T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/43
KARAR NO : 2025/216
DAVA : Menfi Tespit (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/01/2025
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,
davalı tarafından müvekkili aleyhine ----- İcra Müdürlüğü’nün -----Esas sayılı dosyası ile 93.456,00 TL tutarında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin bu icra takibinden kaynaklı davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibi konusu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğini, takip konusu borcun ---- Noterliğinin 28.03.2022 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtara konu davalı tarafa teslim edilmeyen ürünlerin bedeli olduğunu, müvekkiline çekilen ihtarnamede; müvekkili ile davalı şirket arasında ardiye-saklama sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından 87 palet ürünün müvekkili şirkete teslim edildiğini, ürünlerin müvekkili tarafından davalı muvafakati alınmaksızın başka bir depoya aktarıldığını, ürünlerin aktarımı esnasında 5 palet 720 adet ürünün eksik olduğunun davalı tarafça tespit edildiğini, eksik teslim edilen 5 palet yaklaşık 720 adet ürünün aynen tesliminin bunun mümkün olmadığı takdirde eksik teslim edilen ürünlerin bedelinin davalı tarafa ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının bu iddialarının gerçeklikten uzak davalının buna ilişkin bir ispatının bulunmadığını, müvekkilinin depolama ardiye hizmeti verdiğini, müvekkili tarafından davalının malları depolanarak davalıya ardiye hizmeti verilip buna ilişkin sözleşme imzaladıklarını, müvekkilinin sözleşme edinimlerini yerine getirdiğini, davalının takibin dayanağı yaptığı ihtarnamenin müvekkiline hiçbir zaman tebliğ edilmediğini, ardiyecinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olup, müvekkiline teslim edilen paletlerin kaybolduğu ispat edilse dahi bu duruma müvekkilinin kusuru ile sebebiyet verdiğinin de ayrıca ispatlanması gerektiğini, davalı tarafça davaya konu icra takibinde müvekkilinin borçlu olduğunu ispata yarar herhangi bir belgeye dayanılmadığını, müvekkili tarafından ödeme emrine itiraz edilmemesi sonucunda ilamsız icra takibinin kesinleşmesi
yalnızca takip hukuku yönünden sonuç doğurduğunu, icra takibi hakkında tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkili şirket aleyhine her an haciz işlemi tatbik edilmesi ve müvekkili şirketin uğradığı zararın büyümesine yol açacağını beyan ederek takibin ve her türlü icrai işlemi muhafazayı engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin----- İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında 09.06.2021 tarihli saklama sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından davacı şirkete teslim edilen ürünlerin eksik teslim edilmesinden kaynaklı olarak davacı şirket aleyhine -----. İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından düzenlenen muhtıranın davacıya tebliğ edilememesi tamamıyla davacı tarafın kusuru olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete keşide ettiği ihtarname, önce davacı tarafın müvekkiline gönderdiği 09.06.2021 tarihli teklif formu ekindeki adrese tebliğe çıktığını, bu adrese çıkartılan tebligatın bila ikmal döndüğü, sonrasında davacının ---- Ticaret Odası kayıtlarına bildirdiği ------ adresine tebligat çıkartıldığını, ancak belirtilen adres sanal ofis olup muhatap şirket söz konusu adreste faaliyet göstermemekte aynı zamanda adreste çalışanda bulunmaması nedeniyle evrağın tebliğinin sağlanamadığını, müvekkiline ait 87 palet ürün (kapaklı çelik kase) davacı şirkete teslim edildiğini, ürünler ---- marketlerden ve ----- aracılığı ile davacı şirketin deposuna teslim edildiğini, müvekkilinin 5 palet toplam 720 adet ürünün eksik olduğunu, tespit ettiğini ve bunu mail yoluyla davacı şirkete bildirdiğini, sorunun çözümü için davacı şirketten destek istediklerini, davacı şirket yetkilisi cevaben; irsaliye kontrollerinde 31.05.2021 tarihli ----- numaralı 3 koli iken 3 palet girildiğini, 12.06.2021 tarihli irsaliye --- numaralı malzeme 5 koli iken 5 palet girildiğini beyan ettiğini, malzemelere 1 palet 3 koli dahi olsa 1 palet diye teslim alındığını, malzemelerin iç koli adetleri hiç sayılmadığını, trende