T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/194 Esas
KARAR NO:2023/844 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:07/02/2018
KARAR TARİHİ:14/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
29/06/2017 tarihinde davalı ----- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı aracın ----- sınırlarında,-----kontrolsüz bir şekilde ------ çıkması ve bu esnada ------ plakalı ------- ile seyir halinde bulunan davacının fren yapmasına rağmen duramayarak çarpışmaları neticesinde müvekkilinin hayati tehlike oluşacak şekilde yaralandığını, kaza neticesinde müvekkilinin boğazının hayati tehlike yaratacak şekilde 20 cm kesildiğini, yapılan müdahaleler sonucunda boyun çevresine ve kafasına 30'dan fazla dikiş atıldığını, burnunda doku kaybı olacak şekilde kalıcı yaralanma meydana geldiğini, kafasında ve kulağında muhtelif yaralanmalar oluştuğunu, acil ameliyata alındığını, müvekkilinin boynunda fonksiyon ve doku kaybı meydana gelecek şekilde yaralanarak malul hale geldiğini, bu süreçte çok büyük bir ölüm korkusu yaşadığını, burnunun ucunda da doku kaybı oluşturacak estetik ve biçim bozuklukları meydana geldiğini, müvekkilinin kaza sebebiyle 4 ay gibi bir süre istirahat etmek zorunda kaldığını, tedavi süresince bakıma ve desteğe ihtiyacı olduğunu, dava konusu olaya ilişkin--------- dosya ile soruşturma açıldığını, soruşturmanın halen devam ettiğini, ---------- alınan rapor uyarınca müvekkilinin yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu ve yaralamanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının tespitinin yapıldığını, kazaya karışan aracın ------ sigortalı olduğunu,------- tarihinde sigorta şirketine baş vuru yaptıklarını hasar dosyası açılmakla birlikte ödeme yapılmadığını, kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere davalı araç sürücüsü--------- KTK' nin 57/1-a nin zorunluluk koştuğu birden çok kuralı ihlal ederek meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunu, araç sürücüsü ve araç sahibinin meydana gelen zarardan müteselsil olarak sorumlu olduklarını, davalı sigorta şirketinin de ----- düzenlemiş olması nedeniyle poliçe limitleriyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, aşçı olarak çalışan davacı müvekkilinin bu kaza sebebiyle çalışamamış tedavi sırasında ve sonrasında bir takım giderler yapmış olduğunu, yine kazanç kaybına uğradığını, kaza anında davacının kullanmakta olduğu ----- plakalı motorsikletin kaza sonrasında büyük hasar görmüş olup halen kazalı haliyle beklediğini, araçta meydana gelen hasarın tespiti ile tamir giderlerinin ve araçtaki değer kaybının da bu kapsamda davalılardan tahsilini talep ettiklerini, TBK 56. Maddesinin “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Şeklinde düzenlendiğini, davacı müvekkilinin, kaza öncesinde hiç bir fiziksel kusuru olmayan 31 yaşında bir genç iken kaza sonrasında vücudunun görünen bölgesi olan boğazında, yüzünde, burnunun ucunda, kulağında vücut bütünlüğünü bozan kalıcı yaralanmalar oluştuğunu müvekkili davacının boğazında yaklaşık 30 dikişe ait olan bir yara izi olup burnunun ucunda yine kalıcı olarak doku kaybı oluştuğunu, davacının kaza anında boğazının kesilmesiyle de çok büyük ölüm korkusu yaşadığını, kazanın kalıcı izlerinin davacının psikolojisinde büyük tahribat yarattığını,, artık motora binemediği gibi, yüz ve boynundaki izler nedeniyle de iş ve sosyal hayatında da sürekli olarak bu izlerin yarattığı psikolojik olumsuz etkileri yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000TL maddi tazminat'ın davalılar -------yönünden olay tarihinden, davalı--------yönünden temerrüt tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine,100.000 TL manevi tazminatın davalılar-------- olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
.Davalılar ---- vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davanın görevli mahkemede açılmadığını, görev yönünden reddi gerektiğini,----- Kanunda yapılan değişiklik ile dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurma zorunluluğu getirildiğini, yapılan değişiklik ile sigorta şirketinin davalı olarak gösterilebilmesi için dava öncesi sigorta şirketine başvuru şartının olduğunu, davacının dava dilekçesinden ve dosyaya sunulan sigorta şirketinin cevap dilekçesinden anlaşıldığı üzere bu şartın gerçekleşmediğini, dava şartı sağlanamadığı için işbu davanın sigorta şirketi açısından reddi gerektiğini, bu haliyle sigorta şirketinin davalı sıfatına haiz olmaması, işbu davanın konusunun trafik kazası sebebiyle oluşan cismani zararın tazmini olması sebebiyle ve bedensel zararlar nedeniyle açılan tazminat davalarının yasal dayanağının, Türk Ticaret Kanunu değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu olması sebebiyle davanın müvekkilleri açısından görev yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesinin HMK'nun 119. Maddesinde aranan şartlara uygun olmadığını, davacı tarafından hangi alacak