T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/276 Esas
KARAR NO:2025/421
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/04/2024
BİRLEŞEN ---- ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/11/2024
KARAR TARİHİ:22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan iş bu dava ve birleşen dosyadaki Menfi Tespit davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:Davacı şirket vekili, müvekkili şirketin bir aile şirketi olarak kurulduğunu, dava tarihi itibarıyla yöneticilerinin------ olduğunu, davalının ise şirket ortağı olan kardeşlerin annesi olduğunu; davalı annenin ---- tanzim tarihli, ---- vade tarihli ve 1.250.000,00 EURO miktarlı senedi----- sayılı dosyası ile aynı tanzim tarihli ve ----vade tarihli ve yine 1.250.000,00 EURO tutarlı senedi ise----- sayılı dosyası ile takibe koyduğunu; söz konusu olan bu senetlerin ------yılında şirketi münferit temsil ve yetkili olan ve şu andaki şirket yetkililerinin kardeşi olan ---- tarafından imzalandığını, ancak -----yöneticilik görevi sona erdikten sonra geçmiş tarihli ve yönetici olduğu dönem içine gelecek şekilde bu senetlerin düzenlendiğini; yeni yöneticiler ile ---- arasında husumet bulunduğu, bu husumet nedeniyle ----- tarafından senetlerin geçmiş tarihli düzenlendiğini, senetlerin bedelsiz olduğunu; ---- vasi atanması gerektiği hususunda ihbarda bulunduklarını ve davanın görülmekte olduğunu, olayla ilgili -----hakkında şikayette bulunduklarını, ---- nolu soruşturmanın devam ettiğini belirterek; iş bu davada -----sayılı dosyasından dolayı, birleşen dosyada ise ----- sayılı dosyasından dolayı davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine, takip konusu miktar üzerinden her iki davalıdan da %20 kötü niyetli takip tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili iş bu dosyada ve birleşen dosyada; davacı şirketin bir aile şirketi olduğunu, eşi -------ile birlikte bu şirketi kurduklarını, daha sonra çocuklarını da şirkete ortak ettiklerini, icra takibine konu ettikleri senetlerin sahte olmadığını, tanzim tarihindeki şirketin tek yetkilisi ------tarafından imzalanmış olduğunu, bu nedenle sahtecilik iddiasının yerinde olmadığını, senedin bedelsizde olmadığını, davacının bu şirkette %37 hissesinin bulunduğunu, bu nedenle cevaba cevap dilekçesinde ileriye sürülen ''ev hanımı olup hiçbir geliri bulunmadığından dolayı bu miktarlı senetleri alabilecek borç vermesinin mümkün olmadığı'' yolundaki iddianın doğru olmadığını, müvekkilinin---- yılları arasında mevcut olup ----yılında davacı şirketle birleşen -------- de ortaklarından olduğunu, ayrıca babasından miras yolu ile kendisine kalan çok sayıda adına kayıtlı taşınmazının da bulunduğunu; uzun yıllar birçok ticari şirkette ortak ve yönetim kurulu üyeliğini yaptığını, hatta bunlardan biri olan ------- tasfiye memuru görevinde bulunduğunu; ortak olduğu söz konusu şirketlerden yıllarca kâr payı aldığını, huzur hakkı aldığını, ortağı olduğu ---- yüklenicisi olduğu ------- yapımında arsa sahipleri olan ------ tutarında ödeme yapılmasına ilişkin protokol çerçevesinde 05/11/2009 tarihinde şahsi hesabından arsa sahibi ------ bu bedeli ----- bizzat gönderdiğini, buna ilişkin dekontu da sunduklarını belirterek; davalının şirket hisselerini ------- yılında çocuklarına devrettiğini, ancak davacı şirketin ekonomik olarak ihtiyacı oldukça şirkete borç verdiğini, zaten şirketin aile şirketi olup gerektiğinde ortaklardan borç alıp uygun zamanlarda da bu borcu ödeyerek