T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/652 Esas
KARAR NO: 2025/442
DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 15/03/2023
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ----- sayılı icra takibinde müvekkili ------ borçlu göstermek suretiyle 1.000.000,00-TL talepte bulunduğunu, müvekkilinin davalı ---- muaccel veya müeccel hiçbir şekilde borcu bulunmadığını, davalı ------ hissedar olarak bulunmuş, bu dönemde müvekkili ile şirket ortaklığı ilişkisi olduğunu, davalı ile bunun dışında hiçbir bağı ya da irtibatı bulunmadığıni, hiçbir hukuki ilişki içine de girmediğini, davalı ------hissesini dava dışı üçüncü kişi ------ devretmiş ve ortaklıktan ayrıldığını, hisse devri işlemi ----- edildiğini, işbu hisse devir işleminin üzerinden yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra davalı -------- mesnetsiz, kötü niyetli ve zarar verme saikiyle müvekkiline, müvekkilinin diğer üç ortağına -------- ilamsız icra takipleri başlattığını, tabiri caizse "ya tutarsa" mantığı ile başlatılan bu icra takipleri hiçbir belgeye dayanmadığını, alacak açıklamasında dahi herhangi bir ibareye yer verilmediğini, zira müvekkilinin ---- davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalı, hissesini devrettikten sonra ------ aynı sektörde faaliyet gösteren bir firma kurmuş ------- bu firmaya avantaj yaratmak amacıyla ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde rakibine zarar vermek amacıyla kötü niyetli icra takiplerine giriştiğini, tüm muhataplar tarafından menfi tespit davaları açılmış/açılacak olduğunu, dosya numaraları bilahare bildirileceğini, menfi tespit davasında, alacağın varlığını iddia eden taraf olarak, ispat yükü davalı tarafta olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği alacağı ispat etme imkanı ve ihtimali de bulunmadığını, icra takipleri hayal ürünü, gerçek dışı, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, icra takipleri hiçbir belgeye dayanmadığından (hatta alacak açıklamasına bile yer verilmediğinden) davalının sunacağı delillere veya alacağını dayandıracağı bilgi ve belgeler olursa bunlara karşı delil sunma ve beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, aynı sebepten ötürü, yani alacak açıklamasında herhangi bir ibareye yer verilmediğinden ve iddia edilen hukuki ilişkiye dair hiçbir veri bulunmadığından ötürü, tarafların da gerçek kişi olmasından hareketle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu değerlendirildiğini, mahkeme huzurunda açıldığını, davalının tamamen kötü niyetli şekilde icra takibine giriştiğinden, işbu menfi tespit davalarının açılacağını öngöreceğini, öncelikle davalının tüm menkul malları, tüm gayrimenkulleri, 3. Kişiler nezdinde bulunan tüm alacak hakları (bankalardaki mevduatları dahil) hakkında İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca ihtiyaten haczini, ihtiyati haciz kararının İİK m.261 uyarınca yetkili icra dairesince infaz edilmesine, ihtiyati haciz kararının takdiren teminatsız olarak verilmesine, bu mümkün olmazsa uygun bir teminat karşılığında bu kararın verilmesini,------- Esas sayılı dosyaya konu edilmiş alacakla ilgili müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, müvekkil şirketin ------- Esas sayılı dosyaya konu edilmiş alacakla ilgili olarak borçlu olmadığının tespitini, müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı munzam zararların tazminini talep etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla, tamamen kötü niyetli olarak yapılan icra takibi nedeniyle davalının takip bedelinin %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:Davacı vekilinin, hem davacı hem de davalı müvekkilden vekalet ilişkisi bulunmaktadır. Ceza yargılamalarında olduğu kadar hukuk yargılamalarında da bu hususa ilişkin gerek ilgili mevzuatlarda gerekse Yargıtay kararlarında belirtildiği gibi; vekâlet dava şartı olup, kamu düzeniyle ilgili ve görevi gereği mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gereken 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38/b maddesi hükmünce işin reddi zorunluluğu bulunduğundan, davada menfaatleri çatışan tarafların yargılamanın değişik safhalarında olsa dahi aynı avukat tarafından temsil edilmiş olmaları açıkça kanuna aykırıdır. Hukuk davalarında davacı vekili, müvekkilin davacı dosyaları ile vekillik ilişkisi yürütmüştür. Avukatlık mesleğinin karşılıklı güven ve sadakat mesleği olduğu, vekillik nedeniyle davalının güveninin yitirme ihtimali doğabileceği, bu durumun avukatlık mesleğine olan inancı zedeleyeceği sonucuna ulaşıldığına ilişkin -----sayılı kararları mevcut olduğunu, herhangi bir azil söz konusu olmadığını, ----- Kuralları’nın 2. maddesi, “Mesleki çalışmasında avukat bağımsızlığını korur; bu bağımsızlığı zedeleyecek iş kabulünden kaçınır.” gerçektende bu sebepledir ki, ----------“Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz.” hükmü ile avukat, işi retle yükümlendirildiğini, işbu dosyasında açılan dava dilekçesinde icra takibine konu dosyada taraflarının vekil olarak gözükmekte ise de kötü niyetli olarak taraflarının vekil olarak gösterilmeden ve söz konusu tebligatta herhangi bir şerh olmamasına karşın tebligat müvekkilinin adresinde bulunan muhtarlığa teslim edilerek müvekkiline hak kaybına uğratmaya yönelik hareket edildiğini, işbu nedenlerle davanın usulden reddi gerektiğini, açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin --------sayılı dosyası ile davacı/borçlu----- aleyhine 