T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/626 Esas
KARAR NO: 2025/630
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/09/2023
KARAR TARİHİ: 17/09/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan sözlü mutabakat gereği; müvekkili şirkete ait -----marka aracın davalı ---- devri, buna karşılık ----organik bağı olan davalı şirket ------ marka aracın da müvekkili şirkete devri konusunda tarafların anlaştığını, müvekkili şirketin, ---tarihli noter satış sözleşmesi ile edimini yerine getirerek ---- plakalı aracı davalıya devrettiğini ancak davalıların edimlerini yerine getirmediğini, söz konusu ---- marka aracı müvekkil şirkete devretmediğini, bu takas işleminden kaynaklı alacağa ilişkin olarak, taraflarınca -----sas sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine takip açıldığını, davalıların itirazı üzerine görülen ------- esas sayılı itirazın iptali davasında ise, davalılar arasındaki organik bağın tespit edildiğini, davacı müvekkili şirketin haklılığı ve davalıların sözleşmeye aykırı davrandıklarının teyit edildiğini, bahse konu itirazın iptali davasının kabul edilerek kesinleştiğini, icra dosyasından müvekkili şirketin devrettiği aracın devir tarihine göre de belirlenen bedel tahsilatının da gerçekleştiğini, ancak söz konusu mutabakata aykırı davranan davalıların, tüm bu zaman zarfında, hem devretmedikleri ----- marka aracı hem de müvekkili şirketin kendilerine devrettiği -------- marka aracı kullanmaya, tasarrufta bulunmaya devam ettiklerini, açık bir şekilde haksız kazanç elde ettiklerini, buna mukabil müvekkili şirketin ise elindeki araçtan da olup zarara uğradığını belirterek davanın kabulüyle, müvekkili şirketin bahse konu sözleşmeden ----plakalı aracından kaynaklı ve kesinleşmiş mahkeme kararı ile de ortaya çıkan aracın devir tarihi ile işbu dava tarihi arasında tespit edilecek menfi zararının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek devir tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkillerine karşı açılan davanın reddi gerektiğini, davacı yanca açılan ---- esas sayılı dava dosyasında karara bağlanan hususun; ------ plakalı aracın bedeli olarak bilirkişilerce ve nihayetinde de mahkeme tarafından belirlenen bedelin tazmini olup, müvekkilleri tarafından bedel tazmininin sağlandığını, işbu davadaki taleplerin konusuz kaldığını, davacı yanca haksız menfaat temini elde etmek amacını taşıyan davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde talep ettiği hususun açık ve net olmadığını, davacı tarafça menfi zarar hesabı üzerinden tazminat talep edilmekteyse de bu zararın kaynağı ve ölçütünün belirli olmadığını, davacı yanın, dava konusu zararı hakkında somut olarak ortaya koymadığını, iddia edilen tek hususun aracın devri gerçekleşmese idi zarara uğramayacak olmaları olsa da bu devir bakımından müvekkillerinin hali hazırda tazminat ödediklerini ve zararı kapattıklarını, menfi zarar talebinin hukuka aykırı olduğunu, 4-) Menfi zarar hesabının sözleşmenin yerine getirilmesi güvenine dayanarak kaçırılmış elverişli fırsatlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, başka bir anlatımla davacı, sözleşmeye konu malı davalıdan almayıp, bir başkasından alma olanağı varsa (kaçırılan fırsat) başkasına yapacağı varsayılan ödeme ile sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle aynı miktarda ki aynı malı almak için ödemek zorunda kaldığı tutar arasında ki farkı, yani menfi zararını isteyebileceğini, davacı yan ile müvekkilleri arasında sözleşme ile ticari araç alım satımı işlemlerinin; davacının ------- plakalı aracının devir yaptığı işlemlerden biri olduğunu, tek başına davacı yanca menfi zarar tazmini gibi tazminat davası konusu haline getirilemeyeceğini, kaldı ki; davacı yanca; Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre menfi zarar hesabı konusunda sözleşmeye duyulan güvene dayanılarak kaçırılmış bir elverişli fırsatın var olduğunun ortaya konulmadığını, davacı tarafın sözleşmeye duyulan güven nedeniyle kaçırmış olduğu fırsatların varlığının meçhul olduğunu, başka bir anlatımla, davacı sözleşmeye konu olan ticari aracı davalı/lardan almayıp da, başka bir şirketten/kişiden alma olanağı varsa (kaçırılan fırsat) o şirkete/kişiye yapılacağı varsayılan ödeme ile sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeni ile aynı aracı almak için ödemek zorunda kaldığı tutar arasında farkı, yani menfi zararını isteyeceğini, böyle bir somut dayanağın dosyada bulunmadığını belirterek haksız ve yasal dayanaklardan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, davacı tarafından davalıya devri yapılan aracın devir tarihi ile dava tarihi arasındaki değer farkının davalılardan tazmini istemine ilişkindir. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.