ticari faaliyetlerini sürdüren bir şirket olduğunu, müvekkilinin sermaye payı da dahil olmak üzere ancak bununla sınırlı olmayan hak ve alacakları karşısında almış bulunduğu bu senetlerin bedelsiz olmadığını; vadenin 5 yıl sonra bir tarih belirlenmesinin sebebinin de şirketin ekonomik olarak tanzim tarihinden epeyice bir süre sonra bu miktarları ödeyecek hale gelmesinin düşünülmesi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ve birleşen dava, icra takibinden sonra İİK 72.madde gereği açılan menfi tespit davalarıdır.Menfi tespit davalarında karine, davada ispat külfetinin davalı alacaklı da olmasıdır. Ancak, alacak bir senede dayandırılmışsa ispat külfeti yer değiştirmekte, senedin karşılıksız olduğunu, ödendiğini yada zaman aşımına uğradığını davacının ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda da alacak senede dayandırıldığı için ispat külfeti davacıdadır.Dava dilekçesinde ve verilen bazı dilekçelerde her ne kadar ''sahtecilikten'' bahsediliyor ve icra takibine konu senetler üzerindeki imzaların, şirketin hali hazırdaki yöneticileri-------- olmadığı, senetlerin bu nedenle sahte olduğu ileriye sürülüyor ise de; söz konusu senetlerdeki imzanın şirketin halen yöneticisi olan ------- ait olmadığı davalı tarafında kabulündedir. Esasen senetleri imzalayanın ---- olduğu davamızdaki taraflar arasında ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki ihtilafın bu senetlerin gerçekten tanzim tarihi olan ---- tarihinde imzalanıp imzalanmadığı, ---- yönetim yetkisinin sona erdiği -------yılından sonra imzalanıp imzalanmadığı hususunda toplanmaktadır. Dolayısıyla davamızda ''senedin sahteliği'' söz konusu olmayıp, senedin şirket yönünden bağlayıcı olup olmadığı, bir başka deyişle hükümsüz olup olmadığı ve bedelsiz olup olmadığı hususu önem arz etmektedir. Davacı şirketin iddiası, senetlerin davalı ile eski yönetici olan oğlunun bir yerde muvazaalı olarak bu senetleri düzenleyip, senetlerin tanzim tarihinde ---- yönetici olduğu döneme denk düşülecek şekilde oluşturulmasıdır. Mahkememizce iş bu dosya ve birleşen dosyanın icra dosyaları getirtilip incelenmiş, tarafların delilleri toplanmış, olayla ilgili ceza soruşturması ve bu soruşturma sonunda----- Esas sayılı dosyasındaki tanık beyanları, toplanan deliller incelenmiş; davalı hakkındaki vasi tayinine ilişkin Sulh Hukuk Mahkemesi dosyası incelenmiş, davacı şirketin kayıtları üzerinde bilirkişi raporu alınmış, tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir.İş bu dosya ve birleşen dosya ile ilgili icra takipleri kambiyo senedine mahsus yolla yapılan icra takibi olup; davacı tarafın davalı anne ve eski yönetici olan oğlu arasında bir yerde muvazaalı olarak bedelsiz senet düzenlenmesi iddiasının; esas olarak muvazaaya yönelik yönü sebebiyle davamızda tanık dinlenmesi mümkün ise de; icra takiplerine konu olan senetlerin sadece ---- imzasını taşımadığı aynı zamanda şirketin kaşesini de taşıdıkları sebebiyle tanık dinlenmemiştir. Davacı şirket, bu hususu dilekçelerinde ----- kaşesini yönetici olduğu dönemde ele geçirerek senetlerde kullanmıştır'' demiş ise de; şirket kaşesi kural olarak şirket yöneticilerinde bulunur. Şirketin ----- sonraki yöneticileri ------ olup; esasen davayı da bu yöneticilerin açtırdığı, ancak yönetimi devir alırken şirket kaşesini de mutlaka almaları gerektiği, şirket kaşelerinin kullanım şeklinde mevcut olan düzenlemeler çerçevesinde şayet -------tarafından kaşe kendilerine teslim edilmemişse yada