T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/468 Esas
KARAR NO: 2025/675
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/07/2024
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, davalı şirkete ----- fatura no.lu
1.035.360,79 TL bedelli faturaya istinaden çeşitli imalat ve kurulum edimlerini yerine getirdiğini, davalı şirketle olan 16.08.2023 tarihli mailler aracılığı ile yapılan yazışmada, davalı şirket sorumlusu tarafından "faturada sorun yoktur" denilerek, faturaya onay verildiğini, yine 16.08.2023 tarihli olan bir başka mailde de davalı taraf "29.159 EUR+ KDV" olarak rakamı onayladıklarını, (KDV dahil tutar 34.992,00 Euro olarak --------- olarak hesaplandığını ve
1.035.360,79 TL olarak, fatura karşılıklı anlaşılmış olan tutar üzerinden düzenlenmiştir.) Faturaya herhangi bir itirazın yapılmadığını, aksine fatura ve tutarın davalı/borçlu tarafça onaylandığını, Davalı taraf -----düzenlendiğini, davacıya gönderilen formda genel toplam 34.992,00 Euro olarak davalının kendisi tarafından gösterildiğini ve onaylandığını, Fatura bu onaylar
alındıktan sonra tam ve eksiksiz olarak Sipariş Formundaki ve e-postadaki tutara uygun olarak hazırlandığını, Davacı tarafından ticari faaliyet ile ilgili -----irsaliye numaralı iki adet e-irsaliye düzenlendiğini, Davalı taraf, davacıyı ticari faaliyetlerini sekteye uğratacak şekilde uzun süredir çeşitli bahanelerle oyalamakta olduğunu, takibe itirazda kötü niyetli olarak Zaman kazanma ve davacı firma alacağını hiç etme amacında olduğunu, faturaya itiraz edilmediğini, üstelik 02.10.2023 tarihinde 684,417,50 TL'lik bir kısmi ödeme davalı firma tarafından yapıldığını, yapılan itirazın yersiz olduğunu, ödemeye ilişkin banka dekontu ve hesap kayıtlarının mevcut olduğunu, taraflar arasında tek bir ticari faaliyet ve buna istinaden düzenlenmiş tek bir faturanın bulunmadığını, başkaca bir ticari faaliyet içerisinde olunmadığını, Tüm bu sayılan ve mahkemenize sunulan deliller çerçevesinde taraflar arasında cari açıdan mutabakata varılmış olduğunu, davacı firma ticari faaliyet ile ilgili tüm edimlerini yerine getirdiğini, son olarak 26.03.2024 tarihinde e-posta yolu ile bakiye
alacağın (1.035.360,79 TL tutarlı faturanın, 684,417,50 TL tutarlı ödemeden sonra kalan 350.943,29 TL'lik kalan kısmı) ne zaman ödeneceği ile ilgili bilgi istendiğini, 29.03.2024 tarihinde davalı firma muhasebe müdürü tarafından "bakiyenin bayram öncesinde kapatılacağı" bilgisi verilmiş olduğunu, ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığını, yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, davacı şirketin ------ bedelli faturaya istinaden tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, ancak davalı taraf yalnızca 02.10.2023 tarihinde 684,417,50 TL'lik bir kısmi ödeme yaptığını, Bakiye kalan tutar için yapılan görüşmeler ve yazışmalar sonucu davacıyı sürekli oyaladığını, başlatılan icra takibine de kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, haklı davalarının kabulünü, davalının yargılamaya konu icra takibine yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile -------sayılı dosyasından icra takibinin devamını, takibe kötü niyetli olarak itiraz
eden davalı/borçlu aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;
Davacının iddia ve beyanları gerçeği yansıtmadığını, davacının iddia isnat ettiği vakıaların da gerçek dışı olduğunu, davacının
