T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/1056 Esas
KARAR NO: 2025/426
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/12/2022
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili alacaklı ----- ile borçlu ----- arasındaki ticari ilişkiden doğan ------ tarihli fatura ve cari hesap ticari alacağının, müvekkil şirket tarafından takibi sonrasında, davalı borçlular tarafından haksız şekilde itiraz edilmesi nedeniyle taraflarınca ikame edilen itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, takip konusu borcun ---- no'lu faturada belirlenen ----bedelli faturaya dayanmakta olup işbu alacağın ------- yev.no'lu ihtarnamesi ile davalı borçludan istendiğini ancak sözleşme konusu haklı talebin borçlu tarafından reddedildiğini, bunun üzerine taraflarınca ---- fiili ödeme tarihi geçmiş gün faiziyle toplamda ------- üzerinden ilamsız icra takip talebinde bulunulduğunu, borçluların ----tarihinde takip taleplerine karşı haksız şekilde itiraz ettiğini, itirazına müteakiben ------ tarihinde takibin borçlular yönünde durdurulmasına karar verildiğini, gelinen aşamada müvekkili şirket tarafından üretilip teslim edilen -------- tutarındaki bedeli ödenmemiş olup, takip tarihine kadar işleyen geçmiş gün faiziyle 4.266,16 USD'nin ödeme gününe kadar ticari avans faizi işletilerek taraflarına ödenmesi gerektiğini, alacağının işbu dilekçe ve ------ esaslı dosyasında yaptığı takip talebinin ekinde bulunan fatura ve satış defteri bakiye listesiyle sabit olup, borçlunun borcu inkara ilişkin beyanının haksız olduğunu, bu aşamada borçlu tarafın malvarlığı üzerinde tam tasarrufu söz konusu olduğundan, teminatsız olan alacaklarının sonraki takiplerle dahi elde edememe riskinin söz konusu olduğunu, bu doğrultuda yukarıda sıralanan haklı gerekçeleri doğrultusunda, borçlu şirketlerin malvarlığına, alacakları oranınca tedbiren haciz konulmasını, borç ödeninceye kadar ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, itirazın sadece zaman kazanmak ve müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetle yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; ------ esas sayılı dosyasında davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davacı lehine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati haciz talebinin kabulü ile davalıların taşınmazları, taşınırları ve 3. şahıslarda yer alan hak ve alacakları üzerine takdiren teminatsız aksi halde teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğunu, reddini talep ettiklerini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9.maddesi gereği anlaşmazlığın çözümünde bilirkişiye gidileceği açıkça kararlaştırılmış olduğundan doğrudan dava açılmış olmasının usule aykırı olduğunu, öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın ilk olarak müvekkili şirkete keşide ettiği, ----- tarihli ihtarnamesi ile müvekkili şirkete ----------bedelin ödenmesi hususunda ihtarname keşide ettiğini, müvekkili şirketlere tebliğ edilen ihtarnameye ilişkin cevabi ihtarnameyi sunacaklarını, tarafların karşılıklı zarara uğradığını, şirketler arasındaki ticari ilişkinin zarar görmemesi ve ileriye dönük ticari ilişkinin devamı için sorunun sulh yolu ile çözüme kavuşturulması gerektiğini, taraflarca ortak belirlenecek gün ve saatte görüşmelerin yüz yüze yürütülmesi adına iletişim kurulması hususlarının belirtildiğini, ancak söz konusu ihtarnamenin sonuçsuz ve cevapsız bırakıldığını, müvekkili şirket yetkililerinin bu durum üzerine davacı şirket yetkilileri ile telefon üzerinden iletişim kurduğunu ve sorunun çözümünü müzakere etmek istediklerini dile getirmişlerse de davacı tarafça bu sulh ve iyi niyet yaklaşımlarının sonuçsuz bırakıldığını ve icra takibine girişildiğini, ancak; davacı tarafın sözleşmenin 9. maddesindeki şartı hiçe sayarak icra takibine giriştiğini ve dava ikame ettiğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, her iki tarafın tacir olduğu somut olayda her iki taraf da akdettikleri sözleşme ile uyuşmazlık halinde öncelikle konuyu müzakere edeceklerini kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini, müzakerenin netice