T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/570 Esas
KARAR NO: 2025/393
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/01/2022
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının ----- tarihleri arasında pazarlama direktörü olarak çalışmaya başladığını, davalının aynı görevinde çalışırken ihbar önelinde bulunmadan işten ayrıldığını, davalının istifa etmesinin işlerin yürümesi bakımından davacı şirketi zora soktuğunu, davacının davalının çalışması sırasında ------imzaladığını, bu sözleşme ile davalı tarafın iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra 1 yıl süre ile --------içerisinde mukim ve işverenle aynı ya da benzer veya ilişkili bulunan sektörde yer alan şirketlerde doğrudan veya dolayı olarak çalışmamayı, veya rakip firmaya danışmanlık sunan, tedarikte bulunan firmada çalışmamayı veya işverene karşı haksız rekabet teşkil edecek bir iş yapmamayı veya böyle bir müessese ile ortak ya da başka bir sıfatla ilişki kurmamayı, işveren ile rekabete girmemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, aynı sözleşmede, rekabet sözleşmesinin ihlalinin tespiti halinde çalışanın 6 aylık brüt ücreti tutarındaki cezai şart tazminatını İşverenin ilk talebinde kayıtsız ve şartsız ödemeyi kabul ettiğinin kayıtlı olduğunu, davalı tarafın davacı şirketten istifa etmesinden kısa süre sonra davacı şirketin rakibi konusunda bulunan şirkette çalışmaya başladığını, davalı tarafın davacı şirkette çalıştığı dönemde görevi gereği hem -----, hem de ---- pazarlama faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı şirketin ----- yılı pazarlama planlarına, stratejilerine ve özetle ticari sır niteliğindeki gizli verilere erişim imkanı sağladığını, davalının "Rekabet Sözleşmesi"ni ihlal etmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan 6 aylık brüt maaş tutarındaki cezai şart tazminatını ödemesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında ---- başlıklı bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca --------yaptığı iş sebebiyle öğrenmiş olduğu her türlü bilgiyi gizli tutmakla yükümlü olduğunu, bu yükümlüğe aykırı hareket etmesi halinde, bu ihlalin işveren'in doğrudan bir zararına sebebiyet vermese dahi 6 aylık brüt ücreti tutarındaki cezai şart tazminatını işveren'in ilk talebinde ve derhal kayıtsız şartsız ödemekle yükümlü olduğun, davalı tarafın müvekkili şirketin 2022 pazarlama planlarını, stratejilerini, iş yapış biçimlerini ve özetle ticari sır niteliğindeki gizli verilerini ------- ile paylaştığını, gizlilik yükümlüğüne aykırı hareket eden davalının 6 aylık brüt maaş tutarı olan cezai şart tazminatını müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini beyanla rekabet sözleşmesini ihlal etmesi nedeni ile 500,00 TL'nin ve gizlilik sözleşmesinin ihlal etmesi nedeni ile 500 TLnin sözleşmenin ihlal edildiği tarihten, davalının ihbar önelinde bulunmaması nedeni ile 4 haftalık ihbar tazminatının iş sözleşmesinin sona erdiği 29/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesinde müvekkilin "pazarlama direktörü unvanı ile ---- çalışmaya başladığını, davacı şirketlerin aynı gruba bağlı olup ortakları aynı kişi olduğunu, Lüzumuna binaen müvekkilin iş sözleşmesinin diğer davacı -----devredildiğini" beyan ettiğini, işbu devrin müvekkilin hiçbir onayı olmadan olduğunu, davacıların da ikrarı ile öğrenildiği üzere müvekkilin iş sözleşmesinin davacılar tarafından oluru alınmaksızın devredildiğini, bu yapılan işlemin usul ve yasaya aykırı olup--- nezdinde gerekli şikayetin yapıldığını, bununla birlikte müvekkilin onayı olmadan yapılan iş sözleşmesinin hukuk aleminde bir karşılığının bulunmadığını, dolayısıyla sadece -----adlı firma ile belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalayan müvekkilin, diğer davacı ile herhangi bir iş sözleşmesi, gizlilik sözleşmesi ve rekabet sözleşmesi imzalamaması karşısında, --------- isimli şirketin taraf sıfatı bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkilin, davacı işverenin, işyerinde tüm pozisyonlardaki çalışanlara uyguladığı ---- daha fazla dayanamayarak istifa ettiğini, istifa