T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/727 Esas
KARAR NO:2025/392
DAVA: İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/11/2020
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dilekçesinde özetle; araflar arasında akdedilen ---- tarihli ---- tarihinde -----yapılacak fuarda ----- stant alanını kiraladıklarını, kira sözleşmesi gereğince söz konusu kiralamaya ilişkin bedelin nasıl yapılacağı "Ödeme Planı" adı altında ayrıntılı olarak düzenlendiğini, buna göre toplam--- (KDV Dahil) tutarın 6.750,00-TL, havale yapılmak suretiyle ---tarihinde, ------, Çek ile ----tarihinde, -----, Çek ile -----tarihinde ------, Çek ile ----tarihinde belirtilen ödemelerin tamamının müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, ancak davalı tarafından belirtilen tarihte fuarın yapılmadığını ve müvekkili tarafından yapılan ödemenin tarafların iade edilmediğini, bunun üzerine ----- tarihinde --- numaralı icra takibi ile ödenen 26.550,00-TLnin iadesi için takip başlatıldığını, davalı tarafın ---- Numaralı takibine yapmış olduğu haksız itirazın iptaline, ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 30/12/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; işbu davada tarafların tacir olduğunu, hatta davacı tarafından dava öncesi Zorunlu Ticari Arabuluculuk başvurusu yapılmış ve anlaşmama olarak sonuçlandığını, bu nedenle işbu davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ayrıca ---- bulunduğunu, -------- adresinde bulunduğunu, açıklanan nedenlerle işbu davada görevli ve yetkili mahkeme --------Ticaret Mahkemeleri olduğunu, anılan sözleşmenin bir satış, hizmet ve danışmanlık sözleşmesi niteliğinde olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girmediğini, Coronavirüs nedeniyle fuar gibi toplu organizasyonlar ileri bir tarihe ertelendiğini, müvekkili şirketinin fuar katılımcılarına erteleme ile ilgili sözlü olarak bilgi verdiğini, ancak davacı tarafın yine de davalıya ihtarname gönderdiğini, müvekkilinin ise pandemi nedeni ile fuarın ertelendiğini davacıya bildirdiğini, davacının ahde vefa ilkesine aykırı davrandığının tespiti ile haksız davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER : Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,----Esas sayılı dosyasının --- çıktıları, ----- bulunan ihtarnamelerin onaylı suretleri,----Esas sayılı dosyasından gelen ---- aslı kasa evrakı, ---müzekkere cevabı, ---- gelen müzekkere cevabı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; hizmet (organizasyon-fuar) sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.---- Karar sayılı kararının ----- Karar sayılı kararı ile görev yönünden kaldırıldığı, Mahkememiz Esas defterinin ------ Esas sırasına kaydının yapıldığı görüldü. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca yerine getirilmeyen hizmetten dolayı davalının sorumlu tutulup tutulmayacağı, mücbir sebebin bulunup bulunmadığı, davacının ödediği bedeli davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davanın hizmet (organizasyon-fuar) sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı tarafça icra takibindeki yetkiye, borca ve faize itiraz edildiği, itirazın iptali için eldeki davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Belirtmek gerekir ki, itirazın iptali davalarından yetkili icra müdürlüğünde icra takibi başlatılmış olması dava şartıdır. Buna göre, davalı taraf icra müdürlüğünün yetkisiz olduğu itirazında bulunduğundan eldeki davada ilk üzerinde durulması gereken husus icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığıdır. Davalı her ne kadar icra takibinde ------- İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de, davalının takip tarihindeki adresinin ---- olduğu anlaşılmış, bu sebeple davalının yetki itirazı yerinde görülmemiştir.Yine, her ne kadar davalı tarafça dava konusu sözleşmenin ikinci sayfasında uyuşmazlıkların çözümünde -------Mahkemelerinin taraflarca yetkili kılındığı ileri sürülüp mahkememizin yetkisiz olduğu itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin yetki düzenlenmesinin bulunduğu sayfada davacının kaşe ve imzasının bulunmadığı, bununla birlikte davacının da bu sayfanın varlığını kabul etmediği görülmektedir. Kaldı ki, davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir yetki itirazı da bulunmamaktadır. Nitekim, davalı taraf cevap dilekçesi ile----Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu ileri sürmüş, yargılamanın devamında sözleşmedeki yetki düzenlemesine dayanarak ---- Adliyelerinin yetkili olduğunu beyan etmiştir. Belirtmek gerekir ki, yetki sözleşmesi var olsa bile bunun kesin yetki olmadığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekmekteyken davalı tarafça bu itiraz ileri sürülmemiştir.Yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerlidir. Yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. Bu yeni düzenleme, 01.10.2011 tarihinden sonra açılacak davalar bakımından uygulanmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendi “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü içermektedir.Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. HMK'nın 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz.Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. --------Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ikinci sayfasının varolduğu kabul edilse bile, taraflar arasında görülen davada kesin yetki hali sözkonusu olmadığı gibi yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden sayılmadığı, davalı tarafça usulüne uygun yetki itirazında bulunulmadığı, kaldı ki, sözleşmesinin yetki kısmının davacı tarafça kabul edilmediği, dava tarihinde davalının yerleşim yerinin ------ olduğu dikkate alındığında mahkememizin eldeki davaya bakmakta yetkili olduğu kabul edilerek işin esasına geçilmiştir.Davacı taraf sözleşme nedeni ile davalıya 26.550,00 TL ödediğini, ancak hizmetin verilmediğini iddia etmiş, davalının ödemeye bir itirazının olmadığı ancak pandemi sebebi ile mücbir sebep halinin ortaya çıktığı, fuarın ertelendiği savunması ile davanın reddi talep ettiği görülmüştür. İlgili yerlere müzekkere yazılmış, taraflar arasında kararlaştırılan fuarın pandemi nedeni ile yapılamadığı, davalı tarafça bu tarihten sonra fuarın icra edilmediği anlaşılmıştır. Yine dosyadaki delillerden davaya konu sözleşme nedeni ile davalının herhangi bir gider yapmadığı anlaşılmış, davacının almadığı hizmet nedeni ile ödediği paranın davalıdan iadesinin gerektiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacı taraf icra inkar tazminatı da talep etmiş olup; alacağın likit olduğu, hükme esas alınan miktar yönünden de davalının itirazında haksız olduğu nazara alınarak kabul edilen asıl alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmek suretiyle aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ İLE; davalının-------- Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla devamına,
2-Asıl alacak miktarı olan 26.550,00 TL’nin %20’si oranında (5.310,00 TL ) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 1.816,63 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 320,66 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.495,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 25,00 TL başvurma harcı ve 320,66 TL peşin harcın toplamı olan 345,66 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 1.320,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
7-Davacı tarafça yapılan yargılama giderleri olan 630,50 TL posta/müzekkere masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 26.550,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra HMK'nun 333.maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar nedeni ili kesin olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 14/05/2025