T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/237 Esas
KARAR NO:2025/457
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 26/03/2024
KARAR TARİHİ: 11/06/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin; ---- hizmet sahasında,---- adresinde---- tarihinde, Davalı ------ tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında şirketlerine ait fiberoptik kablolar ile alt yapı tesislerine hasarın verildiğini, hasarın ardından müvekkili şirketin teknik elemanlarınca hasar durumunun tutanak ile tespit edildiğini, kamu hizmeti niteliğinde olan iletişim hizmetinin aksamaması için ivedilikle hasarın giderilmesi adına gerekli çalışmaların yapıldığını, şirketlerine verilen hasarlar nedeniyle, şirket elemanlarımızca hasarın tespit edildiğini, hasarın keşif tutarı formu ve malzeme-işçilik cetveli düzenlendiğini, kamusal hizmet niteliğinde olan iletişimin aksamaması için müteahhit firma tarafından zararın giderildiğini, zararın tazmini için alacaklarının tahsilini sağlamak amacı ile hasar tespit tutanağı, hasar keşif formu ve olay yeri resimlerine istinaden, taraflarınca ---- adresi için --------dosyası üzerinden, 2 yıllık süre geçmeden ilamsız icra takibinin başlatıldığını, bu takiplere ilişkin ödeme emirleri davalıya, tebliğ edilmiş olduğunu, davalı tarafından borcun tamamına (aslına ve ferilerine,) itiraz edildiğini, icra dosyalarına dayanak olarak bildirmiş oldukları belge ve kayıtlardan da anlaşıldığı üzere (hasar tespit tutanakları, hasar keşif formları, olay yeri resimleri, hasarı gideren müteahhit firma evrakları) davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, ve zamanaşımı sürelerinin dolmadığını, hasarın meydana geldiği yer bakımından------Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve süresinde takip başlatıldığını, davalının yetkiye, alacağın aslına ve ferilerine yönelik tüm itirazları haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının itirazın iptalinin gerekmekte olduğunu, alacaklarının likit alacak olduğunu, belgeleri ile birlikte davalıya bildirildiğini, haksız itirazı ile takibin durdurulmasına neden olduğunu, ----- hasar numaralı dosyası üzerinden ----alacaklarının, hasar tarihlerinden tarihinden itibaren başlayan ----- kısa vadeli avanslar için öngördüğü avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalının haksız olan dava konusu ------- no'lu dosyasında icra takibine itirazın iptali ile takibin devamını, Haksız ve Kötü Niyetli Davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de, karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın konusu hasar olduğunu, hasarın haksız fiil olarak nitelendirildiğini, haksız fiilden kaynaklanan davalarda ancak yasal faiz istenebileceğini, dava konusu adreslerde müvekkili İdare elemanlarınca her hangi bir çalışma yapılmadığını, müvekkili idare birimlerinden ---- konuya dair yapmış oldukları yazışmalar neticesi vermiş oldukları cevabi yazıda; belirtilen adreste ; ----- yüklenici firma -------- iş ortalığı tarafından çalışmalar yapıldığının görüldüğünü bu nedenle davanın ilgili firmaya ihbarının gerekmekte olduğunu, davacı tarafından çalışmaları esnasında altyapı tesislerinin hasar verildiğine dair herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 25.Maddesinde "Taahhüt konusu yapım işinin her türlü sorumluluğunun kesin kabul işlemlerinin idarece onaylanacağı tarihe kadar tamamen yükleniciye ait olduğunu, yüklenici gerek malzemenin şartnameye uygun olmamasından ve gerekse yapım işlerinin kusur ve eksiklerinden dolayı, idarece gerekli görülecek bütün onarım ve düzeltmeler ile sürekli bakım işlerini kendi hesabına derhal yapmak zorunda olduğunu, yüklenici bu zorunluluğa uymadığı takdirde, idare, kendisinden bir yazı ile yükümlülüklerini yerine getirmesini isteyebileceğini, Bu talimatın yükleniciye tebliği tarihinden başlamak üzere işin özelliğine göre, talimat yazısında idarece daha uzun bir süre verilmemişse, yüklenici on gün içinde yükümlülüklerini yerine getirmeye fiilen başlamadığını veya başlayıp da belirlenen süre içinde teknik gereklerine göre işi bitirmediği takdirde idare, söz konusu onarım, düzeltme ve bakım işlerini, bütün giderleri yükleniciye ait olmak üzere 4734 sayılı Kanunda gösterilen usullerden biri ile yaptırabileceğini, İdarenin bu işler için yüklenicinin teminatından veya varsa diğer alacaklarından ödeme yapmaya yetkilidir." denildiğini, davanın yüklenici şirkete yönlendirilmesi gerekmekte olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen B.K mad. 49’e göre zararın tazmini için kusur zarar-illiyet bağının oluşmadığını, dava konusu hasarın iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabının idarelerinin olmadığını, İdarelerinin eylem ve işlemlerinden doğan bir zararın olmadığını, hukuken sorumluluğu bulunmadığını, Borçlar Kanununun 49. maddesi hukuki eylemin giderim borcunu doğurabilmesi için kasten ve ya ihmal ile işlenmesinin ön görüldüğünü, davacının alt yapı tesislerinin mevzuata uygun olup olmadığını, davacının davacının kusurunun olup olmadığının, hasar bedeli olarak belirtilen rakamın gerçek hasar bedeli olup olmadığının ,işçilik ve eklenen diğer taleplerin yasal olup olmadığının hasarların gerçek sebebi, hususlarının araştırılmasının gerektiğini, alacağın likit olmaması ve yargılama esnasında yapılan bilirkişi incelemesi ile gerçek zararın tespit edilebilmesi nedeniyle davacının icra inkâr tazminatı talebi kabul edilemeyeceğini, talep edilen miktarın rayice ve gerçekliğe uygunluğu şaibeli olduğunu, Tüm bu yönlerle de bedele ayrıca itiraz ettiklerini, tek taraflı olarak tutulmuş hasar tutanaklarını ve oluşturulmuş hasar hesabını kabul etmediklerini, aleyhlerine açılan işbu davada müvekkili idarenin dava konusu zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın varlığının yeterli olmadığını, bu zararın idareye atfının kabil ve isnadının mümkün olmadığını, zararla idari eylem veya işlem arasında illiyet bağının (neden-sonuç ilişkisinin) bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu, zararın idari eylem veya işlemden değil de zarar görenin veya bir başkasının eyleminden doğması halinde, zararla idari eylem arasındaki illiyet bağı kesileceğini ve zararın idari eyleme ve idare tüzel kişiliğine bağlanması imkanı ortadan kalkacağını, davacı tarafın hasar bedeli olarak istediği meblağın da fahiş olduğunu, neye göre hesaplandığı belli olmayan bu meblağa itiraz ettiklerini, Ayrıca dava konusu olayın incelenmesi sırasında davacının müterafik kusur durumunun da araştırılması gerektiğini, hasar iddiasına konu davacıya ait altyapı tesislerinin projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde inceleme yapılmak suretiyle araştırılmasının gerekmekte olduğunu, davacı vekili dilekçesinde olayın ardından mahallinde hasar tespit tutanağı düzenlendiğini beyan ettiğini, düzenlenen hasar tespit tutanağının tek taraflı olarak hazırlanmış olduğunu, kabul edilmesinin mümkün olmadığını, iş bu davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,----- başkanlığına yazılan müzekkere cevabı,----müzekkere cevabı, tanık beyanları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, 01.12.2020 tarihli altyapı kazı çalışması sonucu davacı şirket kablolarında meydana gelen hasarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, ------ tarihinde davalı tarafından kazı çalışması yapılması sonucundan davacının kablo ve alt yapısında hasar oluşup oluşmadığı, oluşan hasarda tarafların kusur durumları, davalı iskiye husumet yöneltilip yöneltilmeyeceği, davalı aleyhine başlatılan davalının------Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince itirazın iptaline ve %20 icra inkar talebine yönelik olduğu görüldü.Mahkememizin 12/02/2025 tarihli duruşmasında davacı tanığı ------- beyanında; "davacı şirkette çalışıyorum, davaya konu olay gününü tam hatırlamıyorum ancak tutanağı tutan kişi bendim. Biz müşteri şikayeti üzerine olay yerine gittik, gittiğimizde kablolar dışarıda idi. -------orada çalışma yapıyordu, İski yazısını ve tabelasını gördük. Tutanağa bağladık. Zararın giderilmediğini biliyorum. Zararın miktarını bilmiyorum, dava dilekçesi ekinde olan bana göstermiş olduğunuz tutanağı ben tuttum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tarafların delilleri toplanarak, dosya üzerinden inceleme yapmak üzere elektrik mühendisi bilirkişi ve inşaat mühendisi bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez heyet bilirkişi raporunda özetle; Dava dosya içeriği, tüm