---------esas sayılı dosyasının --- celp olunarak yapılan incelemesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine---- esas sayılı dosyası ile -----işlemiş faiz olmak üzere toplam alacağın tahsili istemi ile başlatılan takibe itirazın iptali davası olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen --- tarihli karar ile davanın kabulü ile davalıların -----esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline, asıl alacak ---- işlemiş faiz olmak üzere toplam ---- üzerinden takibin devamına, kabulüne karar verilen asıl alacağa ilk takip tarihi olan ---- tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari reeskont faizi uygulanmasına, kabulüne karar verilen alacağın asıl %20'si oranında olan---- icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği ve kararın---- tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; ----- dava dosyasına konu edilen araçların deevri nedeni ile uğranılan zarar noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez ---- tarihli bilirkişi kök raporu ve ---tarihli ek rapor tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi kök raporunda özetle; raporda “uyuşmazlığın irdelenmesi” başlığı altında (1) sayılı bentte tanıtılan uyuşmazlık konularının bağlandığı teorik sorun (2) sayılı bentte tanıtılarak, somut olay özelinin (3) sayılı bentte yapılan incelemesine göre; davacının davalılara Noter'de devrettiği araç bedelini bilahare mahkeme kararıyla rayiç bedel tespit edilerek tahsil edilmesine göre, müspet zararını tazmin ettiği; müspet zararı tazmini halinde, ayrıca menfi zararın istenemeyeceği; buna karşılık talepte bu yönde anlatım bulunmamakla beraber, geçersiz takas akdi sebebiyle davalıların devretmediği aracı yerine aynı tarihte daha elverişle ve daha uygun bir aracı kaçırdığını ispatlamak suretiyle menfi zararını isteyebileceği; ancak bu yönde talep bulunmadığı gibi anılan hususunda somutlaşmadığı, raporda “uyuşmazlığın irdelenmesi” başlığı altında davacının menfi zarar olarak ileri sürdüğü satışa konu aracın bedelinin mahkeme kararıyla tahsil ettiği tarih ile aynı aracın anılan tarihteki değeri arasındaki farkın munzam zarar talebi olarak mahkemece re'sen nitelenmesi mümkün bulunduğunun benimsenmesi ihtimalinde; raporda (3/B-a) sayılı bentte tanıtılan yüksek yargı uygulamasına nazaran munzam zararın somutlaşmadığı; soyut yönteme göre hesaplama yapılması halinde karar altına alınan ----- 5 değişik ekonomik parametre ortalamasına göre ulaştığı alım gücü olan ---- nazaran, davacının takibindeki elde ettiği takip öncesi ve sonrasında elde ettiği faizler ve inkar ödencesiyle birlikte ana parasının ulaştığı --- tenzili sonrasında faizle karşılanmamış zararının ---- olduğu; davacının istem biçimi olan araç değerine göre munuzam zararın ise, kararın kesinleştiği ------ tarihinde aracın cari piyasa değeri olan ---- nazaran, takip öncesi ve sonrasında elde ettiği faizler ve inkar ödencesiyle birlikte ana parasının ulaştığı ---- tenzili sorusunda faiz ile karşılanmamış zararının---- olduğu; işaret edilen hususlar ile tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere kanaatlerini bildirmişlerdir. Dosyada mübrez bilirkişi ek raporunda özetle; takas akdinin karşı edimi olan ---- marka tipi----itibariyle rayiç değerinin ---- olduğu; satış tarihi----- itibariyle taraflar arasındaki mutabakatın piyasa şartlarına uygun olduğu; davacının ---- daha altında bir fiyatla -------satın alma imkânı bulunduğunu ve davalılar yüzden bu fırsatı kaçırdığına ilişkin delilin dosyada bulunmamasına göre, menfi zararın da oluşmadığı; işaret edilen hususlar ile kök rapordaki kabul biçimine göre yapılan değerlendirme ile tüm delillerin takdiri vehukukideğerlendirmenin mahkememize ait olmak üzere kanaatlerini bildirmişlerdir.Davacı vekilince dava ıslah edilmiştir.
Dava, TBKnın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir.Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur---------
Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. İkinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir.
--------------- ve Karar sayılı kararında belirtildiği üzere munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerinde olup, alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz------- Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.-----------
Tüm dosya kapsamına göre davacı tarafından dava dilekçesinde kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı, davacının ispata yeter herhangi bir delil sunmadığı, ekonomik koşullar nedeniyle genel ve soyut hususlardan ziyade davacının geç ödeme nedeniyle kendisinin şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olgusunu ileri sürüp ispatlayamadığı, faizin üzerindeki enflasyon artışı davalıya yüklenilemez şayet enflasyon faiz altına inmesi halinde davacıdan faiz iadesi istenemeyecekse tersi durumunda davalıdan da talepte bulunulamaz. Yeter ki davacı mesleki yönden söz konusu parayı zamanında alması halinde faizin çok üzerinde gelir getirici bir işte kullanabileceği ispat etmesi gerekli ancak davacı bu hususu da ispat edemediğinde davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar -----sayılı kararında munzam zarara yönelik yasal düzenlemeye dair pilot karar verilmiş ise de kararın ----- tarihinde resmi gazetede yayınlandığı, karar tarihinin ---- olması sebebiyle bekletici mesele yapılmamıştır.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın, peşin alınan 269,85 TL peşin harç ile 4.590,91 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.860,76 TL'den mahsubu ile bakiye 4.245,36 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3120,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Hüküm tarihindeki tarife uyarınca reddedilen dava yönünden 43.014,04 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden ilgili tarafa iadesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde-------Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 17/09/2025