kaybolduğu bildirilmişse yeni yöneticilerin derhal ve 15 gün içinde gazete de kayıp ilamı verip bu kayıp ilamı ile birlikte bağlı oldukları odalara başvurarak yeni kaşe çıkarttırmaları ve eski kaşenin kaybolduğunu, resmi olarak ilgili vergi dairesine ve ticaret siciline bildirerek kötüye kullanımlara karşı koruma sağlamaları gerektiği; bunların zorunluluk olduğu; bu yönde herhangi bir iddiada bulunup belge ibraz etmediklerinden; artık yöneticilik görevi sona erdikten çok sonra ---- şirket ortağı kardeşleri arasında ihtilaf çıktıktan sonra bu kaşenin ------- tarafından kullanıldığı iddiasına itibar edilemeyeceği; bu nedenle senedin ''GEÇERSİZLİĞİNİN'' ileriye sürülemeyeceği, şirket kaşesinin sahte olduğunun da iddia edilmediğine göre bu kaşe kullanılarak düzenlenen senetlerin hükümsüz sayılamayacağı ; şeklen geçerli senetler olduğu; şeklen geçersiz olduğu bu şartlarda tanıkla ispat edilemeyeceği; geriye senetlerin bedelsizliği iddiasının kaldığı; bedelsizlik konusunda tanıkla ispat edilebilecek bir hususun bulunmadığı; çünkü senedin bir tarafının davacı şirket olduğu, tanzim tarihi itibarıyla ve yukarıda kaşe ile ilgili yapılan açıklamalar çerçevesinde senedin ---- görevli olduğu dönem içinde verildiğinin kabul gördüğü; Bu durumda tüm dosya ve toplanan deliller çerçevesinde bedelsizliğin değerlendirilmesi gerektiği,
Davacı taraf her ne kadar --- kardeşler arasında baştan ihtilaf bulunmadığını, o dönemde ---- tek yetkili şirket yöneticisi olarak 1 yıllığına seçtiklerini, 1 yıllık dönem sonunda ----- yönetimden ayrıldıktan bir müddet sonra kardeşler arasında husumet çıktığını; davaya konu senetlerinde husumetten sonra geçmiş tarihli düzenlendiğini iddia etmişlerse de; şirket kaşesi ile ilgili yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde senedin ----- tarafından yöneticilik döneminde imzalandığı mahkememizce kabul gördüğünden; ihtilaftan önce senetlerin düzenlendiği sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca ortada bir ihtilaf yokken düzenlenen bu senetlerin bedelsiz olması için davacıların iddia ettiği sebeplerin geçerli olamayacağı; hiçbir sebep yokken ve ortada bu senetleri gerektirecek bir alacak da bulunmuyor ise yöneticinin akçalı sorumluluğunu doğuracak bu miktar senedi, --- davalı annesine vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı özellikle nazara alınmış, Bunun yanında; Her ne kadar şirket kayıtlarında senetlerin tanzim tarihi itibarıyla şirkete -----tarafından bu senetleri gerektirecek para girişi görülmüyor ise de, ---- verdiği borçları şirket defterine ''borç alındı'' şeklinde kaydedilmemiş olmasının davalıya hak kaybettirmeyeceği;Tarafların kabulünde olduğu gibi davacı şirketin çok eski tarihlerde ---- yılında vefat eden eşi ---- tarafından kurulan bir aile şirketi oluşu, bilahare bu karı kocanın çocukları -----şirkete ortak edildikleri; çok uzun süre bu şekilde şirketin faaliyette bulunduğu, davalı ----- davacı şirkette %37 hissedar olduğu, davacı şirket ile ------- hissedar olduğu, bunların dışında yine ortak olduğu şirketlerin bulunduğu, buna ilişkin kayıtların davalı tarafından sunulduğu; -------- şirket hisselerini çocuklarına devir etmişse de geçmişte şirkete verdiği borçlar karşılığında ve şirketteki hakları ile birleşen şirketteki hakları çerçevesinde söz konusu senetleri alabileceği; davacı tarafın düzenleme tarihinde şirket sermayesi incelendiğinde şirket sermayesinin 4 katı üzerinde bir miktarla senet borcu altına girilmesinin normal