T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/232 Esas
KARAR NO: 2025/415
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 06/02/2013
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREKÇE:Mahkememizin ------Karar sayılı hükmünde:
''Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin her yıl Ocak ayı başında ------ isimli özgün bir moda organizasyonu düzenlediklerini, fuar alanı için 2 ayrı geçici yapı sistemi --------- kiralamak suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkil şirketin kardeş şirket olan ------ son 3 senedir davalı ile 2600 metrekare ve 4000 metrekare büyüklüğünde 2 çadırın kiralanması için sözleşmede imzalandığını, 130 kilometre hızla esen rüzgara dayanıklı olacağı belirtilen her iki çadırın da 06.01.2012 tarihindeki 65 kilometre hızla esen rüzgarla yıkıldığını, çadırların fuar organizasyonunun 3 gün öncesinde yıkılması nedeniyle büyük riskle karşılanıldığını, otelde yapılmasına rağmen beklentileri karşılamadığını, organizasyonu istediği ve olması gibi gerçekleştiremeyen müvekkilinin ciddi maddi ve manevi zarara uğradığını, video fotoğraf ve yaptırılan tespit dosyalarında anılan çadırların davalıdan kaynaklanan bir takım üretim hatası veya ihmal sebebiyle yıkıldığının anlaşıldığını, davalının B.K'nun 58. Maddesi uyarınca çadırların fena yapımından doğan zararlardan sorumlu olduğunu iddia ederek 543.677,31.-TL ve 408.500,00.-USD maddi tazminat ile 10.000,00.-TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davacı sıfatı olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeyi -------yaptığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca geçici yapı sistemini kurup tamamladığını ve 06.01.2012 tarihinde teslim edilecek hale getirdiğini, çadırların tam ve eksiksiz kurulduğunu, ancak hava şartları ve daha önceden vuku bulan olaylar ile davacı ve kardeş şirket kuruluşlarının sözleşme edimlerini yerine getirmemesi, üçüncü kişilerin kusurları ve ihmalleri ile yıkıldığını, tespite itiraz ettiklerini, davacının maddi ve manevi tazminat davasının yerinde olmadığını savunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir.Dava hukuki niteliği itibariyle; 06/01/2012 tarihinde davalıya ait çadırların yıkılması sonucu oluşan maddi ve manevi zararın ETBK nun 41 , 49 ve 58. Madde hükümleri uyarınca tahsili talebine ilişkindir.Yargılama sırasında davacı şirketin unvan değişikliği yaptığı görüldüğünden karar başlığında eski ve yeni unvanı gösterilmiştir. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp taraf tanıkları dinlenerek bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda 14/03/2013 tarihli ön inceleme duruşmasında taraf vekillerince imzalanan ön inceleme tutanağında ; taraflar arasında dava dışı kiracı -----davalı kiraya veren şirket arasında--- tarihinde "kiracının ---- tarihleri arasında ------düzenleyeceği etkinlikte 1 hafta süre ile kullanmak üzere geçici yapı sistemi ve tamamlayıcı ekipmanın kiraya veren tarafından organizasyon alanında hazır hale getirilip kiracının kullanılmasına, sunulmasına ilişkin sözleşmenin imzalandığı, davalının yapım ve kurulumunu üstlendiği 2 çadırın fuardan önce 06.01.2012 tarihinde yıkıldığı ihtilafsız olup uyuşmazlığın, davalının dava dışı şirketle yapmış olduğu sözleşme gereğince edimlerini tam olarak yerine getirip getirmediği, çadırların yıkılması nedeniyle yıkım sonucu oluştuğu iddia edilen davacı zararlarını davalıdan tahsil edip edemeyeceği, ayrıca zarar miktarının ne olduğu, davalının davacıya karşı Borçlar Kanunu 41 ve 58. Maddeleri uyarınca sorumlu olup olmayacağı ve sorumluluk miktarının belirlenmesi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir, inşaat mühendisi, mimar, elektirik mühendisi ve makina mühendisi bilirkişilerden oluşturulan heyete inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez 23/06/2014 tarihli bilirkişi kök raporu, davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesindeki beyan ve itirazları değerlendirilip tartışmak suretiyle davalı itirazının karşılanması için HMK nun 281/2. maddesi uyarınca bilirkişi heyetinden dosyada mübrez 23/06/2014 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu tanzim ettirilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi kök raporunun sonuç bölümünde; Olay sırasında montajın henüz devam ettiği ve kiracıya teslimin henüz gerçekleşmediği, bu nedenle davalı firmanın edimlerini henüz tam olarak yerine getirememiş olduğu, ---- yapısının hava koşullarına bağlı yükler nedeniyle sıcak mevsimlerde kurulması gerektiği ----- uygunluk belgesinde belirtilmesine rağmen, ---- bölgesindeki koşullara özel tasarımı yapılmadan, tip proje ile kurulmaya çalışılmasının olayın başlıca nedeni olduğu, kış ve dağ koşullarına özel projesi olmayan geçici yapının, kurulum sürerken yapının montajı tamamlanmış kapalı halinde taşıması gereken özellikleri dahi taşımasının beklenemeyeceği, ayrıca montaj sırasında kiraya verenin prefabrik bir geçici yapı sistemi için oluşturulması ve uyulması gereken standart bir kurulum prosedürü uygulamamasına bağlı olarak, yapım sırasındaki görüntülerde gergilerinde ve kolon ağırlıklarında ciddi eksiklikler olduğu, yapının üzerinde ciddi miktarda kar biriktiğine dair bir emare bulunmadığı, tam olarak kapatılmayan çadır yapısının başta rüzgâr yükü etkisiyle yıkıldığı, ayrıca yoğun kar yağışında kar yükünün sadece ısıtmayla kaldırılmasının güç olduğu ve ------ standartlarında belirtildiği gibi fiziksel olarak da karın temizlenmesi gerektiği, yapının kolon, aşık ve gergi gibi taşıyıcı elemanlarında hasar görülmediği, bu nedenle taşıyıcı eleman üretimine yüklenebilecek bir kusur da bulunmadığı, çadırın tasarım ve montaj yükümlülüğünün kiraya verende olduğu ve bu nedenle olayın oluşumunda tüm sorumluluğun davalı firmada olduğu, davacının organizasyon için yapmış olduğu giderlere ilişkin tanzim edilen toplam 17 fatura toplamının KDV dâhil 578.207,01 TL olduğu, diğer yandan davacı şirketin fuar organizasyonunda birden fazla stant kiralayan muhtelif şirketlere stant bedelinin iadesine ilişkin 321.000,00 USD ile organizasyonda birden fazla stant kiralayan firmaların bir kısmı ile ödemelerin fuar sonrasına sarkan taksitlerle anlaşıldığı, ancak çadırların yıkılması sonucu stantların kullanacak bir alanın bulunmaması nedeniyle toplam 87.500,00 USD nin tahsil edilemediği, bu iki tutarın [321.000,00 USD + 87.500,00 USD=] 408.500,00 USD olduğu bildirilmiştir.Davalı vekilinin kök rapordaki teknik tespitlere itirazlarının karşılanması için aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Dosyada mübrez 01/12/2015 tarihli ek raporda; davalı itirazları tek tek değerlendirilmek suretiyle kök rapordaki teknik tespitler tekrarlanarak çadırın tasarımı ve montaj yükümlülüğünün kiraya verende olduğu ve bu nedenle olayın oluşumunda tüm sorumluluğun davalı firmada olduğu ve kök raporlarındaki görüş ve tespitleri değiştirecek bir unsurun bulunmadığı bildirilmiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçeler ve hesaplamalara göre; davalı taraf, davacı şirketin kira sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacı şirketin kira sözleşmesini yapan dava dışı şirket ile farklı tüzel kişiler olup, aralarında herhangi bir alacak, temlik veya rücu ilişkisine dayalı bir sözleşme bulunmadığından davacının görülen davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığından husumet yönünden davanın reddini istemiştir. Davacı taraf ise, huzurdaki