T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/65 Esas
KARAR NO:2024/542 Karar
DAVA:İtirazın İptali ( Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/02/2018
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali ( Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıyla müvekkili arasında direk satış noktası sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeye aykırı davranarak düzenli ve sürekli ürün alımını gerçekleştirmediğini, en son --------- tarihli ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmeye aykırılıktan dolayı davalıya bedelsiz olarak verilen ürünlerin kıstelyevm usulü kalan bakiyesi ve ihtarname masrafının tahsili için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaliyle takibin devamına ve davalının %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK KARAR: Mahkememiz ----------- Sayılı kararı ile "... Dava, hukuki niteliği itibari ile İİK 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Davacı, davalının aralarında imzalanan direk satış noktası sözleşmesine aykırı davrandığını, düzenli ve sürekli ürün alımı yapmadığını, en son 24/03/2017 tarihinde ürün aldığını, bu yüzden sözleşmenin feshedildiğini, davalıya bedelsiz olarak verilen ürünlerin kıstelyevm usulü kalan bakiyesi ve ihtarname masrafının tahsili için davalı hakkında başlatılan takibe davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamış yargılamaya katılmamıştır. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 02/10/2018 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenip tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanıp bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. ----takip dosyası getirtilmiş, davacının davalı hakkında başlattığı ilamsız icra takibinde bedelsiz ürün alacağı ve ihtarname masrafının davalıdan tahsilini talep ettiği, ödeme emrinin tebliği ile davalının takibe süresinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, mahkememizde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı borçlu olmadığı itirazı yanı sıra icra dairesinin yetkisine de itiraz ederek ikametgahının----olması nedeniyle yetkili icra dairelerinin de---İcra Daireleri olduğunu bildirmiştir. Davalı yan akdi ilişkiyi inkar etmemiş, talep edilen kadar borcu olmadığını ileri sürmüştür. Gerek TBK 89/1 maddesi hükmü gerekse dayanak sözleşmenin yetkiyi düzenleyen hükümleri bir arada değerlendirildiğinde davalının--- İcra Müdürlüklerinin yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmeyerek reddine karar verilip yargılamaya devam olunmuştur. Davacının dayandığı sözleşme isticvap davetiyesi ile birlikte davalıya tebliğ edilmiş, davalı bildirilen duruşma gününde yargılamaya katılmamış ayrıca ticari defter ve dayanak kayıtlarını ibrazdan da kaçınmıştır. Alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davacının davalı ile doğrudan bir alım / satım ilişkisinin bulunmadığı, dava dışı olup aynı zamanda davacının bayisi konumunda olan ----aracılığı ile davalıya ürün satışı yapıldığı, bu yüzden davacı şirket kayıtları üzerinden davalı şirkete bayilik sözleşmesinde alımı taahhüt edilen miktarın ne kadarının alımının gerçekleştirildiğinin belirlenemediği belirtilmiştir. Dosyaya sunulan 11/03/2013 tarihli sözleşmede işletmeci sıfatıyla davalının, bayi sıfatıyla dava dışı ---------- sıfatıyla davacının isminin bulunduğu, işletmeci sıfatıyla davalının yükümlülüklerini düzenlendiği, buna göre davalının bayi durumundaki bayi dışı şirketten sözleşmenin yürürlüğü süresince ürün almak suretiyle işlettiği satış noktasında müşterilerine satmayı taahhüt ettiği sözleşmenin 3.maddesinde sözleşme süresince toplamda 3500 kasa / koli ürün satın alınarak müşterilere satış ön görülüp bu miktarın tamamlanması ile sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kabul edildiği, ayrıca özel hükümler başlığı altında davacının, davalının sözleşmenin sonuna kadar sözleşmeye uyacağı inancıyla ve bir defaya mahsus olarak fatura karşılığında ürün ve malzemeyi %100 iskonto olarak vereceği, işletmecinin sözleşmedeki yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle sözleşme süresinden önce son bulduğu taktirde bu malzeme ve ürünlerin rayiç değerlerinin kıstelyevm usulü belirlenecek olan kısmını KDV'si ile birlikte şirkete iade edeceği düzenlenmiştir. Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki davacı şirketin bölge bayisi konumundaki dava dışı-----------aracılığıyla sürdürüldüğünden bu şirketin ticari defter ve dayanak kayıtlarında da inceleme yaptırılarak bilirkişiden ek rapor alınmış, dava dışı şirketin hesap hareketleri içeriğinde 2 adet faturada davalıya %100 iskontolu KDV hariç 11.579.52 TL tutarında ürün teslim edildiği belirlenmiştir. Yine davalı şirketin alım faturaları incelendiğinde de davalının taahhüt ettiği 3500 koli ürün alımından yalnızca 80 kolilik kısmı gerçekleştiği taahhüdün %97,71'lik kısmının gerçekleşmediği belirlenmiş ve davacının davalıya %100 iskontolu olarak verdiği ürünlerin rayiç değerleri üzerinden kıstelyevm hesabına göre 16.642,51 TL (KDV dahil)'sinin davacıya iadesi gerektiği, davacının takipte 16.637,97 TL için talepte bulunduğu anlaşılmıştır. Yapılan hesaplama mahkememizce yeterli görülerek hükme esas alınmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporları ile davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca davalının davacıya it ürünleri satma taahhüdünde ancak sözleşmeye aykırı davrandığı, bu nedenle davacı tarafından davalıya gönderilen --------yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği, aynı zamanda bedelsiz olarak teslim edilen ürün alacağının da talep edildiği davacının gönderdiği ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği, davalının cevap veya itirazına ilişkin dosyaya delil sunmadığı, söz konusu ihtarname için davacının 142,31 TL noter masrafı ödediği ve takipte bu tutarın davalıdan tahsilini istediği, davacının talebinin yerinde olduğu, dayanak sözleşme hükümleri nedeniyle davacının davalıya verdiği bedelsiz ürünler nedeniyle sözleşmenin sonlanmasından ötürü alacak talebinde bulunabileceği, talep edebileceği tutarın bilirkişi tarafından gerekçeli ve denetlenebilir şekilde hesaplanmış olup esasen davacının talebinden fazla olduğu görülmüş taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, davalının----akip dosyasında itirazının iptali ile takibin aynen devamına, davalının itirazında haksız ve alacağın likit oluşu göz önünde bulundurularak davalının inkar tazminatına mahkum edilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İLAMI: ---- Sayılı ilamı ile "Dava, bedelsiz ürün alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıya yapılan tebligatların usule uygun olup olmadığı noktasındadır.Tüzel kişilere tebligatın ise ne şekilde yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve tüzüktedüzenlenmiştir.7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. ve 13.maddeleri ile mülga Tebligat Tüzüğü’nün 17 ve 18.maddelerinde tüzel kişilere tebligatın yapılma usulü açıklanmış; tebligatın, bunların tabi oldukları kanunlara ve statülerine göre belirlenecek yetkili temsilcilerine, eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı öngörülmüştür. Tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gereğine de işaret edilmiştir. Nitekim ----- sayılı ilamlarında da aynı husus vurgulanmıştır.Somut olay değerlendirildiğinde; dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde --- tarihinde "aynı adreste birlikte çalışan"------ tebliğ edildiği, tebligatın usule uygun olmaması nedeniyle yeniden tebliğe çıkarıldığı ve 22.05.2018 tarihinde "şirket yetkilisi iş takibinde olduğundan devamlı çalışan --- tebliğ edildi" şerhi ile tebliğin yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında davalıya çıkarılan bilirkişi raporu, isticvap davetiyesi gibi diğer tebligatların birlikte çalışana tebliğ edilmiştir. Dava dilekçesinin tebliğinde birlikte çalışana tebliğ edildiği belirtilip başkaca herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi, davacı şirketin yetkili temsilcisinin veya ondan sonraki yetkili kişinin adreste olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığı ve nedenleri de şerh edilmemiştir. Yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere, davacı şirkete yapılan tebligatta tebliğ memurunun bu tebligatı şirketin yetkili temsilcisine; onun herhangi bir nedenle tebliği alacak durumda olmaması halinde de usulüne uygun şekilde yetkili kılınan kişiye; şayet bunlar yoksa veya tebligatı alamayacak durumda iseler bu durumu tebliğ evrakına şerh ederek o yerde hazır bulunan tebliğe yetkili memur vemüstahdemlerinden birine o da yoksa herhangi bir memur veya müstahdeme yapması; tebligat evrakında da sırasıyla tebliğe yetkili kişilerin durumunu ve onlara tebliğ edilememe nedenini şerh etmesi gerekirken, hiçbir açıklamaya yer vermeden doğrudan davacının işçisine tebliğ etmiştir. Tebligat bu haliyle, açıklanan yasal düzenlemelere ve yargı kararlarına aykırı olup, usulsüzdür. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27.maddesi hükmüne göre, davanın taraflarını dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm verilemeyeceği aksi durumun, davalının savunma hakkının ihlal edilmesine yol açacağı gözetilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve taraf teşkilinin yasaya uygun şekilde sağlanarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." karar verilmiştir. Dosya mahkememize gelmekle yeniden esasa kaydı yapılmış ve taraf vekillerine tebligat yapılmıştır. Davalı vekili sunduğu --- dilekçede özetle; müvekkili şirketin adresinin -----olduğunu, müvekkili aleyhine açılacak takiplerin aksine hüküm bulunmaması nedeniyle ---- İcra Müdürlüklerinde açılması gerekirken--------- İcra Müdürlüklerinde açılmış olmasının yetki yönünden hukuka aykırı olduğunu, öncelikle yetki yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya temel teşkil eden sözleşmedeki imza müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı gibi, bu sözleşme kapsamında müvekkiline bazı ürünler verildiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, ortada talep edilebilecek bir alacak bulunmadığından TBK md 89/1 hükmünün uygulanamayacağını, bu nedenle davada ve davaya dayanak icra takibinde---------- Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, yetkili icra dairesinde usulüne uygun başlatılmış bir icra takibi bulunmaksızın itirazın iptali davası açılamayacağından, davanın yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında hiç bir sözleşme imzalanmadığı gibi birbirlerinden mal ve hizmet aldıklarına dair iddianın da gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından müvekkiline teslim edilmiş herhangi bir mal olmadığı gibi davacı tarafından faturalandırılmış bir kaydın da dosyaya delil olarak sunulmadığını, sunulan sözleşmedeki imzanın müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını, bir an için sözleşmenin hukuka uygun olduğu ve gerçeği yansıttığı düşünülse dahi, dava dışı ----, alacaklarının tahsili amacıyla davacı----------ermiş olduğu bir yetki devri belgesi (veya temliknamede) de mevcut olmadığını, bu sebeple davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, imza inkarı nedeniyle imza incelemesi yapılması gerektiğini, belirterek davanın öncelikle yetkisizlik nedeniyle (veya yetkili icra dairesinde usulüne uygun açılmış bir icra takibi bulunmadan itirazın iptali davası açılamayacağından) reddine, veyahut aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, neticeten (imza inkarı, fatura ve mal teslimi bulunmaması nedeniyle) ispatlanamayan davanın esastan reddine, davacının en az %20 icra (kötüniyet) tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.------ dosyasında ödeme emrinin tebliği ile davalının takibe süresinde itiraz ettiği, borçlu olmadığı itirazı yanı sıra icra dairesinin yetkisine de itiraz ederek ikametgahının ---- olması nedeniyle yetkili icra dairelerinin de -----İcra Daireleri olduğunu bildirdiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin sicil kayıtlarının incelenmesinden şirketin --- tarihinde tescil ile kurulduğu, şirket merkezinin ----- olduğu ve dayanak sözleşme tarihi itibariyle ve halen şirket yetkilisinin ----olduğu anlaşılmış, dayanak sözleşmedeki imza inkar edildiğinden davalı şirket yetkilisi---- imzaları alınmış yine davalı şirket yetkilisi ---- tarihinden önce düzenlediği ıslak imzalı belgeler temin edilerek dava konusu sözleşmede davalı şirket kaşesi üzerinde yer alan imzaların davalı şirket yetkilisi ---- ait olup olmadığının tespiti yönünden ---- rapor alınmıştır. ------düzenlenen raporda," İnceleme konusu sözleşmede --------mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla --- eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." şeklinde tespit yapıldığı anlaşılmış, davalı yanın sözleşmeye ilişkin imza itirazı yerinde görülmüştür.Dosya kapsamında daha önce alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davacının davalı ile doğrudan bir alım / satım ilişkisinin bulunmadığı, dava dışı olup aynı zamanda davacının bayisi konumunda olan ------- aracılığı ile davalıya ürün satışı yapıldığı, bu yüzden davacı şirket kayıtları üzerinden davalı şirkete bayilik sözleşmesinde alımı taahhüt edilen miktarın ne kadarının alımının gerçekleştirildiğinin belirlenemediği belirtildiğinden ve davalı tarafça akdi ilişki inkar edildiğinden davacı tarafça taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu, malların teslim edildiği ve davalıdan takip tutarı kadar alacaklı olduğu yönünde davalı tarafa yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacağı sorulmuş davacı vekili tarafından davalı tarafa yemin teklif edilmiştir.Davalı şirket yetkilisi katıldığı----- duruşmada yeminli olarak " benim yetkilisi olduğum şirket ile davacı şirket arasında tarafıma gösterdiğiniz ---- tarihli sözleşme uyarınca herhangi bir ticari ilişki mevcut değildir, sözleşmede adı geçen ----yetkilisi olduğum şirket arasında hiçbir ticari faaliyet bulunmamıştır, ----- işlem yapmadım, ürün teslimi yapılmamıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur.Dosyada yapılan yargılama ve toplanan deliller uyarınca davalı tarafça davacı yanın dayanak gösterdiği sözleşmedeki imzanın ve yine davacı tarafça varlığı ileri sürülen akdi ilişkinin inkar edildiği, bu kapsamda yapılan inceleme ile davacı tarafın sunduğu sözleşmede davalı şirket kaşesi üzerine atılı imzanın davalı şirket yetkisine ait olmadığı belirlenmiş olup, davalı şirket ile davacı arasındaki akdi ilişkinin varlığı da davacı tarafından ispatlanamamıştır. Davalı yan icra takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş yetkili icra müdürlüğünün ikametgahının ------- olması nedeniyle-------- İcra Daireleri olduğunu ileri sürmüştür.Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, TBK m. 89 (BK. m. 73) uyarınca bir para alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde, alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi takipte yetkili olur, akdi ilişkinin sabit olmaması halinde ise alacaklının kendi ikametgahında takip yapabilmesi mümkün değildir . Somut olayda da davalı tarafça akdi ilişki inkar edilmiş, davacı akdi ilişkinin varlığını ortaya koyamamıştır. Bu nedenle davalının----- İcra Müdürlüklerinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olduğu, davacının yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapmadığı, itirazın iptali davasına özgü dava şartı niteliği taşıyan yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış bir icra takibinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine ve davacının takipte haksız olup dayandığı sözleşmeye taraf olmayan davalıya karşı takip başlatmakla kötü niyetli olduğunun kabulü ile tazminata mahkum edilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
Davalı taraf lehine %20 oranında 3.356,05 TL tazminatın davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 202,67 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 83,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 141,03 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından sarf edilen 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir olunan 16.780,28 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2024