kalemlerine yönelik olarak ne miktarda tazminat talebinde bulunulduğunun açıklanmadığını, yalnızca uğranılan maddi zararlar denildiğini, alacak miktarlarının net ve miktar itibariyle ayrı ayrı belirtilmediğini, bu şartı taşımayan dava dilekçesinin ibraz edilmemiş sayılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini gerektiğini, davaya konu olayın gerçekleşmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bu sebeple davacı tarafın maddi tazminata ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkili --------- sevk ve idaresindeki araç ile ilerlerken kazanın gerçekleştiği kavşağa gelmeden önce hızını yavaşlattığını, çevre kontrolünü sağladığını, müvekkilinin herhangi bir aracın olmaması sebebiyle kavşağa giriş yaptığını, kavşağı bitirerek karşı yola geçmek üzereyken davacı tarafın müvekkilinin aracının arka tekerlerinin bulunduğu bölümden müvekkiline çarptığını, davacının sevk ve idaresindeki------ kavşağa yaklaşmasına rağmen hızını yavaşlatmayarak gerekli özen ve dikkati göstermeyerek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, davacının motosikleti ile seyir halindeyken uyması gereken hız sınırına uymayarak müvekkilinin yola çok önceden girmiş olmasına rağmen duramadığını, davacının bununla birlikte motosiklet sürücüsü olarak kullanması gereken koruyucuları kullanmadığını, kazanın gerçekleştiği esnada davacının kaskının bulunmadığını, davacının kaskının olması halinde çok ufak sıyrıklarla kurtulabileceği kazadan kaskı olmaması sebebiyle yaralanarak çıktığını, hastane raporları incelendiğinde davacının sadece kaskı takması gerektiği bölümlerden yaralandığının anlaşılacağını, davacının tedavi için götürüldüğü hastanede yapılan etanol testi sonuçlarından kazanın gerçekleştiği esnada 21 mg/dl alkollü olduğunun anlaşıldığını, davacının birden fazla trafik kuralını ihlal ettiği gibi alkollü araç kullandığını, davacının seyir halindeyken hız kuralına uymayarak, hızını azaltmayarak, çevre kontrolü yapmayarak, gerekli koruyucu tedbirleri kullanmayarak ve alkollü araç kullanarak kazanın gerçekleşmesine ve sonrasında yaralanmaya sebebiyet verdiğini, davacının kendi eylemleri neticesinde kazayı ve kaza sonucundaki zararı kaçınılmaz hale getirdiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada kusurlu olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin kusuru olmamasına rağmen davacının maddi zararlarını müvekkilinden tazmin etme talebinin hukuka aykırı ve reddi gerektiğini, müvekkilinin kusuru olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber mahkeme aksi kanaatte ise davacının kasksız ve alkollü motosikleti kullanması ve kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması sebebiyle davacının müterafik kusuru kabul edilip bu sebeple de belirlenecek kusur oranında bir indirim yapılması gerektiğini, talep edilen manevi zarar miktarının kabul edilemez nitelikte olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının olayın gerçekleşme şekli göz önüne alındığında kabul edilemeyecek nitelikte olduğunu, göreve ilişkin itirazlarının gözetilerek haksız davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse esasa ilişkin itirazları gözetilerek haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı --------Vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafından işbu davadan önce müvekkiline usulüne uygun başvuruda bulunulmadığını, yasal mevzuat gereği dava şartının yerine getirilmediğini, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazanın üzerinden çok kısa bir zaman geçtiğini, davacının maluliyet durumunun henüz tespit edilebilir olmadığını, tedavi sürecinin devam ettiğinin dava dilekçesinde de kabul edildiğini, dava dilekçesinde motosikletin gördüğü hasar ve değer kaybı bakımından da talepte bulunulduğunu, müvekkili şirkete bu hususta hiçbir başvuru yapılmadığını, kanunla belirlenmiş dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddini talep ettiklerini, sigorta şirketine usule uygun başvuru olduğunun kabul edilemeyeceği ve temerrüdün oluşmayacağının karara bağlandığını, özel kanunla belirlenmiş dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinin HMK 119 maddesinde aranan şartlara uygun olmadığını, davacı tarafından hangi alacak kalemlerine yönelik olarak ne miktarda tazminat talebinde bulunduğunun açıklanmadığını, kazaya karışan ---- plakalı aracın ------- tarihleri arasında müvekkili şirket tarafından sigortalandığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olması, belli kanunlar, prensipler ve kurallar çerçevesinde hareket etme zorunluluğu nedeniyle kusur oranlarını belgeleyen kanıtlar ve dökümanlar olmadan sadece zarar görenlerin talebi esas alınarak ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ancak poliçesi teminat limitleri ile sigortalısının ispatlanabilen kusuru oranında meydana gelen ve yine ispatlanabilen gerçek zarardan sorumlu tutulabileceğini, gerçek zararın hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde davacı yan tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının söz konusu olayda %100 kusurlu olduğunu, davacının aşırı hızla seyretmekte olduğu için müvekkili şirkete sigortalı araca çarptığını ve kazanın meydana gelmesine bizzat neden olduğunu, %100 kusuru ile meydana gelmesine sebep olduğu kaza nedeniyle davacının müvekkili şirketten herhangi bir tazminat talebinde bulunma hakkının olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla meydana gelen kazada kusur oranları kazanın hangi şartlar altında meydana geldiği ve gerçek zararı miktarı bilirkişi incelemesiyle tespit edilmek üzere eğer davacının %100 kusurlu olduğu tespit edildiği takdirde davanın reddedilmesi gerektiğini, mahkemece aksi kanaat oluşması halinde ise davacının kask takmamış olması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunun açık olduğunu, hükmedilecek tazminattan indirim yoluna gidilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde tedavi giderlerine yönelik talepte bulunulduğunun belirtildiğini, hangi alacak kalemleri ile ilgili ne kadar talepte bulunduğunun açık olmadığını, dava dilekçesinde estetik tedavi gideri, henüz yapılmayan ve ileride yapılacak tedavi giderleri, kazanç kaybı gibi kalemler yönünden de talepte bulunulduğunu, henüz muaccel olmayan ve henüz yapılmamış olan tedavi giderlerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacının bu yöndeki taleplerini kabul etmediklerini, estetik tedavi giderleri ve kazanç kaybının dolaylı zarar niteliğinde olduğunu, trafik sigortası poliçesi teminatı dışında olduğunu, bu taleplerin reddi gerektiğini, manevi tazminat talebinin de teminat kapsamı dışında olduğunu, dava dilekçesinde hasar ve değer kaybı bakımından talepte bulunulduğunu ne kadar hasar ve değer kaybı oluştuğu konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, bu konuda cevap haklarını saklı tuttuklarını, dava konusu taleplerle ilgili olarak pek çok bilgi ve belgenin eksik olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle trafik kazasından doğan tazminat davasıdır.
Davacı taraf ------ tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak olarak maddi tazminat talebinde bulunmuş bunun yanı sıra manevi tazminat talep etmiştir.
Davacı vekili ------ tarihli dilekçe ile de dava dilekçesindeki maddi tazminat taleplerini kalemler halinde açıklamış, ileride yapılacak estetik ameliyat giderleri,kazanç kaybı, beden gücü kaybından doğan tazminat ve yol gideri ile araçta meydana gelen hasar karşılığı talepte bulunduklarını belirterek her birinin rakamsal karşılığını da bildirmiştir
Davacının kullanımındaki ---- plaka sayılı motorsikletin davacı adına kayıtlı olmadığı tescilin --- adına olduğu anlaşıldığından davacı vekili aynı dilekçe ekinde -----davacı arasında düzenlenen temlik sözleşmesini de dosyaya sunmuş dava konusu kazada hasar gören araçla ilgili doğmuş ve doğacak tüm hakların davacıya devir ve temlik edildiği görülmüştür.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 09/10/2018 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporları alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.Davalılar ------- tarafından mahkememizin görevine itiraz edilmiştir. Mahkememizde açılan davada kazaya karışan----- plaka sayılı aracın ------ poliçesi davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiştir.Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK'nın 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren Yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış, görev ilişkisi haline gelmiştir. HMK'nın 1. ve 115. maddeleri gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkememizde açılan davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki zorunlu trafik sigorta poliçesinden dolayı oluşacak ihtilafın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nda hükümler uygulanacağından başka bir ifadeyle ihtilafın TTK'da düzenlenen hususlardan olması nedeniyle mutlak ticari bir dava söz konusu olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir . Bunun yanı sıra her dava açıldığı tarihteki durum ve koşullara göre değerlendirilir bir an için iddia edildiği gibi sigorta şirketi yönünden dava şartının gerçekleşmediği kabul edilse ve hakkındaki dava usulden reddedilse dahi bu durum mahkememizin görevli olmasına etki etmeyecek olup davalılar vekilinin görev itirazı yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir.Davalı Sigorta Şirketi vekili tarafından dava öncesinde usulüne uygun şekilde müvekkiline başvuruda bulunulmadığı bu nedenle dava şartının gerçekleşmediği ileri sürülmüştür. Getirtilerek incelenen hasar dosyası kapsamından davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine 11/08/2017 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğu , yaralanmadan kaynaklanan zararların tazmininin talep edildiği araçtaki hasar ve değer kaybına ilişkin başvuru koşulunun yerine getirilmediği görülmüştür. Davalı vekili aynı zamanda davacının eksik belge ile başvurduğunu belirtmiştir Hasar dosyasında davacının başvurusundan sonra sigorta şirketi tarafından düzenlenen yazı ile heyet raporu ve diğer bir kısım evrakın talep edildiği anlaşılmıştır. 