vermemesi halinde ise her iki tarafın kabul edeceği bir bilirkişinin görüşünün alınacağının açıkça imza altına alındığını, bu noktada artık iki tarafın da tacir olduğu sözleşmede uyuşmazlık olması halinde ne yapılması gerektiği hususunda usul oluşturulduğunu, müvekkili şirket tarafından cevabi ihtarnamede açıkça usul şartına uyularak konunun müzakere edilmesi talep edilmişse de davacının bu yükümlülüğe de aykırı hareket ettiğini, hakem-bilirkişi sözleşmesiyle tarafların, aralarındaki belli bir uyuşmazlık konusunun miktarını veya niteliklerinin, güvenilen ve tarafsız uzman kişi ya da kişiler tarafından tespit edilmesini ve bu tespitin, hem tarafları hem de mahkemeyi bağlayıcı şekilde etki göstermesini kararlaştırdıklarını, hakem-bilirkişilik kurumunun, uyuşmazlığın belli vasıflarının uzman kişiler tarafından nihai olarak çözüme kavuşmasını sağlayan alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biri olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlık halinde hangi usulün uygulanacağı açıkça kararlaştırılmış olduğundan usul şartı tamamlanmadan açılan davanın reddine karar verilmesini öncelikli talep ettiklerini, davacı tarafça müvekkili şirketler adına icra takibine girişilmiş olup --------- sayılı dosyalarına yapılan itirazlarında da yetkiye ilişkin itirazlarının açıkça belirtildiğini, bu nedenle HMK madde 6 gereği işbu davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketler ile davacı ---- arasındaki ticari etkileşim devam ederken, müvekkili şirketlerin, davacı şirketten boru almak maksadı ile sözleşme imzalanmadan evvel toplantı talep edildiğini, yapılan yüz yüze görüşmelerde Türk Ticaret Kanunu'nun bilincinde olan her iki tarafın, yukarıda bahsedildiği üzere TTK'dan ziyade Türk Medeni Kanunu'nun iyi niyet ve dürüstlük ilkelerini dikkate alarak sözleşme öncesi süreci yürüttüğünü, davacı taraf yetkililerinin bu toplantıda, müvekkili şirket yetkilileri tarafından ihtiyaç duyulan boruların imalatını Ekim ayı içerisinde üretip Kasım ayı başında kabulünü yaptırıp 15 Kasım tarihinde ise boruların eksiksiz şekilde tır ile sevkıyatını sağlayarak müvekkili şirket şantiyesine teslim edeceklerini beyan ettiklerini, öncelikli sözlü kurulan sözleşme akabinde tarafların karşılıklı el sıkışarak yazılı akdin tamamlanması aşamasına geçildiğini, taraflar arasında sözü edilen sözlü görüşmeye istinaden ---- tarihinde müvekkil şirketler---- ile davacı ------arasında yazılı sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında yer alan sözlü akitin, yazılı hale getirildiğini, verilen hükümler hususunda tarafların mutabık kaldığını, ancak sözleşmenin imzalanması akabinde, davacı taraf gerek sözleşme hükümleri gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek, sözleşmeyi ihlal eden ve müvekkil şirketi fazlası ile zarara uğratan taraf olduğunu, ancak tüm bunlar bir kenara atılarak, salt ödemenin yapılmaması nedeni ile sözleşmenin 9. maddesi de ihlal edilerek dava yoluna gidilmesi davacı tarafın kötü niyetli olduğunu açıkça kanıtladığını, boruların siparişinin müvekkili şirket ortaklığı tarafından 05/10/2021 tarihinde sipariş edildiğini, sözleşme uyarınca, siparişi verilen boruların üretiminin 31/10/2021 tarihinde tamamlanıp Kasım ayı başında ise kabulü yaptırılarak tesliminin gerçekleşmesinin davacı tarafça taahhüt edildiğini, ancak her ne kadar sözleşmedeki sevkıyat maddesine göre boruların iç içe ve tırlarla şantiyeye teslimi kararlaştırılmış ise de, davacı tarafça bu yükümlülük terk edilerek, siparişe konu borular, trenle vagonlarla --------- fabrikasından sevkıyat yapılmak sureti ile gerçekleştirildiğini, bu yükümlülüğe aykırı davranış neticesinde, teslime konu borular, müvekkili şirkete ait şantiyeye Aralık sonuna doğru teslim edildiğini, ancak anlaşma gereği davacı taraf yükümlülüklerine uygun hareket etse idi, 15/11/2021 tarihinde siparişe konu boruların tamamı müvekkili şirket şantiyesine indirilecek ve müvekkili şirket de sözleşme yükümlülüğü gereği, boruların %50 ihrazat ödemesini, ---- alarak ---------- kuru üzerinden boru bedelinin yarısını davacı şirkete ödemek sureti ile