T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/145 Esas
KARAR NO: 2025/627
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 23/02/2024
KARAR TARİHİ: 17/09/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ----- akdedildiğini ve bu sözleşmelere istinaden dava dışı şirkete krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı ----- bu sözleşmeye müşterek borçlu, müteselsil kefil olarak dahil olduğunu, söz konusu sözleşmenin hükümlerine riayet etmeyen borçlulara ihtarname ile borcun bildirildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine, davalı borçlu hakkında------ esas sayılı dosyası ile asıl alacağın ferileriyle birlikte tahsili için ilamsız icra takibine başlanıldığını, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak tüm borca ve faize itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, borçluların müvekkili bankaya olan borçlarının devam etmekte olduğunu, asıl alacak ve ferilerinin tahsili amacıyla açılan icra takibinde talep edilen anapara, faizler ve tüm ferilerinin tamamen usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı borçlunun icra takibine vaki itirazlarının iptali ile takibin devam edebilmesi için huzurdaki davanın açılmasından evvel arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, ancak taraflar arasında anlaşmanın sağlanamadığını beyan ederek, davalı borçlunun itirazlarının iptal edilerek takibin devamına, davalı borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında var olduğu iddia edilen genel kredi sözleşmesi ----- olduğundan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığından görevli mahkemelerin "Tüketici Mahkemeleri" olması gerekirken cevap dilekçesine konu davanın "Ticaret Mahkemesinde'' açılmış olması sebebiyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinin Tüketici Dava Şartı arabuluculuk olarak görüşülüp devam ettiğinden ve geçersiz hale geleceğinden usulüne uygun bir arabuluculuk faaliyeti olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, her ne kadar davacı taraf, dava dilekçesi ile müvekkiine ihtar çekildiğini iddia etmiş ise de ne ödeme emrinde ne de dava dilekçesinde bu evrakların yer almadığının anlaşıldığını, ayrıca ödeme emrinde borcun sebebi gösterilmediğini, dayanak belgelerin de ödeme emri ekinde müvekkiline gönderilmediğini, davalı müvekkiline borcun kat edildiğine dair bir ihtarname çekilmediğini ve dolayısı ile var olduğu iddia edilen borcun ödenmesi hususunda kanuna uygun bir süre verilmediğini, bu durumun öncelikle HMK m.25 taraflarca getirilme ilkesi, buna müteakip HMK m.27 hukuki dinlenilme hakkının gereği olduğunu, dava dilekçesinin ekinde yer alan genel kredi sözleşmesi incelendiğinde sözleşme metninde müvekkilin kefil olarak imzasının bulunmadığını, dolayısı ile iddia edilen sözleşmedeki kefil imzasının müvekkiline ait olmadığını, imzaya ayrıca ve açıkça itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacı bankaya hiçbir borcunun bulunmadığını, iddia edilen borcu, faizlerini ve tüm fer'ilerini de kabul etmediklerini, davacı bankanın, takipte kefil olduğu iddia olunan müvekkili -------- başvurmuş olup, asıl borçluya karşı takip başlatıp alacağın semeresiz kaldığını belirlemeden davalı müvekkili hakkında takibe geçmesinin kanuna ve usule aykırılık teşkil ettiğini, var olduğu iddia edilen genel kredi sözleşmeleri tüketici işlemi olduğundan, ödeme emri ile talep edilen faiz miktarının da hatalı ve fahiş olduğunu, bu hususta işlemiş ve işleyecek faizin de hukuka aykırı olduğunu, takibe itirazın bu yönüyle de haklı olduğunun anlaşılacağını, zira taraflar arasında ticari bir iş ve ilişki olmadığından %29,9 oranındaki yıllık faiz talebinin haksız olduğunu belirterek öncelikle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, aksi kanaatte ise; davacı tarafın haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini, icra takip alacaklısı bankanın, takibinde açıkça haksız ve kötü niyetli olduğundan alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacı banka aleyhine ve müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
----- esas sayılı takip dosyasının ---- celp olunarak yapılan incelemesinde; davacının davalı aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı olarak "Tahsilde tekerrür etmemek, Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca kısmi ödemeler öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmek kaydıyla, --- numaralı taksitli ticari krediler ile---- numaralı borçlu cari hesap kredisi ve -------asıl alacak tutarına yıllık ve %29,90 oranından işleyecek temerrüt faizi, temerrüt faizinin %5 gider vergisi, avukatlık ücreti, icra harç ve masraflarıyla birlikte tahsili talebiyle” toplam 251.104,80 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, davalının yasal süresi içerisinde borca itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda davanın, İİK'nun 67. Madde gereğince açılan itirazın iptali davası olduğu, davacı bankanın dava dışı---- genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırdığı, davalının kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile sözleşmeleri imzaladığı, davacının bankanın şirkete ve kefile karşı icra takibinde bulunduğu, takibin süresi içinde yapılan itiraz