T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/712
KARAR NO: 2024/436
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 26/09/2022
KARAR TARİHİ: 29/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 15/07/2009 tarihinden bu yana davalı şirketin ortağı olduğunu, diğer ortağın davalı ... olup hisse çoğunluğunu elinde bulundurması nedeniyle şirketi usulsüz iş ve işlemlerle gayrı ciddi şekilde yönettiğini, bu yüzden şirketin işlemez bir hal aldığını, şirketin genel kurul toplantılarının her yıl düzenli olarak yapılmadığını, uzun yıllardır genel kurulun toplanmadığını, şirketin fiilen pasif durumda olduğunu, davalı şirket fabrikasının bulunduğu taşınmazın 2018 yılında sanayi sitesine dönüştürüldüğünü, bu tarih itibariyle şirket faaliyetlerine son verildiğini, yalnızca ticaret sicil kayıtlarında kağıt üzerinde aktif göründüğünü, devamı ve amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, davalı ... genel kurul ve yönetim kurulunun aldığı bir karar olmamasına ve şirketin ihtiyacı bulunmamasına rağmen şirkete borç vererek şirketi kendisine borçlandırdığını, söz konusu borçların şirket faaliyetinde de kullanılmadığını, davalı ... şirket adına araç alıp kullandığını, giderlerini şirketten karşıladığını, ... ile amca-yeğen olmalarına rağmen bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak istemesiyle aralarında husumet oluştuğunu, bu husumetin şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinde engel teşkil ettiğini, davalı ... şirketten olan şaibeli alacağını artırmak için kur değerlemesi yaptığını, bu şekliyle şirketten olan şaibeli alacağının yüksek rakamlara ulaştığını, defterlerde oynama ve usulsüz işlemler de yapıldığını, 2021 yılı kurumlar vergi beyannamesindeki istisna kazanç beyanının usulsüz olduğunu, 2019 yılında şirketin yevmiye ve kebir defterlerinin kaybedildiğini ancak bu konuda zayi davası açılmadığını, şirket merkezinde yapılan incelemede şirket bilançosunda yer alan stok ve demirbaş hesaplarındaki bakiye tutarların kontrolü için istenmesine rağmen stok listesi ve demirbaş tablosunun kendisine verilmediğini, 2019 yılı geçmiş yıl zararının 2020 ve 2021 kurumlar vergisi beyannamelerinde farklı gösterildiğini, oynamalar yapıldığını, davalı şirket yönetici ve müdürlerinin basiretli bir iş adamı gibi görevlerini yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattıklarını, elliden fazla işyerine sahip ve kira geliri olan davalı şirketin müdürlerin kötü yönetimi ile borca batık hale düşürüldüğünü, öncelikle şirketin daha fazla zarara uğramaması için yöneticinin azli ile şirkete tedbiren kayyım atanmasını, TTK 636 maddesi gereğince haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğunu belirterek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalılar vekilli cevap dilekçesinde özetle; Şirketin fesih ve tasfiyesi davasında davalılar --------bakımından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, şirketin pasif ve işlemez olduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, kuruluşundan itibaren yıllar içinde en çok gelir elde edilen, en karlı olunan ve en yüksek verginin ödendiği dönemin yaşandığını, davacının davalı şirkette tam yetkili olarak çalıştığını, kendisine vekaletname verildiğini, para çekme yetkisinin yanı sıra taşınmaz satım, araç satım yetkilerinin bulunduğunu, şirket işleyişinde söz hakkının olmadığı, bilgi edinme imkanının bulunmadığı iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının oğlunun da şirkette üretim ve satın almadan sorumlu tek yetkili olarak görev yaptığını, şirket her yıl