1.000.000,00 TL'lik icra takibi açıldığını, müvekkilinin söz konusu takibi açmasındaki amaç ise hissedarı bulunduğu şirketin devrini yaparken taraflar arasında imzalanan hisse devri sözleşmesi uyarınca gerekli hükümler yerine getirilmediğini, müvekkilinin daha fazla hak kaybına uğramaması adına ilgili icra dosyası açıldığını, tarafların arasındaki borçlanma işleminin kökü bir ------devrinden kaynaklandığını, söz konusu şirketin devri -----tarihinde gerçekleştiğini, söz konusu tarafların imzaladığı sözleşmeye istinaden hükümler yerine getirilmediğini ve müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, söz konusu hisse devir sözleşmesinde, devri kararlaştırılan ve 3.3 maddesinde yazılı bulunan taşınmazın devri yerine getirilmediğini, birlikte davacı şirket müvekkilinin zarara uğrattığını, söz konusu sözleşmede yazan hükümlere istinaden atıf yaparak zarara uğrayan müvekkilinin alacağını tahsil etmek maksadıyla icra takibi yapığını, yapılan icra takibi hukuka uygun olmakla birlikte karşı tarafça itiraz edildiğini, itirazın iptali davası hakları saklı kalmak kaydı ile açılacağını, hisse devir sözleşmesine bakıldığında sözleşmenin müvekkilinin mağdur edici aldatıcı nitelikte olduğu işbu dilekçenin ekinde yer alan flash disk içerisindeki e-mail yazışmalarına bakıldığında sözleşmenin farklı hazırlandığı ancak imza sırasında farklı sözleşme ortaya konulduğu açıkça ortada olduğunu, hisse devir sözleşmesinin 4.8. Maddesinde üçüncü kişiler nezdinde müvekkile karşı ticari itibarını sarsacak beyan ve davranışlarda bulunmamayı kabul etmelerine rağmen bu hususu yerine getirmeyip müvekkilinin ticari itibarını sarsacak davranışlarda bulunduğunu, söz konusu ticari itibarın zedelenmesi ve cezai koşul neticesinde bile değerlendirildiğinde müvekkilinin açmış olduğu söz konusu icra takibi yerinde bir takip olduğunu, söz konusu icra takibi ilamsız icra takibi olması ile birlikte asıl alacak şeklinde belirtilerek istenildiği şekilde açılması mümkün olduğunu, ister borçlu olarak herkesi tek bir dosyada, ister herkesi ayrı ayrı borçlu olarak ekleyecek şekilde icra takibi açılması mümkün ve kanunen bir engel bulunmadığını, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, öncelikle davalının tüm menkul malları, tüm gayrimenkulleri, 3. Kişiler nezdinde bulunan tüm alacak hakları (bankalardaki mevduatları dahil) hakkında İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca ihtiyaten haczine, ihtiyati haciz kararının İİK m.261 uyarınca yetkili icra dairesince infaz edilmesini, ihtiyati haciz kararının takdiren teminatsız olarak verilmesine, bu mümkün olmazsa uygun bir teminat karşılığında bu kararın verilmesini, ----- sayılı dosyaya konu edilmiş alacakla ilgili takibin devamına karar verilmesini, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderlerii ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK 72 madde gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davanın İİK 72. Md. Gereğince menfi tespit davası olduğu, başlamış icra takibinden dolayı borcun olmadığının iddia edildiği davalı alacaklının ise alacağının hisse devir sözleşmesindeki edimlerin yerine getirilmemesine dayandırdığı, durum böyle olunca ihtilafın davacının hisse devir sözleşmesi ile bir bağlantısı olup olmadığı, hisse devrine ilişkin bir taahhüdünün bulunup bulunmadığı, davalının iddia ettiği zarardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Dosyanın ----- görevsizlik kararı ile Mahkememize geldiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup, davalı alacaklı alacağını dava dışı ---- devrettiği, ------ hisseye, hisse satışına dayandırmaktadır. Hisse devir sözleşmesinde kararlaştırılan ödemenin bir kısmının 4 şahıs tarafından gerçekleştirileceği yazılıdır. Bunlardan birisi davacı olup, diğeri ---- Mahkemesinde açılan davada ------- Bu ikisi tarafından 2 ayrı menfi tespit davası açılmış, her ikisi Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. ----- Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı ile Mahkememize gelmiştir. Ancak------ Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın kabulüne karar verilmiş ama kötü niyet tazminatı reddedildiğinden, davacı tarafından kötü niyet tazminatı yönünden istinaf edilmiştir. Bu kısım yönünden karar kaldırılıp -------tarafından kötü niyet tazminatı verilmiştir. Buradan anlaşılacağı üzere görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Aksi olsa görev kamu düzeninden sayılacağından kötü niyet tazminatı yönünden de karar veremeyecek konumda olan ---- Mahkemesinin kararı ------ tarafından tümden kaldırılarak görevli Mahkemeye gönderilmesi gerekir. Bu nedenle alacak ile ilgili menfi tespit davasına Asliye Hukuk Mahkemesinin bakması gerekir. Açıklanan nedenlerle Mahkememizce görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davanın HMK'nın 114/1-c.maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin ---- Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-Mahkememizce verilen karar ile------ Asliye Hukuk Mahkemesi kararı arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğu görülmekle, Mahkememiz kararının yasa yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için ----- Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesine,
4-Harç ve masraf hususunun HMK 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------------- Adliye Mahkemesi' ne istinaf yolu açık olmak üzere huzurda bulunan davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2025