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 5. maddesiyle değişik 97. maddesi ile zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açılabileceği belirtilmiştir. Yasal değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ------- karşı doğrudan dava açmayıp yazılı başvuruda bulunulması dava şartı olarak öngörülmüştür. Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Somut olayda davacı tarafça, sözkonusu trafik kazası nedeniyle dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine yaralanmadan kaynaklı maddi tazminat talepleri için başvuru yapıldığı, davalı sigorta şirketi tarafından davacıdan maluliyet raporu, iban nosu , maaş bordrosu ve iddianamenin talep edildiği hasar dosyasından anlaşılmaktadır. Eksik olduğu belirtilen maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü ile davacının başvuru koşulunu yerine getirdiği, davalı itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Öte yandan davacı taraf dava açmadan önce araçtaki hasar ve değer kaybı talepleri için başvuru koşulunu yerine getirmediğinden davacı vekiline bu konuda sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmiş davacı vekili 11/10/2018 tarihli sigortaya başvuru dilekçesini dosyaya sunmuştur. Davacının araç hasarı ve değer kaybına ilişkin talebi doğrultusunda davalı sigorta şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası da dosya içine alınmıştır. Kazaya karışan ---- plakalı araçların ----- dava ve ---- kaza tarihi itibariyle tescil kayıtları getirtilmiş, davacı ile davalı şahısların ekonomik sosyal durumlarının tespiti için yazılar yazılmış, davacının nüfus kaydının dosya içine alınmış,------ tarihinde meydana gelen kazada davacı---------yaralanması nedeniyle kendisine tazminat ödenip ödenmediği, gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise miktarı ve rü'cuya tabi olup olmadığının sorulmuş, davalı sigorta şirketi tarafından ----- plakalı araca ilişkin düzenlenen trafik sigorta poliçesi ve hasar dosyası getirtilmiş ayrıca davacıya kaza nedeniyle uygulanan tedaviye ilişkin tüm tıbbi belge ve evraklar da temin edilmiştir---------soruşturma dosyası ile ------- dosyasında dava açıldığı, davalı ----- taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına ve sonuç olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın keşinleştiği, ceza yargılaması sırasında kusura ilişkin olarak alınan bilirkişi raporu ile----- raporunda sanığın asli ve katılan durumundaki davacının tali kusurlu olarak belirlendiği, mahkemenin bu raporları hükme esas aldığı anlaşılmıştır.Davalılar -------- vekili tarafından davacının kaza sonrasında yapılan alkol testinde 21 mg/dl alkollü olduğunun belirlendiği, davacının alkollü araç kullandığı ileri sürülerek müterafik kusur indirimi yapılması talebinde bulunulmuş, davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde müvekkilinde kaza tarihinde alkol bulunmadığını, etanol testi laboratuar tetkiklerinin, müvekkilinin ameliyat olmasından yaklaşık 2 dakıka önce yapıldığını, müvekkiline kaza sonrası olay yerinde, ambulansta ve hastanede ameliyat öncesi tıbbı müdahale yapıldığını, sterilize etme amacıyla vücut/deri alkol ile silindiğini ve test sonucunda çıkan etanolün bu durumdan kaynaklı olduğunu, vücutta bulunan etanol değerinin normal bazda olup keza tıp biliminin verilerine göre, hiç alkol almamış insanların kanında dahi bu oranlarda alkole rastlanıldığını, laboratuar analiz sonucunda 21 birim etanol olduğunun tespit edilerek ölçü birimi olarak da mg/dl yazıldığını, bu birim promile çevrildiğinde 0,21 promile tekabül ettiğini, yasal promil sınırının 0.50 promil olduğunu beyan etmiştir. Davalılar vekilleri davacının olay esnasında kaskının takılı olmadığını, davacının yaralanan yerlerinin kask bölgesinde olduğunu bu durumun zararın artmasına yol açtığını davacının kask takmayarak müterafik kusurlu sayılması gerektiğini ileri sürmüşler, davacı vekili müvekkilinde kaskın takılı olduğunu beyan etmiştir. Kaza tespit tutanağının incelenmesinden görgü tanıklarının beyanlarının alındığı ve tanıkların motorsiklet sürücüsünün kaskının elinde takılı olduğunu ve çok süratli şekilde seyrettiğini beyan ettikleri anlaşılmıştır. Ceza mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporlarında bu hususta bir inceleme yapılmamış olduğu, olay yeri kamera kaydı çözümünde de bu konuya yer verilmediği görülmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde "üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; kaza tespit tutanağında, davacının idaresindeki motorsikletiyle seyir halindeyken kazaya karıştığı, kaskın takılı olup olmadığı hususuyla ilgili bölümde tespit edilemediği yazmakla birlikte, olay yerinde dinlenen görgü tanıklarının