genel kurul toplantısı yapmasa da davacının işleyişte bizzat hazır ve bilgi sahibi olduğunu, davacı ile davalı ortak arasında akrabalık bağı bulunduğundan tarafların sürekli bir araya geldiğini ancak toplantıların şirket kayıtlarına işlenmediğini, şirketin paraya ihtiyacı olmaksızın borç verilmek suretiyle şirketin borçlandırıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının ise mali açıdan zor dönemden geçerken şirkete hiçbir destek sağlamadığını, şirket şu an için faaliyetini sürdürüyorsa davalı ortağın çaba ve desteği ile bu durumun gerçekleştiğini, 2018 yılında fabrikanın kapanıp imalatın durmasıyla piyasaya olan ödemelerin yapılabilmesi için şirkete yoğun bir biçimde borç para aktarıldığını ve defterlere olması gerektiği gibi işlendiğini, 2018 yılında TL. olarak verilen borçların 2022 yılında hala alınamamış olması nedeniyle büyük değer kaybı yaşandığını, bu durumun davacıya iletilmesiyle paranın dolar kuruna endekslenmesi konusunda ortakların mutabık kaldıklarını, bu durumun hakkaniyet gereği olduğunu, halen de şirkete borç verilen paraların tahsil edilemediğini, söz konusu endekslemenin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını, davacı ve davalı-------- amca-yeğen olması nedeniyle bu hususun resmiyete dökülmediğini, şirket kayıtlarında oynama yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bir usulsüzlük varsa da bu hususun şirket ve ortakları bilgisi dahilinde olmadığını, şirketin eski mali müşavirine ihtarname gönderildiğini, kaybolduğu iddia olunan defterlerin şirket merkezinde olduğunu, gönderilen ihtarnameyle mali müşavirden teslim alındığını, her tür sorumluluğun da mali müşavire ait olduğunu, şirketin mali müşaviri ----- gayrı ciddi bir çalışma düzeni olması nedeniyle 2022 yılında mali müşavirin değiştirildiğini, önceki mali müşavirden kaynaklı sebeplerle stok ve demirbaş listelerinin sunulamadığını, davacı tarafça ileri sürülen haklı sebepleri kabul etmediklerini, aksinin kabulü durumunda ise fesih harici bir çözüm üretilmesini istediklerini, şirketin feshine karar vermenin somut olayın şartlarında kamu düzeni yönünden gerekli olmadığını, şirketin kar elde eden, ödediği kurumlar vergisi ve KDV ile ayakta tutulması gereken şirket olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin bulunması halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir.
Davacı mahkememizde açtığı davada haklı sebep olarak şirketin işlemez bir hal aldığını, şirketin genel kurul toplantılarının her yıl düzenli olarak yapılmadığını, uzun yıllardır genel kurulun toplanmadığını, şirketin fiilen pasif durumda olduğunu, davalı şirket fabrikasının bulunduğu taşınmazın 2018 yılında sanayi sitesine dönüştürüldüğünü, bu tarih itibariyle şirket faaliyetlerine son verildiğini, yalnızca ticaret sicil kayıtlarında kağıt üzerinde aktif göründüğünü, devamı ve amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, davalı ... genel kurul ve yönetim kurulunun aldığı bir karar olmamasına ve şirketin ihtiyacı bulunmamasına rağmen şirkete borç vererek şirketi kendisine borçlandırdığını, söz konusu borçların şirket faaliyetinde de kullanılmadığını, davalı ... şirket adına araç alıp kullandığını, giderlerini şirketten karşıladığını, ... ile amca-yeğen olmalarına rağmen bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak istemesiyle aralarında husumet oluştuğunu, bu husumetin şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinde engel teşkil ettiğini, davalı ... şirketten olan şaibeli alacağını artırmak için kur değerlemesi yaptığını, bu şekliyle şirketten olan şaibeli alacağının yüksek rakamlara ulaştığını, defterlerde oynama ve usulsüz işlemler de yapıldığını, 2021 yılı kurumlar vergi beyannamesindeki istisna kazanç beyanının usulsüz olduğunu, 2019 yılında şirketin yevmiye ve kebir defterlerinin kaybedildiğini ancak bu konuda zayi davası açılmadığını, şirket merkezinde yapılan incelemede şirket bilançosunda yer alan stok ve demirbaş hesaplarındaki bakiye tutarların kontrolü için istenmesine rağmen stok listesi ve demirbaş tablosunun kendisine verilmediğini, 2019 yılı geçmiş yıl zararının 2020 ve 2021 kurumlar vergisi beyannamelerinde farklı gösterildiğini, oynamalar yapıldığını, davalı şirket yönetici ve müdürlerinin basiretli bir iş adamı gibi görevlerini yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattıklarını, elliden fazla işyerine sahip ve kira geliri olan davalı şirketin müdürlerin kötü yönetimi ile borca batık hale düşürüldüğünü ileri sürmüştür. Limited şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshine haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu TTK'da sayılmamış doktrinde ve yargı kararlarında zorunlu organların mevcut olmaması, genel kurulun toplanamaması, bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, uzun süre kar dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmeler haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar arasında sayılmıştır.Mahkememiz dosyasında dilekçeler aşaması tamamlanarak 21/12/2022 günlü duruşmada ön inceleme yapılmış ,tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından u,yuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.Davacı vekiline ön inceleme duruşmasında sorulduğunda açtıkları davada davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etiklerini, diğer taleplerinin ihtiyati tedbire ilişkin olup yöneticinin azline ilişkin açılmış bir davaları olmadığını beyan etmiştir.Davalı şirketin ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tutulan sicil kayıtları getirtilmiş, şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde bulunduğu, mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Şirket ortaklarının davacı ile davalılardan ... olduğu, bu davalının aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, diğer davalı ...'- ise ortak olmayan münferit imza yetkilisi müdür olduğu anlaşılmıştır.
Şirketin ---- ve Vergi Dairesi kayıtları dosya içine alınmış, şirket mal varlığının tespiti için son bilanço ve mizanlarda davalı taraftan temin ile dosyaya konulmuştur.Dinlenen davacı tanığı ----- davacının oğlu olduğunu belirterek alınan beyanında " Davalılardan ... ise benim amcam gibi kabul ettiğim akrabamdır. Öz amcam değildir. Ben 2011 ila 2018 yılları arasında davalı şirkette satın alma bölümünde çalışıyordum. O dönemde ...'de benimle aynı bölümde çalışıyordu. Daha sonra kendisi satış bölümüne geçti. Bu söylediklerim 2011 yılında olmuştur. Muhasebeye işlemek için faturaları görüntülemem gerekiyordu. Gelen faturalarda yanlışlık olduğunu gördüm. Bu durumu ...'den sordum. Bunu ...'le konuşmam gerektiğini söyledi. ...'de bana bunu öğreneceksiniz dedi. Sonradan kestiğimiz ay faturasının devlete çıkan KDV'ye karşılık fatura aldığımızı öğrendim. Sistem bu şekilde devam ediyordu. Kestiğimiz faturanın muhatabı ise ---- isimli kişi idi. Bu kişinin çeki ... tarafından yazılır bankaya götürülür tahsilatı yapılırdı. Tahsilatı da oğlu ---- -- tarafından yapılırdı. Biz parayı alıp ... verirdik. Ben 2018'de şirketten ayrılıncaya kadar da sistem bu şekilde yürüyordu. Ben bu durumu babamla da konuştum. O da bana abimin bildiği vardır. Ona sonsuz güvenim var diye söylemişti. 2018 yılından sonra olanları bilmiyorum. Yine benim çalıştığım dönem itibariyle şirket genel kurullarının kağıt üzerinde yapılıyordu. Babam da şirkette çalışıyor görünüyordu. Şirketin işleyişinden yapılan işlemlerden bilgisi yoktu. Bilgi istediğinde de sonra konuşuruz şeklinde söylenip bilgi verilmiyordu. Şirketin bulunduğu yerde bildiğim dükkanlar yapıldı. Onun üzerinden devam ediyor. Dedi. Davacı vekili söz alarak; şirketin faaliyet konusu çerçevesinde olmak üzere faaliyetinin sürüp sürmediği sorulsun. Şirketin mali durumu hakkında bilgisi var mıdır. Şirketin borç almaya ihtiyacı var mıdır. Şirket stok ve demirbaş listesi doğru tutuluyor muydu. Şirketin 2018 yılı itibariyle kayıt dışı mal varlığı var mıydı varsa fabrika kapatılırken akıbetlerinin ne olduğu hususlarının sorulmasını talep ediyoruz.dedi.Tanık; şirketin faaliyet konusu beton alt yapısına ilişkindir. Ancak 2019 yılında şirket fabrika binasının boşaltılması ile birlikte ana faaliyet konusuna dair bir iş yapmadığını biliyorum. Şirketin mali durumu hakkında şu an için bilgim yok. Ben ayrılırken durumu iyiydi. O dönem için borç almaya ihtiyacı yok idi. Benim çalıştığım dönem itibariyle stok ve demirbaş listesi doğru tutulmuyordu. Stok ve demirbaşlar eksik gösteriliyordu. Şirketin kayıt dışı mal varlığı makineleri vardır. Beton boru ve kalıp makineleri ile bunların ekipmanlarından bir kısmının kayıt dışı olduğunu biliyorum. Bildiğim kadarıyla fabrika kapatılırken bu kayıt dışı makine ve ekipmanlar satılmıştır. Gelirinin ne yapıldığını bilmiyorum.dedi.
Davalı vekilinin istemi üzerine tanıktan soruldu; babamın verilen vekaletname uyarınca şirket adına ----- iş yaptığına dair bilgim yoktur. Babamın müdür sıfatıyla şirket adına ----- faaliyet gösterdiğine dair bilgim yok. Çalışan olarak biliyorum. Şirkette benim çalıştığım dönemde makine kalıplarını faturalı olarak alırdık. Paletlerini faturasız alırdık. Faturasız alınan malzemeleri şirket kayıtlarına geçirmiyorduk. Makinalar ise genelde faturalıdır. Ben çalışırken kayıt dışı olan makine yoktu" demiştir.Tarafların iddia ve savunmaları göz önünde bulundurularak şirketin son 10 yıla ilişkin ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılıp TTK 636/3 maddesi uyarınca haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığı ve aynı maddenin 2.cümlesinin uygulanması ihtimaline binaen davacının çıkma payının karar tarihine en yakın şekilde hesaplanıp raporda gösterilmesi yönünde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına, karar verilmiş ancak sunulan ilk raporun incelenmesinden 21/06/2023 tarihi itibariyle saptanan değerlerin 3 ay süreyle geçerli olduğunun belirlendiği, bu sürenin 2023 yılının 9. ayında dolduğu, bilirkişi heyet raporunun 13/11/2023 tarihinde sunulmasına karşın raporun değerlemeler yönünden sunulduğu tarih itibariyle kadük hale geldiği gözetilerek tekrar taraf itirazlarını da karşılayacak şekilde bilirkişi heyetinden rapor alınmasına, bunun yanı sıra raporda davacı iddiaları yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davalı şirketin ticari defter ve dayanak kayıtları ile dosyaya gelen vergi kayıtları, ----- kayıtları, şirket ana sözleşmesi ve şirketin sicil kayıtları bir arada incelenerek;
-genel kurul toplantılarının düzenli olarak yapılıp yapılmadığı,
-şirketin iştigal alanında aktif olarak çalışıp çalışmadığı, bu itibarla şirketin amacının gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığı,
----şirketi kendisine borçlandırdığı iddiası bakımından şirkete para aktarıldığı tarihler itibariyle şirketin nakde ihtiyacının olup olmadığı, bu paranın şirket işlerinde kullanılıp kullanılmadığı,
-şirket ticari defterlerinde oynama ve usulsüz işlem tespit edilip edilmediği,
-2021 yılı kurumlar vergi beyannamesindeki istisna kazanç beyanının usulsüzlüğü iddiasının yerinde olup olmadığı,
-2019 yılı geçmiş zararının 2020 ve 2021 yılı kurumlar vergi beyannamesinde farklı gösterilip gösterilmediği hususlarının detaylıca incelenerek denetlenmesi, bu konuda davacı taraf iddialarının dosyaya sunulan delillerle bir arada değerlendirilmesine,
-davacının ortaklıktan çıkma payı belirlenirken karar tarihine en yakın rayiç değerlerin kullanılması gerektiğinden öncelikle davalı şirketin karar tarihine en yakın rayiç değerleri üzerinden düzeltilmiş öz varlık tutarının tespiti, davacının hissesine isabet eden ayrılma payının belirlenmesi yönünde ara karar oluşturulmuş 23/03/2024 tarihli ek rapor alınmıştır.Bilirkişi heyeti ek raporunda şirketin rayiç bilançosuna göre öz varlık tespitini yaparak davacının çıkma payını belirlemiş bunun yanı sıra, Şirketin, üretim faaliyetlerini 2018 yılında sona erdirerek, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ----- fabrika arsası üzerinde sanayi sitesi inşaatı başlattığı, 2021/Ekim Ayı itibarıyla halen maliki oldukları dükkanları teslim aldığı ve bu taşınmazların kiralanması ve yönetimi ile iştigal etmekte olduğu hususunun tarafların kabulünde olup, Şirketin ana iştigal konusu olan ve ------ olarak tanımlanan --------betondan veya suni taştan karo, döşeme taşı, kiremit, tuğla, boru, vb. inşaat amaçlı ürünlerin imalatı” işinde aktif olarak çalışmadığını, fabrika arsalarının dükkan nitelikli taşınmazlara çevrilmesi nedeniyle, şirketin amacının gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, Şirketin üretime yönelik ticari faaliyetlerini sonlandırıp şirket aktifinde yer alan taşınmazları kiraya vererek gayrimenkul sermaye iradı elde eden bir şirkete dönüştüğünü, gerek davalı ortak ... tarafından, gerekse davacı ortak ... tarafından davalı şirkete sağlanan kaynakların TL cinsinden olup, davalı şirketin incelenen 2016-2021 arası yıllar Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde yer alan ve şirket ortaklarından sağlanan kaynakların beyan edildiği Transfer Fiyatlandırmasına konu işlemlere ilişkin beyanlarında TL Cinsinden yapıldığını, ilgili dönemlerde yabancı para pozisyonunda beyanın bulunmadığını,31/12/2021 Tarihinde yapılan 4.879.140,28 TL kur değerlemesinin, şirket bilançosunda ortaklar hesabına yansıtılmadığını ve 2021 Yılı beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyan edildiğini, 2021 Yılında yapılan 4.879.140,28 Tl kur değerlemesi ile 2022 yılında yapılan 4.370.257,33 tl kur değerlemesinin birlikte 2022 Yılı bilançosu ortaklar hesabında yer aldığını, bilanço ile ticari defter kayıtları arasındaki uyumsuzluğun giderildiğini, ortaklar hesabından yoğun girişin sağlandığı ve ortaklara borçlar bakiyesinin büyüdüğü 2018 yılı bilançosu incelendiğinde, şirketin ticari faaliyetlerini durdurmuş olması nedeniyle 3.946.074,35 tl dönem net zararı ettiğini, şirketin banka kredi borçlarının tamamının ödendiği 2017 yılında ağırlığı borç senetlerinden oluşan 5.772.000.-tl ticari borçların,2018 yılında 3.031.000.-tl sinin ödenerek 2.741.000.