üzerine ihbar süresi içerisinde çalışmaya devam ederken, davacının işverenin yetkilisi ----- tarafından, işyerinde üst düzey yöneticilerin de bulunduğu toplantıda herkesin içinde müvekkiline hitaben eşyalarını topla ve çık şeklinde bağırarak kovduğunu, müvekkilin işveren ile anlaşarak anlaştığı süre ile sınırlı olarak ihbar süresinde işyerinde çalışmaya, davacı işverene olan yükümlülüğünü yerine getirmeye devam ettiği halde, davacı işveren yetkilisince, ihbar süresi kullandırılmayarak işten kovulduğunu, bu durumun işverence yapılan bir fesih işlemi olduğunu, dava dilekçesinde soyut ifadeler dışında müvekkilin somut bir eylemine yer verilmediğini, son dönemde işten çıkan tüm çalışanlara rekabet etmeme ve gizlilik yükümlülüğünü ihlal nedeniyle ya dava açıldığını ya da dava açılma tehdidi ile sindirildiğini, sindirilemeyenlerin ise davalarının devam ettiğini, müvekkilin 11 yıldır kozmetik sektöründe çalıştığını, sırasıyla-----davacı---- son olarak halen çalışmaya devam ettiği ---çalıştığını, davacı----doğrudan satış şirketi olup, ----doğrudan satışta olmadığını, davacının dilekçesinde bahsettiği ---- firması ile --------- ---ülkesinde ortaklık yaptıklarını ve fakat ortaklıklarının son bulduğunu ve birbirleriyle hukuki ihtilaf halinde olduklarını, -----firmasının sektörün güçlü pozisyondaki şirketlerinden olmayıp, müvekkilin çalıştığı ------- firmasından ürün aldığını, müvekkilin pozisyonunun ----- pozisyonu olduğunu,-------, davacı---- pozisyonunda görev aldığını, müvekkilin şu an çalıştığı şirketteki pozisyonunun, yani uluslararası pazarlama müdürlüğü pozisyonunun, davacı işverende çalıştığı pazarlama direktörlüğü pozisyonundan 2 alt pozisyonda olduğunu, hem pozisyon olarak 2 alt kademeye düşen müvekkilin, hem de diğer yönlerden de geriye düştüğünü, maaşı davacı işverende 30.000,00 TL iken, şu an 25.000,00 TL olduğunu, kendisine tahsis edilen araç davacı işverende -------kendisine kapsamlı özel sağlık sigortası yaptırılmış iken, şu an yatarak özel sağlık sigortası şeklinde tüm kariyerinde iki alt basamağa indiğini, müvekkilin bu duruma düşürülmesinin, davacı işverende çalıştığı süre boyunca uğradığı mobbing ve buna dayalı istifası ile sektörde devam etme zorunluluğu ve çalışma zorunluluğundan dolayı olduğunu, müvekkile atfedilen gizlilik yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren en ufak bir delil bulunmadığını, tamamı içi boş iddiaların, somut bir karşılığının bulunmadığını, davacıların müvekkilin şirketlerinin gizli bilgilerini şu an çalışmakta olduğu şirket ile paylaştığını iddia etmiş ise de, müvekkilin satış verilerine ve formüllerine ulaşma yetkisi hiçbir zaman olmadığını, davacının dosyaya sunduğu yeni ürünün süreç takibine ilişkin mail ile çıkacak yeni üründen haberdar olduğunu ve bunu şu an çalıştığı şirketle paylaştığı iddiasının zorlama bir iddia olduğunu, mail yazışmalarından da görüleceği üzere bu yeni ürünle ilgili onlarca kişi mail grubunda yer aldığını, nitekim ürün tablosuna şirketteki herkesin erişiminin bulunduğunu, bununla birlikte----- adlı ürünün, piyasaya çıkması düşünülmüşse de, müvekkilin çalıştığı dönemde ve sonrasında piyasaya çıkmadığını, piyasaya çıkma süreci askıya alınmış atıl bir proje olduğunu, davacılar tarafından işe girişte imzalatılan bu sözleşmelerde sadece işçi aleyhine cezai şart koşulu bulunduğunu, ------ kararı ile müstakar hale geldiği üzere, işçi aleyhine tek taraflı cezai şart öngören dava konusu gizlilik ve rekabet sözleşmelerinin hukuken geçerli olmadığının kabulünün gerektiğini, Rekabet yasağı şekil ve koşulları oluşmadığından, 12.4 maddesinin geçerli olmadığını, müvekkilin pazarlama direktörü olarak yapmış olduğu görevi gereği, şirketin üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlanmadığı gibi, bu konuda bilgisayar sistemi üzerinden engelleme yapıldığını, dolayısıyla, müvekkilin, konumu gereği dahi rekabet etme imkanından ve rekabet yasağını ihlal etme imkanından yoksun olduğunu, söz konusu rekabet sözleşmesinin müvekkilin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek nitelikte olduğunu, öncelikle cezai şart olarak belirtilen tutar olan 6 aylık brüt maaşın; son aldığı maaş açısından bakıldığında 180.000,00 TL gibi fahiş bir tutar olup; bu tutarın müvekkilin ekonomik yıkımına sebep olduğunu, müvekkilin bu sözleşmesi imzalarken ki net maaşının tam tamına 10 katı oranda bir cezai şart talebinin hak ve nesafet ilkelerine aykırı ve aynı zamanda müvekkili ekonomik olarak yıkıma uğratacağını, yine rekabet yasağı maddesinin, coğrafi alan olarak---------gibi çok geniş bir alan olarak belirlenmiş olup; yapılan işin türü bakımından hiçbir şekilde
uygun olmayan ve yine belirtildiği gibi müvekkili çalışamaz ve geçimini idame ettiremez hale getirmeye dayalı bir hüküm olarak haksız ve hukuka aykırı olduğunu, öte yandan rekabet yasağının kapsamının da oldukça geniş olduğunu, süre içerisinde müvekkilin kozmetik dükkanında tezgahtar olarak çalışmasını engelleyen bir hüküm yaratıldığını, bu haliyle sözleşme hükmünün geçerli olmasının düşünülemez olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ----- müzekkere cevabı, Tanık beyanları, ----- Esas sayılı dosyasının---çıktıları, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununu 444 ve devamı maddesinde düzenlenen işçinin rekabet yasağına aykırı davranışları nedeni cezai şartın ödenmesi ve gizlilik ihlali tazminatı istemine ilişkindir.Dosyanın ------------Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize geldiği anlaşılmakla, Mahkememiz esas defterinin ---- sırasına kaydı yapılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, davacı şirketlerde pazarlama direktörü unvanı ile çalışan davalının işten ayrılmasından sonra rekabet sözleşmesi ve gizlilik sözleşmelerini ihlal edip etmediği, bu nedenle cezai şart koşularının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Davacı tanığı --------- tarihli duruşmada: "ben -------- satış direktörüyüm. 7 yıldan beri şirkette çalışıyorum. -------- hanım pazarlama müdürü olarak çalışırdı, bir buçuk yıl kadar şirkette çalıştı, ----- hanım benimle birlikte üst düzey stratejik toplantılara katılırdı, işe girmeden önce rekabet sözleşmesi imzaladık, -------- de imzalamıştır, ben daha sonra -------- işten ayrıldığını duydum, kendisi bizimle aynı işi yapan muadil bir firma olan---------- de işe başlamış bunu sosyal medyadan gördüm, toplantıda konuştuğumuz iş ve ürün modellerinin o firmada da üretime geçtiğini duyduk, toplantıda konuşulan ne varsa bunları diğer firmada ---------- işten ayrıldıktan sonra gördük. Ürün grupları, iş modelleri, kampanya kurguları ---------- işe girdiği şirket tarafından bizim toplantıda konuştuğumuz şekilde yapılıyordu. Hatırladığım kadarıyla rekabet sözleşmesini 3 yıllık olarak imzaladık, bizim şirketin bu olay sebebiyle bir zararı olup olmadığını bilmiyoruz, ben yüzde yüz emin olmamakla birlikte ----------- bizim firmada bilgi aktardığını düşünüyorum çünkü yaptığımız politikalar bize özgüydü. Davalı vekili sorusu üzerine soruldu: biz de ki kozmetik ürünlerin birebir aynıları ------------ o şirkette geçtikten sonra şirket tarafından yapıldı. Normalde şirketin bu ürünleri yokken sinemden sonra satışa çıkardılar" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı------tarihli duruşmada: "ben -------şirketinde 2020 yılından beri avukatlık yapmaktayım. Davalıyı tanıyorum. Üst düzey yöneticiler işe girmeden önce rekabet yasağı sözleşmesini imzalarlar. 2021 yılında --------------- işten ayrılacağını söyledi. Bir süre sonra ----------olan -------------- firmasında çalıştığını gördük, ------- hanım çalıştığı pozisyon gereği markanın stratejisi hakkında bilgi sahibiydi, hangi ürünlerin çıkarılacağını bilirdi. ----- diğer firmaya geçtikten sonra o firmanın bizim ürünlere benzer ürünlerin çıkarıldığını gördük, yine bu ------------ firmasının amerikada ki iş ortaklığı ---- ürünlerin aynısını çıkartığını gördük, ---- sonra ----------- altında çalışan 2 kişi de istifa edip ---- ---- firmasına geçtiler. Rekabet yasağı sözleşmesinin ne kadar süreli yaptığımızı hatırlayamıyorum. Bizim şirketin zararını somut olarak bilemem ancak benzer ürünler çıktığı için zararımız olmuştur. Örneğin rujumuzun birebir benzerini o firmada gördük, ----------- hanım argede her yerde vardı, ürünlerin istihdamı ile ilgili de bilgi sahibiydi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ------ tarihli duruşmada: "ben davalı --------girmeden önce ---------- şirketinde çalışmam nedeni ile tanırım, davacı şirkette de birlikte çalıştık. Ben yönetici asistanıydım. Davalı pazarlama direktörüydü. Bende-----den ayrıldım. Davacı şirket ile benim de davam vardır. Benim davam fazla mesai ve mobbing yüzünden açılmıştır. ------- davalı mobbing nedeni ile ayrılmıştır. Şirket herkese kötü davranmaktadır, davalı işten ayrıldıktan sonra ------ de işe başladı. ------ sadece renkli kozmetik alanında benzer faaliyet gösterirler. ----doğrudan satış yaparken -------- sadece perakende satış yapar, ben kozmetik şirketinde 7 sene çalışmış biri olarak bu iki şirketin benzer mahiyette ürünü aynı anda çıkartığını görmedim, ------------ de farklı pozisyonlarda çalışıyorduk, onun katıldığı toplantılara ben katılamıyordum. ------ toplantılarında üretim politikaları, ürünlerin içeriği, muhteviyatı konuşulurdu. ----- pozisyonu gereği ürünün pazarlamaya ilişkindi. Satış politikaları ve ürünlerin içeriğine ilişkin bir bilgisi yoktur, --------- yeni girdiği iş yerinde bu bilgileri vermesi mümkün değildir çünkü kendisi de bilmiyordu" Şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı------- tarihli duruşmada; "davalı --------tanıyorum, ben de-- şirketinde 5 ay kadar üretim müdürü olarak çalıştım. Mobbing nedeni ile işten ayrıldım. Rekabet sözleşmesine ben de işe girerken imza attım. ------ direktörüydü. Ben---------- sadece bir tane ortak toplantıya katıldım. Orada da ürün ambalajı ile görüştük. ----- dışında başka birinin ürün içeriğini, üretim politikalarını bilmesi mümkün değildir. ----çalıştığı pozisyon nedeni ile arge toplantılarına katılmazdı. ---- direktörü olduğu için ürünlerin çıkacağı zamanları ve kampanyaları bilebilirdi. Ancak bunu yeni girdiği iş yerinde paylaşıp paylaşmadığını bilmiyorum. ----- renkli kozmetik ürünlerini üretiyordu. ----- de renkli kozmetik ürünleri de vardı ancak ---------- daha çok kişisel bakım ürünleri ile ilgileniyordu. ------ile ----- arasında ürün bazlı bir benzerlik var mı tam olarak bilemem, ---------- sahibi bize başka firmalara ait ürünleri getirip bunların benzerini üreteceğiz diyordu. Satış politikaları ile ilgili satış direktörü daha ilgilidir. ---- daha çok ürün görselleri ve ambalajlarla ilgilenirdi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tarafların delilleri toplanarak, dosyanın haksız rekabet alanında uzman bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Davalının imzalamış olduğu rekabet ve gizlilik sözleşmelerinin BK,TTK ve iş kanunundaki usul ve esaslara uygun olarak yapıldığı, Davalının pazarlama direktörü olarak davacı firmalarda çalışıp üst düzey bir konumda olduğu ve önemli nitelikteki ticari bilgi ve belgelere vakıf olduğu, --------- nazarında davalının 1 yıllık süre dolmadan rekabet sözleşmesinde belirtilen firmaların birinde işe başladığı, sahip olduğu bilgi ve belgeleri kullanma tehlikesinin söz konusu olması,zarar tehlikesinin olması nedeniyle BK m.444’teki rekabet yasağının ihlali durumunun söz konusu olduğu, Buna karşın sahip olduğu gizli bilgileri fiilen kullandığında dair somut veri dosyada olmayıp ortada yalnız zarar tehlikesi söz konusu olduğundan gizliliğin ihlali durumu söz konusu olmadığı, Netice olarak takdiri mahkemenize ait olmak üzere BK m.444’teki rekabet yasağının ihlalinden son aldığı brüt maaşın 6 katı tutarında bir ücretin davalıdan alımına davacıların hak kazandığı, Ancak doğrudan gizlilik ve sadakat borcu ihlali ile ilgili somut bir verinin söz konusu olmamasından son aldığı brüt maaşın 6 katı tutarında 2. Bir tazminatın alımı yönündeki hususa ise tarafımın katılmadığı,
