T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/1128 Esas
KARAR NO: 2025/918
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 23/03/2022
KARAR TARİHİ: 12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu olan --------- plaka sayılı aracın müvekkili şirketçe 23.11.2019 - 23.11.2020 tarihleri arasında ------- Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını, 06.01.20202 tarihinde saat 21:00 sularında --------- İl yolu üzerinde tek araçlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın, sürücü kasko sigortalı -------- sevk ve idaresindeki --------- plaka sayılı araç seyir halinde iken ---------- Şirketine ait direğin yola düşmesi ve aracın bu direğe çarpması neticesinde meydana gelmiş olduğunu, meydana gelen kaza sonucu müvekkil şirketin kasko sigortalısı olan ---------- plaka sayılı aracın hasarlanması sebebiyle poliçe teminatları kapsamında müvekkili şirketçe sigortalısına toplam 19.832,14 TL sigorta tazminatı ödemesinin yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde kaza tespit tutanağında da açıkça yazılı olduğu üzere --------- Şirketi 2918 sayılı KTK m. 13/b (Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür. Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayolu yapısında yapacakları ve esasları yönetmelikte belirtilen çalışmalarda, gerekli önlemleri alarak, aldırarak ve devamlılığını sağlayarak, trafik akımını ve güvenliğini bozmayacak tarzda yapmak,) ve Karayolları Trafik Yönetmeliği madde 19 (Yükümlülük İlgili bütün kuruluşlar, yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu oldukları karayollarında, karayolu yapısını, Trafik işaretlerini, trafik güvenliğini sağlayacak şekilde yapmak ve bulundurmakla yükümlüdürler.) amir hükümlerine aykırı hareketleri sebebiyle ve haksız fiil hükümlerince meydana gelen kazada %100 kusuru ile bu hasarın tamamından sorumlu olduğunu, TTK.nun 472 maddesi uyarınca sigortacı ödeyeceği tazminat miktarı kadar sigortalısının haklarına halef olduğundan, müvekkil şirketçe ödenen 19.832,14 TL sigorta tazminat miktarınca ve haksız fiil hükümlerince karşı taraftan rücuen tazmin haklarının olduğunu, izah olunan 19.832,14 TL hasar tazminatı ödemesine ilişkin müvekkili şirketin ilk önce davalıya rücu mektubu gönderdiğini, ancak davalı tarafından sonuç alınmadığını ve buna istinaden --------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini beyanla, haksız ve kötü niyetli bir şekilde likit bir alacağa karşı yapılan itirazın iptali ile %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava niteliği itibariyle itirazın iptali davasıdır.--------- sayılı kararı ile " Davacı ile davalının tüzel kişi tacir oldukları, TTK hükümlerine göre kurulmuş ticari şirketler olup tacir sıfatına sahip oldukları konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, her iki taraf tacir ise TTK.'nun 4/1 maddesine göre uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğunda davanın nisbi ticari dava olarak kabulü gerekecektir. Bu halde ise, 6102 sayılı TTK' nın 4/1 ve 5. maddesi gereğince ihtilafın çözümünün Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan, mahkememizce görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde "dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesine yer verilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı" düzenlemesine; TTK'nın 16/2. maddesinde "kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları" hükmüne, yer verilmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınmalıdır.Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, ------- Esas, --------Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.Somut olayda;Görülmekte olan dava, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı için yapılan ödemenin zarar sorumlusundan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir.Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, ------ Esas, -------- Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir.Somut olayda, davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (-sigortalı araç hususi araçtır-) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari davada olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından, HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Dosyanın kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içinde başvuru halinde, görevli --------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın -------- HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-HMK.'nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek karar verildi. 12/12/2025