T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/294 Esas
KARAR NO: 2025/891
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/04/2024
KARAR TARİHİ: 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, taraflar arasında 13.05.2023 tarihinde akdedilen Asansör Yapımına ilişkin sözleşmeden doğan edimleri tam ve gereği gibi ifa etmemesinden ötürü huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olmuş olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın çözümü için taraflarınca 09.11.2023 tarihinde dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, yapılan görüşmeler neticesinde arabuluculuk sürecinin 04.01.2024 tarihinde anlaşamama şeklinde sonuçlanmış olduğunu, müvekkilii şirketin ------ Mah. --------- Sok. -------- Ada -------- Parsel ----------” adresinde inşasını sürdürmüş olduğu projenin asansör tasarım, imalat, temin ve montaj işi için davalı ile görüşmüş, davalının sunduğu asansör fiyat teklifi doğrultusunda ise taraflar arasında anlaşma sağlanmış olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşmada, davalı tarafından işin 15.09.2023 tarihine dek bitirilmesi hususunda ve iş bedelinin ise 30.10.2023 vade tarihli 117.115,00-TL bedelli, 30.11.2023 vade tarihli 117.115,00-TL bedelli ve 30.12.2023 vade tarihli 85.770,00-TL bedelli üç adet çek ile ödenmesinin kararlaştırılmış olduğunu, müvekkili Şirket tarafından anlaşma bedeli olarak belirlenen üç adet çek davalıya teslim edilmiş, teslim edilen çeklere karşılık ise tahsilat makbuzları düzenlenmiş, Ancak her ne kadar Müvekkili Şirket ödemeleri yapmışsa da davalı yan, taahhüt ettiği tarihte işi bitirmek şöyle dursun üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek işi tamamlamamış olduğunu, Nitekim bilahare sunulacak olan taraf şirket yetkilileri arasında ---------- haberleşme uygulamasında gerçekleşen yazışmalarından da görüleceği üzere Davalı Şirket, çeşitli bahanelerle Müvekkili Şirketi oyalamış, Müvekkili Şirketin tüm bilgi alma ve asansör montaj işinin bitirilmesi yönündeki taleplerine karşın işi sürüncemede bırakarak Müvekkili Şirketi zarara uğratmış olduğunu, Davalının işbu kötü niyetli eylemleri sebebiyle asansör montaj işi gecikmiş olup Müşterilere teslim aşamasına gelinen projede her geçen gün aksamalar meydana geldiğinden Müvekkili Şirket oldukça zor durumda kalmış, dairelerin alıcılara teslimatı geciktiğinden kimi Müşterilerin mağdur olmaması adına geciken dönem boyunca kiraları Davacı Şirket tarafından karşılanmış, Ayriyeten müşterilerin asansör vasıtasıyla taşınabilecek eşyaları üst katlara çıkarılamadığından hamallarla taşımalar yapılmış ve yine masrafının Müvekkili tarafından karşılanmış olduğunu, Müvekkili Şirket tarafından davalıya toplam 320.000,00-TL ödeme yapıldığı ancak davalı tarafından yüklenilen işlerin Müvekkili Şirkete teslim edilmediğinin aşikar olduğunu, Davalı yan, sözleşmedeki edimlerini 15.09.2023 taahhüt tarihinde yerine getirmediğinden Müvekkili Şirket tarafından --------- Noterliğinin 30.10.2023 tarihli --------- yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek işin taahhüt edilen asansör montaj işine 3 (üç) gün içerisinde başlanılması ve 15 (Onbeş) iş günü içerisinde işin tamamlanması aksi halde hukuki yollara başvurulacağı hususları elektronik tebliğ yoluyla ihtar edilmiş olduğunu, Ne var ki anılan ihtarname davalıya tebliğ edilmişse de davalı ne işi tamamlamış ne de Müvekkili Şirket tarafından ödenen 320.000,00-TL'yi iade etmiş, Müvekkili Şirket tarafından sözleşme bedeli kambiyo senedi vasfını haiz 3 (üç) adet çek ile ödendiğinden davalı, işbu çekleri kendine sermaye etmiş ve çekleri dava dışı üçüncü şahıslara ciro etmiş, Müvekkili Şirketçe, ticari itibarının zedelenmemesi ve hukuki muamelelere maruz kalmamak adına çek bedellerinin dava dışı üçüncü kişilere ödenmek durumunda kalınmış, İşbu durumun kabulü mümkün olmayıp 320.000,00-TL'nin işleyecek faizi ile birlikte Müvekkili Şirkete ödenmesi gerekmekte olduğunu, Yaşanan tüm bu olaylar sonrasında her ne kadar davalıdan yazılı ve sözlü olarak işin tamamlanması talep edilmişse de davalı yanca asansör montaj işlemini tam ve gereği gibi tamamlanmadığından Müvekkili Şirket, daha fazla zarara uğramamak adına işin kalanını dava dışı üçüncü bir firmaya yaptırmış olup yapılacak işin ederinden çok daha fazla zarara uğradığını, Zira Müvekkili Şirket, davalı ile anlaşma sağladıktan sonra işin gereği gibi yapılacağına dair güven