kargodan gelen hiçbir ürünle ilgili koli adeti yazmadığı şeklinde cevap verildiğini, ----- Kargodan alınmış teslim çıktığı incelendiğinde 12.06.2021 tarihinde ------ teslim alınan ve davacıya teslim edilen ürünlerin 5 palet olduğunu, davacı şirket çalışanı ---- tarafından teslim alındığını, teslim belgesinin altına 5 palet ürün teslim aldığını yazdığını, davacı tarafa ---Noterliğinin ----- Yevmiye numaralı 28.03.2022 ihtarı ile eksik ürünler veya bedellerinin 7 gün içerisinde teslimi veya hesaba yatırılmasını aksi takdirde yasal yollara başvurulacağını ihtar edildiği, davacının sözleşme hükümlerine aykırı davranarak müvekkilini zarara uğrattığını, ispat yükünün davacıda olduğunu beyan ederek, davanın ve ihtiyati tedbir kararının reddine, davacının %20’den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, İİK 72 madde gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uuyuşmazlığın Davanın İİK 72. Madde gereğince açılan menfi tespit davası olduğu, taraflar arasında TBK 1561 vd. Düzenlenen saklama sözleşmesi mevcudiyeti hususunda ihtilafın bulunmadığı, dosyamızın davalısı olan takip alacaklısının TBK 564 gereğince davacının geri verme edimini tam olarak yerine getirmediği nedeni ile icra takibi başlattığı, bu nedenle taraflar arasında ihtilafın davalının iddia ettiği emtianın davacıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise bu emtianın bedelinin takip miktarı ile uyuşup uyuşmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından, TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca her iki tarafın dava konusu yıllara ilişkin tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) üzerinde Mahkememizce resen seçilen mali müşavir resen seçilecek sektör bilirkişisi ve hesap bilirkişisi eşliğinde bilirkişi incelemesi yapılmasına, karar verilmiştir.
Bilirkişiler 22/12/2023 Tarihli raporunda; Defter Usul ve Hesap İncelemesi Yönünden ; Davacı şirketin, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, T.T.K ve V.U.K hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, 31.12.2022 tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 9.322,00 TL alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin 2021 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, kapanış tasdikinin yapılmadığı, 31.12.2021 tarihi itibariyle, davalı şirketin kendi defterlerinde 9.322,00 TL borçlu gözüktüğü, Anılan hususların işbu davanın konusunu oluşturmadığı; Menfi Tespit Talebi Yönünden: davaya konu kalıp 720 adet “kapaklı çelik kasenin değerinin davalı taraftan temin edilen örnek faturalardaki ortalama birim fiyatına nazaran 45,55 TL/adet üzerinden 32.796,00 TL olduğu; Davalı-takip alacaklısının takipte talep tutarı 93.456,00 TL olmakla, davacının 32.796,00 TL borçlu olduğu; 60.660,00 TL borçlu bulunmadığı;
rapor edilmiştir.
Dosyanın önceki bilirkişilere tevdii ile ek rapor aldırılmasına, karar verilmiştir.
Bilirkişiler 02/07/2024 tarihli raporunda, davacı itirazlarının ayrı ayrı incelendiği; zarar hesabının, 15.06.2022 takip tarihi itibarıyla hesaplama yapılmasına yönelik davacı itirazına iştirak edildiği, sair itirazlarına iştirak edilmediği; davalı itirazlarının ayrı ayrı incelendiği; 1 (set)’in içinde üç kâse bulunmasına yönelik itirazına iştirak edildiği; Tarafların iştirak edilen itirazlarına göre, davacıdan kaybolan vasıftaki ürünleri için 15.06.2022 takip tarihi öncesinde alıcılar düzenlediği –e- arşiv logolu- faturalardan üç adedin ibrazının istenmesinden sonra miktar yönünden inceleme yapılmasının daha sağlıklı olacağı kanısına varıldığı rapor edilmiştir.
Dosyanın önceki bilirkişilere verilerek ön inceleme duruşmasında zapta geçen uyuşmazlık konusunda rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler 10/01/2025 tarihli raporunda; davacı itirazlarının ayrı ayrı incelendiği; önceki ek
rapordaki görüşlerin cari olduğu; davalının ek rapora karşı itirazı bulunmadığı; emsal fatura ibraz ettiği; buna göre, davacının menfi tespit talebinin kök ve ek raporlarda yapılan incelemeye nazaran: davalı-takip alacaklısının takipte talep tutarı 93.456,00 TL olmakla, davacının 50.400,00 TL borçlu olduğu; 43.056,00 TL borçlu bulunmadığı; önceki rapordaki görüşlerin cari olduğu rapor edilmiştir.
Bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığından taraf vekillerinin yeniden rapor aldırılması talebinin reddine, karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; davalı alacaklının davacı ile aralarında imzalanan saklama sözleşmesi gereğince davalıya ait 87 palet ürünün davacı şirketin deposuna teslim edildiği ancak 5 palet toplam 720 adet ürünün eksik olduğunu, eksik ürünlerin bedelinin tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlattığı, davacı tarafından davalıya ardiye hizmeti verildiğini, sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini ve davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı ileri sürülerek iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece deliller toplanmış ve bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. Mahkememizce alınan denetime elverişli, açıklayıcı, ayrıntılı olup hükme esas alınan Bilirkişi Heyet Raporunda özetle; ''6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 572. maddesi uyarınca ardiyecinin (davacının), kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlü olduğunun, aynı Kanunun 575. maddesi gereğince de ardiyecinin, ticari malları, genel saklama sözleşmesinde olduğu gibi geri vermekle yükümlü bulunduğu; ardiyecinin sorumluluğunun, kusurlu olarak sözleşmeye aykırılık olduğu; tedbirli, basiretli bir ardiyeci gibi ardiyecinin, bütün kusurundan mesul olup, depolanan emtiayı tedbirli, basiretli bir ardiyeci gibi muhafaza etmekle sorumlu olduğu; sözleşmeye aykırılık halinde, (TBK.m.114/2 göndermesiyle); kıyasen haksız fiil hükümlerinin uygulanacağı bir başka anlatımla, ortaya çıkan zarar ile aykırılık arasında illiyet bağının varlığının aranacağı; aykırılık halinin davacı açısından saklamaya konu ürünün talep edilmesine rağmen iade edilmemesi halinde gündeme geleceği; somut olayda da davalının 28.03.20122 tarihli ihtarı üzerine saklamaya konu ürünlerin depoda olduğunun ve teslime hazır olduğunun bildirmediği; ardiyecilik mesleği çerçevesinde, depolama ve emtia çeşidindeki hal ve şartlara göre ve bilhassa belirtilen depolama ve depo malı için aranan muamele için lazım olan ihtisasa duyulan güvene riayet edilmesi gerektiği; 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesi uyarınca da ardiyeci sözleşmeye kendi kusuru olmadan aykırı davrandığına dair kurtuluş beyyinesi getirirse sorumluluktan kurtulacağı; he ne kadar davacı yanca ihtarname tebliğ edilmemiş olsa bile takip ya da dava açılınca ürünlerin elinde olduğu yönünde davacı beyanı bulunmadığı, teslimi ispat yükünün ardiyecide olduğundan duraksama bulunmadığı; buna göre,davacının 50.400,0 TL borçlu olduğu; 43.056,0 TL borçlu bulunmadığı'' hususları tespit ve rapor edilmiş olup; Mahkemece hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf her ne kadar kötü niyetli dava tazminatı istemişse de, bunun için mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir kararıyla takibin durması ya da icra veznesine girecek paranın ödenmemesi yönünde bir tedbir kararı verilip, vezneye giren ancak tedbir nedeniyle alacaklıya ödenen bir paranın söz konusu olması gerektiği; dolayısıyla icra veznesine giren ve Mahkemece verilen tedbir kararı ile ödenmeyen para bulunmadığından, bu nedenle kötü niyetli dava tazminatı şartlarının oluşmadığı ve davacının kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından dolayı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜ K Ü M : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davacı aleyhine yapılan ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyasındaki takipten dolayı takibe konan 93.456,00 TL'nin 43.056,00 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine, takibin 93.456,00 TL yerine 50.400,00 TL üzerinden ve takibin takip şartlarındaki hali ile aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının kötü niyetli takip tazminatı talebinin ve davalının kötü niyetli dava tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli 2.941,16 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.596,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.345,16 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılmış 1.596,00 TL peşin harcın ve 179,90 TL başvurma harcının yargılama giderine katılmaksızın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafça yapılmış tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak toplam 15.088,00 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 6.951,17 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yoluna başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı..