T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/429 Esas
KARAR NO: 2025/720
DAVA: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 18/11/2022
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkilinin ------ tarihinde finansal kiralama sözleşmesi ile kiraladığını, traktörün malikinin ihbar olunan -----olduğunu, aracın zilyetliğini bulunduran davacının ---- şirketinden aldığı muvafakat doğrultusunda davayı açtığını, dolayısıyla ticari işin ----- gerçekleşmesinden dolayı davanın ticari nitelikte olduğunu, traktörün sıfır olarak sahibine tesliminden sonra ardı ardına gerçekleşen arızalar nedeni ile birçok parçasının bedeli karşılığında tamamen değiştirildiğini, yapılan onarımlar sonucunda arızalarının giderilmediğini,---- yaptığını, ancak yetkili servisin eksik bakımı sonrasında zararın oluştuğunu, buna rağmen tamir masrafı adı altında tahsil edilen 108.000,00 TL’nin müvekkilinden haksız yere tahsil edildiğini ileri sürerek, ---- bulunmasından dolayı misliyle değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması durumunda şimdilik ------satış kuru karşılığı üzerinden iadesine, ihtar ve ihbar tarihleri olan 10.09.2021’den itibaren başlayacak şekilde yabancı paralara uygulanan ilgili dönemlere ilişkin olarak devlet bankalarının yabancı parayla açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranları ile belirlenecek faizin tahsiline, bunların da mümkün görülmemesi halinde traktördeki zararların tespiti ile ücretsiz onarımda bulunulmasına, buna karar verilmesi durumunda geçerli olmak üzere traktörde oluşan değer kaybı tazminatının avans faizi ile birlikte tahsiline, 18.08.2021 tarihinde haksız yere ödenen 108.000,00 TL’nin onarım ücretinin şimdilik 1.500,00 TL’sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile iadesine, 11.10.2021 gününden itibaren karar tarihine kadar geçecek sürede traktörün kullanılmaması nedeni ile ekim, dikim ve biçim işlerini gerçekleştirmeyen müvekkili lehine aynı model ve nitelikteki traktör ücretinin şimdilik avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----- cevap dilekçesinde özetle; satım sözleşmesinin tarafı olup traktörün sahibi olan ----- şirketi ile müvekkilinin tacir sıfatına haiz olduklarını, aralarında imzalanan garanti sözleşmesi ile ---- Mahkemelerinin yetkisinin düzenlendiğini, bu yetki sözleşmesi gereğince öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini, aksi durumunda kiracı sıfatı olan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkiline ayıp ihbarında bulunulmadığını, zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, üretim hatasının söz konusu olmadığını, kullanıcı hatasından kaynaklanan sorunların bulunduğunu, garanti sözleşmesi kapsamında davacının taleplerinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ------ beyan dilekçesinde özetle; davanın temelini oluşturan arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığını, traktörün çok gelişmiş teknolojik ürün olması nedeni ile oluşan arızaların nedenlerinin traktörün beyin kayıt sisteminde açıkça kayıtlı olduğunu, bunun asla değiştirilemeyeceğini, bilirkişi incelemesi ile bu durumların anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılardan---- maliki olan ihbar olunan ----- arasında imzalanan satım sözleşmesinin eki olan garanti sözleşmesi ile finansal kiralama sözleşmesinde yetki şartı olarak----yetkili olduğunun düzenlendiği, davacının ------- aldığı muvafakat ile davayı açtığı, HMK'nin 17. maddesine göre, tarafların tacir olmaları halinde aralarında doğmuş ve doğacak uyuşmazlıklarda bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilecekleri, tarafların sözleşmeyle yetkili kıldıkları mahkeme yanında kanunen yetkili olan genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini istemeleri halinde, bunun sözleşmede belirtilmesi gerektiği, aksi halde, davanın yalnızca yetki sözleşmesiyle belirlenen mahkemede açılacağı, satım sözleşmesinin tarafları arasında yetki sözleşmesi olduğundan ve davalı tarafça süresi içerisinde bu husus ileri sürüldüğünden, bahsi geçen yetki sözleşmesi gereğince yetkili mahkemenin ----- Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından, davanın usulden reddini talep etmiştir.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, dava konusu aracın ayıplı olduğu iddiası ile açılan malın misli ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde paranın iadesi istemine ilişkindir.Dosyanın ------Karar sayılı yetkisizlik kararı ile geldiği, Mahkememiz esas defterinin ---- sırasına kaydı yapıldığı görülmüştür.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda;Uyuşmazlığın, -----gizli ayıp bulunup bulunmadığı, varsa ayıptan davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı, davacının dava dilekçesindeki terditli taleplerini talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı tespit edilmiştir.HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.---- tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.6102 sayılı TTK 'nun 4. maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede altı bent halinde sayılan davalar, ticari dava sayılır. Taraflardan biri, tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Zira, TTK' nda ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlenmiştir.6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile Değişik 6102 sayılı TTK' nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı TTK’ndan ve 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde; davacının çiftçi sıfatıyla dava konusu traktörü leasing sözleşmesi ile kiralamış olsa da kullandığı traktörü ------ vasıtasıyla finansal kiracı yönünden sadece zilyetliğini elinde bulundurduğu, dava konusu traktörün maliki ------ olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan leasing sözleşmesi ile davacının finansal kiracı sıfatıyla yedinde bulundurduğu bu nedenle de eldeki davanın ticaret mahkemeleri görev alanına girdiği iddia olunmuş ise de, deliller incelendiğinde; davacının ----- tarihli leasing sözleşmesi ile 61 ay süre ile davaya konu traktörü kiraladığı, traktörün tescil kayıtlarının incelenmesinde ---- tarihinde aracın davacı adına tescil edildiği görülmüştür. Eldeki davanın açılış tarihi ---- olup, dava açılış tarihinde araç mülkiyetinin kiralama şirketinde değil davacıda olduğu, davacının tacir olmadığı, nitekim davacı vekilinin de davacının tacir olduğu iddiasında bulunmadığı, buna göre her iki tarafın da tacir olması nedeni ile nispi ticari davanın bulunmadığı gerekçesi ile eldeki davaya bakmakta mahkememizin görevli olmadığı kanaati ile görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere ------Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 08/10/2025