T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/265 Esas
KARAR NO: 2025/631
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/04/2023
KARAR TARİHİ: 17/09/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalının------- aldığı ihale kapsamında bir kısım işlerin müvekkili şirkete taşere edildiğini; davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine, müvekkili şirket tarafından----- ihtarname keşide edildiğini; ancak davalının cevap vermediğini; bunun üzerine sözleşmedeki tahkim şartı uyarınca başvuru yapıldığını; ----- davacıya ödenmesine karar verildiğini; bu kısmı talepli davadaki hakem kararının kesinleşmesi üzerine, yeniden ----- tarihinde tahkim başvurusu yapıldığını; ikinci başvuruda da ---- tahsiline karar verildiğini; taraflar arasındaki sözleşmenin ----- tarihinde imzalandığını; işin ----- ayında davalı tarafından durdurulması nedeniyle müvekkilini çok fazla borçlanmak durumunda kaldığını; ekonomik olarak zor duruma düşmesi nedeniyle iş makineleri ve arabaların haciz edilerek elinden çıktığını; kardeşlerinden dolar karşılığı borç aldığını; yıllarca ödeyemedi; dolayısıyla elde edilen hakem kararıyla oluşan temerrüt faizini gerçek zararını karşılamadığından bahisle uğradığı zararlar kapsamında şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili ---- tarihli cevap dilekçesinde, özetle; ilk hakem başvurusunun ---- tarihinde yapıldığını; kararın 10 ay gibi süre içinde ----- tarihinde verildiğini; tahkim yargılaması sırasında davacının talep ettiği miktarı ıslah yoluyla ya da ek dava yöntemiyle artırmadığını; davacının iddiasına konu alacak nedeniyle hakem kararını temyiz ettiğinden uzamasında kusurun kendisinde olduğunu; hakem yargılamasının 10 ay sürdüğünü temyiz sebebiyle 11 ay uzadığını, --- tarihinde yapıldığını; 10 ay içinde--- tarihinde karar verildiğini,--------verildiğini, davacının ikinci hakem başvurusunu ilk hakem başvurusundan 5 yıl sonra, ilk hakem kararının kesinleşmesinden 3 yıl 3 ay sonra açtığını; davacının da kanun yoluna başvurduğunu varlığını iddia ettikleri müspet zararın nedenini kanun yolunda uzamasının davacıdan kaynaklı olduğunu; öte yandan Yargıtay uygulamasında davanın uzamasının munzam zarar nedeni kabul edilmediğini; ilk hakem kararında kusurun davacıya ait olduğunun gerekçeli karara geçtiğini; davacı tarafın temyiz taleplerinin reddedildiğini; öte yandan, davacının ilk hakem başvurusunda da işin ödenmeyen bedelini kalem kalem hesaplayıp ----- belirlemesine rağmen, kısmi davasında artırım talebinde bulunmadığını; para alacağının geç ödenmesinin söz konusu olmadığını; davacı alacağının önemli bir kısmının tevkifat kesintisi olduğunu; hakem başvurusu tarihi itibariyle de muaccel halde bulunmadığını; sözleşmenin devamı sırasında davacının hakedişe ilişkin faturaları düzenli olarak kesmediğini; kendi kusuruyla sözleşmenin feshedildiğini; talebin ancak yargılama süreci ile belirlendiğini; davacının borçlusu olduğu icra takip dosyaları nedeniyle ----- ayında 4 dosyadan TİK.m.89/1 hükmü uyarınca haciz ihbarnameleri geldiğini; bu dosyalarda borçlar toplamının ---- olduğunu; ayrıca ------yılında başlatılan diğer 12 adet takip dosyalarından haciz ihbarnamesi geldiğini; takip borçları dikkate alındığında müvekkilinden olan alacağının tahsili sonrasında dahi, davacının borç içinde bulunduğunu; ------ve sonrasında tebliğ edilen 89/1 ihbarnamelerine konu toplam borç tutarının ----- olduğunu; kaldı ki, davacının Müvekkilinden tahsil ettiği faiz oranı ile borçları aynı faiz oranı ile ödeyeceğinden bir munzam zarardan bahsedilemeyeceğini; davacının tahkim dosyasında da----- kredi taksitlerini ödeyememesi sebebiyle makinelerin elden gittiğini ve zarara uğradığının tazminini talebinin tamamının reddedilerek denetimden geçmek suretiyle kesinleştiğini, talebin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin faiz ödemelerinde aynı metotla güncellenmesi gerektiğini; ilk hakem davasının 2008 yılında açıldığını dolayısıyla huzurdaki dava ile arasında 15 yıllık süre bulunduğunu; satılan araç ve iş makinelerinin güncel değerinin dikkate alınamayacağını; satıldığı malların borcundan düşündüğünden bahisle yerinde olmayan davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, TBK.'nın 122/1. maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Celp edilen -----esas sayılı dosyasının -----kayıtlarının incelenmesinde; (İlk Hakem kararının infaz edildiği dosya); ---- tarihinde başlatılan takipte asıl alacak olan --- için takip tarihine kadar birikmiş faizin --- olduğu; ----- ödenmek suretiyle dosyanın infaz ile kapatıldığı; ---- asıl alacak için takip sonrasında tahakkuk ettirilen kademeli reeskont faizinin ---olmak üzere toplam.