davanın sözleşmesel bir sorumluluk nedeniyle değil, ETBK 41 ve 48. Maddelerinde yer alan düzenlemeler nedeniyle müvekkilinin zararına olan davalının kusurlu ve kusursuz sorumluluğu uyarınca açıldığını, sözleşmesel sorumluluğa ilişkin ise, zaten sözleşmeye taraf olan dava dışı şirket tarafından davalı aleyhine------ Esas sayılı dosyasıyla davanın açıldığını belirterek davalının husumet yokluğuna ilişkin itirazın reddini talep etmiştir. Mahkememizde açılan dava, uyuşmazlık tespitinde de belirlendiği üzere davacının maddi ve manevi zarar iddiasına dayalı olarak haksız fiil ve yapı maliki sorumluluğuna dayalı tazminat davası olup, çadırların yıkılması nedeniyle zarar gördüğü anlaşılan davacının işbu davayı açmakta aktif dava ehliyeti bulunduğu tespit ve kabul edildiğinden, davalının husumet itirazı mahkememizce kabul edilmemiştir. Taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmamaktadır. Davalı tarafın, davacının taraf olmadığı 01/11/2011 tarihli kira sözleşmesinin hükümlerini savunma olarak davacıya karşı ileri sürülmesinin yasal dayanağı bulunmadığından somut olaydaki uyuşmazlığın çözümü uyuşmazlık tespitindeki gibi olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan ETBK 41 , 49 ve 58. Madde hükümlerine göre değerlendirilecektir. Taraflar arasındaki ikinci uyuşmazlık 06/01/2012 tarihinde çadırların yıkılması hadisesinde davacının veya üçüncü şahısların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır. Uyuşmazlıkla ilgili tarafların tüm delilleri toplanmış tanıkları dinlenmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi raporlarında; davalı şirketin montaj çalışmalarının devam ettiği ve kiracıya henüz teslimin gerçekleşmediği sırada çadırın yıkıldığı, yıkılmanın davacının hatalı ve eksik tasarım ve montajından kaynaklandığı, tüm sorumluluğun davalı şirkette olduğu tespit edilmiştir. Aynı mahiyetteki tespitlerin dosyamızda mübrez ------- Karar sayılı dava dışı üçüncü şahıs şirketin aynı nedenle davalı şirkete açtığı davada alınan 09/12/2013 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda da yapıldığı, belirtilen mahkemenin rapordaki tespiti benimseyerek davalının sorumluluğunu kabul etmek suretiyle karar verdiği anlaşılmıştır. Dosyamız ekinde -----değişik,----- Değişik iş, ---- Değişik iş ve ------- Değişik iş sayılı dosyaları ile yapılan tespit dosyaları ve tespit raporları bulunmaktadır. Söz konusu tespit dosyalarında mahkememizde yaptırılan bilirkişi incelemesi ve ----- Esas sayılı dosyasındaki raporlarla paralellik teşkil edecek şekilde tespitler yapılmıştır. Davalı tarafın ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ------ Esas sayılı davada alınan bilirkişi heyet raporunu sunduğu, raporda, çadırlarda imalat ve montaj kusurunun bulunduğunun belirlendiği bunun yanında çadırın çatısındaki karları temizlememek ve bina içi ısısını ayarlamamak nedeniyle ihbar edilen ( dava dışı --------) şirketin de %50 kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. Mahkememizde alınan rapor ve ek raporda söz konusu rapor içeriği teknik açıdan bilirkişi heyetince değerlendirilmiştir. Yukarıda bahsedilen tespit raporlarında ve ----- görülen davada alınan raporlarda davalının sunduğu rapordaki gibi tespitlere yer verilmemiştir. Mahkememizce, tanzim ettirilen dosyada mübrez ek ve kök raporlarda tespitler gibi davaya konu çadırlar sözleşme hükümlerine göre davalı tarafından tamamen bitirilip dava dışı kiracı şirkete teslim edilmeden olayın meydana geldiği ve yıkılmanın tamamen davalı şirketin hatalı ve eksik tasarım ve montaj yapmasından kaynaklandığı tespit ve kabul edilmiştir. Somut olaya uygun görülmeyen --------Esas sayılı davada alınan bilirkişi raporundaki tespitlere