadığı anlaşılmış, açıklanan nedenlerle; dekontlardaki ödemelerin İİK’nın 169/a maddesi kapsamında takip konusu senetlere mahsuben yapılmadığının davacı tarafça ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 1.707,75 TL peşin harç ile 7.195,78 TL ıslah harcından mahsubu ile artan 8.288,13 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacılara iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 82.203,94 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa iadesine,Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.