Brüt ücret bir çalışanın maaşında herhangi bir kesinti yapılmadan önce aldığı toplam ücrettir. Buna net maaş ücreti, fazla mesai, ikramiyeler, komisyonlar ve çalışana yapılan diğer ödemeler dahildir. Çalışanın ücretinden alınabilecek herhangi bir vergi veya diğer kesintileri dahil değildir. Ancak bu yöndeki tazminat hesabını tarafımın değil nitelikli hesap uzmanı bir bilirkişinin yapması daha doğru olacaktır. Zira tarafım haksız rekabet marka uzmanı olmakla birlikte hesap uzmanı değildir. Bu bağlamda tazminat hesabının bir mali bilirkişiye yaptırılması gerektiği yönünde, Görüş ve kanaatlerini bildirmiştir. Davacı vekili -------tarihli ıslah dilekçesi ile; Davalının son aldığı net ücret -------- olduğunu, bu tutar brüte çevrildiğinde 50.771 TL bulunduğunu, sözleşme ile kararlaştırılan 6 aylık brüt maaş karşılığı ise toplamının 304.626 TL olduğunu, davada 500 TL talep ettiklerini, 299.500 TL üzerinden ıslah talebinde bulunduklarını, dava ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin---- tarihli duruşmada verilen ara karar uyarınca; Dosyada davalının son brüt ücretinin tespit edilmesi için, Dosyanın iş hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Tüm dosya içeriği ile davacının talep konularının subuti ve hukuki değerlendirmesinin nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının taleplerinde haklı çıkması halinde alacaklarının; Olacağı hususlarındaki tespitlerim takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı, hususlarındaki tespitlerini bildirmiştir.Dava, işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı ceza koşulu (cezai şart) alacağı ile gizlilik ihlali tazminatı istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK’nın 445. maddesi “(1)Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. (2)Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.”"... rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir..----------"...Ancak;6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak; kararlaştırılan cezai şartı fahiş olup olmadığı hususunda re'sen araştırma yapılarak bir değerlendirme yapılması, fahiş olduğu takdirde cezai şartta indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususda hiç değerlendirme yapılamadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf bu yönden kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına tek geçim kaynağı emeği ve bunun karşılığında aldığı maaşı olan işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranması karşılığında öngörülen 12 aylık brüt maaşına denk gelen cezai şartın fahiş olduğu ,hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 60 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından, 7.290-TL nin cezai şart olarak davalıdan ihtarnamenin tebliği tarihi 22.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ,fazla istemin tenkis nedeniyle reddine ,fazla istem tenkis nedeniyle reddolunduğundan davalı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmolunmamasına karar verilmiştir...-------Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; Davalının davacı ile olan iş akdini istifa ile sona ermiş olduğu sabittir. Dolayısıyla davalının sözleşme kapsamındaki rekabet etmeme yükümlülüğü devam etmektedir. İş akdi sona erdikten sonra çalışmaya başladığı dava dışı şirketin faaliyet ve iş konularının davacı şirket ile aynı olması davalı işçinin davacı şirkette çalışırken sahip olduğu iş sırları, davacı şirketin tescilli tasarımlarına ilişkin bilgileri kullanabilme ihtimali mevcut olup bu durum davacı aleyhine zarara yol açabilecektir. Davalının bu şekilde çalışması taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı ve gizlilik taahhüdüne aykırıdır. Nitekim, davalının ------ tarihinde -----de işe başladığında imzalamış olduğu hizmet sözleşmesinin eki niteliğindeki gizlilik sözleşmesi ve rekabet sözleşmesi incelendiğinde; rekabet sözleşmesinde çalışanın iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra bir yıl süreyle ------ sınırları içerisinde mukim işverenle aynı ya da benzer veya ilişkili bulunan sektörde yer alan şirketlerde doğrudan veya dolaylı olarak çalışmamayı rakip firmada veya rakip firmaya danışmanlık sunan tedarikte bulunan firmada çalışmamayı veya işverene karşı haksız rekabet teşkil edecek bir iş yapmamayı veya böyle bir müessese ile ortak yada başka bir sıfatla ilişki kurmayı işveren ile rekabete girmeyi kabul beyan ve taahhüt