T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/638 Esas
KARAR NO: 2025/438
DAVA: Menfi Tespit ve Maddi-Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Tüketici Mahkemesinden görevsizlikle gelip mahkememiz esasına kaydedilen Menfi Tespit ve Maddi-Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:Davacı vekili, davalı şirketin diğer davalı bankadan kredi kullandığını, müvekkilinin de kredi borcu yönünden ipotek verdiğini belirterek; bankanın kredi borcu ödenmediği gerekçesi ile davalı asıl borçlu ve müvekkili aleyhine --------- sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını; davacının ev kadını olduğunu, olayı kavrayamadığı için icra takibine süresinde itiraz edemediğini, hakkındaki icra takibinin kesinleştiğini belirterek; bankaca alınan ipoteğin geçersiz olduğunu zira ipotek sebebi olarak ''borçlu şirketin aldığı ve alacağı krediler için'' verildiğini; ipotek sebebinin ucu açık olduğunu, oysa muayyen bir borç için ipotek verilebileceği, ne miktara güvence olacağının açıkça yazılı olması gerektiğini, borç faizinden sorumlu olamayacaklarını, zira HMK 767 madde gereğince faizin tapuya işlenmesinin aranması gerektiğini; üst limit ipoteğine ilave yapılamayacağını, takipte kendilerinden vekalet ücreti harç ve icra masrafı istendiğini oysa istenemeyeceğini; davalı bankanın asıl borçludan almış bulunduğu kambiyo senetlerine başvurmadan ve yine asıl borçlunun vermiş bulunduğu ipoteği fek ettikten sonra müvekkilince verilen ipoteğe başvurmasınında iyi niyetli kabul edilemeyeceğini; banka tarafından kötü niyetle başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin, uğranılan maddi ve manevi zararın da 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı banka vekili, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, ayrıca yetkili mahkemenin taşınmazın aynına ilişkin dava olması nedeniyle taşınmazın bulunduğu ----- Mahkemesi olduğunu belirterek görev ve yetki yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuş; davanın esası yönünden ise, davacının davalı şirket tarafından alınan kredi borcunu temin amacıyla ipoteğin verildiğini, borçlu şirketin ileride doğması muhtemel borçları yönünden de ipotek verilebileceğinin, burada mevzuata aykırı bir durum bulunmadığını, bunun mümkün olduğunu, TMK 887.madde de ''halen mevcut olan veya henüz doğmamakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir'' denildiğini; bu çerçevede banka tarafından davacının da kabulü ile borçlu şirketin bundan böyle bankadan alacağı kredilere de güvence olarak bu ipoteğin alındığını ve bu ipoteğin paraya çevrilmesi için banka alacağının doğduğunu ve muaccel olduğu; halen de ödenmediğini; bankanın asıl borçluya gitmeksizin öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibi tercih edebileceğini, zaten maddi ve manevi tazminata karar verilemeyeceğini belirmek suretiyle davanın önce usulden, bu olmazsa esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Diğer davalı davaya cevap vermemiş, duruşmaları da takip etmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit ve maddi-manevi tazminat davasıdır.Davalı banka her ne kadar görev itirazında bulunmuş ise de, ipoteğin, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir ipotek olduğu; banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan davalarda da Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu sebebiyle mahkememiz görevli bulunmuş; her ne kadar davalı banka yetkinin ipotekli taşınmazın bulunduğu ------ Ticaret Mahkemesinde bulunduğunu ileriye sürmüş ise de; davanın taşınmazın aynına ilişkin bir dava olmadığı; taşınmazın mülkiyeti konusunda açılmış bir dava olmayıp mülkiyete ilişkin bir talep bulunmadığı; sadece icra takibinden kaynaklanan bir borcun söz konusu olup olmadığı hususunda bir dava olduğu; icra takibinin banka kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, akdi ilişki ihtilafsız olduğundan TBK 89 ve sözleşmedeki yetki düzenlemesi sebebi ile davalı bankanın ikametgahında icra takibinin başlatıldığı ve kesinleştiği, bu nedenle menfi tespit davasında da mahkememizin yetkili olduğu belirlenmiş, bankanın yetki itirazına da itibar edilmemiştir.
