T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/331 Esas
KARAR NO: 2025/414
DAVA: Şirket Yöneticisinin Azli
DAVA TARİHİ: 04/05/2023
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirket Yöneticisinin Azli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %16,6 hissesinin bulunduğunu, şirket yönetim kurulu üyesi ---- %4 hakim ortak ve yönetim kurulu başkanı -----ise %79,4 hissesinin bulunduğunu, hali hazırda şirket yönetiminin davalı ortaklar tarafından gerçekleştirildiğini; esasen yönetim konusunda --- tamamen hakim ortak ----- talimatı ile hareket ettiğini; davalı şirket ile benzer sermaye yapısına sahip ve davalı şirketle şirket ilişkisi bulunan birçok şirkette de yönetimin aynı şekilde gerçekleştiğini ve devam ettiğini; müvekkili davacının da 2015 yılına kadar davalı şirkette ve grup şirketlerinde yönetim kurulunda yer aldığı, daha sonra yönetim kurulundan çıkarıldığını, şu anda sadece halka ilişkiler ve belediye-tarım müdürlükleri ile ilgili işleri takip etme konumunda bulunduğunu; müvekkili ile ---- arasında ---- sonrasında fikir ayrılıklarının çıktığını ve ---- sonrasında da bir husumet oluştuğunu;---- iltisaklı olduğuna ilişkin ----- yılında soruşturmalar açıldığını, davalar açıldığını; müvekkilinin bu grup şirketlerinden çıkmak için davalar açtığını; ------- sayılı dosyalarında açtıkları bu tür davaların devam ettiğini, ------Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalımız şirket ve ayrıca ----- Aleyhine açtığı kâr payı alacağı davasında talep ettikleri tedbir üzerine usulsüz yönetim nedeniyle denetim kayyımı atanmasına karar verildiğini; -------- hakkında güveni kötüye kullanma ve ------ sebebiyle yürütülen soruşturmalar nazara alındığında esasen şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiğini; zaten ----hakkında 2 yıldır yurt dışına çıkış yasağı bulunduğunu, ---- sayılı soruşturma dosyasında ------ uzman raporu ile grup ------ öz varlığına oranla yüksek miktarda borçlandırıcı ve mal varlığı fiktif işlemlerle azaltıcı işlemlerin yapıldığının tespit edildiğini, ----- grup şirketlerinden ------bir inşaat şirketindeki hisselerinin kendi şahsi mal varlığına usulsüz bir şekilde geçirdiği tespit edilerek bu sebeple hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan ---- sayılı dosyasında dava açıldığını, ----şirketlerinden ----- gayri resmi kasa tutarak vergi usulsüzlüğü yaptığının ortaya çıktığını, davalı ------ ait taşınmazların önemli bir kısmında yersiz ipotek tesis ettirildiğini, yeni alınan taşınmazlarda dahi bu tür ipoteklerin verildiğini, grup şirketlere ait detaylı mizanların müvekkili ile paylaşılmadığını, paylaşılan kısımlarda ise şirket müdürlerinin şirketten yüklü miktarlarda paralar çektiğinin tespit edildiğini, ortaklar hesabında milyonlarca lira borç gözüktüğünü ancak ortaklardan faiz alınmadığını, faiz yürütülmediğini, davalı şirketinde bir inşaat projesi finanse ettiğini, buna karşılık projede şirkete ait olması gereken kısımların şirket adına kaydedilmediğini ve 3.şahıslar üzerinde tutulduğunu, müvekkilinin ayrılma akçesi davasında değerlemeye katılmaması için kayıtların bu şekilde tutulduğunun kendilerince düşünüldüğünü; ----- müvekkilinin ayrılma davası akabinde davacının ortak olmadığı alt şirketler kurarak o şirketlere örtülü kazanç aktarımı yaptığını, tüm bunlar sonunda ---özel denetici atanmasına karar verildiğini, ----sayılı dosyasında alınan ---- tarihli bilirkişi raporu ile bu hususların açıkça sabit hale geldiğini,----- bağımsız bir şekilde denetlenmediğinin mahkeme kararı ile sabit olduğunu, ------ genel kurulunca atanan denetçi atanmasına ilişkin kararın mahkemece iptal edildiğini, bu dosyalarda alınan bilirkişi raporuyla şirketlerin ekonomik ve mali anlamda son 4 yılda ciddi anlamda kayıtlarını olduğunun ortaya çıktığını belirterek, TTK 630 madde çerçevesinde yöneticinin azli için gerekli şartların doğduğunu, bu nedenle davalı şirketin yöneticileri----- yöneticilikten azline karar verilmesini, ihtiyati tedbir yoluyla da şirkete yönetici kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalılar vekili, iddiaların hiçbirinin doğru olmadığını, yönetici azlini gerektirecek hiçbir sebebin bulunmadığını, müvekkili -----üyeliğinden dolayı açılmış bir dava söz konusu olsa da bu örgüte finans sağlama gibi bir eylemden dolayı açılmış bir dava ve soruşturma bulunmadığını; bu nedenle davalı şirket ve dava dışı grup şirketlerinin ekonomik yönden zarar görmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından grup şirketleri yönünden aynı yöneticilerin azline ilişkin açtıkları 6 davadan 3'ünün karara bağlandığını, o davalarda da aynı sebeplere dayanıldığını,3'ünde de ret kararı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, TTK 630/2 maddesi gereğince limited şirket ortağı tarafından açılan ve şirket yöneticilerinin temsil yetkilerinin kaldırılmasına ilişkin bir davadır.