beyan ve talepleri tamamen hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının dava ve taleplerini tamamen gerçek dışı iddia ve isnatlara dayandırıldığını, davacı içinde bulunduğu haksız durumdan sayın mahkemeyi yanıltmaya yönelik gerçek dışı beyanlarla kurtulmak istediğini, Davalı şirketin, --------sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız takip alacaklısına, mezkûr ödeme emrinde belirtilen ve icra takibine konu edilen tutarda herhangi bir borcunun bulunmadığını, Bu nedenle sayın mahkemeniz huzurundaki davayı kötü niyetle ikame etmiş olduğunu, haksız ve hukukî dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama Giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,-------sayılı icra dosyası ----çıktıları, tarafların ----- kayıtları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.Davanın İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, celp edilen -------sayılı dosyasının incelenmesinde; faturaya dayalı olarak 350.943,29 TL asıl alacak, 26.900,00 TL (11.600,00 TL+15.300,00 TL)Takip Öncesi İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 377.843,29 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın süresi içerisinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki ticari iş nedeni ile kesilen faturanın takibe dayanak yapılan kısmı nedeni ile davalı aleyhine başlatılan-------Sayılı dosyasında davalının borçlu olup olmadığı, yapılan işlerin eksik veya ayıplı olup olmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile, raporun 4.a.1. bölümünde davacı ------ yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2023 ve 2024 yıllarında fiziki ortamda tutulan Envanter defterlerinin noter açılış ve kapanış onayları ile aynı yıllara ilişkin elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi
lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Raporun 4.a.2. bölümünde, davalı ----- vekilinin davalı tarafa ait ticari defterleri sunmak için Sayın Mahkemeden 2 haftalık süre talep ettiği, bu kapsamda davalı vekilinin 17.03.2025 tarihli beyan dilekçesinde; “… İşbu dilekçe
ekinde hazır bulunan kayıtları sayın mahkemenize sunmaktayız. Ayrıca şirketimize ilişkin e-defter ve kayıtları ayrıca (dosyaların hacmi sebebiyle) USB bellek ile ön bürodan sayın mahkemenize ibraz
edeceğiz…” Şeklinde belirtildiği, Sayın Mahkemenin vermiş olduğu süre dikkate alındığında Mahkeme kaleminde yapmış olduğumuz kontrollerde davalı vekilinin uyap sistemi üzerinden
“Muavin hesap” başlıklı hesap hareketlerini sunmuş olduğu, ancak yasal ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yer almadığı, Mahkeme kaleminde herhangi bir -----bellek bulunmadığı görülmüştür. Davacının Alacak Talebi Yönünden: Davacı----- takip dosyasındaki 350.943,29 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin yapılan mali inceleme neticesinde; davacı/alacaklının raporun 4.b.1. bölümünde incelenen kendi ticari defter kayıtlarında; davalı
açık hesabında 28/03/2024 takip tarihi itibariyle 350.943,29 TL tutarında alacaklı, aynı şekilde raporun 4.b.2. bölümünde incelenen davalı şirketin “Muavin Defter” kayıtlarında davacı tarafa takip tarihi itibariyle 350.943,29 TL tutarında borçlu gözüktüğü, tarafların defter kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, takip dayanağı faturanın tarafların ticari defterlerinde lehte ve aleyhe borç/alacak olarak kayıtlı olduğu görülmüştür. Öte yandan; raporun 4.c. bölümünde her iki tarafın ----bildirim formları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; davalı şirketin --- yılında davacı ---- 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 862.800,66 TL tutarında ---- yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, aynı şekilde davacının davalı---- yılında 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 862.800,66 TL tutarında----ilişkin bildirimde bulunduğu, her iki tarafın ---- bildirimlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu, --- bildirimine konu edilen faturanın takip dayanağı açık hesap bakiyesini oluşturan faturadan ibaret olduğu görülmüştür.
Hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere “alım” olarak kendi aleyhine bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan etmeyeceğinden ve kendi ticari defterlerinde kendi aleyhine borç olarak kaydetmeyeceğinden, işbu fatura içeriği malların davalı tarafa teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacı/ alacaklının -----sayılı takip dosyasındaki 350.943,29 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin az yukarıda tespit ve izah edilen
mali hususlar çerçevesinde aksi ispat edilinceye kadar davacı/alacaklı yönünden ispat karinelerin oluştuğunun söylenebileceği, davalının savunmasında davacının "Hatalı ve
Yapılamayan ------ ve çok sayıda ihmal ve kusurunun bulunduğu” iddiasına ilişkin dosya kapsamında, herhangi bir tespit, ihbar, ihtar vs somut bir belgeye rastlanmadığı, hiç şüphesiz
nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır. Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı şirketin müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı kanaatlerini göndermiştir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından, ------- bedelli faturanın düzenlenmiş olduğu, davalının fatura nedeni ile kısmi ödeme yaptığı, 350.943,29 TL'lik kısmın ödenmediği iddiası ile davacının davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının borca, faize ve takibe itiraz etmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, taraflar arasında hizmet ilişkisi olduğuna dair bir ihtilafın bulunmadığı anlaşılmıştır.Öncelikle tarafların tarafın ticari defter ve kayıtları bilirkişi marifeti ile incelenmiş, bilirkişi raporunda; davacı/alacaklının raporun 4.b.1. bölümünde incelenen kendi ticari defter kayıtlarında; davalı açık hesabında 28/03/2024 takip tarihi itibariyle 350.943,29 TL tutarında alacaklı, aynı şekilde raporun 4.b.2. bölümünde incelenen davalı şirketin “Muavin Defter” kayıtlarında davacı tarafa takip tarihi itibariyle 350.943,29 TL tutarında borçlu gözüktüğü, tarafların defter kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, takip dayanağı faturanın tarafların ticari defterlerinde lehte ve aleyhte borç/alacak olarak kayıtlı olduğu görülmüştür. Öte yandan; raporun 4.c. bölümünde her iki tarafın ------- bildirim formları karşılaştırmalı
olarak incelendiğinde; davalı şirketin ----yılında davacı -----adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 862.800,66 TL tutarında ---formu ile “alım” yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, aynı şekilde davacının davalı ----- yılında 1 adet fatura karşılığı ---- formu ile “satış” yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, her iki tarafın ---- bildirimlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu,---- bildirimine konu edilen faturanın takip dayanağı açık hesap bakiyesini oluşturan faturadan ibaret olduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya --------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." -------- sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Davaya konu somut olayda, takip dosyasına konu edilen faturaların usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu davalı ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Bu haliyle hizmetin verilmediğini veya borcun ödendiği iddiasını davalının ispatlaması gerekmektedir. Nitekim, hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere “alım” olarak kendi aleyhine vergi dairesine beyan etmeyeceğinden ve kendi defterlerine kendi borcu olarak kaydetmeyeceğinden işbu fatura içeriği mal/hizmetin davalı tarafa teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmek zorunda olduğu sabittir.Açıklamalar sonrasında; davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan takip konusu faturalara ilişkin ödeme yaptığını ispat edemediği, davacının faturadaki alacağı hususunda haklı olduğu anlaşılmış ancak davalı taraf takip öncesinde temerrüde düşürülmediğinden ve somut uyuşmalıkta TTK 1530 hükmü uygulama bulamayacağından davacının takip öncesi işemiş faiz talep edemeyeceği kanaati ile davanın asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı taraf icra inkar tazminatı da talep etmiş olup; alacağın kaynağının fatura olduğu dikkate alınarak alacağın likit olduğu, hükme esas alınan miktar yönünden de davalının itirazında haksız olduğu nazara alınarak asıl alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmek suretiyle aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi
yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalının -----Esas sayılı takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 350.943,29 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipte belirtilen cins ve oran üzerinden faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Asıl alacak olan 350.943,29 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 23.972,94 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 6.452,62 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 17.520,32 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ile 6.452,62 TL peşin harç olmak üzere toplam 6.880,22 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan ve yargılama gideri olarak kabul edilen 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin kabul-red oranı dikkate alınarak 3.343,70 TL'sinin davalıdan tahsili, 256,30 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-Davacı tarafça yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 468,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 6.468,00 TL yargılama giderinin kabul-red oranı dikkate alınarak 6.007,52 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar yönünden hesaplanan 56.150,93 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı taraf karar tarihinde kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden hesaplanan 26.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının HMK 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde----- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 24/09/2025