kaskın davacının kolunda takılı olduğunu beyan ettikleri, kaza sonucu davacının kafa bölgesinden yaralandığı dolayısıyla davacının kask takmadığı, müterafik kusurlu olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.Davacının maluliyet oranının "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması...Yönetmeliği"hükümleri gözönünde bulundurularak belirlenmesi ve iyileşme sürecinin tespiti,yüzde mevcut izlerin sabit iz niteliğinde olup olmadığı ve öyle ise yüzde sabit iz niteliği taşıyan yaralanmaların estetik cerrahi yoluyla giderilip giderilmeyeceğinin tespiti bakımından ------ sevkine ayrıca düzenlenecek raporda ayrıca davacıya ait alkol testinde tespit edilen etanol miktarının değerlendirilerek davacının kanında bu miktar etanolün ameliyattan hemen önce yapılan ölçüm sırasında belirlendiği, olay yerinde ve ameliyat öncesinde tıbbi müdahale sırasında sürülen alkolden kaynaklandığı savunmasının değerlendirilerek, ameliyat öncesi hastaya sürülen alkolün bu şekilde vücutta alkol alınmış etkisi yaratıp yaratmayacağı hususlarının da değerlendirilmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamında alınan raporlarda davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle ------ hükümlerine göre vücut engellilik oranının %7 ve iyileşme süresinin de 3 hafta olduğu, yüzünde oluşan izlerin sabit iz niteliği taşıdığı, bu yaralanmaların izlerinin tamamen giderilip giderilemeyeceğinin veya ne ölçüde giderilebileceğinin kesin olarak belirlenemeyeceği sonucuna varılmış, ayrıca ----------kaza anı ile kan numunesinin alındığı saat arasında 20(yirmi) dakika fark bulunduğu, metabolizma sonucu kandaki alkol düzeyinin bir saatte 0,12-0,18 Promil, ortalama 0,15 promil azaldığı tıbben bilindiğine göre; 29/06/2017 tarihinde saat 02:40'da meydana gelen kazadan 20(yirmi) dakika sonra alınan kanda 0,18(sıfırvirgülonsekiz) Promil bulunan alkol düzeyinin kaza anında 0,22-0,24 Promil ve ortalama olarak 0,23(sıfırvirgülyirmiüç) Promil olduğunun kabulü gerektiği, sonuç olarak alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde “emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde” olup olmadığının tespitinin bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek; dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomodasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dâhili muayenesine ait tıbbî verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak söz konusu vakada bu tespit yapılmamış-yaptırılmamış olduğu, 0,23(sıfırvirgülyirmiüç) Promil düzeyindeki alkolün bireylerin hemen tümüne yakınında önemli bir etkilenmeye yol açmayacağı cihetiyle -----emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğinin tıbben beklenmeyeceği, ---- yazısında----- ---- kan alma talimatına uyularak cildin alkollü solüsyonla silindikten sonra kuruması beklenerek numune alımının tamamlandığı dikkate alındığında saptanan etanole iddia edildiği üzere kan alımında kullanılan alkolün etkisi olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde tespit yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı geçirdiği trafik kazası neticesinde yaralanmış ve % 7 oranında maluliyeti oluşmuştur. Yine kaza nedeniyle iyileşme süresi ------raporu ile 3 hafta olarak belirlenmiştir. Kazaya karışan diğer aracın sürücüsü davalı ------ aracın maliki sıfatıyla davalı -----davacının zararlarından bu sıfatla kusurları oranında sorumlu olacaklardır. Davalı sigorta şirketi ise kazaya karışan ---- plaka sayılı aracın----düzenlemiş olup kaza tarihi itibariyle poliçe limiti ve sigortalısının kusuru ile sınırlı olarak sorumluluğu bulunmaktadır. Poliçe limitinin 330.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır.Davacı taleplerinin değerlendirilmesi ve olaydaki kusur durumunun tespiti ve tazminat hesabının yapılması yönünden dosya resen seçilen trafik uzmanı, estetik cerrah ve aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş kök ve ek raporlar alınmıştır.Olaydaki kusur durumunu inceleyen bilirkişi tarafından kök raporda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Madde 47/c- d “ Trafik Kurallarına uymama” ,Madde 57/ a-b/5 “ Kavşaklarda geçiş hakkı “ ve Madde 84/ h “ Asli kusurlar “ maddelerini ihlal etmesi nedeniyle ----- plakalı araç sürücüsü ----- %75 oranında asli kusurlu olduğu , 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Madde 47/d “ Trafik Kurallarına uymama” ve Madde 52 / a-b “ Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak “, Madde 64 “ Işıkların kullanılması ,Madde 66 “ Motosiklet Sürücüleri ile ilgili kurallar “ ve Madde 72 “ Ses cihazlarının kullanılması ve ilgili kanunla ilişkili yönetmeliğin Madde 150 “ Koruyucu donanım kullanılması” maddelerini ihlal etmesi nedeniyle------ plakalı araç sürücüsü----- % 25 oranında tali kusurlu olduğu ve kaza tespit tutanağında , ----plakalı araç sürücüsü--------- kaskının elinde takılı olduğu ve çok süratli olduğu" tespitlerinin yapıldığı , kaskını