Öncelikle belirtmek gerekir ki ihtiyati tedbir yolu ile yönetici kayyımı atanması talebi; iş bu şirkete zaten denetim kayyımı atandığı, yöneticilerin yapacağı her işlemin denetim kayyımı onayından geçeceği; dava dilekçesine ekli deliller çerçevesinde de HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbiri haklı kılacak oranda ''baştan haklılık'' tespit edilemediğinden ötürü yönetici kayyımı atanmasına gerek olmadığı gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş, davacı iş bu kararı istinaf etmiş,----- Adliye Mahkemesi tarafından istinaf talepleri reddedilerek tedbire ilişkin kararımız kesinleşmiştir.Mahkememizce davacı iddialarına nazaran ilgili ceza soruşturmaları, ceza davaları celp edilmiş, davacıya davalı şirket ile arasındaki fesih ve tasfiyeye ilişkin dava, davacının benzer yönetim şekli ile idare edilen diğer grup şirketleri aleyhine yine aynı nedenlerden dolayı açmış bulunduğu yöneticinin azli davaları sistem üzerinden dosyaya kazandırılmış ve incelenmiş, tanıklar dinlenmiş, şirket kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek sureti ile sonuca gidilmiştir.Davalı şirketin getirtilen ticari kayıtlarında şirketin 3 ortaklı olduğu, ortakların davacımız ile davalı şahıslar olduğu, hisse durumunun yukarıda iddia kısmında belirtilen davacı açıklamasındaki gibi olduğu görülmüştür. Her ne kadar davacı grup şirketlerinden çıkma yönünde dava açmış ise de, davalımız olan şirketten pay akçesi karşılığında çıkmasına dair mevcut bir karar bulunmadığından iş bu davada hukuki menfaatinin bulunduğu ve yönetimle husumeti bulunduğu nazara alınarak değerlendirme yapılmıştır. Her ne kadar davacı tanıkları yönetim kurulu başkanı -----şirketi tek başına ve diğer davalı yöneticiye de verdiği talimatlar çerçevesinde yönettiğini bildirip; şirketin birde gayri resmi kasasının tutulduğunu, fiktif işlemlerle sağlanan gelirin gayri resmi kasaya aktarılıp buradan şahsi işlerle ---- bağışlar ile kullanıldığını beyan etmişler ise de; davalı tarafın bu tanıklarla müvekkillerinden ----- arasındaki husumeti savunduğu ve ceza soruşturmaları/ ceza davasındaki bu kişilerin verdiği ifadelerde dikkate alındığında bir husumetin bulunduğu hususunun görüldüğü, öte yandan davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinden mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da iddia edilen hususların kayden varit olmadığı mali inceleme sonunda elde edilen tespitlerde davalı yöneticilerin yöneticilik görevini kötüye kullandığına dair herhangi bir sonucun ortaya çıkmadığını, dava tarihi itibarıyla azillerinin gerekmediği; Davacının dayandığı ceza davasında davacının kendisinin de davalı ile birlikte ---- soruşturması kapsamında yargılandığı, ---- tarihi itibarıyla davacının beraatine, davalının mahkumiyetine karar verildiği, ancak müdür hakkında ------ kapsamında yapılan yargılamanın tek başına müdürün azli sebebinin sayılamayacağı, ceza yargılamasında verilen kararın iş bu dava açıldıktan çok sonra verilen bir karar olduğu; her bir davanın dava tarihi itibarıyla değerlendirilmesi gerektiği, ------ sayfalık ceza davasındaki verilen kararın gerekçesinden de ---- bu dosyanın davalısı olan şirket ile bağlantılı biçimde azlini gerektirecek çekinmez bir yönetim gösterdiğine dair bir tespitin bulunmadığı, diğer bazı grup şirketler yönünden kurulan gerekçenin davalı şirket yönünden uygulanamayacağı; alınan bilirkişi raporundan son yıllarda dava tarihine kadar davalı şirketin kâr durumunun arttığı, usulsüz bir kayda rastlanmadığı, usulsüz bir harcamaya rastlanmadığı hususundaki tespitleri, her ne kadar davacı taraf ----- şirket tarafından borç verildiğini ve bu borçların tahsil edilmediğini, faiz yürütülmediğini ileriye sürse de buna ilişkin bir kaydın bulunmadığı, soyut iddianın dışında bir belgeninde sunulmadığı nazara alınarak,TTK 630.maddesinde şirket yöneticilerinin temsil hakkının sınırlandırılması ve kaldırılması taleplerinin haklı bulunması halinde bu hususlar davanın kabulüne karar verilebileceği; dosyamızda davalı şirket yönünden müdürlerin özen ve bağlılık yükümleri ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğine dair somut ispatın yapılamadığı, yeter ölçüde bu iddianın somut delillerle desteklenemediği, davacı tarafın diğer dosyalarda talep ettiği özel denetici atanması ile ilgili gerekçelerinde bu davanın kabulü yönünden doğrudan bir delil teşkil etmeyeceği nazara alınarak; şirket yöneticisinin azline ilişkin bu davada davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN REDDİNE,
Dava maktu harca tabi olduğundan maktu harçtan eksik 435,50 TL karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına; bu amaçla harç tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
Tamamı davacı tarafça karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa iadesine,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara bölüştürülmesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 22/05/2025