duymuş, Davalı ile anlaşma sağlandığı esnadaki asansör montaj işinin piyasa Maliyeti ile davalının işi tamamlamaması sebebiyle işin üçüncü bir firmaya yaptırılması sebebiyle değişen piyasa koşullarında müvekkili şirket zarara uğramış olup davalı, Müvekkil Şirketin menfi zararını da tazmin etmek mecburiyetinde olduğunu, Emsal niteliğindeki Yüksek Mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere, tam ve kesin tutarı bilirkişi marifetiyle tespit olunacağından Müvekkili Şirketin şimdilik 1.000,00-TL tutarındaki menfi zararının da davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davalı ile Müvekkili Şirket arasında akdedilen sözleşme müvekkili şirket tarafından haklı nedenlerle feshedilmiş olup daha evvel sözleşmenin ifası için davalıya verilen toplamda 320.000,00-TL'den davalı tarafından yapılan işin tüm sözleşme bedeline oranı bilirkişi marifetiyle tespit edilerek kalan bakiyenin, yine bilirkişi marifetiyle tespit edilecek menfi zararın ve her iki alacak yönünden de temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etme zaruretinin hasıl olmuş olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakkı saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, müvekkili şirket tarafından ödenen bedelin işbu alacak kalemine temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte iadesine, menfi zarar ile işbu alacak kalemine temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Mahkememizce dinlenen davacı tanığı --------- " --------- isimli firmanın ben yetkilisiyim. Davacı ---------. Şirketi beni arayarak anlaşmış olduğu asannsör firmasın işi bıraktığını ve parasını ödemiş olmasına rağmen kalan işi yapmadığını söyledi, ben de yarım kalan işi yapmak üzere söz sonusu yere gittim, işi yapmaya başladığımda işin sadece %25 - %30 luk bir kısmı yapılmıştı, diğer kalan işi ben tamamladım, ödememi aldım, işi teslim ettim. Ödeme miktarını üzerinden zaman geçtiği için şuan hatırlayamıyorum, kalan % 70 lik kısmın ücretini aldım, ----------isimli asansör firmayı tanımamaktayım dedi. '' şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları kapsamında, davacı ve davalı tarafın 2023-2024 yılı yasal ticari defterleri, dayanak kayıtları, ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılması ve varsa zarar miktarının hesaplanması için bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış olup alınan rapordan özetle; davacının iade borcu kapsamında ödemiş olduğu toplam 320.000,00 TL bedeli davalıdan talep edebileceği, bu tutardan mahsup edilebilecek işin yapılan kısmına dair ise dosya içerisinde bir evrak bulunmadığı, davacının sonradan yapmış olduğu sözleşme nazara alındığında, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yüklenicinin ifa etmiş olduğu bir edime rastlanılmadığı, davacının yine menfi zarar kapsamında 3. Kişiye niza konusu asansörü daha yüksel bedelle yaptırdığından, 10.000,00 TL” lik zararını davalıdan talep edebileceği anlaşılmıştır. Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, taraflar arasında kurulan eser sözleşmesinden doğan yükümlülüğün yerine getirilmediği iddiasıyla bedel iadesi ve menfi zararın tahsili talebine ilişkindir.Dosya kapsamından; davalını davacıya 13.05.2023 tarihinde, 10 Kişilik asansör imalatı ve montajı için 284.270,00 TL + KDV üzerinden teklif verdiği, bedelin 3 ayrı vadeli çek ile ödeneceği, teklife göre teslimin asansör kuyusunun teslimden itibaren 3 ay içinde yapılacağının kararlaştırıldığı, söz konusu eser sözleşmesinde davacının iş sahibi davalının yüklenici sıfatına haiz olduğu, davacının sözleşme kapsamında 17.05.2023 tarihinde davalıya toplam bedeli 320.000,00 TL olan 3 adet çek teslim ettiği, dosya içerisinde asansör kuyularının davalıya ne zaman teslim edildiğine dair kayıt olmamakla birlikte, dosya içerisindeki yazışmalara bakıldığında 15.07.2023 tarihinden itibaren asansör kuyularının montaja uygun halde olduğuna ve sonrasında montaj yapılma taleplerine ilişkin karşılıklı yazışmalar olduğu, bu yazışmaların 21.10.2023 tarihine kadar devam ettiği, 30.10.2023 tarihinde davacı tarafından asansör montaj işine 3 gün içinde başlanılması 15 gün içinde de işin tamamlanmasına dair davalıya ihtarname gönderildiği, bu ihtarnamenin 05/11/2023 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, sonrasında ise davacı tarafından dava dışı 3. Kişi ile 330.000,00 TL üzerinden yeni bir asansör sözleşmesi imzalandığı anlaşılmıştır.