başına takmayarak yaralanma risklerine karşı kendisini korumadığı görüş ve kanaatinin açıklandığı, 1. Ek raporda da aynı görüşün korunduğu ,ayrıca bu raporda davacının araca ilişkin talepleri de değerlendirilip "....aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin 8.500 TL - olduğu , taraflar arasında aracın rayiç değerinin 8.500 TL olduğu yönünde mutabakat yapıldığı , araçtaki hasar toplamının 7.100 TL olduğu , yukarıda hesaplanan -------- Oranının 0,84 olduğu , ---- sınırını geçtiği için /aracın onarımının ekonomik olmaması nedeniyle ---------- olması gerektiği , aracın hasarlı haldeki sovtaj değerinin 1.400 TL. olduğu hususunda taraflar arasında mutabakat yapıldığı , davacının aracındaki değer kaybının / zararın 7.100 TL olduğu ve araçtaki 5.325 TL zarardan davalı Sigorta Şirketinin sorumlu olduğu" şeklinde sonuca varıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti itirazlar üzerine 20/02/2023 tarihli 2. ek raporunu sunmuştur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda ve birinci ek raporda kusur bilirkişisinin olaydaki kusur durumlarını değerlendirirken yönetmeliğinin 150.maddesinde ön görülen koruyucu donanım kullanılmasına ilişkin maddenin davacı tarafça ihlal edildiğinin kabul ile davacının %25 oranında kusurlu olduğunu belirttiği , aynı bilirkişinin ikinci ek raporda kusura ilişkin değerlendirmeler kısmında bu kez söz konusu Yönetmelik hükmünü hariç tutarak yine davacının %25 oranında kusurlu olduğunu açıkladığı ve daha sonra Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150.maddesi uyarınca koruyucu donanım kullanması maddesini ihlal etmesi nedeniyle de müterafık kusurlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirdiği, bu hali ile kusur değerlendirmesi bakımından kök ve birinci ek rapor ile ikinci ek rapor arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmış, bu çelişkinin giderilmesi ve diğer itirazların karşılanması bakımından 3.kez ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinin 3 ek raporunda kusur bilirkişisi "...Kök ve birinci ek raporda , davacı ----------- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Madde 47/d “ Trafik Kurallarına uymama” ve Madde 52 / a-b" Hızın gerekli uygunluğunu sağlamak ", Madde 64 “ Işıkların kullanılması” ,Madde 66 “ Motosiklet Sürücüleri ile ilgili kurallar “ ve Madde 72 “ Ses cihazlarının kullanılması “ ve ilgili kanunla ilişkili yönetmeliğin Madde 150 “ Koruyucu donanım kullanılması” maddelerini ihlal etmesi nedeniyle % 25 oranında tali kusur verilmiştir . Her ne kadar, olaydaki kusur durumlarını değerlendirirken yönetmeliğinin 150.maddesinde ön görülen koruyucu donanım kullanılmasına ilişkin maddenin davacı tarafça ihlal edildiği değerlendirmesi yapılsa da , davacıya % 25 olarak verilen kusurun tamamı , “ 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Madde 47/d “ Trafik Kurallarına uymama” ve Madde 52 / a-b “ Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak “, Madde 64 “ Işıkların kullanılması” ,Madde 66 “ Motosiklet Sürücüleri ile ilgili kurallar “ ve Madde 72 “ Ses cihazlarının kullanılması “ yönünden verilmiştir. Müterafik kusurlardan olan , davacının koruyucu donanım kullanmaması nedeniyle , Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. maddesinin ihlali hususu ise ikinci ek raporda , Mahkemenin takdirine bırakılmıştır."şeklinde görüşünü açıklamıştır. Olayın meydana geliş biçimi kaza tespit tutanağı ceza mahkemesi dosyasındaki yargılama ve alınan raporlar bir arada değerlendirildiğinde davalı araç sürücüsü ------------ olayın meydana gelmesinde %75 oranında asli kusurlu olduğu, davacının da olayda % 25 oranında tali kusurunun bulunduğu şeklindeki tespit mahkememizce de kabul edilmiştir. Bu kusur oranlarının yanı sıra davalıların müterafik kusur savunmaları da değerlendirilmiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Somut olayda davacının kaza esnasında kaskının takılı olmadığı anlaşılmış bu nedenle belirlenecek tazminatlardan yerleşik uygulama doğrultusunda %20 oranında indirim yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı taraflarca davacının alkollü olarak araç kullanması nedeniyle de indirim yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de davacı da tespit edilen alkol miktarının aracı güvenli kullanmasına etki edecek düzeyde olmadığı ---- raporu ile de belirlendiğinden ayrıca indirim nedeni olarak değerlendirilmemiştir.Davacının maddi tazminat talepleri içinde yer alan aracın hasar ve değer kaybına ilişkin olarak yargılama sırasında davalı sigorta şirketi ile davacı arasında mutabakat sağlandığı, bilirkişi tarafından tespit edilen 7.100,00 TL'den davalıların kusuruna isabet eden 5.325TL nin davacıya ödendiği anlaşılmış, araç hasarı ve değer kaybı bedeli yönünden ödeme alınmış olmakla bu talebin konusuz kaldığı anlaşıldığından bu talep yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı yan ileride olabileceği estetik ameliyatlar