yükümlülüğünü yerine getirebileceğini, kalan bakiyenin ise boru imalatının tamamlanmasından sonra müvekkili şirket tarafından 25/12/2021 tarihinde davacı şirkete ödenebileceğini, zira müvekkili şirket ile idare arasında yapılan anlaşma gereği, boruların 15/11/2021 tarihinde şantiyeye teslimi halinde, idare tarafından %50 ihrazat ve hak ediş bedelinin 20/11/2021 tarihinde müvekkili şirkete ödeneceğinin kararlaştırıldığını, teslimden sonraki 1 ay içerisinde boru imalatının tamamlanması akabinde 2.hakkedişlerin de müvekkili şirkete ödenmesi ile müvekkili şirketin, davacıya olan bakiye borcunu ödeyebileceğini, bu nedenle sözleşme gereği Kasım ayı içerisinde %50 ihrazat hakkedişini almayı planlayan müvekkili şirketin, gecikme nedeni ile Aralık ayı sonunda alabildiğini, 2. İmalat hakkedişini ise 2022 Mayıs ayı sonuna doğru alabildiğini, taraflar arasındaki anlaşma gereği, müvekkili şirket, davacı şirketten 1.511.000 USD bedelli boru ve 56.791 USD manşon aldığını, toplam 1.567.791 USD'nin 1.000.000,00 TL'sinin peşin ödendiğini, ödemenin yapıldığı ve çeklerin verildiği zaman kur 9 TL üzerinden bağlanmış olduğundan verilen TL peşinatı olan 1.000.000,00 TL/9=111.111 USD peşin ödendiğini, bakiye 1.456.680 USD bedel kaldığını, davacı taraf sözleşmeye uygun hareket ederek boruları taahhüt ettiği tarihte teslim edebilmiş olsa idi; 20/11/2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından 728.340 USDx11.04=8.040.874 TL ödenmesi gerekeceğini, ödenen 728.340 USDX9=6.555.060 TL düşülmesi ile kur farkından kaynaklı (8.040.874-6.555.060) 1.485.814 TL bedelin ödenmemiş olacağını, borular zamanında gelmiş olsa idi, müvekkili şirket tarafından imalatın da 20/12/2021 tarihine kadar tamamlanabileceğini, keza 25/12/2021 tarihinde -------- Kuru 11.47x728,340 USD=8.354,060 TL olarak ödenmesinin gerekeceğini, ancak 728.340 USDX9 = 6.555.060 TL ödenmiş olduğundan kur farkından kaynaklı (8.354,060- 6.555.060) 1.799.000,00 TL ödenmemiş olacağını, iki ödeme şekli ve bunlara ilişkin kur farkları toplamının ise 1.485.814 TL + 1.799.000,00 TL= 3.284.814,00 TL olarak müvekkili şirket tarafından ödenmesi gereken rakam olarak ortaya çıktığını, müvekkili şirketin ise, bu bedeli ödeyeceğini davacı şirket yetkililerine bildirmesine ve davacı şirket satış müdürünü hususi davet etmelerine rağmen, şirket tarafından ödemenin kabul edilmediğini, oysa 11,47 üzerinden oluşacak kur farkı yerine kendi yükümlülüklerini ihlal ederek müvekkili şirketi maddi ve manevi mağdur eden, idare karşısında müvekkili şirketi itibar kaybına uğratan davacı şirketin, yaşanan ani kur farkı nedeni ile daha fazla kur farkının çıktığını iddia etmesinin TTK, TMK ve yasal içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, davacının yükümlülüklerine uymaması en başta müvekkili şirketi dava dışı idare karşısında oldukça zor duruma düşürdüğün, hak ediş bedellerini alamayan müvekkili, hali ile ödemeyi gerçekleştiremediği gibi idare nezdinde maddi kayıplarının yanı sıra itibar kaybına da uğradığını, basiretli tacir sıfatına haiz davacı tarafın, sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmeyerek bilinçli olarak ve kötü niyetli kur farkının oluşmasına neden olduğu gibi bu fiili müvekkil şirketin maddi ve manevi zararına ve dava dışı --------- önünde itibar kaybına neden olduğunu, somut olayda yargı kararları gereği davacı tarafın çek ile ödeme aldığını, kur farkı taleplerinde, çekle yapılan ödemeler yönünden kur farkı hesabının yapılamayacağını belirterek haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın; basiretli tacir olan taraflar arasında akdedilen sözleşmede kararlaştırılan bilirkişiye başvuru usul şartı nedeni ile usulden reddine, açılan davanın müvekkili şirketlerin adreslerinin Ankara olması nedeni ile dosyanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine, esasa yönelik inceleme yapılacak ise davacının haksız eylemleri neticesinde müvekkili şirketleri mağdur ettiği gerçeği dikkate alınarak, kur farkı talebinin kötü niyetli olması nedeni ile esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.