ettiği görülmektedir. Yine gizlilik sözleşmesinde rekabet sözleşmesinin ihlalinin tespiti halinde çalışanın 6 aylık brüt ücreti tutarındaki cezai şartı işverenin ilk talebinde ve derhal kayıtsız şartsız ödemeyi kabul edeceği işverenin fazlaya ilişkin her türlü dava ve tazmin haklarının saklı olduğu da belirtilmektedir. Ancak rekabet sözleşmesinde ---- antetli kağıt üzerinde ---- arasında bu sözleşmenin imzalandığı belirtilmektedir. ----- sunulu bordroda ----- üzerinedir. Buna karşı davalının imzalamış olduğu belirsiz süreli iş sözleşmesi ise ---- hakkındadır. Öte yandan hizmet sözleşmesinde ----- işveren şirketin imzası bulunmaktadır.-----gelen kayıtlar incelendiğinde gerek ---- ve gerekse---- yönetim kurulu başkanının ----olduğu bununla birlikte ----- altında yönetim kurulu üyeleri içerisinde yer aldığı görülmektedir. Her iki şirketin ayrı tüzel kişiliği olsa da aynı adreste yanyana 2 bina içerisinde oldukları görülmektedir. Netice olarak bu iki şirket birbiri ile ilişkili şirketlerdir. Bu duruma göre davalının çalıştığı yıllarda aynı adreste bulunan kardeş ve aynı yönetim kurulu başkanının bulunduğu her iki şirketin pazarlama direktörlüğünü üstlendiği anlaşılmaktadır.Bununla birlikte, ---- ve gerekse------ firmalarının aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve---- faaliyet ve merkezlerinin olduğu ortadadır. BK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer, zaman ve işlerin türü bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olduğu, Taahhütnamenin, TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı,---- yerleşmiş uygulamaları ve yukarıda bahsi geçen emsal --- Dairesinin kararında da açıkça bahsedildiği gibi rekabet yasağına ilişkin hüküm nedeni ile zarar görme zorunluğu bulunmamakta olup zarar göreme olasılığı yeterli olduğu dosyaya sunulam tüm deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının davasını ispat ettiği mahkememizce kabul edilmiştir.Davalının aldığı son brüt maaşı bilirkişi marifeti ile hesaplatılmış, davalının davacı şirkette aldığı ücret düşünüldüğünde 6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak kararlaştırılan cezai şartı fahiş olduğunun kabulü gerekmekte olup yerleşik yargı içtihatları dikkate alınarak hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 50 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından davanın rekabet yasağı ihlaline ilişkin istem yönünden davanın kısmen kabulü ile, davalı ----- son brüt aylık ücreti esas alınarak belirlenen 304.628,46 TL cezai şartın takdiren %50 indirime gidilerek ---- cezai şartın ------ dava tarihi olan --- tarihinden ---- ıslah tarihi olan ----- tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, gizlilik ihlaline ilişkin talebin ise somutlaştırılmaması nedeni ile ispat edilemediği kanaati ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, cezai şart tutarından TBK'nun 182/son fıkrasına dayalı olarak takdiren indirim yapılmış olması karşısında, reddedilen kısım bakımından davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın rekabet yasağı ihlaline ilişkin istem yönünden KISMEN KABULÜ İLE, Davalı -------brüt aylık net ücreti esas alınarak belirlenen 304.628,46 TL cezai şartın takdiren %50 indirime gidilerek 152.314,23 TL cezai şartın 500,00 TL’sinin dava tarihi olan 31/01/2022 tarihinden 151.814,23 TL’sinin ıslah tarihi olan 23/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
2-Davanın gizlilik ihlaline ilişkin istem yönünden reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 10.404,58 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 269,85 TL peşin harç ve 5.115,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 5.019,73 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç ve 5.115,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.654,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 214,50 ile tebligat ve müzekkere gideri 8.214,50 TL olmak üzere yargılama giderinin red/kabul oranına göre 8.201,40 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde-------------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 14/05/2025