içinde talepte bulunmuş olduğundan bilirkişi heyetinde görevlendirilen -----, ------ tarafından davacı ------------muayene edilmiş burun ucunda 1x0.5cm boyutunda ciltten çukur görünümde iz olduğu, boyunda sol kulak memesi hizasından başlayıporta hattı geçip sağa uzanan yaklaşık 20x1.5cm boyutunda hafif pembe renkte cilt seviyesinde genişlemiş incelmiş iz bulunduğu, boynunu sağa tam çeviremediği, saçlı deri içinde saçlar arasında kalan, dışarıdan belli olmayan izler olduğu saptanarak davacının vücudundaki izlerin kalıcı eser niteliğinde olup yok edilmesinin mümkün olmadığı, boynundaki izin daha iyi hale getirilmesi için yapılacak herhangi bir ameliyat ya da işlem bulunmadığı, davacının bu izi ömür boyu taşıyacağı, boyun hareketinin daha iyi hale gelmesi için günlük egzersiz yapmasının faydalı olabileceği, bu durum için bir ameliyat önerilmediği, burun ucundaki izin yok edilemeyeceği ancak izin azaltılması için izin çıkarılıp tekrar dikilmesi şeklinde yapılan ---- ameliyatının yapılabileceği, yapılacak olan ameliyatın ücretinin yapılması gereken işlem için -------- belirlenmiş birim puanın, ------ yılında ------ katsayı ile çarpılması sonucu hesaplandığı, ------ -----katsayısını belirlediği, davacıya yapılması gereken ameliyatlar------- olup ameliyat ihtiyacı olacağı göz önüne alındığında; gereken ameliyatların ücretinin 14.56 x 170= 2.475 TL olduğu belirlenmiştir. Bilirkişinin yaptığı hesaplama mahkememizce hükme esas alınmış ve davalıların kusuruna isabet eden miktar olan 1.856,25 TL üzerinden ayrıca davacının müterafik kusuru oranında %20 si kadar daha indirim yapılarak 1.485,00 Tl ameliyat giderinin davalılardan tahsili gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş olur bilirkişi heyetinde görevli aktüer bilirkişi tarafından kök raporda davacının muhtemel bakiye ---- ile belirlenmiş, ---- doğumlu olan davacı----- kaza tarihi itibarı ile ---- yaşında olduğu, ---- göre muhtemel bakiye ömrü------ yaşına kadar yaşayacağı, ------ bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına ve uygulamalara göre, Kadın-Kadın ayırımı yapılmaksızın kural olarak aktif çalışma yaşı sonu (60) olarak kabul edilmekle davacının (31) yaşından itibaren, (60) yaşına kadar zarar gördüğü bakiye aktif (29) yıl ve (60-75) yaşları arası zarar gördüğü emeklilik ve pasif devresi (15) yıl olduğunun kabulü ile davacının maddi zararı %10 artış ve%10 ıskontolu progresif rant yöntemine göre hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından ayrıca davacının-----------davacının brüt ücretlerinin brüt asgari ücretlere eşit olduğu görülmekle ve bekar olduğu anlaşıldığından bekar çalışanlar için uygulanan net asgari ücretlerin hesaba esas alınacağı belirtilmiş ve hesaplar buna göre yapılmıştır.Davacı vekili aktüer bilirkişi hesabına itirazla müvekkilinin aşçı olup, ---------- gözde mekanlarında aşçılık yaptığını kaza (29.06.2017) tarihinden kısa bir süre önce (15.01.2017) çalıştığı iş yerinden haksız/geçersiz sebeple işten çıkartıldığını ve -------- sayılı dosyası ile işe iadesine karar verilerek kararın kesinleştiğini, işe iade talebinin usulüne uygun olarak işverence yerine getirilmemesi sebebiyle,------ Esas sayılı dosyasından tazminat ve sair işçilik alacaklarının tahsili için dava açtıklarını, işbu mahkemece dosya delilleri ve tanık beyanlarına göre alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin ----------son maaşının Net:2.600 TL (31.01.2017) asgari ücrete oranının---- olarak hesaplandığını, bu sebeple davacının uğradığı zararın tespitinde asgari ücretin esas alınması usulüne itiraz ettiklerini bildirmiştir.----- Sayılı dosyası içeriği ve mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde emsal ücret araştırması dosya kapsamında toplanan deliller dinlenen tanık beyanları uyarınca davacının ücretinin net 2.600,00 TL brüt ücretinin 3.636,83 TL olduğunun kabul edildiği anlaşılmış mahkeme dosyasında dinlenen tanık beyanları ve emsal ücret araştırmalarına ilişkin kayıtlar uyarınca davacının talebi yerinde görülmüş ve bilirkişiden taktiri mahkememize ait olmak üzere kararda belirtilen rakamları esas alarak hesaplama yapması istenmiş ve ----Nolu ek rapor alınmıştır.------ nolu ek raporda belirlenen geçici iş göremezlik tazminatı tutarı 1.365,00 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatı tutarı 450.589,35 TL 'dir. Mahkememizce belirlenen bu rakamlardan ayrıca %20 müterafik kusur indirimi yapılmış, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumluluğuna karar verilmiştir.Davacı tarafça kaza nedeniyle yol masrafı talebinde bulunulmuş ancak raporlarda bu konuda hesaplama yapılmadığı anlaşılmıştır. Davcının gördüğü tedavi nedeniyle hastaneye gidip gelmesi gerektiği ve bu yüzden harcamalarının olacağı sabit olup talep ettiği tutar mahkememizce uygun bulunmuştur. Davacı yan dava öncesinde sigorta şirketine başvuru koşulunu gerçekleştirmiş olup sigorta şirketi yönünden temerrüdün 28/08/2017 