T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/567 Esas
KARAR NO:2025/394
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/10/2015
KARAR TARİHİ:14/05/2025
Mahkememizde görülen davanın tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında yetkili acente sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin, davalı tarafından 14/08/2015 tarihinde ekranı kapatılıncaya kadar acentelik faaliyetine devam ettiğini, davalının müvekkiline noter aracılığı ile gönderdiği 18/09/2015 tarihli ihtarname ile hiçbir gerekçe göstermeksizin acentelik sözleşmesini feshettiğini, poliçe üretimleri müvekkili şirketin performansını arttırarak çalışmasına devam ettiğini göstermesine rağmen davalı tarafın gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğunu, fesih neticesinde müvekkili acentenin portföy tazminatı, diğer bir ifadeyle denkleştirme talep hakkının doğduğunu, sözleşmenin feshinde müvekkilinin kusuru olmadığı gibi davalı sigorta şirketinin müvekkili acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ettiğini, müvekkilinin üretimlerinin büyük oranda yeni kazandırdığı müşteri portföyünden sağlanmış olup, sözleşmenin feshedildiğinden müvekkili acentenin kazandırdığı müşteri portföyü davalı sigorta şirketinin uhdesinde kaldığını, müvekkili acentenin müşteriler ile yapmış olduğu sözleşmeler mevcut sözleşme süresinde devam ettiği gibi yeni dönem için de davalı sigorta portföyünde kalma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının mevcut portföyü elinde tutmasının yeni portföy kazanımından daha kolay olduğunu, sözleşme gereği müvekkili şirketin yapmış olduğu üretimden doğan 4.886 TL'lik komisyon bedelinin müvekkiline ödenmediği iddia ile müvekkili şirin davalı taraf lehine ------ bedelli teminat mektubu verdiğini, davalı şirketin müvekkili acenteden doğacak hiçbir riski bulunmadığından söz konusu teminat mektubunun müvekkiline iadesine, teminat mektubunun paraya çevrilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve ayrıca ödenmeyen 4.886 TL'lik komisyon bedeli ile şimdilik 1.000 TL portföy tazminatı olmak üzere toplam 5.886 TL'nin ekran kapanma tarihi olan 14/08/2015 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacıya gönderilen 18/09/2015 tarihli ihtarnamede sözleşmenin 18/12/2015 tarihinde fesih olunacağının ihtar edildiğini, hali hazırda acentelik sözleşmesinin devam ettiğini bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, acentelik sözleşmesinin feshinin mevzuata ve sözleşmeye uygun olduğunu, acentelik sözleşmesinin "Fesih, İnfisah ve sonuçları" başlıklı 32.maddesinde kararlaştırıldığı gibi sözleşmesi feshedilen acentenin portföy tazminatı talep etme hakkı olmadığını, sözleşme hükmü dışında davacının müvekkil şirkete herhangi bir portföy katkısının da olmadığını, sözleşmenin feshinde müvekkili şirketin kanunda şart koşulan 3 aylık süreye uyduğunu, acentelik sözleşmesine göre sözleşmeye uygun olarak feshi halinde sözleşmede tazminat istenemeyeceğini, acentelik teminatının iadesi, yetkili acentenin fesih tarihi başlangıç kabul edilerek en erken 2 yıl sonra gerçekleştirileceğini, bu tarihten sonra teminatın iade tarihini tayin ve tespit yetkisinin münhasıran şirkete ait olduğunu, davacı tarafın teminat mektubunu daha sözleşme feshedilmeden talep etme hakkının olmadığını, komisyon alacağı talebi hakkında da, davacının komisyon alacağı olduğunun doğru olduğunu ancak bu alacağın 4.886,00 TL olmayıp 1.825,00 TL olduğunu, bu alacağın sözleşmenin feshini müteakip sözleşmenin 5.maddesinin 3.paragrafına istinaden teminat hesabına aktarılmayacak olması halinde kendisine ödeneceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava hukuki niteliği itibariyle acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle komisyon bedeli ve portföy tazminatının tahsili ile teminat mektubunun iadesine ilişkindir. Mahkememizin ------sayılı kararı ile kaldırılmış, dosyanın yeniden Mahkememizin esas defterinin ----- sırasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizin ----- Kararı ile; Davacının portföy tazminatı ve teminat mektubunun iadesi talepleri bakımından davanın kabulüne, komisyon alacağı yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.-------sayılı kararı ile; " İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hangi müşterilerin, davacı acentenin acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra da devam ettiği ve davalı sigorta şirketinin de bu müşterilerden menfaat temin ettiği konusunda bir tespit yapılmadığı ve bu bağlamda, davacının önceki yıllara ilişkin çalışmaları ve ürettiği poliçeler değerlendirildikten sonra, davacı acentenin poliçe tanzim ettiği poliçelerden kaç adedinin sözleşmenin feshinden sonra davalılar sigorta şirketleri nezdinde poliçesinin yenilendiği, bu müşterilerden elde edilen toplam sigorta primi geliri dikkate alındığında, portföy tazminatı talebi için yasada aranan önemli menfaat elde etme koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmadığı, salt tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde sınırlı olarak davacı acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatının üst sınırı belirlenerek hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının tartışılmamış olduğu görülmüştür. Buna göre, yetersiz bilirkişi raporuna göre, denkleştirme tazminatının üst (tavan) sınırından tazminata hükmedilmesi de doğru değildir. İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek, mali müşavir ve sigorta konusunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden davacı acentenin, davalılar adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davacının acentenin faaliyetleri nedeniyle ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları incelenmek suretiyle alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan öncelikle davanın türünün açıklığa kavuşturulması da gereklidir. Zira, davalı vekili davada arttırılan kısım yönünden bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bu kısmın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Davanın türünün belirlenmesi zamanaşımı ve hak düşürücü süre açısından oldukça önemlidir. Çünkü kısmi dava sadece dava konusu edilen bölüm yönünden zamanaşımını kestiği halde belirsiz alacak davası tüm alacak yönünden zamanaşımını kestiği gibi hak düşürücü süre içinde hakkın ileri sürüldüğünün de kabulü gerekir. Bu bakımdan davacının denkleştirme (portföy) tazminatı isteminin kısmi dava mı yoksa belirsiz alacak davası mı olduğuna gelince; davacı vekili dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, şimdilik 1.000 TL talepte bulunmuş ise de, davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair herhangi bir ibareye yer vermemiştir. -------- tarihli karar gerekçesinde de belirtildiği üzere; davacı vekili dava dilekçesinin hiç bir yerinde belirsiz alacak davasında söz etmemiş, hukuki dayanak olarak HMK'nın 107. maddesine dayanmamıştır. İstisnai dava türlerinden olan belirsiz alacak davasından söz edebilmek için bunun açıkça belirtilmesi ya da davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının anlaşılması gerekir. Dava dilekçesinde bu konuda bir açıklık bulunmadığı sürece dava, kısmi dava kabul edilir. Kaldı ki, belirsiz alacak davası açma koşullarının bulunduğu durumlarda da kısmi dava açılması mümkündür. Davacı kanunun kendisine verdiği belirsiz alacak davası açma imkanını kullanmamıştır. Bu durumda, davalı vekilinin davada artırılan kısım yönünden dava tarihinden ıslah tarihine kadar 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği üzerinde durulmadan karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1).a.6 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 maddesi gereğince davacının (portföy) tazminat talep edip edemeyeceğine, edebilecek ise miktarına, bu tazminatın hangi tarihten itibaren istenebileceğine, davalı tarafça sözleşme gereğince kullanılan ekranın kapatılıp kapatılmadığına, kapatıldı ise tarihine, ekran kapatmanın hukuken ne anlama geldiğine (sözleşmeye aykırılık mı fesih mi) dava tarihinde davacının komisyon alacağının olup olmadığına varsa miktarına, komisyon alacağının hangi tarihten itibaren istenir hale geldiğine, teminat mektubunun dava tarihinde istenip istenmeyeceğine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Mahkememizin 14/12/2022 tarihli duruşmada verilen ara karar uyarınca; BAM kararı doğrultusunda dosyanın iki mali müşavir ve sigorta konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdine karar verilmesine karar verilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi heyet raporunda özetle; Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olmak ve takdir Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere;
Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile; davalı ---- yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde;, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. davacı ----- yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde;, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulmadığu, ticari defterlerin açılış ve kapanış tastiklerininin yapılmadığından sahibi lehine delil niteliği taşımadığı görülmüştür. Mali İncelemeler Yönünden; davalı ---- kendi ticari defterlerinde davacı ------ açık/cari hesabından ----sonu itibariyle davacı tarafa 1.529,54 TL tutarında açık borçlu olduğu görülmüştür. Teminat Mektubu İadesi Talebi Yönünden: Davacı ----Davalı davalı ---- teminat niteliğinde vermiş olduğu, ---- tanzim tarihli ve --- Bedelli Temina mektubunun vasfının süreli olduğu, işbu Teminat Mektubunun süresinin de ---tarihinde dolduğunun (süresi dolan Banka Teminat Mektupları bankacılık tekniği açısından kural olarak geçersiz olmaktadır.) anlaşılması nedeniyle, Talebin konusuz kaldığı görülmüştür. Önemli Menfaat Elde Edilip Edilmediği Hususu Yönünden : Sigortacılık tekniği bakımından, Bir poliçe üretimi ya Acente partajından ----------ya da Sigorta Şirketini----- kesilebilir. Her iki seçenekte de Sigorta Şirketi üretilen prim üzerinden bir menfaat elde etmektedir. Yani poliçenin Acente tarafından kesilmiş olması Sigorta Şirketinin menfaat elde etmediği anlamına gelmemektedir. Acentenin sigorta poliçesi kesmesi diğer bir değişle poliçe üretimi yapması Sigorta Şirketinin Ana faaliyetini oluşturmakta ve “Sigortacılık Faaliyet Karını” elde etmesini sağlamaktadır. Bahsedilen, Önemli bir menfaat elde etmek, Üretilen Sigorta Poliçe adeti ile birlikte Poliçe Prim Tutarları ile yakından ilgilidir. Yani poliçe sayısının azlığı tek başına menfaatin önemsizliğine delalet göstermez. Dava dosyasına Davalı tarafça sunulan CD tetkik edildiğinde, muhteviyatında Prim üretim tarihi ve Poliçe adetlerine yer verilmiş olup, Poliçe Prim tutarlarına yer verilmediğinden Sigorta Şirketinin elde ettiği menfaatin önemsiz olduğu söylenemez. sunulan ---- muhteviyatındaki, Poliçe Üretim Adetleri tetkik edildiğinde ise, Davacı ------tarafından, Acentelik Fesih tarihinden ----sonra olmak üzere; Davalı ----Acente faaliyetleri nedeniyle ; Toplam 6.447 adet çeşitli branşlarda Poliçe yapıldığı hesaplanmıştır. ----- branşlarında da yapılan üretimler Acentenin portföyünü oluşturmakta (portföye dahildir) ve bu poliçelerin tahsil edilen prim tutarları üzerinde de belli oranlarda (ortalama %10 seviyelerinde) komisyon kazançları alınmaktadır. Böylece Toplam 6.447 adet Poliçe Üretimi, Poliçe başına Prim Tahsilatlarıyla birliktedeğerlendirildiğinde ise çok yüksek Prim Üretimi oluşacağından, kolaylıkla Sigorta Şirketi üretilen prim üzerinden önemli bir menfaat elde etmektedir denilebilir. Davacının Portföy Tazminatı Talebi Yönünden; acentelik sözleşmesi devam etseydi, kazanacağı tahmini Ücret Toplamının peşin ödemede faiz indirim sonrasında, Toplam 188.713,69 TL, Acentenin Denkleştirme Üst Sınırı 37.604,81 TL tutarı aştığından, Acentenin Denkleştirme tutarı AZAMİ 37.604,81 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan bu miktar üzerinden, Hakkaniyet Denetimi kapsamında, Acenteye ödenecek denkleştirme miktarından hakkaniyet gereğince indirim yapılması hususunun Sayın Başkanlığınızın taktirinde olacağı, Davalı Sigorta Şirketinin temerrüde düştüğü Acentenin fesihi tarihinden itibaren ticari Avans faiz ile birlikte ödenmesi hususunun Sayın Başkanlığınızın taktirinde olacağı, FAİZ: Sayın Mahkemenin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurulması halinde,
dosya kapsamında suret olarak sunulan 09/04/2014 tarihli “AcentelikSözleşmesinde” taraflar arasında kararlaştırılmış ödeme/temerrüt şartlarına ilişkin yazılı bir maddenin yer almadığı, davacının açık/cari hesap alacağı ve portföy (denkleştirme) tazminatı alacağı talebine ilişkin 18/12/2015 fesih tarihinden itibaren 3095 s.k m.2/2 kapsamında ticari avans faizi talep edebileceği değerlendirilmiştir. Ancak, Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davacı müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaatlerini bildirmişlerdir. Mahkememizin 10/01/2024 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca; Dosyanın bilirkişi heyetine ek rapor için tevdine, istinaf karar ilamı doğrultusunda ve davacı vekilinin itirazları da irdelenmek suretiyle, davacı acentenin davalılar adına ne tür poliçeler düzenlendiği, bu poliçelerin süreleri, davacının acentenin faaliyetleri nedeni ile ne gibi önemli menfaatler elde edeceği hususunda detaylı hükme elverişli şekilde ek rapor hazırlanmasına karar verilmiştir.
Dosyanın mübrez bilirkişi heyetinin ek raporunda özetle; Sayın Mahkemenizin Kararıyla Bilirkişi İncelemesi yapılması görevi doğrultusunda, tarafların sunduğu ticari defterler ile dosyaya öncesinde ve sonrasında sunulmuş belgeler üzerinden yapılmış olunan incelemelerimiz sonucu Bilirkişi Heyeti olarak kanaatlerimizi mali ve hukuki olarak aşağıdaki gibidir: MALİ DEĞERLENDİRMEYE DAYALI SONUÇ VE KANAAT ----- dosyasında; --- tarihli raporda Komisyon alacağının 1.529,64 TL ekran kapanma tarihinden, itibaren işleyecek ticari avans faizi ile hesaplama yapılabileceği, 12.06.2017 tarihli raporda Komisyon alacağının 1.529,64 TL , (İş bu raporun D bölümünde yer alan açıklamalar doğrultusunda) Denkleştirme Tazminatının ise 46.332.- TL olabileceği, Davacı şirketin bu alacaklarını ekran kapanma tarihi olan 14/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile talep edebileceği 12.10.2018 tarihli raporda, " Kök ve ek raporda verilen kanaatin aynen korunduğu görüş ve kanaatindeyiz." şeklinde, -----dosyasında ise; 21.03.2023 tarihli raporumuzda "Hakkaniyet indirimi mahkemenin takdirindedir." şeklinde görüş belirtmiştik. Dosyaya sunulan belgeler üzerinden gerçekleştirilen ve sonrasında sunulan belgelerin değişikliği gerektirecek yapıda olmaması nedeniyle mali yönden daha önceki raporlarda verilen kanaatin aynen korunduğu görüş ve kanaatindeyiz. sigortacılık açısından değerlendirmeye dayalı sonuç ve kanaat kök rapordaki kanaatleri değiştirici bir husus bulunmadığını bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı ile komisyon alacağının tahsili ve karşılıksız kalan teminat mektubunun iadesi istemlerine ilişkindir. Mahkememizin----- Kararı ile; davacının portföy tazminatı ve teminat mektubunun iadesi talepleri bakımından davanın kabulüne, komisyon alacağı yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından denkleştirme (portföy) tazminatına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Somut olayda, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında ----- tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiği, buna göre davacının davalıya acentelik hizmeti verdiği, davalı tarafından davacıya keşide edilen -----tarihli fesih ihtarnamesi ile sözleşmenin ---- tarihi ile feshedildiğinin bildirildiği ve fakat bunun öncesinde ---- tarihi itibariyle davacı acentenin ekranlarının kapatılarak herhangi bir işlem yapmasının engellendiği ihtilafsıztır. Davalı sigorta şirketinin sözleşme devam ederken davacı acentenin ekranını kapatmasının haklı gerekçelerini ortaya koyamadığı gibi bunun davacı acentenin kusurundan kaynaklandığını ispat edememiş olmasına göre sözleşmenin davacı acente tarafından haklı nedenle feshedildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
--------Karar sayılı kararı doğrultusunda gerekli tespit ve hesaplamaların yapılması için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporları dosya içerisine alınmıştır. Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda önceki tespitlerin yinelendiği görülmüştür. Belirtmek gerekir ki davalı vekili mahkememizce verilen kararı sadece portföy tazminatı talebi yönünden istinaf etmiş, diğer kalemler yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur Portföy tazminatı yönünden ise; eldeki davanın ---- tarihinde açıldığı, davacı vekilinin ıslah dilekçesini ---- tarihinde sunduğu, bu sebeple davacının davada artırılan kısım yönünden dava tarihinden ıslah tarihine kadar 1 yıllık hak düşürücü geçmiş olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının 31/12/2024 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere 37.604,81 TL portföy tazminatına hak kazandığı ancak arttırılan kısmı hak düşürücü süre nedeni ile talep edemeyeceği mahkememizce kabul edilmiştir. Bununla birlikte---------- Kararında da vurgulandığı üzere, davacı acentenin davalı sigorta şirketine karşı eldeki davayı açmak suretiyle dava tarihi itibariyle sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğinin kabul edilmiş ve dava tarihinden itibaren avans faize hükmedilebileceği kanaati ile DAVANIN portföy tazminatı yönünden KISMEN KABULÜ ile 1.000,00 TL’nin dava tarihi olan ---- tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 45.332,00 TL’nin hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, diğer kalemler yönünden davacının usuli kazanılmış hakkı gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN portföy tazminatı yönünden KISMEN KABULÜ ile 1.000,00 TL’nin dava tarihi olan 28/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 45.332,00 TL’nin hak düşürücü süre nedeni ile reddine,
2-Komisyon alacağı yönünden davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile 1.529,64 TL komisyon alacağının ekran kapatma tarihi olan 14.8.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Davacı vekili tarafından sunulan-----bedelli teminat mektubunun iadesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 86,00 TL peşin harç, 100,52 TL peşin harç, 86,00 TL peşin harç, 775,00 TL ıslah harcından mahsubu ile artan 432,12 TL'nin davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ile 615,40 TL harç toplamı 643,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Bozma öncesi ve sonrası davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden bilirkişi gideri 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 309,20 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 11.309,20 TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 558,56 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan 49,70 TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 47,25 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 2.529,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 ve 13/3 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 2.529,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 14/05/2025