-tl mertebesine indirilmiş olduğunu, davalı şirketin, 2015 ve öncesinden başlayarak davalı şirket ortağından TL cinsinden borçlandığı tutarlara, kur farkı uygulanacağına yönelik şirket ortakları arasında yapılan herhangi bir sözleşme ve/veya protokol bulunmadığını, daha önce bu yönde yapılmış bir uygulama ve taammül oluşmadığını,12/03/2023 Tarih ve ---- Sayılı ------- yayımlanan 7440 Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” ile; Devletin tüm Vergi alacakları, Gümrük Vergisi alacakları, Sosyal Güvenlik kurumu alacakları ve Devlet kurum, kuruluş alacakları ile Belediye alacakları yeniden yapılandırılmasında yararlanma, ve uygulama koşulları, Vergi ihtilafları, vergi incelemeleri, matrah artırımı, kasa ve stok affı, ve meslek odaları üyelerinin borçlarının yeniden yapılandırılması düzenlemeleri yapılmış olup, İşbu Yasa kapsamda 2018-2019-2020-2021 e 2022 Yıllarına ait Matrah ve Vergi artırımı ile matrah artırımı yapılan yılların incelenmemesi ve bu yıllara tarhiyat yapılmaması sağlanmış olup, davalı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarında, 2023 yılında 93.379,89 TL” lık vergi tahakkuk ettirilerek, matrah arttırımı yapılmış bulunduğu görülmekle, davalı şirkete geçmişe yönelik vergi tarhiyatı ve ceza tahakkuku yapılması olasılığının Af Yasası kapsamında matrah arttırımı yapmak suretiyle bertaraf edildiğinin tespit edildiğini,2019 yılı geçmiş yıl zararının 2020 ve 2021 Yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinde farklı gösterilip, gösterilmediği hususunda yapılan incelemede , Kurumlar Vergisi Beyannameleriyle çelişmediği, davacının bu iddiasının yerinde olmadığını belirttikleri bunun dışında kök rapordaki görüşlerinde değişiklik olmadığını ifade ettikleri anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan yargılama toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları ile davacının ortağı olduğu davalı şirket yönünden fesih kararı verilmesi için ileri sürdüğü sebeplerin şirketin feshini gerektirecek nitelikte sebepler olmadığı, şirket yöneticileri hakkında yöneticinin sorumluluğu davasına konu edilebilecek hususların bu davaya konu edildiği, şirketin ekonomik olarak kar elde eden, ekonomik faaliyetini sürdüren bir şirket olduğu, Ana sözleşmesinde yazılı konularda faaliyetine devam etmemekle birlikte tek başına bu durumun haklı sebep teşkil etmeyeceği, şirketin en son genel kurulunun 23/08/2021 tarihli olduğu, dava tarihi itibariyle başkaca genel kurul yapılmamış olduğu ancak davacının da ortak sıfatıyla genel kurulun yapılmasını teminen haklarının kullanma yoluna gitmediği, kanunen kendisine tanınan haklardan yararlanmadığı, davacının ileri sürdüğü haklı sebepleri ispat edemediği sonucuna varılmış, TTK 636/2 maddesi uyarınca şirketin feshine veya diğer alternatif çözüm yollarına hükmedilebilmesi için haklı sebebin iddia ve ispat edilmesi zorunlu olup somut olayda davalı limited şirketin feshini gerektirecek haklı sebepler ispatlanamadığından şirket yönünden açılan davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizde açılan dava limited şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi talebine ilişkin olmakla bu davanın şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından davalılar ----- yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın davalı şirket yönünden haklı sebeple fesih koşulları oluşmadığından REDDİNE,
2-Davanın davalılar ----- yönünden husumet yokluğundan REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalılar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'nin 3/2 maddesi göz önünde bulundurularak takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... ve ... verilmesine,
Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'nin 3/2 maddesi göz önünde bulundurularak takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.