tarihinde oluştuğu, diğer davalıların ise kaza tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu oldukları kabul edilmiştir.Davacı vekili 20/06/2023 tarihli talep arttırım dilekçesini sunmuş ayrıca 22/06/2023 tarihli dilekçesi ile de 2023 yılının 2.yarısı için belirlenen asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasını istediklerini bildirmiştir. Alınan 4 nolu ek rapor sonrasında da 28/09/2023 tarihli ıslah dilekçesini sunmuştur. Davalılar -------------- vekili ıslah dilekçesinin süresinde verilmediğini bu nedenle ıslahın yapılmamış sayılması gerektiğini beyan etmiş ise de ------- Nolu bilirkişi raporu dosyaya 19/09/2023 tarihinde yani duruşma günü sunulmuş öncelikle taraf vekillerine rapora karşı beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmiştir. Davacı vekiline de talebi uyarınca davayı ıslah etmek istemesi haline harcını yatırarak dilekçesini sunabileceği bildirilmiştir. Rapora karşı beyan süresi içinde davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulmuştur. Dolayısıyla ıslahın süresinde yapılmaması gibi bir durum söz konusu olmadığından davalı itirazları yerinde görülmemiştir.Davacının bir diğer talebi ise manevi tazminata ilişkindir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. "manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, kaza tarihi, davacının uğradığı zararın kapsamı, bedensel zararlarda yaralanmanın mahiyeti, maluliyet oluşmuş ise maluliyet oranı, iyileşme süresi, davalıların sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. tüm bu açıklamalar ışığında davacının talebi değerlendirildiğinde davacının olay nedeniyle maluliyetinin oluştuğu, kaza nedeniyle yüzünde estetik operasyonla düzeltilemeyecek şekilde sabit iz kaldığı, davacının ileride ameliyat olması gerekeceği dikkate alınarak tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilmek suretiyle 20.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ----- müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazla taleplerin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının araç hasarına ilişkin talebinin konusu kalmadığından ayrıca KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA-
2-Davacının maddi tazminat taleplerinin arttırılan ve ıslah edilen haliyle KISMEN KABULUNE,
A-1.092,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.485,00 TL ameliyat gideri ile 50,00 TL yol gideri olmak üzere toplam 2.627,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, hükmedilen tutara davalı sigorta şirketi yönünden 28/08/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 29/06/2017 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,
B-360.471,48 TL sürekli işgöremezlik tazminatının (davalı sigorta şirketi 330.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, hükmedilen tutara davalı sigorta şirketi yönünden 28/08/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 29/06/2017 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,
3-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar --------- müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Fazla taleplerin REDDİNE,
5-Hükmedilen maddi tazminatlar yönünden karar harcı 24.803,25 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan toplam 1.893,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.909,58 TL harcın(davalı---------sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) davalılardan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 1.893,67 TL harcın davalılar ------ tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Hükmedilen manevi tazminat yönünden karar harcı 1.366,00 TL'nin davalılar ------- tahsili ile Hazine adına irad kaydına,
8-Davacı tarafından yapılan 41,10 TL ilk masraf, 890,23 TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti,2.869,00 TL ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 8.300,33TL yargılama giderinden davadaki haklılık oranına göre (%69) 5.727,22 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
9- Davalı--------tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin taktiren üzerinde bırakılmasına, diğer davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hükmedilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 56.464,77 TL vekalet ücretinin davalılardan(davalı------- 51.894,05 TLile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
11-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ------- müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
12- Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden reddedilen maddi tazminat tutarı yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
13- Davalılar --------- kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden reddedilen manevi tazminat tutarı yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
14-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı -------- vekili ile davalı sigorta vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/11/2023