olmadığı iddia edilse de dosyaya sunulan ve ------ nolu soruşturma dosyası için uzman şirket değerlendirme bilirkişilerince hazırlanan 28/06/2024 tarihli raporda şirketin öz kaynak rayiç değerinin 26.428.956,38 EURO olduğu, davalının ----- yüklendiği plaza yapımından dolayı arsa sahiplerine 2009 yılında gönderdiği 1.500.000,00 TL nin o tarih itibarıyla EURO karşılığı ve Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dinlenen savunma tanıkları beyanlarında davalı annenin şirket nakit para yönünden ödeme zorluğundan çıkması için kendi adına kayıtlı birçok taşınmazı satıp paralarını, şahsi altınlarını satıp bunların paralarını ve birikimlerini şirkete verdiğine dair beyanlar; ---- öncesi şirket ortağı olan tüm çocukların ----yılında şirketin tek yetkilisi olarak ----seçmesine neden olan mali yapı; her ne kadar davacı taraf diğer çocukların şahsen ekonomik sıkıntıya düşmemeleri ve bundan dolayı alacaklılarının şirkete başvurularına engel olmak için ----- 1 yıllığına yönetici seçildiğini bildirmelerine rağmen; şirket ortaklığı devam eden bu kardeşlerin şahsi borçlarından dolayı şirket ortaklık paylarına her zaman haciz konabileceği nazara alındığında; bu husus ayrıca ceza dosyasında tanık beyanlarıyla esasen şirketin ödeme dar boğazına girdiği, bu nedenle durumu düzeltmesi için ------1 yıllığına yönetici atandığı; bu dönem içinde de davalı annenin şirkete vermiş bulunduğu mal varlığı karşılığında söz konusu senetleri düzenlediği kanaatine tüm dosya kapsamına nazaran varılmış; şirketin bir aile şirketi olduğu, davalı annenin -----doğumlu olduğu, mirasının zaten şirketin yegane ortakları olan çocuklarına kalacağı, yukarıda da izah edildiği üzere senetlerde şirket kaşesinin kullanılmasının da söz konusu bu senetleri ----- yönetici olduğu dönemde verildiği, yıllar boyunca annenin şirketin devamı yönünden şirkete nakdi yardımda bulunmasının şirketin yapısına uygun olduğu, annenin de bu yardımlarda bulunacak maddi gelirinin mevcut olduğu; esasen kayıtlar üzerinde alınan bilirkişi raporuyla diğer ortaklarında şirkete zaman zaman borç verdikleri, zaman zamanda verdikleri borçları tahsil ettiklerini, şirketin bu şekilde faaliyet gösterdiğinin belirlendiği karşısında senetlerin bedelsiz olmadığı görüşüne varılmış, davaların reddine karar verilmiştir.Davacı tarafın kötü niyetli takip tazminatı mevcut olup davalar reddedildiğinden dolayı kötü niyetli takip tazminatına hükmetmek mümkün değildir.Hemen belirtmek gerekir ki karar tarihi olan 22/05/2025 tarihinden sonra, karar gerekçesinin yazıldığı ana kadar davalı vekili dilekçeler vermek suretiyle iş bu dosyada mahkememiz tarafından birleşen dosyada ise --------- tarafından ''icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi'' yönündeki tedbirin kalkmış bulunduğunun ve ihtiyati tedbir kararına istinaden yatırılan teminat mektuplarının nakde çevrilerek müvekkiline ödenmesinde hukuken bir engel bulunmadığının her iki ilgili icra müdürlüğüne bildirilmesini talep ettiği; bunun karşılığında davacı tarafında gerekçeli karar yazılmadan kısa karar üzerine bu müzekkerenin yazılamayacağı, sahtecilik iddiasından dolayı yapılan ceza yargılamasına devam edilirken HMK 209/1 maddesi gereğince sahteciliği ileriye sürülen senetler nazara alınarak hiçbir tahsilat yapılamayacağı ve karar vermekle mahkememizin dosyadan el çektikten sonra tedbirle ilgili yada teminat mektuplarının nakde çevrilmesi ile ilgili bir karar veremeyeceği bildirilmiş ise de; İhtiyati tedbire karar verildikten sonra esasa ilişkin açılan dava ile görevli hale gelen mahkemenin söz konusu tedbir ve tedbirin uygulanması ile ilgili her aşamada karar verebileceği; davadan el çektikten sonra mahkemece verilemeyecek kararların esasa ilişkin kararlar olduğu; Yargılama esnasında konulan tedbirlerin verilecek kararla kaldırılmaması halinde tedbirin devam edeceğine dair HMK da hüküm mevcut ise de; iş bu davanın menfi tespit davası olduğu, İİK 72'deki düzenlemenin özel düzenleme niteliğinde olup bu nedenle HMK' da ki hükümlerin uygulanmayacağı; davamızda mahkememizce verilen ve birleşen dosyada ---------- tarafından verilen ihtiyati tedbirler yönünden İİK 72/4'ün uygulanacağı, bu maddede ''dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar'' denildiği; buradaki düzenlemenin tedbirin ''KENDİLİĞİNDEN KALKMASI'' şeklinde olduğu, yasal gereklilik olduğu için mahkemece ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yada kalktığın tespitine şeklinde herhangi bir karar gerek bulunmadığı; yine bu düzenlemede kararın kesinleşmesinin aranmadığı, davacının lehine sonuçlanmasının yeterli olduğu; bu sebeple mahkememizin kısa kararında yada gerekçeli kararında tedbirin kaldırılmasına dair bir hüküm kurulmadığı ve kurulamayacağı; ancak davalı tarafın ''ihtiyati tedbir kararına istinaden yatırılan teminat mektuplarının nakde çevrilerek müvekkiline ödenmesinde hukuken bir engel bulunmadığının'' icra müdürlüğüne bildirilmesine dair talebinin de kabul edilemeyeceği, zira İİK 72/4 maddesi gereğince ancak kararın KESİNLEŞMESİ halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan dolayı doğan zararlarını gösterilen bu teminatlardan alabileceği düzenlenmiştir. Söz konusu teminat mektupları bu amaçla alınmış olup, karar kesinleşmeden önce bu talebin yerine getirilmesi mümkün görülmemiş; her ne kadar İİK 72/4.madde de söz konusu zararında aynı davada takdir edilerek hükme bağlanması düzenlenmişse de söz konusu ihtiyati tedbirlerden dolayı icra veznelerine giren bir para olmadığından karar anına kadar tedbir kararları nedeniyle davalı alacaklının tahsilinin geciktiğinden bahsedilemeyeceğinden hüküm oluşturulmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İŞ BU DAVANIN VE BU DOSYA İLE BİRLEŞEN ---------- ESAS SAYILI DOSYASINDAKİ DAVANIN;
REDDİNE,
İş bu davada verilen karar maktu harcı gerektirdiğinden maktu harçtan bakiye 717.104,97 TL karar harcının başvurusu halinde davacı şirkete iadesine,
Birleşen davada da aynı şekilde verilen karar maktu harcı gerektirdiğinden maktu harçtan bakiye 680.501,48 TL karar harcının başvurusu halinde davacı şirkete iadesine,
İş bu dosyada ve birleşen dosyada tamamı davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerini davacı üzerinde bırakılmasına; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa her iki dosya bakiye avansların davacı şirkete iadesine,
Dava açılmadan önce iş bu dosya için gidilen zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına;
Birleşen dosya açılmadan önce o dosya için gidilen zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına;
Bu amaçla harç tahsil müzekkereleri hazırlanmasına,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince; iş bu dosyada 1.028.272,50 TL nispi vekalet ücretinin,
Birleşen dosyada ise 1.006.838,75 TL nispi vekalet ücretinin,
Davacı şirketten alınarak davalı ------------- verilmesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -----Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 22/05/2025