deliller ve itirazlar yukarda detaylı şekilde incelenmiş olup; Davaya konu meydana gelen hasarların değer tespitlerinin Davacı -----yılı için tespit ettiği rakamların baz alındığı ve günün piyasa rayiç fiyatlarına göre yüksek olmadığı, davacı ----adresindeki alt yapı tesislerine verilen hasar bedeli 12.242,3 TL ’dir. İcra takibi sonunda (hasar bedeli +gecikme faizi) 15.847,03TL Davalı ----tarafından karşılanması hususunda, görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde;----- adresinde ----tarihinde davalı-----yüklenicisi tarafından yapılan altyapı atıksu-yağmursuyu kazı çalışmaları esnasında ------- ait kablo ve güzergahın hasara uğradığı, bu hasarlar sonucu davacı şirkette toplam 12.242,33 TL değerinde zararın oluştuğunu iddia ederek davalı taraf aleyhine icra takibi başlatılmış, davalının takibe itiraz etmesi sonucu eldeki itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı ise dava konusu yer ve tarihte herhangi bir kazı çalışması yapmadıkları, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceği savunması ile davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama ile, ilgili kurumlara müzekkere yazılmış, dava konusu yer ve tarihte davalının kazı çalışması yapıp yapmadığı araştırılmıştır.Bilindiği üzere; 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 Sayılı TBK'nun 50/1 fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince maddi tazminatın kapsamı gerçek zarar ile sınırlıdır. Mal varlığına yönelik haksız eylemlerde gerçek zarar, mal varlığının haksız eylemden önceki durumuna gelmesi, bir başka anlatımla haksız eylem meydana gelmemiş olsa idi ne durumda olacak ise o duruma getirilmesi için gerekli olan tutardır. Bu durumda, mal varlığında meydana gelen fiili eksilmenin yanında haksız eylem meydana gelmese idi mal varlığın olacağı durumdur. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Eldeki dava da, davacının davalıların kazı çalışması sırasındaki kusurlu eylemleri sebebiyle kablo ve alt yapı tesislerine zarar verdiğinin ve oluşan zarardan davalıların sorumlu olduğunun ispat edilmesi gerekmekte olup, ispat yükü davacı taraftadır.Davalı taraf her ne kadar eldeki davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de yerleşik yargı içtihatları uyarınca eldeki dava haksız fiil hukuksal nedenine dayalı olarak açılmış olup, mahkememiz davaya bakmakta görevli olduğundan bu itirazı mahkememizce yerinde görülmemiştir.Yine davalı taraf davanın kendilerine değil sözleşme gereği davadışı yüklenici firmaya yöneltilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de davalı ve yüklenici arasına yapılan sözleşmenin, sözleşme taraflarını bağlayacağı, davacının bu sözleşme ile bağlı olmadığı mahkememizce kabul edilmiş, davanın davalıya yöneltilebileceği kanaati ile davanın esasına geçilmiştir.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporu ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının kazı çalışmaları sırasında davacıya ait alt yapı ve kablolara zarar verdiği, bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının zararının 12.242,33 TL olduğu, davacı ile davalının tacir olmaları ve zararın ticari işletmelerinden kaynaklanmış bulunması nedenleri ile hüküm altına alınan tazminata istem de göz önüne alınarak haksız eylem tarihinden itibaren avans faizi işletilebileceği, açıklanan nedenlerle davacının davalı aleyhinde başlattığı takipte haklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiş, alacağın haksız fiil hukuksal nedenine dayalı olup likit olmaması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile davacının tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ İLE, davalının ----- Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla devamına,
2-Davacının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harcın toplamı olan 855,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 1.027,00 TL tebligat, müzekkere ücreti olmak üzere toplam 11.027,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile alınarak davacıya verilmesine,
6-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 15.847,03 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar nedeni ile kesin olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 11/06/2025