mahkememizce itibar edilmemiştir. ETBK nun 58. Maddesine göre; davalı yapı maliki hatalı imalatta ve muhafazadaki kusurdan dolayı sorumludur. Davalının somut olaydaki sorumluluğu hem hatalı imalat hem de muhafaza kusurundan kaynaklanmaktadır. Kaldı ki, dava dışı üçüncü kişinin olayın meydana gelmesinde kusuru söz konusu ise ETBK 58/2. Maddesine göre davalının rücu hakkı vardır. Görülen davada olayın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusuru tespit edilemediğinden davacının tüm zararından ETBK 41 , 51 ve 58 madde hükümlerine göre davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki üçüncü uyuşmazlık davacının maddi zararının meydana gelip gelmediği, gelmiş ise miktarının belirlenmesine ilişkindir. Davacı taraf zararına ilişkin tüm delillerini ibraz etmiştir. Zararın belirlenmesi için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi heyeti aracılığı ile inceleme yaptırılmıştır. Teknik ayrıntıları 23/06/2014 tarihli bilirkişi kök raporunda gösterildiği üzere davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre; davacının, organizasyon için yapmış olduğu giderlere ilişkin on firma tarafından tanzim edilmiş toplam 17 fatura karşılığı KDV dahil 578.207,01 TL, davacı şirketin fuar organizasyonunda birden fazla stant kiralayan muhtelif şirketlere stant bedelinin iadesine ilişkin 321.000,00 USD, çadırların yıkılması sonucu stantların kullanılacak bir alanın bulunmaması nedeniyle 87.500,00 USD olmak üzere 408.500,00 USD zarara uğradığı tespit edilmiştir. Davalı tarafça kök rapordaki tespitlere itiraz edilmekle birlikte kök rapordaki zarar tespitine ilişkin bilirkişi tespitine somut bir şekilde itiraz edilmemiştir. Davacının zararına ilişkin bilirkişi raporundaki tespitler somut olaya uygun görüldüğünden denetlenip mahkememizce benimsenmiştir. Dava dilekçesinde 543.677,31 TL ve 408.500,00 USD maddi zarar istenmiştir. Bilirkişi tarafından TL olarak belirlenen zarar davacının talep ettiği miktardan fazladır. Davacının yargılamada talebini ıslah ile artırması söz konusu olmadığından ve mahkeme talep ile bağlı olduğundan davacının ispatlandığı kabul edilen 543.677,31 TL ve 408.500,00 USD nin zararının tamamının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Taraflar arasında dördüncü ve son uyuşmazlık davaya konu olay nedeniyle davalının manevi zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarının belirlenmesine ilişkindir. Davacı, detayları dava dilekçesinde gösterildiği üzere uzun yıllardır başarı ile sürdürdüğü özgün organizasyon kapsamında her geçen yıl müşteri ve katılımcı sayısını artırarak ticari faaliyetlerine devam etmekte iken davalının kusurlu ve haksız eylemiyle yıllardır özenle oluşturduğu ticari itibarının ciddi şekilde sarsıldığını, en önemlisinin de alıcı ve satıcıların hazır edildiği organizasyonun başlama gününden sadece 3 gün önce meydana gelen olay nedeniyle piyasada olan güveni ciddi derecede sarsıldığını, uzun yıllardır Uludağ da gerçekleştirdiği organizasyonun olaydan sonra tekrar çadırda gerçekleştirme imkanının kalmadığını, nitekim, zorunlu olarak kış organizasyonlarını olaydan sonra ------dışında gerçekleştirme kararı aldığını, bu durumun uğranılan itibar kaybının sonucu olduğunu, binlerce kişinin katılacağı organizasyonunun hazırlıklarının aylar önceden sürdürüldüğünü, açılıştan 3 gün önce meydana gelen olay nedeniyle tüm hazırlıkların sıfırlandığını, yeniden yer yaratmak, planlamak ve yer bulmada büyük sıkıntı çektiklerini belirterek 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir. Tarafların iddia ve savunmaları dosya kapsamına göre: davacının, detayları davacı dilekçelerinde gösterildiği üzere büyük çaplı ve geniş katılımlı bir fuar organizasyonu