ile durduğu, iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, taraflar arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi yönünden bir ihtilafın bulunmadığı; uyuşmazlığın, takip konusu alacağın doğup doğmadığı, takibe konu faizin sözleşmeye uygun olup olmadığı, kefalet sözleşmesinin geçersiz olup olmadığı ve kefalet sözleşmesi geçerli kabul edilirse o takdirde de davacı bankanın takip anında alacağın miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez ----tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; davacı ---- davalı - müteselsil kefil ----- takip tarihi itibariyle, dava dışı-----numaralı taksitli ticari krediler ile ----- numaralı borçlu cari hesap kredisi ve ----numaralı -------- krediden kaynaklanmış; ---- gider vergisi ---- olmak üzere toplam ----- alacağının olduğu, davacının, “takip tarihi itibariyle” hesaplanan alacağının ------- olduğu, davacının icra ödeme emrinde yazılı alacak talebinin ise, 251.104,80 TL (asıl alacak) olduğu, davacının faiz ve BSMV talebinin olmadığı, neticeden davacının talebi ile bağlı olduğu, davacının, “icra ödeme emrinde yazılı” alacak talebinin ------- davacının hesaplanan alacağının, taraflar arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi'nin kapsamına uygun olduğu ve Kredi Genel Sözleşmesi'nin “Delil” başlıklı 16. maddesine göre banka kayıtlarının incelenmesi suretiyle tespit edildiği, davalının imzaladığı kefalet sözleşmesinin, ait olduğu Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerinde belirtilen hususları içerdiği ve kefaletinin geçerli olduğu, davacı---- ile dava dışı------ arasında, davalı -------- müteselsil kefaleti ile imzalanan Kredi Genel Sözleşmelerinin “Temerrüt Faiz Oranı” başlıklı 12. maddesi ile taraflar arasında temerrüt faizinin, yasalara uygun biçimde serbestçe belirlendiği, tahsilde tekerrür oluşturmamak ve Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca; takip tarihinden sonra yapılabilecek kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu sağlanmak kaydıyla, dava dışı ---- kullandırılan ----numaralı taksitli ticari krediler ile ---- numaralı borçlu cari hesap kredisi ve ----- numaralı ----- krediden kaynaklanmış; ---- asıl alacak tutarına, takip tarihinden asıl alacağın tamamen ödendiği tarihe kadar, yıllık %29,90 temerrüt faiz oranı üzerinden temerrüt faizi hesaplanmak suretiyle, takibin bu rakam üzerinden devam edeceği, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Kredi sözleşmesinde, bu sözleşmeden kaynaklı ihtilaflarda banka kayıtlarının esas alınacağı düzenlenmiş olup, bu düzenleme delil sözleşmesi niteliğindedir, tarafları bağlar. Elbette, davalının bu kredi gereğince yaptığı ancak takibe konu edilen ödemeler varsa, belgelerini ibraz etmek suretiyle bu hususu ispatlayabilirler, bu ödemelerin banka kayıtlarında yer almaması, banka lehine değerlendirilemez, borçtan mahsubu gerekir. Ancak dosyamızda herhangi bir ödeme iddia edilmiş ya da ispatlanmış değildir. Bu nedenle mahkememizce banka kayıtları üzerinden uzman banka bilirkişisinden rapor alınmış, bilirkişi raporu gerekçeleriyle ve hesaplama şekliyle mahkememizce denetlenmiş olup; kabule şayan bilirkişi raporunda; dava dışı ------- şirketin kredi kullanan olarak diğer davalının ise müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sorumlu olacağı kredi borcunun ödenmediği, bu sebeple banka tarafından hesabın kat edildiği, kat ihtarının davalıya tebliğ edildiği; sonuç alınamayınca icra takibi başlatıldığı belirlenmiş; hesabın kat edildiği tarihteki asıl alacağın davalının temerrüte düştüğü kat ihtarının tebliğ tarihine kadar akdi faiz uygulanıp temerrüt tarihiyle ödenmeyen ve muaccel hale gelen alacağa eklenmek suretiyle asıl alacağın bulunduğu; asıl alacağa takip tarihine kadar da sözleşmesel temerrüt faizinin ve ----uygulandığı; bu şekilde asıl alacağın 251.104,80 TL, olduğu belirlenip rapor edilmiştir. Mahkememizce kabule şayan bulunan bilirkişi raporundaki bu tespitler çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmiş,
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talep ettiği, banka kredilerinden doğan alacağın likit olduğu, mahkememizce hüküm altına alınan asıl alacağa yönelik itirazında haksız olduğu nazara alınarak davacı lehine icra inkar tazminatına da hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜNE,
2-Davalının ------- sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
3-Asıl alacak olan 251.104,80 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı banka harçtan muaf olup dava açılırken harç yatırılmadığından; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL başvurma harcı ile 17.152,97 TL peşin harç olmak üzere toplam 17.580,57 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 1.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi gideri ile tebligat ve müzekkere gideri 296,00 TL olmak üzere toplam 5.296,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Hüküm tarihindeki tarife uyarınca kabul edilen dava yönünden 40.176,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden ilgili tarafa iadesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde-------Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup anlatıldı. 17/09/2025