Davacının, ipoteğin sahte olarak oluşturulduğuna dair bir iddiası bulunmayıp, ipotek veren kendisidir. İpoteği diğer davalı kredi borcunun temini amacıyla verilmiş olup, bundan böyle borçlu şirketin çekeceği krediler yönünden de bu ipoteğin kullanılmasına ilişkin ipotek akit tablosunun TMK 887. Maddeye uygun olduğu, ipotek akdinin düzenlenmesi yönünden mevzuata aykırı bir durumun bulunmadığı; bankanın asıl borçludan alınan ve dosyaya ibraz edilen---- taşınmaz üzerine koydurduğu ve ----- adlı şahsa ait ipoteği fek ettikten sonra davacımız aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının kötü niyetli kabul edilemeyeceği, tercih hakkının banka tarafından kullanılacağı, bankanın buna dair yetkisinin sözleşme ve yasa gereği mevcut olduğu nazara alınarak; sadece ---sayılı dosyası ile başlattığı icra takibi esnasında gerçekten icra takip miktarı kadar alacaklı olup olmadığının tespiti gerektiği belirlenmiş, Bu çerçevede kredi sözleşmesinde taraflar arasındaki ihtilaf vuku bulursa banka kayıtlarının esas teşkil edeceğine dair delil sözleşmesi niteliğinde kararlaştırma bulunduğu nazara alınarak; banka kayıtları üzerinde bankacı bilirkişiye inceleme yaptırılmış, bilirkişi raporu ile takip anındaki banka alacağının esasen 6.273.797,99 TL olduğu belirlenmiş; bilirkişi raporu incelenmiş, hesaplama şekli ve gerekçeleri yönünden kabule şayan görülmüş; ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin ipotek limiti ile sınırlı olarak 6.000.000,00 TL üzerinden başlatıldığı; banka alacağının daha fazla olduğu, bu nedenle miktar yönünden de menfi tespite karar verilebilecek bir kısmın bulunmadığı; hal böyle olunca davacının kısmen de olsa kabul edilebilecek bir menfi tespit talebinin bulunmadığı nazara alınarak menfi tespit talebinin reddine karar vermek gerekmiş; davacı her ne kadar maddi ve manevi tazminatta talep etmiş ise de; bankanın almış bulunduğu ipoteği borç ödenmediğinden dolayı icra takibine koyduğu, bu nedenle maddi ve manevi tazminata mahkum edilmesinin mümkün olmadığı, diğer davalı şirketin asıl borçlu olduğu, davacı bu asıl borca teminat amacıyla ve kendi isteğiyle ipotek verdiği için; taşınmaza ancak satılıp limit çerçevesinde bankaya ödeme yapıldıktan sonra asıl borçluya rücu edebileceği, ancak o vakit maddi tazminat talep edebileceği, manevi tazminat şartlarının ise kişisel haklara bir saldırı söz konusu olmadığından borca verilen teminat sebebiyle taşınmazın satışı söz konusu olacağından o vakit dahi şartlarının oluşmayacağı nazara alınarak bu taleplerinin de reddine karar verilmiş,Kendisini vekille temsil ettiren banka lehine icra takibi miktarı üzerinden menfi tespit için istenen maddi tazminat yönünden maddi tazminat miktarı üzerinden vekalet ücreti takdir edilmiş; manevi tazminatın tamamı reddedildiği için manevi tazminat yönünden davalı banka lehine herhangi bir vekalet ücreti tayin edilmemiş,Bu gerekçelerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN REDDİNE,
Mahkememizce harç yönünden adli yardım kararı kısmen kabul edildiği ve harç bu nedenle yatırılmadığından 615,40 TL maktu ret harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu amaçla harç tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
Tamamı davacı tarafça karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine,
Davanın Tüketici Mahkemesinde açıldığı tarih itibarıyla menfi tespit davaları arabuluculuğa tabi olmadığından arabuluculuk gideri yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
Kendisini vekille temsil ettiren banka lehine karar tarihindeki AAÜT gereğince menfi tespit talebi yönünden 576.000,00 TL; maddi tazminat yönünden ise hesaplanan nispi vekalet ücreti maktunun altında kaldığından ve esasen vekalet ücreti ana alacağı geçemeyeceğinden 10.000,00 TL olmak üzere toplam 586.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp kendisini vekille temsil ettiren davalı bankaya verilmesine
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.29/05/2025