düzenlemek için uzun süreden beri emek ve çaba sarfettiği, fuarın açılmasından 3 gün önce davalının tam kusurlu ve haksız eylemi sonucu çadırların çökmesi nedeniyle davacı şirketin hem ticari güven ve itibar açısından hem de mali açıdan çok zor durumda kaldığı, olaydan sonraki süreçte de ciddi sıkıntılar çektiği, olay nedeniyle davacının ticari güvenirliğinin ve itibarının zedelenip zarar gördüğü anlaşıldığından ETBK 49. Maddesi uyarınca olay tarihi, tarafların sosyo-ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın meydana geliş şekli dikkate alınarak ve manevi tazminat talep koşulları oluştuğu kabul edilerek takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir''ŞEKLİNDE KARAR VERİLMİŞ OLUP, Mahkememizce verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş,------ Karar sayılı hükmünde:
''1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, tacirlerarası haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkili şirketin 2002 yılından beri her yıl ocak ayı başında ------- isimli özgün bir moda organizasyonu düzenlediğini, yabancı ülkeden gelen müşteriler ve -------- tekstil firmalarının aynı çatı altında toplandığını ve on yıldan beri organizasyonun devam ettiğini, etkinlikerin, eğlence faaliyetleri için ayrı, fuar alanı için ayrı büyüklükte olmak üzere iki ayrı geçici yapı sistemi (çadır) kiralamak suretiyle gerçekleştirildiğini, son üç yıldır davalı şirketin bu hizmeti sağladığını, 09-15 Ocak 2012 tarihleri arasında yapılacak moda oragnizasyonu için de Uludağ'da kurulmak üzere birisi 2.600,00 m2 diğeri 4.000,00 m2 büyüklüğünde iki çadır kiralanması ve kurulması için davalı ile dava dışı -----arasında sözleşme imzalandığını, çadırların 130 km hızla esen rüzgara dahi dayanıklı olduğu belirtilmesine rağmen 01.01.2012 tarihindeki 65 km hızla esen rüzgarda yıkıldığını, bu nedenle pek çok standın malzemelerle ve kiralanan elektronik aletlerle birlikte kullanılamaz hale geldiğini, çadırların fuarın başlangıç tarihinden üç gün önce yıkılması nedeniyle, şirketin binlerce müşteri ve davetlisine verdiği sözü yerine getirememe riskiyle karşı karşıya kaldığını, çözüm olarak ----- organizasyon alanına dönüştürmek zorunda kalındığını, ancak alışılmışın dışındaki bu uygulamanın da katılımcıların beklentisini karşılamaktan uzak olduğunu, çadırların yıkılmasının montaj hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini belirterek, davalının kusuru nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini isteminde bulunmuştur.Davalı vekili; davacının taraf sıfatı olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeyi --------- yaptığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca geçici yapı sistemini kurup tamamladığını ve 06.01.2012 tarihinde teslim edilecek hale getirdiğini, çadırların tam ve eksiksiz kurulduğunu, ancak hava şartları ve daha önceden vuku bulan olaylar ile davacı ve sözleşmenin tarafı olan diğer şirketin sözleşme edimlerini yerine getirmemesi ve üçüncü kişilerin kusur ve ihmalleri sonucu çadırın yıkıldığını, davalıya ait teçhizatın da zarar gördüğünü belirterek, davanın usul ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının tam kusurlu ve haksız eylemi sonucu çadırların çöktüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; olay sırasında fuar alanına kurulan çadırların montajının halen devam ettiği ve kiracıya tesliminin henüz gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporlarında da, alüminyum çadır hangar yapısının hava koşullarına bağlı yükler nedeniyle sıcak mevsimlerde kurulması gerektiğinin ----uygunluk belgesinde belirtilmesine rağmen, aralık ayında ------ kış ve dağ koşullarına uygun özel projesi olmayan tip proje ile çadırların kurulmaya çalışılmasının olayın başlıca nedeni olduğu, tasarım ve montaj yükümlülüğünün kiraya verende bulunduğu gerekçesiyle, tüm kusurun davalı firmada olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, davalının kusuru nedeniyle iptal edilen organizasyon dolayısıyla, davacının talep etmiş olduğu gelir kaybı, ve yapmış olduğu reklam, tanıtım vb. malzeme bedeli ile iptal edilen konserler için yapılan giderler yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.