--------sayılı takip dosyasının ------celp olunarak yapılan incelemesinde; davacının davalılar aleyhine fatura ve cari hesap alacağına dayalı olarak 4.248,00 USD asıl alacak ve 18,16 USD geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 4.266,16 USD alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, davalıların yasal süresi içerisinde borca itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür.Davalının İcra Müdürlüğü ve mahkememiz yetkisine yapmış olduğu itirazın borçlar kanunu 89.maddesi gereğince ifaz anlamında alacaklının ikamet alanında açılabileceğinden davacı alacaklının yerleşim yerinin ---- ----- olması ve yargı alanımızda kalıyor olması sebebiyle İcra Müdürlüğünün yetkisi ve mahkememin yetkisine davalının yapmış olduğu itirazın esas hükümle birlikte istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Her ne kadar davalı sözleşmenin 9.maddesinde bilirkişi ön koşulunun dava ön koşulu olması itirazında bulunmuş ise de hükmün tahkim şartı taşımadığı, ve ön koşul niteliğinde olmadığı anlaşıldığından reddine, karar verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacı tarafından kesilen 04/12/2022 tarihli 4.248 USD bedelli faturanın davalılara tebliğ edilip edilmediği, edilmiş ise davalıların davacıya iade edip etmediği, iade faturasının davacıya tebliğ edip etmediği, takip anında davacının alacak miktarının ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Öncelikle davalıların ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına, davalının merkezinin--- olduğu anlaşılmakla ------ Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına, ön inceleme ile davacının iddia davalının savunması ve tüm dosya kapsamında mali müşavir tarafından rapor alınmasına, karar verilmiştir. Talimatla alınan ------- tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ----- ile Davalılar ---------ortaklığı arasında görülmekte olan dava ile ilgili olarak dava dosyasında yer alan belgelerin, davalının ticari defter kayıtlarının ve belgelerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; Davalı--------- ortaklığı tarafından incelemeye sunulan ------- yılları ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerin T.T.K'nun 64/3. İle 213 Sayılı V.U.K.'nun 220. ve 222 inci maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırıldığı, kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'ne, Muhasebe İlke ve Kurallarına göre tutulduğu, davalı tarafından tutulan ticari defterlerin usulüne uygun olduğu, Davalı tarafından Bilirkişi incelemesine sunulan ticari defterlerin incelenmesinde, davacı tarafından düzenlenen ve dava konusu edilen ------- no'lu faturanın ticari defter kayıtlarına intikal ettirilerek fatura üzerinde gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılarak vergisel işlemlerde kullanıldığı, Taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nun 89 uncu maddesinde tanımı yapılan yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde devam ettiği, Davalı tarafından sunulan ticari defter kayıtları ve belgelerin incelenmesinde, davacının dava dilekçesinde belirttiği toplam 4.248,00 USD tutarındaki asıl alacağın 01.06.2022 tarihinde davalının ------- bulunan hesabından--- yapılmak suretiyle ödendiği, davalının davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı rapor edilmiştir. Yargılamanın tek hakim olarak yapıldığı, harç tamamlama işleminden sonra dosyanın miktar itibari ile heyete tevdi edildiği, heyete tevdi kararından önce ----- ----- sayılı kararı ile mahkememiz dosyası ile birleştirildiği, birleştirilen dosyanın mahkemesince ön inceleme duruşmasının yapılmadığı anlaşılmış, ------Asliye Ticaret Mahkemesinin birleştirme kararında her iki davanın aynı sözleşmeden kaynaklandığının bildirildiği ve birleştirmenin buna dayandırıldığı, ancak burada sehven bir hatanın bulunduğu, çünkü davacımızın o sözleşmede taraf olmadığı, bu nedenle birleştirme kararının sehven verildiği kanaatine varıldığı, Oluşan bu durum nedeni ile ---- sayılı dosyasının dosyamızdan tefrikine, Bu husus anlatılmak sureti ile mahkemesine iadesine, karar verilmiştir. TTK 83 ve 85 md uyarınca ve aynı zamanda HMK 222 