--- (elde edilen faiz tutarı) olduğu anlaşılmıştır. Celp edilen----- esas sayılı dosyasının----- kayıtlarının incelenmesinde; (İkinci Hakem kararının infaz edildiği dosya); ----- tarihinde başlatılan takipte asıl alacak olan --- için takip tarihine kadar birikmiş faizin ---- olduğu; takip dosyasına ----- para yatırıldığı; ---- günü çıkarılan kapak hesabına göre bakiye borç miktarının ---- olduğu; aynı gün icra dosyasına ------ yatırıldığının reddiyat makbuzundan anlaşılmakla, dosyanın infazla kapatıldığı; takipteki hakem ücreti ve vekalet ücreti masraflar yönünden takip tarihinden itibaren faiz yürütüldüğünden (kapak hesabında), nizaya konu asıl alacak yönünden---- ödeme tarihi arasındaki,----- tarihe kadar devrede %13,75; devamında ---- tarihe kadar olan 115 günde %16,75 faiz oranına göre, takipten sonra ödeme tarihine kadar biriken ve elde edilen faiz tutarı ------- olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davanın geç ödemeden kaynaklanan munzam zarar davası olduğu, taraflar arasında alt yüklenici ilişkisinin bulunduğu, alt yüklenicinin alamadığı hakedişler arasında hakemce çözülen ihtilafın alt yüklenicinin bir miktar alacağının 2021 yılında tahsil ettiğinin ihtilafsız olduğu, ihtilafın davacının munzam zararının söz konusu olup olmadığı, zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, miktarının ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Tarafların delilleri toplanarak, tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ile mahkememizce yapılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen beyanlar ve uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosyada mübrez ---- tarihli bilirkişi kök raporu ve ---- rapor tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi kök raporunda özetle; raporda değerlendirme bölümünde (1) sayılı bentte gösterilen uyuşmazlık konusunun bağlandığı teorik sorun (2) sayılı bentte tanıtılarak, somut olay özelinin (3) sayılı bentte yapılan incelemesinde açıklanan gerekçeler ve tanıtılan yüksek yargı uygulamasına nazaran, davacının somut olarak davalının temerrüdüne bağlı munzam zararı oluşup oluşmadığının nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, aşağıda miktar yönünden inceleme yapılması cihetine gidildiği; 2. Munzam Zarar Talebinin Olanaklı Görülmesi Halinde;A) İlk Hakem Kararı Yönünden; a) davacının alacağının --- tarihinde tahsil tarihinde tahsil etmesine huzurdaki davanın ---- tarihinde ikame edilmesine, iki tarih arasında 10 yılı aşkın süre bulunmakla, davalının zamanaşımı def 'inin takdirinin mahkememize ait olduğu; b)zamanaşımı oluşmadığı varsayımında ise, ----- tahsil tarihi arasında----- 4 değişik ekonomik parametrelerin ortalamasına göre ulaştığı alım gücünün ----; buna karşılık davacının anapara ve takip öncesi ile takip sonrası elde faiz ile birlikte toplamı ------ olmakla, faizle karşılanmamış zararının bulunmadığı; B) İkinci Hakem Kararı Yönünden; karar altına alınan 441.655,30 TL'nin 5 değişik ekonomik parametre ortalamasına göre ulaştığı alan gücü olan 2.685.264,22 TL ile davacının takibindeki elde ettiği anapara, takip öncesi birikmiş faiz toplamı olan 1.166.226,81 TL'nin tenzili sonrasında faizle karşılanmamış zararının 1.519.037,41 TL olduğu; işaret edilen hususlarla, tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere, hesaplamaya dayalı kanaatlerini bildirmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi ek raporunda özetle; davacı itirazlarının incelendiği; mevcut delil durumuna nazaran iştirak edilmediği; kök raporda işaret edilen hususlar ile tespit ve görüşlerin cari olduğu sonucuna varıldığına ilişkin kanaatlerini bildirmiştir. Davacı vekilince dava ıslah edilmiştir.
Dava, TBKnın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir.Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur ----------
Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. İkinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir.
------ Esas ve Karar sayılı kararında belirtildiği üzere munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerinde olup, alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz ------- Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.----------
Tüm dosya kapsamına göre davacı tarafından dava dilekçesinde kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı, davacının ispata yeter herhangi bir delil sunmadığı, ekonomik koşullar nedeniyle genel ve soyut hususlardan ziyade davacının geç ödeme nedeniyle kendisinin şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olgusunu ileri sürüp ispatlayamadığı, faizin üzerindeki enflasyon artışı davalıya yüklenilemez şayet enflasyon faiz altına inmesi halinde davacıdan faiz iadesi istenemeyecekse tersi durumunda davalıdan da talepte bulunulamaz. Yeter ki davacı mesleki yönden söz konusu parayı zamanında alması halinde faizin çok üzerinde gelir getirici bir işte kullanabileceği ispat etmesi gerekli ancak davacı bu hususu da ispat edemediğinde kaldı ki zamanaşımından da davanın reddi gerekmiş olup; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar ------- kararında munzam zarara yönelik yasal düzenlemeye dair pilot karar verilmiş ise de kararın---- tarihinde resmi gazetede yayınlandığı, karar tarihinin------- olması sebebiyle bekletici mesele yapılmamıştır.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın, alınan 179,90 TL peşin harç ile 25.770,60 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 25.950,50 TL'den mahsubu ile bakiye 25.355,10 TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Hüküm tarihindeki tarife uyarınca reddedilen dava yönünden 224.665,24 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden ilgili tarafa iadesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili, şirket temsilcisi ile davalı vekilinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 17/09/2025