----sayılı değişik iş dosyasında olayın meydana gelişindeki kusurun tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmışsa da yıkılan çadır altında kalan malzemeye dair bir değerlendirme ya da tespitte bulunulmamıştır. Dosya kapsamı ve taraf beyanlarına göre, belirtilen organizasyon aynı tarihlerde ve otel ortamında gerçekleştirilmiştir. Öte yandan çadırdaki yıkımın söz konusu malzemeye etkisi, bütün malzemenin çadırda muhafaza edilip edilmediği olguları da tereddütsüz bir şekilde ortaya konulmamış ve bilirkişi raporunda da tartışılmamıştır. Organizasyonun tamamen iptal edilmeyip otelde gerçekleştirildiği konusunda ihtilaf olmadığına göre, bu haliyle sonradan yapılan etkinliğin dava konusu zarar kalemlerine etkileri, önceki etkinlik için hazırlanan reklam, afiş vb. malzemenin oteldeki etkinlikte de kullanılıp kullanılmadığı açıklığa kavuşturulmadan, elde edilen gelirin, davaya konu kazanç kaybına etkisi ile iptal edilen stant bedellerinin kalem kalem bilirkişi raporunda yazılıp karşılaştırması yapılmadan, ayrıntılı, açık ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde maddi tazminat isteğinin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3-Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir ve kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Bu sebeple tüzel kişi onur ve saygınlığından vazgeçemeyeceği gibi, bu değerlerini hukuka ve ahlaka aykırı olarak da sınırlayamaz. 6098 sayılı TBK'nun 58. maddesindedüzenlenen manevi zarar, kişinin kişisel çıkarlarında ( haklarında) uğradığı bir eksilmedir. Değişik bir ifade ile, bu zarar çeşidi maddi değerler yönünden değil, manevi değerler yönünden bir eksilmeyi anlatır. Bir tüzel kişinin kişisel haklarından olan ( adı, şerefi, onuru ve itibarı gibi) varlıklarına yapılan saldırının; bu manevi değerlerinde bir eksilmeye ( manevi zarara) sebep olacağı kabul edilmektedir.
Davaya konu olayda, davacı şirket tüzel kişiliğinin maddi kayıplarının olduğu açık ise de; somut olayın niteliği ve olayın gelişim şekli bir bütün olarak değerlendirildiğinde, meydana gelen olayda şirket tüzel kişiliğine yönelik ticari itibarını zedeler nitelikte bir saldırı ya da manevi tazminatı gerektirir bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü usul ve yasaya uygun düşmediğinden, bu durum da kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA'' GEREKÇELERİ İLE MAHKEMEMİZ HÜKMÜ BOZULARAK KALDIRILMIŞ,Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya yeniden başlanmış,İspat külfetinin davacıda olduğu, bu çerçevede yıkılan çadırlar altında kalan stantlarda bulunup zarar gören emtiaların neler olduğunun davacı tarafça ispatı gerektiği hatırlatılmak sureti ile bu emtiaların belirlenmesi yönünden nakliye belgeleri, kamyon çıkış belgeleri, kamyon varış belgeleri gibi belgelerin ibrazı ve olaydan 3 gün sonraki etkinliklerde kullanılan emtiaların zarar gören emtialar dışında kalıp bunların ayrıca getirilen emtialar olduğuna dair bilgi ve belgeler istenmiş,İstenilen bu belgeler ile ilgili davacı tarafça Huzur Elektrik ve Fergone Kuyumculuk tarafından kesilen faturalar ibraz edilmiş, Delil tespiti yoluyla olaydan sonra mahallinde yapılan inceleme ile çadır altında kalan malzemelerden hiçbirinin kullanılmaz halde