md leri uyarınca davacı tarafın tüm yasal ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi eşliğinde bilirkişi incelemesi yapılmasına, karar verilmiştir. Bilirkişi 16/09/2024 tarihli raporunda; Davacı şirketin yerinde yapılan incelemesinde ve talimat yoluyla alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usul ve yasaya uygun olduğu, kendi leh ve aleyhlerine delil olma özelliği taşıdığı, Davacı tarafından tanzim edilen dava konusu faturanın tebliğ edildiği ve fatura içeriğinin davalı İş Ortaklığı'na teslim edilmiş olduğu sonucuna varıldığı, Talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu ekindeki 5 adet faturanın dava dışı --- tarafından, dava konusu 1 adet 4.248,00 USD tutarlı faturanın davacı ----tarafından tanzim edildiğinin görüldüğü, Talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda; davalı İş Ortaklığı'nın defterlerinde, huzurdaki davanın davacısı --------Vergi Kimlik numaralı ------ cari hesabı yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, dava dışı ----- Vergi Kimlik numaralı ---- cari hesabının incelendiği ve değerlendirmenin buna göre yapıldığının anlaşıldığı, Davacının tanzim ettiği -------- tutarlı fatura bedelinden kaynaklı asıl alacağının takip tarihi itibariyle 4.248,00 USD olduğu, Davacının takibinde 15,16 USD işlemiş faiz talebi bulunduğu, işlemiş faiz miktarının 11,35 USD olarak hesaplandığı rapor edilmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamı itibarı ile;Dava İİK 67 md. Düzenlenen itirazın iptali davasıdır. 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Takibe konu alacağın davacı tarafından davalı tarafa kesilen fatura alacağıdır. Taraflar tacirdir tacir olması sebebiyle iki tarafın kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. İki tarafın ticari kayıtları usulüne uygun tutulmuş olup kendi leh ve alehlerine delil olarak kabul edilmiştir. Davacı tarafından takibe konu edilen fatura davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından süresi içerisinde iade edilmemiştir. Davalı taraf ---- kod numaralı cari hesap muavin defterinin ------ ait olduğu, davalı tarafından ---- ödeme yapılmıştır. Faturaya tanzim eden davacı ----- Her iki tarafın ticari kayıtları incelendiğinde ayrı birer tüzel kişiliğine sahip oldukları anlaşılmıştır. Davalı taraf tacirdir basiretli olarak hareket etmelidir. Ödemeyi yaparken faturayı tanzim eden davacıya ödemesi gerekirken, ödeme farklı tüzel kişiliğe sahip bir şirkete yapılmıştır. Davalı tarafından "Üçüncü kişiye ödeme yapılacağı" yönünden bir "talimat" itirazı bulunmadığı, üçüncü kişiye yapılan ödemenin geçersiz olduğu, her halde davalı tarafından şartları oluşması halinde üçüncü şahsa ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talebinin mümkün olduğu, davacı tarafından kesilen ve davalıya tebliğ edilen faturanın ödenmediği anlaşıldığından davanın kabulüne, asıl alacağın cari hesaba dayalı fatura alacağı olduğundan likittir icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜNE,
Davalıların ----------- sayılı dosyasında sırf asıl alacağa konu yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak olan 4.248 USD üzerinden takip başlangıcında belirtilen şartlar altında aynen devamına,
2-Asıl alacak olan 71.026,56 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 5.429,28 TL harçtan peşin alınan 920,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.509,28 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 1.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
5-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL başvurma harcı ve 920,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.000,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 6.500,00 TL toplam bilirkişi gideri ile tebligat ve müzekkere gideri 428,00 TL olmak üzere toplam 428,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Hüküm tarihindeki tarife uyarınca kabul edilen dava yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden ilgili tarafa iadesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yoluna başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 28/05/2025