Müspet zarar (olumlu zarar) sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden ifa edilmemiş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki fark, menfi zarar ise yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Yani müspet zararın konusunu sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararlar oluşturmaktayken, menfi zararın konusunu ise sözleşme hiç yapılmamış olsaydı doğmayacak olan zararlar oluşturmaktadır. Menfi zarar kurulamayan veya geçerli olmayan bir sözleşmeden kaynaklanıyorken, müspet zarar borcun ifa edilmemesinden kaynaklanmaktadır.
---------- sayılı ilamında; "...Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur.
Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112). Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz.
Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir.
Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar . Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder ." Dosya kapsamındaki deliller, dinlenen tanık beyanları ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında; davalı yüklenicinin temerrüde düştüğü ve davacı iş sahibinin bu durumda sözleşmeden dönebileceği, davacı tarafından işbu dava ile talep edilen zararın menfi zarar olduğu, davacının ödemiş olduğu toplam 320.000,00 TL bedelden işin yapılan kısmının mahsup edilmesi sonucu kalan kısmı davalıdan talep edebileceği, mahkememizce, işi sonradan alıp tamamlayan 3. Kişinin tanık olarak dinlendiği ve tanığın yaklaşık %25'lik kısmının yapılmış olduğunu, geri kalan kısmı kendisinin yaptığını beyan ettiği, davacının dava dilekçesinde de işin belli bir kısmı yapıldıktan sonra yarım bırakıldığının belirtildiği, davacı vekili tarafından, tanık beyanına uygun olarak, ödenen bedel olan 320.000,00 TL'den %25'lik bir mahsup yapılarak ıslah dilekçesi sunulduğu anlaşılmaktadır. Yine menfi zarar kapsamında, davacının, 3. kişiye söz konusu asansörü daha yüksek bedelle yaptırdığından, 10.000,00 TL' lik zararını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin sunmuş olduğu 24/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının davalıya göndermiş olduğu --------- Noterliği'nce düzenlenen 30/10/2023 tarihli ---------- yevmiye nolu ihtarname davalıya 05/11/2023 tarihinde tebliğ edilmiş ise de ihtarnamede davalıya işi bitirmesi için 15 iş günü süre verilmiş olup verilen ücretin iadesi istenilmediğinden, davanın kısmi dava olduğu da dikkate alınarak dava dilekçesinde talep edilen tutar yönünden dava tarihinden itibaren, kalan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren avans faizine hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
250.000,00 TL'nin 11.000,00 TL'lik kısmı yönünden kısmı yönünden dava tarihi olan 25/04/2024 tarihinden, 239.000,00 TL'lik kısmı yönünden ıslah tarihi olan 24/09/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar harcı olan 17.077,5 TL'nin dava açılırken peşin olarak yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 4.082,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye kalan 12.567,90 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 4.937,20 TL (peşin -ıslah - başvuru) harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Dava nedeniyle davacı tarafından yapılan 15.274,00 TL yargılama gideri masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde -------- ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,
Dair, davacının yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/12/2025