olduğu, kara gömülü olduğu tespit edildiğinden; zarara uğrayan emtianın hurda bedeli yönünden bir miktarın olamayacağı belirlenmiş, Tarafların gösterdiği tanıklar dinlenmiş, şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, ortaya çıkan sonuca göre bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alınmış, Ek raporda mevcut delil ve dosya durumuna göre kök rapordaki tespitlerin tekrar edildiği görülmüş, Mahkememizce toplanan tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde tespit edilen zarar kalemleri yönünden: Davacı tarafın katılımcılardan tahsil ettiği 321.000,00 USD yi iade ettiğini, ayrıca katılımcılardan taksitle tahsil edeceğini bildirdiği 87.500,00 USD deyi de artık alamadığını belirterek; toplam 408.500,00 USD gelir kaybına uğradığını bildirdiği, Bu kalemlerden 321.000,00 USD'yi iade ettiğinin ispatladığı zira belgeli olduğu; ancak katılımcılardan taksitle tahsil edeceğini bildirdiği 87.500,00 USD yönünden davanın ispat edilemediği, ayrıca diğer zararların kalem kalem toplamı olarak bildirdiği 543.677,00 TL nin zaten iddia ettiği bu hasılatı elde etmek için yapmak zorunda olduğu miktarlar olduğu; bununda talep edilemeyeceği; hal böyle olunca maddi tazminat olarak davacının talep edebileceği iddianın 321.000,00 USD olduğu; geriye stant kiraları yönünden ------Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunun davaya tesiri hususunun kaldığı; o davanın derdest olduğu, o davada da dosyamızda verilecek kararın beklendiği; bu nedenle iki mahkemenin de birbirini beklemesi halinde bir sonucun çıkmayacağı fakat talep edilen kira miktarının zarardan düşülmesi gerektiği nazara alınarak artık o dosyada dava konusu olan miktar olan 375.000,00 TL'nin dolara çevrilmesi ile (1 USD=1,8 TL) 208.333,33 USD tuttuğu; bu bedelin 321.000,00 USD'den mahsubu ile kalan 112.666,67 USD yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş,Her ne kadar manevi tazminatta talep edilmiş ise de; manevi tazminatın şirketler tarafından da istenebileceği fakat kabulü için şirketin tüzel kişiliğine doğrudan yönelik bir fiilin bulunması gerektiği; sadece şirketin üzüntü duymasının yeterli olmadığı; ortada davacı şirketin manevi şahsiyetine yönelik bir eylemin bulunmadığı, sözleşme gereği davalı şirketin ayıplı ifası nedeniyle ortaya çıkan bir sonucun bulunduğu nazara alınarak manevi tazminatında reddine karar verilmiş,Bu gerekçelerle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
112.666,67 USD'nin olay tarihi olan 06/01/2012 tarihinden itibaren USD cinsinden dövize 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince uygulanacak faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıya verilmesine,
Fazlaya dair maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,
Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE,
Alınması gereken 13.545,34 TL karar harcından (dava tarihindeki dolar kuru üzerinden hesaplanan) alınan peşin karar harcından mahsubu ile bakiye 5.839,11 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,
Tamamı davacı tarafça karşılanan bozmadan önce yapılan 13.555,52 TL harcın tamamı ile; 10.000,00 TL bilirkişi ücreti 311,75 TL posta giderinin, bozmadan sonra yapılan 29.200,00 TL bilirkişi ücretinin, 767,25 TL posta giderinin kabul ve ret oranları gereğince 7.993,64 TL lik kısmının toplamı 21.549,16 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince;
Maddi tazminat yönünden;
31.726,91 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Reddedilen kısım üzerinden 160.558,08 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Manevi tazminat yönünden;
Reddedilen miktar maktu vekalet ücretinin altında kaldığından 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.
22/05/2025